TC İnsanlık Suçu İşledi; Yargılanmalıdır! (VİDEO)
Hükümet, muhalefet, Türk-İslam, Kemalizm gibi sistemin farklı kanatlarından birini ayrık tutmadan, devlet ve devletçilerin tümünü, gerillalara karşı işledikleri insanlık suçundan dolayı lanetliyor, hayatını kaybeden gerillaların ailelerine ve Kürdistan halkına da baş sağlığı diliyoruz. PKK'nin engellemelerine ve TC'ye kalkan görevi yapmasına rağmen, Kürdistan halkı, Devlet ve devletçilerin işledikleri insanlık suçlarının hesabını mutlaka soracaktır.
İttihat ve Terakki’den devraldığı soykırım Kültürünü kesintisiz ve tereddütsüz devam ettiren TC, işlediği binlerce insanlık suçlarına bir yenisini daha ekledi.
PKK’nin Çukurca saldırısına, Cumhurbaşkanından başlayarak devletin tüm üst yönetiminin “intikam” söylemlerinden sonra devlet, yirmiden fazla gerillayı (her türlü savaş kurallarını çiğneyecek şekilde) kimyasal silahlarla katletti.
Basına yansıyan görüntüler, “ben insanım diyen” herkesi çıldırtmak için tek başına yeterliydi. Bu görüntüler 88 yıllık ırkçı, işgalci zihniyetin ne olduğunu çok net ortaya koyuyordu.
Bu tür görüntüler karşısında soğukkanlı olmak neredeyse olanaksızdır. Zaten devletin de yapmak istediği tam da buydu; Kürdlerin soğukkanlılığını yitirmesi, akılcı yöntemleri terk etmesi ve duygusal tepkilerle haklı davalarına gölge düşürerek devlete koz vermesi…
Kürdlere sözcülük yapan politik yapılar/aktörler samimi olsalar, sırf bu görüntülere dayanarak TC’yi uluslar arası alanda mahkûm edebilir ve Kürdlerin haklı davasının dünya kamuoyunda sempati ve destek bulmasını sağlayabilirler.
Daha önce de iki gerillanın cesetlerini bağlayarak sürükleyen TC, bu görüntüleri basına yansıtmıştı. Bu görüntüler de duyarlı Kürdlerde haklı olarak tepkilere neden olmuştu. Bu olayı, “Bu görüntüler herkesi dağa çıkartır” başlığıyla haberleştirmiş ve oynanan çirkin oyuna dikkat çekmiştik.
Kimyasal silahlarla yakılan gerilla görüntüleri çok daha ağır etkiliyor insanları. Bu görüntüler, TC’nin lanetli/faşist yüzünü gösteriyor kuşkusuz ve her türlü tepkiyi fazlasıyla hak eden bir sistem olduğunu kanıtlıyor.
Basına yeteri kadar yansımasa da TC’nin benzer vahşetleri binlerce kez uyguladığını ve insanlığa karşı suçlar işlediğini biliyoruz.
Bu suçları neden mahkûm edemiyoruz?
Kürdlerin haklı davasını uluslar arası alanda “terör” sorununa indirgeyen PKK, yakın zamanda Batman, Siirt ve Bingöl’de gerçekleştirdiği eylemlerle, tıpkı devlet gibi uluslar arası hukuk kurallarını çiğneyerek devletin suçlarının mahkûm edilmesine engel teşkil ediyor…
Demokrasiden ve değişimden yana bütün dünyanın lanetlediği ve bizzat kendilerini iktidara getirip koruyan güçlerin dahi gözden çıkardığı Ortadoğu diktatörleri bir bir yıkılırken, PKK, diktatörlerin, statükonun yanında yer alarak değişime ayak diremektedir. Dün Saddam ile müttefik olan PKK, İran rejiminin de en sadık savunucularından biri olduğunu defalarca gösterdi bu güne kadar. Daha da beteri Esad rejiminin açıkça bekçiliğini yapan PKK bu tutumuyla, TC’den daha gelişmiş ve demokrasiye daha yakın olduğunu kimseye inandıramıyor. Dolayısıyla uluslar arası alanda TC, tüm suçlarına karşın “kötünün iyisi” olarak kabul görüyor.
Mevcut durum, PKK şahsında Kürdleri, uluslararası camianın gözünde, ‘demokrasi karşıtı, barbar’ bir cephenin bileşeni olarak görülmesini sağlıyor. Bu durum, Kürdlerin meşru haklarının göz ardı edilmesini ve PKK’ye göre değişime daha açık bir görüntü veren TC’nin insanlık suçlarına göz yumulmasını da sağlıyor.
Devletin işlediği tüm insanlık suçlarında olduğu gibi, son barbarlığının yarattığı haklı tepkiyi devlete yöneltmek ve Kürdlerin ulusal haklarına vurgu yapmak varken; PKK/BDP, bu haklı tepkiyi sistemi aklayacak şekilde sadece Hükümete yönlendirmekte, ortaya çıkan aynı zamanda ulusal nitelik taşıyan potansiyeli de Öcalan’ın pazarlık gücünü(!) arttırmak için heba etmektedir.
Kürdler, gençleri/gerillaları yöneten, yönlendiren ve sistem içi kavgada statükoya mevzi kazandırmak için devlete yem yapan zihniyetin etkisini kırmadan/ortadan kaldırmadan Devlete gerçek anlamda yönelemeyecekleri gibi, gençlerinin de böyle barbarca katledilmesine engel olamayacaklardır.
Sistemin farklı kanatları olsa da, temel konularda (özellikle de Kürd/Kürdistan sorununda) bir bütünlük teşkil eder.
Gerillaların kimyasallarla katledilmesinde Abdullah Gül, Recep Tayip, Fethullah ve benzer tüm devletçiler suçludur; hem de birincil dereceden. Ancak, sadece bunlara veya Hükümete yönelmek demek, sistemi unutturmak ve sistem içi kavganın aracı olmak demektir.
PKK medyası olayı işlerken, ‘Fethullah’ın askerleri’, ‘AKP’nin insanlık suçu’ gibi ifadeler kullanarak Kürdistan halkının tepkisini sistemin bir kanadına yöneltmeye çalışırken, sistemin diğer kanadının “suçsuz” olduğu algısının yerleşmesine vesile oluyor. Bu da sistemle bir bütün olarak radikal tarzda hesaplaşmanın önünü kesiyor.
PKK bunu çok bilinçli olarak yapıyor; çünkü PKK’yi yönetenler sistemin Kemalist kanadıdır. Bu durumu bizim kadar Avrupa, ABD ve diğer güçler de görüyorlar kuşkusuz. Kemalizm, tıpkı BAAS gibi miadını doldurduğu ve dünya güçlerinin gözünde meşruiyetini yitirdiği için, PKK’nin sadece Hükümete yönelip Kemalizm’e mevzi kazandırma çabasına prim vermemek için, devletin insanlık suçlarına karşı gerekli tutumu almıyorlar.
Ulusal talebi olmayan, kanlı Türk bayrağının bekçiliğini yapan ve bütün ulusal potansiyeli Öcalan vasıtasıyla Kemalizm’e kurban eden PKK/BDP zihniyeti, bu insanlık suçlarının işlenmesinde pay sahibidir. Bu gerçekliği görmeden, barbar TC’nin insanlık suçlarını mahkum etme olanağımız olmaz.
PKK’nin Kemalist kimliğini ve misyonunu eleştirdiğimizde, sistemin bir kanadına yaslanarak politika yapanlar, üçüncü seçeneğin olanaklı olduğunu ve Kürdistani duruşun bu üçüncü seçenekte yattığını bilmedikleri veya bilmek istemedikleri için bizi “Hükümeti aklamakla” suçluyorlar.
Oysa bizim kaygımız çok farklıdır. Sistemin bir kanadına yüklenip, sistemin en karanlık kanadını diriltmeye, aklamaya çalışmak gibi bir ihanete dikkat çekiyoruz.
Sistemin işlediği bu insanlık suçundan AKP’de, Fethullah Gülen de, Erdoğan da suçludur ve onlarla birlikte bu barbar sistemi savunan herkesi de tereddütsüz lanetliyoruz. Ama işlenen suçları sadece bunlarla sınırlamak, bu vahşet ile birlikte, Koçgiri, Dersim, Piran Ağrı, Zilan ve diğer tüm katliamları, soykırım ve insanlık suçlarını aklamak demektir. PKK ve Türk solu bunu çok bilinçli bir şekilde işliyor.
Kürdistan halkına karşı işlenen insanlık suçlarını, her hangi bir hükümetle, parti veya kişiyle sınırlandırılamaz; bir bütün olarak sistem suçludur. Bu gerçeği görmekle ancak ulusal bir duruş sergileyebilir ve işgalci zihniyetin her türlüsünü lanetlemiş oluruz.
Bütün Kürdlere düşen görev, zor olmasına rağmen duygularına teslim olmadan, devletin hizmetinde olan Öcalan ve anlayışına güç vermeden TC’nin barbarlığını teşhir etmektir. PKK/BDP, bu olayı da diğer olaylar gibi siyasi rant aracı olarak kullanmasa, TC’yi uluslararası Adalet Divanında yargılatmanın önünde hiçbir engel yoktur. Herkese düşen görev, TC’yi yargılatmak için çaba sarf etmektir.
Özgür Bireyler Topluluğu olarak, Hükümet, muhalefet, Türk-İslam, Kemalizm gibi sistemin farklı kanatlarından birini ayrık tutmadan, devlet ve devletçilerin tümünü, gerillalara karşı işledikleri insanlık suçundan dolayı lanetliyor, hayatını kaybeden gerillaların ailelerine ve Kürdistan halkına da baş sağlığı diliyoruz.
PKK'nin engellemelerine ve TC'ye kalkan görevi yapmasına rağmen, Kürdistan halkı, Devlet ve devletçilerin işledikleri insanlık suçlarının hesabını mutlaka soracaktır.
Tüm Kürdleri daha bilinçli davranmaya sistemin iş hesaplaşmasında figüran olmamaya ve barbar TC'den hesap sormaya davet ediyoruz...
Haber/Yorum
--------------------------------------------------------------------------



Yorumlar (49 gönderildi):
Sadam fa$i$t itine acik $ekilde destek olan Batili katilerin katil olmadiklarini ancak ancak bu vah$ete sesiz kalamdiklari an Allah huzurunda belki af edilebilinirler.
onun icindirki cok asker cenazesi yanlis ailelere verildi,yoksa PKK seker bombalarimi atiyor.Onun icin biraz dürüst olup gercegi carpitmayalim,PKK nin dösedigi iyi bombaymidilar? Bir ata sözü vardir siddet eken siddet bicer.Bunu hicbir insan ,hicbir millet ve hic bir varlik hak etmiyor.Onun icin gün siddeti terk etme birlesme ve birlik olma günüdür,Allahinizi severseniz neyi paylasamiyoruz,PKK bombasiyla yanan askerin degeri dahami az ,bun yazilan yazilar,ve videolar düsman yaratmakdan baska bir seye yaramiyor.
saygilarimla
Türklerin atalarından Hun- Atilla'nın avrupalı çocuk- kadınlarına yaptıkları katliamlardan, Barbarlıktan dolayı boşuna türklere BARBAR TÜRKLER dememişler. Tc. sömürgeci vampirleri tam da kendi şanına layık olanını yapmışlar. Fazla şaşmamak gerek. Bu ne ilk, ne de son olacaktır. Kahrolsun...
Kimi maslahçılara: Ne kadar da yufka yürekliymişsiniz. "Aman yayınlamayın şiddeti doğurur" deniliyor.Asıl şiddeti doğuran BARBAR, KATİL, Sömürgeci T.C. nin ta kendisi değilmidir? KÜRTLER En tabii insani yaşam hakkı için Taş üstünde taş bırakmasa da en meşru hakkıdır. Hak gasbına uğramıştır. ya T.C
niçin şiddeti yaratıp tırmandırıyor? Gaspettiği KÜRD'ün hakkını vermemek için?
Asagidaki yaziyi tümüyle degil hakaret bölümünü tasiyan kismi aktariyorum...yazinin tümünü okumak isteyen link ten devam edebilir...Yaziyi yazan pisligin sonunun yakinda TC gibi helak olmasini dilerim...
_____________________
..........
....
İlk hareketi dedeprem sonrası Bingöl'de yaptılar.
Kendini patlatan ve 3 masum vatandaşın ölümüne yol açan "kahpenin" asıl hedefi,29 EkimCumhuriyet Bayramı törenleriydi.
........
....
ABDULLAH ABDULKADİROĞLU - SAMANYOLU HABER ANKARA TEMSILCISI
abdulkadiroglu@samanyolu.com.tr
twitter.com/aakadiroglu
http://samanyoluhaber.com/h_712870_Gundem-iste-sok-eden-hedef.html
türk devletinin anadoluya göçün en bariz barbarlık örneğdır.. hele bu çağda ınsanlara bu yapılırmı!
ayıptır, gunahtır.
namertler..
bu devletın katılın meclısınde kurdun ışi ne? diye düşünüyorum..
TC, Imralida elde ettiği avantajın verdiği imkan ve üstünlüğünü kulaniyor.
IMRALININ DERIN DEVLET OLDUĞUNU SÖYLEYINCE HEVALLERIMIZ kızıp bozarlardı..
Koster mi bozuldu, oyunlar mı bozuldu!!
Kurd halkının başı sağ oldun.. bu vahşeti dünyaya duyurmayı becermeyen bir siyasi hareket nasıl Kürd halkının "iradesi" olur?
Lafla gemi yürümez.. netice ortada.
Saygılarımla
Nasname'yi uzun zamandir takip ediyorum. Kurd hareketi icinde aklin ve sagduyunun sesi oldugunu dusunuyordum; ta ki, savas yeniden yogunlasip siddet tekrar artmaya baslayana kadar. Son olaylardan sonra uzulerek goruyorum ki, Nasname'de Pkk ile ayni agzi kullanmaya siddeti farkli bir sekilde tesvik etmeye basladi. Artik Nasname'nin Firatnews ya da ozgur gundem gibi pkk medyasindan bi farki kalmadi. Saygilarimla...
kendi potansiyeli ölçmek için yabancı yardım almadık diyenlerin kürtlerin öldürdük ile açıklanır bu söyledikleri..
türk toplumunun nefret söylemleri ve nefret konusunda ki sözleri tek başına uluslararası bir kamuoyudur. bdp yapamayacaktır bu ilmeleri. sadce bu kamuoyu oluşrturma üzerinden kurdun sıkışık haline bir menfez açan kurd halkının gönlünde taht kuracaktır.
dünya kamuoyunun gözü önünde hemde duralıklık oluşmuşken bu konu hemen bir şekilde uluslar arası bir mahkemeye taşınmalıdır. kendi potansiyeli kurde uygulayan ve şu ana kadar da bir cezai mueyyediyle karşılaşmayan bir bakanaın varşlığı bize bunun bir devlet politikası olduğunu göstermektedir... bilmiyorum kimden bekliyoruz ki...mesela sayın psk yönetimi böyle bir lobi faliyeti yürütürse kurda dair bir umud ve kurde bir yol göstermişl olur...
O analara söyleyecek her söz, yasadiklari aci karsisinda anlamsiz kalir.Onlar bizim cocuklarimiz, onlar kardeslerimiz, birer parcamiz, herseyimiz. ANNE YÜREGIMLE HAYKIRIYORUM, ne olur evlatlarimiza SAHIP CIKALIM. Bir vahset anitini yaptiralim, bunuda ANKARAYA MECLISIN KARSISINA DIKELIM, (taabiki buna izin vermezler) AMA BÜTÜN MECLISTEKI EFENDILERE BINLERCE MEKTUP TELGRAP KINAMA KARTLARI GÖHDEREBILIRIZ; Binlerce IMZA toplayip onlari kinayabiliriz.
En bastada ERDOAN ve EMINE AYNA savas cigartkanina,HASIP KAPLAN kaplan kesilene, BAHCELI VE SURAKASINA, SAYIN ELCI BEYIMIZE (hele o kürt oylariyla, kan oylariyla oraya geldi) ne yapiyor?
LEYLA ZANAYA (anamiza) SIZ NE YAPIYORSUNUZ???????????BIZIM KANIMIZ ÜZERINDE SIYASET YAPIYORSUNUZ VE HALA DÜSMANLARIMIZ EKSENINDE SIYASET YAPIYORSUNUZ!!!!!!!!! ÖYLE DEgilmi?? Ölen sizin cocuklariniz degil, bu halkin evlatlarinin cani cehenneme diyorsunuz. Nasil olsa cocuklariniz GÜVENCEDE degilmi??????
YAZIKLAR OLSUN KI ; SIZIN GIBI HALKI TEMSIL ETMIYEN VE KAN ÜZERINDE SIYASET YAPINLARA , oraya sizler LAYIK DEGILSINIZ, DEGILSINIZ............ HALKIMIZIN BILGISINE
Kürtlere barbarca davranan t.c devletine hizmetinizdeyim diyen Öcalan değilmidir.İşbirliğini bu kadar açık beyan eden Öcalanı ancak senin gibi kandırılmış Kürtler bu ve balın dışında tutabilir, vijdanınız buna nasıl elverebiliyor doğrusu anlamak zor. Kürt halkı hiçte öcalanı sahiplenmiyor. Bugün bu vahşeti sergiliyen akp bile Öcalan ve örgütünden Kürdistanda daha fazla oy alıyor.
Kürtler üzerine büyük bir tezgah kurulmuş bu tezgahın en önemli işbirlikçi ayağı Öcalan ve onu Kürtlere dayatan Kürt düşmanı zihniyettir.
fazla uzaklar gitmemize gerek yok tc nin cumhur baskanindan tut basbakan kader fasizan bir sekilde kürtlere bedeleri agir olacak demedimi?
ikincisi wande deprem oldu allahinizdan fazlasiyla günvediginiz devlet 24 saat gecikmeyle deprem bölgesini gitimi bu terör deyilde nedir?
asya...neymis devlet gücunu denedi gücun ilam kürtler üzerimi olacak.fetullah denilen ... kürtleri öldurun asin köklerini kazin demedimi?bu terör deyilde nedir. allah kürtleri fasist munafik feto ve devletinden korusun en büyuk terörist devlet ve feto cematidir
Ayrıca uçaklar gidip bombalıyor. Bomba bu mermi falan değil... Su testisi su yolunda kırılır. Herkes yaptığının hesabını bir şekilde öder. Dünyanın kanunu bu... yapacak birşey yok. Öldürülen askerler de ana kuzusuydu... Onlar da vatan evladıydı... Kimse bu kirli savaşta bir tarafı tutarak şaşı gözlerle bakmasın hadiselere.
Ne yazacağımı bilmiyorum,ama KURD halkının bu yeryüzünun cehennem bekçilerine nasıl yem oldukları konusunda elbette benimde bir fikrim var!.
Bu fikrimi ancak sorularla ifade edebilirim:Sadece bugünmü kurdleri vahşice öldürüyorlar ? Hayır ;tam İKİYÜZ SENE OLDU !bırakın Millet olma haklarına sahip olma Hakkını,Yaşam hakkını bile tanımıyorlar.Neden?Nedeni vardır.Daha asıl sebebine gelmedim
Emperyalist işbirlikçiler güçlü oldukları içinmi << Kürdleri-Kürdistanı Dörde Böldüler << ?Hayır.Kürd halkının güçsüz olduğundanda değil. Peki ne ? dahası var.
Bütün kürdlerin ayni düşüncede-Görüşte olduğu yada olması gerektiğinide Hiç kimsenin savunduğunu düşünemem,olmazda.
Ayni fikirde olmaları 'gerekenler' vardır.
Peki nedir ? "Kürd Milletinin" ( yüzyıllardan beridir,Kanayan yarasının Kabuk Tutmamasının sebebi ) ?Neden demeyin Bir sebebi olmalıdır.Dahası var...
Kürdlerin,Kendi varlığı konusunda ;Hem fikir olduğu muhakkaktır.Sadece varım demekle "Kürd Milleti" Millet olma hakkına kavuşmuyor.
Dahada önemlisi;Kürdler kendi varlığına sadece varolduğuna sahiplenmesi FİKRİ bile doğal bir ortak fikir olarak "Millet olma bilinciyle" gelişmedi.
Zalimler tarafında kürd olduğu için dışlandı,öldürüldü ve nezamanki toplu katliyamlara 'JENOSİD'lerine maruz kaldı.Aha o zaman "Millet olma bilincine vardı" Fakat varolması gereken haklarına nasıl kavuşması gerektiğinin bilincine henuz varmamıştır.
Bilinç olsa dahi,ortak bir fikirleri henuz oluşmamıştır.Bireysel bilinç bazında kalıyor.Bir yumruktan sözetmiyorum.
Bir elin bütün parmaklarıyla var olan bir şeyi sahiplenmek elden-avuçtan tutmak vardır.Birde tek parmakla işaret etmek vardır.Kürdlerin bugün yaptığıda tamda budur,Tek parmakla haklarını ancak işaret ediyorlar.Bu şekilde Hakına ulaşmanın ihtimali sıfırda değil sıfırın altında olduğunu herkes iyice aklına koysun.
Kürd Milleti neden emperyal sömürgecilerin sömürüsünden kurtulamıyor ? Yada Nasıl Kurtulacak ?
Nasıl sömürüldüğünü çözerse,Nasıl kurtulacağının anahtarını eline geçirecektir.Sömürgeciler kürdleri tokatlıyor,kürdlerde dönüp biririni tokatlıyor.Daha açık bir dille maddi ve manevi olarak kürdleri sömürüyorlar;Kürdler ise manevi olarak birbirini sömürüyor.Sömürgeciliğin her iki hesabıda kürdlerin sırtında ağır bir yüktür kemikleşmiş bir kamburdur.
Kürdlerde az sömürgeci değil ama sadece kendi kendisini sömürür !farkındada değil.Farkında olsa bile ,bireysel hırs çıkar,mevki, makam rekabeti kör edendirya.
Kürd Milletinin eleştiri kültürünün gelişmemiş olmasıda ayni zamanda kanayan bir yaradır,Eleştirinin yerine saldırmayı karalamayı önplanda tutukları için ULUSAL meselelerde ittifakları oluşmuyor,Örgütlenemiyorlar.
Kürdlerin var olan siyasi örgütlerini,Bir yanda sömürgeci sistemler tarafından sindiriliyor,Biryandada kürdüm haklarımı ve özgürlüğümü istiyorum diyenlerin saldırısına uğruyorsa karalanıyorsa herkirli çamur atılıyorsa,Haktan özgürlükten sözetmek hayaldan ibaret kalır.Burda sözkönusu olan bir halkın kolektif haklarıdır.
Bireyler değil bireylere kim hakverirki yada yalnızda elde edilecek haklar değil.Ancak ittifakla gerçekleşmesi gereken bir mücadele biçimiyle Hak ve özgürlüklere kavuşabiliriz.
Haksizlik etmeyelim;Belki baska yerlerde bu tavri gösteren insanlar mutlaka olmustur.Ama onlarda cok az olduklari icin ,kimse onlarin sesini pek duymadi bile.
Tersine yapilan isgalci bir devletin barbar ve gadarca saldirganligina Türk ulusunun ezici bir sekilde istirak etmeleridir.
Maalesef bu sayfalarda da bu tür sahislar pek az degillermis.
Yanlis,dogru ,eksik veya fazla tek amaclari kürdistan davasini savunmak olan en azindan bu inancla oraya giden gerilalara yapilan bu vahset karsisinda , bu gibilerin baslarini önlerine egip utanacaklari yerde,tersine bu barbarligi utanmadan savunmalari tek kelime ile igrenc bir tutumdur.
Ben böylelerini insan degil,hayvan bile görmüyorum.Bunlar hayvan olarak görmek,hayvanlara hakaret olarak kabul ederim.
Cünkü hic bir hayvan öldürdügü hasmina iskence yapmaz.Ya onu yer,yada alir basini ceker gider.Oysa Tc askerleri ,insanlarimizi her tür asagilik yöntemlerle katletmeleri yetmezmis gibi ,onlarin irzina gecmekten tutalimda,kulaklarindan tespih yapmalarina varana kadar her tür barbarligi yaptilar ve halada yapiyorlar.
Bu barbarligi desifre ve teshir etmek,kendisine insanim diyen her bireyin görevidir.Oysa bazi utanmazlar bunu yapmadiklari gibi, cok piskince bir eda ile,bu görevi yapanlari elestirirler.
Bizler böylelerini iyi taniriz.Bu gelenek osmanlidan beri süregelen barbar ve kahpe bir gelenektir.
Bu öylesine rezil bir töredirki,hic kimse ne olursa olsun yukariya muhalefet etmeyecek.
Bir yerde Kadinin irzinami gecilmis,cocuga iskencemi yapilmis ,bunlara göre suclu kadin ve cocuktur.Cünkü bunlari tahrik etmislerdir.
Aleviler semahmi dönmüsler;Müslümanlari yüksek derecede "tahrik" ettiklerti icin Sivas gibi yakilmayi hak etmislerdir.
Kürdler veya Ermeniler veya Rumlar hak mi ariyorlar;Mutlaka orada tahrik vardir:Derhal linc edilip,mallarina ve mülklerine el konulup,ondan sonrada katledilsinler.
Maalesf bu mantik sahiplerince Kürdistan yüzlerce yildir bu barbarlarin ayaklari altinda inim inim inliyor.
Bu güne kadar bu ugurda milyonlarca insanimiz katledildi.
Kürdler baska insanlarin,uluslarin haklarina degil,kendi haklarini elde etmek icin savasiyorlar.
Tc ulusuna mensup insanlar ,kürdler askerleri niye öldürüyorlar gibi aptalca sorular soracaklarina,Tc askerlerin kürdistanda ne aradiklarini ve orada insanlarimiza ne eziyetler ettiklerini arastirsalar ,kendi sorularina da cevabi gene kendileri bulmus olacaklardir.
Siz şımarmışsınız. Bu şımarıklık benim milletime fayda değil zarar veriyor. Biri kürd olarak yapılan eylemleri ve operasyonları kabul etmiyorum tüm benliğimle reddediyorum. Ama ortada iki eli kanlı katiller dolaşırken bu videoları paylaşmanın kimseye bir faydası yok Barbarlıktan bahsetmişken Batmanda katledilen ananın ve diğer masumların failleri melaike galiba Her Katliamdan sonra özür dilemekte adetten oldu devam etsinler bakalım. Marksist leninist bir kürdistanda yaşamaktansa Bu devletin bayrağı altında hiç olmazsa müslüman yaşayıp müslüman ölürüm. Bu bin kere daha evladır.
akp ve gülen yapılanması aslında kürtlere bir hak falan vermeyecek. hepsi yalan ama biz kürtler yinede şiddetten uzak durmak ve taleplerimizi hem ulusal hem uluslararası camiada aramak durumundayız.biz kürtlerin tarihi acılarla dolu kan ve ölümlerle dolu artık biraz gülmek bizimde hakkımız öyle değilmi.
"Herkese adettir Kürde gelince kabahattir "mi demek istiyorsun? Bak ben camilerinizde yapılan ırkçılığın canlı tanığıyım,siz Kürdlere nasihat edeceğinize önce samimi dürüst birer mülüman olmaya çalışın.
Kavmiyet bir aidiyet duygusudur, öyle islama aykırıdır filan da demeyin, yalanlarınızla Kürdlere çeki-düzen vermeye kalkışmayın. Her Türkün ne kadar kavmi ile gurur duyması normalse Kürdünkü 2 kat daha normaldir. Neden dersen: Çünkü Kürdler dili dahil tüm hakları yasaklanmış MAZLUM bir millettir de ondan.
Gelip din kisvesi altında bizi " terbiye " etmeye hakkınız yok...
“Kürt Sorunu” denen olguyu ayetler eşliğinde okumaya çabalamak aslında her sorumlu Müslüman’ın üzerinde bir hak olmaktan öte “zorunlu” bir görevdir.
Ayetlerle elverişli kılmaya veya ileri sürmeye kalkıştığımız yorumlar, insan düşüncesi olması itibarıyla içerisinde doğal olarak “yanlışı” barındıran ve fakat bizim “doğru” olduğunu düşündüğümüz-bildiğimiz yorumlardır.
“Rabbinizin kelamını size karşı koz olarak kullansınlar diye mi Allah’ın size açıkladığı şeyleri onlara haber veriyorsunuz? Aklınızı başınıza toplamayacak mısınız? derler, 2/76” mealindeki ayeti kerime, iman eden erdemli insanları hakikati beyan etme konusunda yalnızca hakikate karşı sorumlu kılmaktadır.
Çünkü bir konudaki ilahi ve doğal olarak hayati olan hakikat, yalnız ve yalnız hakikat olduğu için beyan edilmelidir. Hakikat beyan edildiğinde bir takım menfaatler zarar görüyor olsa da, hakikatin beyan edilmesi men edilemez. Çünkü hakikati açıklamanın engellenmesi, hakikatin bize değil bizim hakikate biçim verdiğimizin göstergesi olur.
Hakikatin bize biçim vermesi gerektiğine inanıyorsak, o halde Kur’an vahyinin basit veya karmaşık herhangi bir sosyopolitik konuda da bize doğru yolu gösterici hakikati açıkladığına da inanıyoruz demektir.
Kur’an vahyi, çokça, her insanı veya toplumu, ihtiyaç duyduğu şey her ne ise, o şeye ilişkin çaresiz ve çözümsüz bırakmadığını ve Kur’an’ın insanı veya toplumu en doğru yola ilettiğini söyler (bkz. 17/9); işte bu söylem, Kur’an’ın “doğru yol” için bir kılavuz olduğunu gösterir.
Kur’an vahyi sıklıkla basit veya karmaşık, vazıh veya müphem bir konuya çare, çözüm veya doğru yol olmak için “mesel-örnek” olarak bildirdiklerinden “anlam” çıkarmamız gerektiğini belirtir:
Kur’an vahyi; “İsa’nın meseli-örneği, Allah katında Adem’in meseli-örneği gibidir, 3/59”; “onun meseli-örneği, köpeğin meseli-örneği gibidir, 7/176.” ayetlerinde olduğu üzere, olumlanan veya olumsuzlanan durumlar hakkında anlam sahibi olmamız için benzetmeler (analoji) yapar. “Tevrat’ın yükü ile onurlandırılmış iken bu yükü taşıyamamış olanların meseli-örneği, sırtına kitaplar yüklenmiş merkebin meseline-örneğine benzer, 62/5”; “Allah’tan başkasını sığınak kabul edenlerin meseli-örneği, kendisine ağ ören örümceğin meseline-örneğine benzer, 29/41” gibi ayetler de böyledir.
Yukarıdaki gibi ayetlerden de anlıyoruz ki, Kur’an vahyinde yer bulan haber ve kıssa gibi anlatılar da benzer bir konuyu anlamak bakımından mesel-örnek olarak elverişlidir (bkz. 66/11). Kur’an vahyi açıkça haber ve kıssaların ibret amaçlı olduğunu bildirerek haber ve kıssalarda, “ürperenler ve akıl sahipleri için ibret vardır, 79/26; 12/111”. demektedir.
Aşağıda haber, kıssa ve diğer mesellerden elverişli olduğunu düşündüğümüz kırk ayeti kerimeyi “Kürt sorunu”na örneklemeye çalışmaktayız. Burada bazen birbirinin devamı ve benzeri olan kimi ayetleri bir ayet şablonu içerisinde ele alacağız.
Bütün yaptığımız, asla Kur’an olmayan, ama Kur’an’ın tercümesinden başka bir şey de olmayan meallerden yararlanarak aslında basit ama giderek karmaşıklaşan “Kürt sorunu” hakkında doğru yolu veya düşünceyi bulmaktır.
Her şeyin en doğrusunu bilen yalnızca Yüce Allah’tır!
1. AYET
Kasas Suresi Dördüncü Ayet 28/4:
“Firavun yeryüzünde -Mısır’da- kendini büyüklük duygusuna kaptırmış ve ülke ahalisini taraflara -sınıflara, gruplara, kastlara- ayırmıştı. -Öyle ki,- onlardan bir grubu iyice hor ve güçsüz görmek istiyor -ve bunun için de- erkek çocuklarını öldürüyor, -yalnız- kadınlarını sağ bırakıyordu: çünkü o, gerçekten de, -yeryüzünde- bozgunculuk çıkarmak isteyen kimselerdendi.”
Ayet; çeşitli grup, sınıf veya toplumlardan müteşekkil bir yeryüzü parçasının sosyopolitik panoramasını aktarmaktadır.
Panoramadaki temalar:
İktidar olmakla ululanmak arasında doğrusal bir ilişkinin olacağı, ancak muktedir olanın veya kendinde bir güç görenin ululanma hastalığına yakalanacağı vazıh biçimde ortaya konmaktadır.
Ülkede yönetimi ele geçirmiş bulunan iktidar erki, yeryüzünün bir parçasına egemen olmaya güvenerek ululanmaktadır. Hâlbuki yeryüzünde insana dair olan egemenlik, onun için ululanma aracı değildir; çünkü göklerin olduğu gibi yeryüzünün de gerçek ve tek egemeni, ululuk kendisine yakışan Yüce Allah’tır. Hiç kimse egemenliği ululanma aracı olarak kullanamaz. Çünkü bu yalnız Yüce Allah’ın hakkıdır.
Ululanmanın veya büyüklenmenin yalnızca Yüce Allah’ın hakkı olması demek, ululanmanın veya büyüklük taslamanın hiçbir halde insanoğlu için meşru olmadığını anlatmak ve bildirmek demektir.
Ne var ki yeryüzünde insana dair olan bir yönetim erki, şişinip durduğu egemenliğini, kâmil ve dâim kılmak vehmiyle ululanmaktadır. Egemenliği yalnız kendine ait kılarak egemenlik hakkını ululanmaya tahvil edip hududullahı zorlayıp aşan ve böylece kendi iktidar aracını batıl yolda kullanan ülke yönetimi, kendini üzerine inşa ettiği sınıfın veya toplumun da egemenliği adına ülke ahalisini taraflara ayırmıştır.
Niteliği kibirlenmek-ululanmak-şişinmek olan yönetim; yönetimin ülkede ululanması için ve kendi sınıfı veya toplumu adına kanunlaştırdığı egemenliği için taraflara taksim ettiği ülke ahalisinden bir toplumu zaafa uğratmıştır. Kibirlenen yönetim, egemenliği adına zaafa uğratmak istediği ve hakkında bu isteği uygulamak için karar aldığı topluma dönük aşağılayıcı politikasını faal hale getirmiş ve onları zaafa uğratmak için çeşitli zulümler uygulamıştır.
İşte niteliği egemen olduğu yeryüzünün bir parçasında böbürlenmek olan iktidarın doğası, tabii olarak bozgunculuk olacaktır! Dolayısıyla yeryüzünde egemenliği kendine has kılıp ahaliyi taraflara ayıran ve egemenliği adına egemenliğini bu taraflardan bir başka toplumu zaafa uğratarak sağlayan yönetim, şişinmeci ve bozguncu bir yönetimdir.
Ayetin çağlar üstü nasihati:
Nasihatin bize çağdaş ilhamı nedir? Buradaki nasihati ortaya koymak, yeryüzünde kibirlenen bir yönetime ilişkin resmedilen panoramayı mefhumu muhalifinden ele almakla mümkündür.
Yani bir yönetimin yeryüzünde egemenlik tesis etmek için kibirlenmesi meşru değildir. Bir yönetimin kendi egemenliğini başka bir topluma haksızlık yapmak üzerine tahsis etmesi meşru değildir. Bir yönetimin kendi egemenliğini başka bir toplumu zaafa uğratarak tesis etmesi meşru değildir. Bir yönetimin başka bir toplumu zaafa uğratarak kendi egemenliğini sağlama almaya adanan politikası meşru değildir. Bir yönetimin kendi egemenliği için başkasını zaafa uğratma politikası zulüm doğurur. Bir yönetimin kendi egemenliği adına başka bir toplumu zaafa uğratması ve zaafa uğratma politikasının zorunlu sonucu olarak onlara zulmetmesi, yeryüzünü yalnızca ifsada boğar ki bu ise, haramdır.
Çünkü:
Başkasının iradesi veya başkasına ait olan şey hüküm altına alınamaz; bu hem haramdır hem de eşyanın tabiatına aykırıdır.
Başkalarının hükmü altında olması gereken şeyi kendi hükmünüz altına almaya kalkışırsanız zarar verdiğiniz gibi zarar görür, acı çektirdiğiniz gibi acı çeker, hükme ilişkin dirençle karşılaşır ve hem Allah’ın hem de selim aklın, yani hem külli hem de cüz’î iradenin lanetiyle karşılaşırsınız.
Ama yalnızca kendinize ait olana hükmedebileceğinizi ve başkasına ait olanın da gerçekte olduğu gibi yine o başkasına ait olması gerektiğini, yani başkasına ait olana hükmetmemeniz gerektiğini bilir ve bu doğru bilgiyle uyuşan eylemler yaparsanız, siz kimseye zorbalık yapmazsınız ve kimse de size zorbalık yapmaz.
Aksi halde, yönetim erkinize güvenerek kendi yüceliğinizi-egemenliğinizi başkasına ait olan şey üzerine kurmakta diretirseniz, yeryüzünde bozgunculuk yaparsınız. Ve yeryüzündeki-ülkedeki tüm bozgunculuğun kaynağı olursunuz.
ÖYLEYSE:
Ülkesi ve ahalisiyle adı Türk olarak tesmiye edilen Cumhuriyet Devleti, kendi yüceliği-egemenliği adına, yeryüzünde-ülkede ululanmış ve adı Türk olmayan taraflardan bir grup olan Kürtleri zaafa uğratmıştır.
Cumhuriyet, Kürtlere ait olması gereken şeye, Cumhuriyetin ululanmasına engel olur gerekçesiyle, haksız olarak hükmetmeye çalışmıştır. Yani Kürt olması gereken şeye Türk diye hükmetmiştir. Türk olarak hükmetme arzusu, yani büyüklenme arzusu Kürtlerin inkâr edilmesiyle sonuçlanmıştır. Ülkesi ve ahalisiyle Türk olarak yücelmeyi-egemenliği inkâr ile sağlama alan Cumhuriyet Devleti, bunun devamı için zulmü yol olarak kullanmıştır. Zulüm, inkârın zorunlu sonucu olarak doğmuştur!
Oysa Kürtlere ait olması gereken şeye Türk olması için hükmedilmesi bir bozgunculuktur. Bu anlayış hem zulümdür, hem suçtur, hem azgınlıktır, hem fitnedir ve hem de tekebbürdür.
Kürtlere ait olan şeye hükmetme arzusuna sahip olan Cumhuriyet Devcletine bu yüzden müstekbir denir. Kürtlere ait olması gereken şeye hükmetmek Yüce Allah’ın varlık hakkındaki iradesine itaatsizlik olduğundan Kürtlere ait olana hükmetmekle Allah’a ait olana hükmetmeye kalkışmak aynı şeydir. Burada müstekbir, hem Allah’a karşı hem de O Allah’ın sosyolojik yaratmasına, varlık hakkındaki iradesine, yani Kürtlere karşı ululanmakta-böbürlenmekte olan demektir. Kürtlere ait olması gereken şeye hükmedildiğinden, yani zaafa uğratıldıklarından Kürtlere ise mustazaf denir.
Sözün özü şudur:
Kendi egemenliği adına bir başkasının egemenliğine hükmederek onu yaşamdan düşürmek, yalnızca o başkasının hakkına, onu aşağılayarak tecavüz etmek değil, aynı zamanda Allah’a karşı kibirlenmektir.
Yorum yaz