Mazlum ile zalim bir arada olur mu?
Nasname Arşivinden bir yazı alalım. Alalım ve Hilvan'la beraber biraz da ogünün Batman'ına bakalım. Çünkü bu yazıyı 17.12.2005'de Yayın Editörümüz Şükrü Gülmüş kaleme almış ve dizi olarak devam etmişti. Önce okuyun ve daha sonra neden buna gerek duyuldu yanıtını eminiz kendiniz de rahatlıkla bulacaksınız. Şimdilik yorumsuz veriyoruz. Selam ve devamla. Nas-Edi
-Siyahaltın Diyarının Çocukları-
BATMAN YÜREKLİ ŞENER
Birinci Bölüm
Şener’in Kısa Öz Yaşam Öyküsü
Zaman tüneline girip, biraz gerilere gidelim.
Ve mesela, diyelim. Diyelim ve zamanın bir diliminde duralım.
Varsayalım ki; 1954”lerin Kürdistan”ındayız. Biz Kürdistan, diyoruz hala.Onlarsa yani egemen güçlerimizden evlad-ı Osmanlı TC; ise, en fazla “şark, doğu, güney-doğu” diyor. Deroğlu der. Eloğlu, beyoğlu bu der mi der.Bunu diğer „efendilerimiz“ bir başka türlü der. Bizse bu türlüye „tırşık“ deriz inadına inadına.
Suriye ve Irak“lı Arabın dilinde ismimiz “Ekrad”, ülkemizin adıysa” wetenıl Ekrad”dır. Acem ve Irani“lerin dilindeyse bir başka türlü dile getiriliriz.
Acem ve Arabı orda bırakalım. Biz esas güzergahıma geçelim.
İnsanoğlu bu, dünya bir yana, yaşamı bir yana.
Herhengi bir tehlike anında; öncelikle varlığını koruma altına almak ister.Onun içinde Kürtler hep dağlara, dağların doruklarına gitmeyi, oraları mesken etmeyi ve sırtlarını onlara dayamayı daha emin görmüşler.
Ama bu kez TC yetkilileri tankları ve toplarıyla,işgal ordularıyla değil, dağların karnını yaracak makinalarıyla geldiler. Bu kez Kürtten sonra, sıra dağların bağrının deşilmesindeydi . Ve o tarihlerde, yani 1954“lerde Raman ve Meymuniye dağları binlerce fersah tarandı, delik deşik edildi. Ve petrol bulundu. Kürtler hayret etti. AğladI. Sızladı. Toprağın kanı aktı. Kürdistan analarının ırzına geçildi ve kan aktı,aktı,aktı… Simsiyah.. Buna karaaltın, dedi egemenler, Kürtse, kara gözyaşlarımız, gitti Kürdistan anamız, dediler. Feryat figan ettiler ve bir anlam veremediler bu Rome“nin işine. Kürdün gözü biraz daha korktu.
Petrol bulunmuştu.
Bunu toplamak ve rafineri edip taşımak gerekiyordu.
Bu dağların bağrından akan siyah kanı, ovalarda depolamak gerekiyordu.
Bunun için yer arayışına gidildi.
Ellerinde esir bir halk Kürtler ve talan altında ülkeleri Kürdistan vardı.
Aradılar..
*
Dümdüz bir ova.Uçsuz bucaksız. Dağsız, duldasız bir şirin köycük; İluh. Asıl ismini nerden alır? Kim ve kimler kurdu bu köyü? Onların tümü de orda kalsın.Kürdün bir koca ülkesi gitmiş.
İluh“un seceresini tutmak nerden akıllarına gelir Kürdün.
İluh”un hemen yanıbaşında bir tepe var. Ona İluh”lular şintepe, derler. Ve köyün evleri sanki elle yapılmış gibi, etrafına dizilmiş. Akşam olduğunda damlara serilir yataklar. Bir yandan Raman dağı adeta gökle sevişir, Botan çayı serenada çıkan bir sevdalıdır. Giresıra”da Süryani ustalar demiri tava getirirler. Meryem Han radyoda, ta Erivan”dan onlara seslenir.
Giresira bisira lem lem lem Meyro
Gir hopane bisire lem lem lem Meyro
Meré Meyro esire lem lem le Meyro
…………………..
…………………..
*
Gün döndü. Zaman vuruldu. Devran değişti.
Ve yıl, yılı kovaladı.
Zamanın akrebi, yelkovanı bir karayılan gibi soktu.
İluh, élih oldu.élih, Batman batman oldu. Dert üstüne dert birikti Kürdün yüreğinde.Sintepe, Yeşiltepe oldu ve tümden yasa boğuldu.
Batman”a rafineri kuruldu. Petrol bulundu, betbereket kalmadı. Her şey bir anda sehirli bir değnek değmişçesine değişti.
*
1976“nın bir yaz akşamında;karayağız bir delikanlı ayağını attı Batman toprağına.
İlkkez geliyordu. Kürttü ama Kürtçenin Zaza lehçesini çatpat konuşuyordu.
Onu ilk tanıştırdıklarında: „Benim adım Mühsin“ dedi.
Oysa doğru söylemiyordu. Yalan ve riyanın hakim olduğu ve iç bir olgu haline geldiği bir yerde doğru söylemenin bir anlamı olmazdı. Ama gerçekliğinde ve asıl künyesinde şöyle yazılıydı:
Adı: Mazlum
Soyadı: DOĞAN
Memleketi: Karakoçan
Ana adı: Kebire
Baba adi: Kazım
Mesleği: OTÜ öğrenci
Ve siyasal sicili; profesyonel devrimciydi. Batman”a Haki Karer”den sonra gelen Kürdistan Devrimcilerine mensuptu. İlkinde küçük bir grupla ilişki kurdu. Bu grubun en yeni yetmesiyse Mehmet Cahit ŞENER“di.
Burda bir derin soluk alalım ve Şener“le beraber onun ailesi üzerinde duralım ;
Bu aileden hayatta kalan ve halen yarım yamalak yaşamakta ayak direten, ailenin en büyüğü olan İhsan Şener’den baba ve ana tarafının aile seceresini kısaca dinleyelim.
Babamın essas kökeni, MITANİ Kürtlerinden gelmedir.Fransızların Suriye’yi
isgalleri döneminde babam ŞEVKET’in babası SADIK ve kardesi ALİ
Türkiye KÜRDİSTAN’ına kaçarak AMEDE bağlı Koperiyê köyu ağasının kahyası
olarak köye yerleşirler.Daha evel Sadık ve Ali’nin babası MEHMET ve babası
İBRAHİM, BERİYA SENGALÊ de SİMKO isyanlari döneminde katliama
uğrayarak dağılmışlar.Halen akrabalarımız Suriye’de vardırlar. Zaten
Koçero ve Suriye’deki akrabalarımız zaman zaman birlikte serhedê’den canlı
hayvan alıp Suriye’ye götürüyorlardı. Bu birliktelikleri 1962-63-64’lere
kadar sürüyordu. Ondan sonra ilişkilerimiz koptu.........
ANNEM SALiHA!
ANNEM’in ANNESİ KESİDE; Hazro MIREGİ Mahmut ağanın özbe öz kızıdır.Yani
Annem SALİHA anne tarafından HAZRO miri MAHMUT ağa’nın özbe öz torunudur.
CEMÊ CETELÊ’nin ÛNLÛ isyanci KADOSU annemin dayısıdır.
ANNEM’in babası ise özbe öz GRESIRA’lıdır. Çok genis bir sulalesi vardır.
Ve kendileri ağa olmamakla beraber GRESIRA’nın arazi olarak 3/2’i
onlarındı.3/1 ise Ermeni ve Asurilerindi.Fakat kendileri Ermeni ve
Asurilerle kardeş gibi geçiniyorlardı. Aşiret olarak CAKKALLI olarak tarihte
geçiyor Cakkalli aşireti de çesitli kolara ayrılmışlar GRESIRA
tarihinde. Bu konuda bazı Fransız araştırmacıların araştirmaları vardır.
Ama adlarını bilmiyorum. Sadece duymuşum.
Babam ŞEVKET ise babası ve amcası öldükten sonra ki bu SÊX SAİT dönemine
rastlıyor,ondan sonra kendisi ve kardeşi annemin babasının yanına
sığınıyorlar ve orada babam annemin babasının yanında daha küçük
iken rençber olarak çalışıyor ve annemle evleniyor.Annemin babası bu
evliliği istememekle beraber çaresiz razı oluyor.Annemin babasi öldükten
sonra, o yıllarda BATMAN’a rafineri ilk geldiği dönemlerde babam TPAO’nun ilk
işçilerinden biri olarak işe başlıyor. Annemin babası öldükten sonra annemin
amcazadeleriyle arazi ihtilafinin giderilmesi için o dönemlerde kadastro
çalışmaları vardı. Ki o zaman ben dünyaya gelmiştim. Bu arazi ihtilafindan
dolayı babam bir kaç gün işe gitmediği için işten atılıyor. Yani artık
TPAO’da çalışmıyor.
O yıllarda TCDD’yolları da yeni yeni Batman’a gelişinde babam da
TCDD’yollarına geçici işçi olarak çalımaya başlamış.Daha sonraları ise
devamlı kadrolu olarak ölünceye kadar TCDD’yolları işçisi olarak
çalıştı. Aynı zaman da babam bu kurumun ilk işçisi olduğu için,sandikal
döneminde sendikacı olarak işyeri baştemsilcisi olarakta sandikacılık
yapıyordu. Annemin arazileri ise önceleri babam arazileri icare olarak
veriyordu. Daha sonraları babam arazileri zorla satarak 1965-66’larda GRESIRA
ile akraba bağlarının dışında, toprağımızdan koptuk.
Babam 12 EYLÜL gelmeden evel Şener’den dolayi iki kez yakalandı ve
Temel binbaşının ağır iskencelerine maruz kaldı. Ve bir daha ölünceye kadar
ayağa kalkamadı. 12 EYLÜL’den 3 ay sonra da öldü.Ölürken babam 57
yaşında idi.
*
ANA GİBİ YAR,BABA GİBİ DİYAR…
Devrimciliğe ilk başlayanların el kitabı; Maksim Gorki’nin ANA’sıdır, dersek pek abartı olmaz.Ve her devrimci aynı zamanda Pavel’e öykünmüştür. Onda ya kendini bulmuş ya da onunla bütünleşmiştir.
ANA ne zaman öncü, oğul nerde artçıdır? Bunu iyi belirlemek gerekir. Ama bir gerçek var ki; analar gücü, SEVGİ’den ve her ANA sevgisi de ilmik ilmik emekle örülmüştür.
Kürdistan’da ve hatta dünyanın siyasal coğrafyasında; SALİHA ANA’(veya KÖR SALİHA)yı-dost ve düşman- bilmeyen, tanımayan hemen hemen yok gibiydi. Yok gibiydi diyoruz çünkü, onun o ihtaşımlı varlığını bir sahte putperest lanetleyene kadar. Yukarıda, büyük oğlu İhsan Şener onun yaşamının bir kısmını verdi. Biz ilerde onun destansı yaşamını da yazıp sizlere aktaracağız. Bu onun şahsında başta TÜM KÜRDİSTANLI ANALARDAN VE ONLAR GİBİ DEVRİMCİ ANALARDAN ÖZRÜMÜZÜ SUNACAĞIZ.
Bu ara duraktan sonra, biz yine mecramıza dönelim ve Batman’ın 1976-77’lerine bakalım.
--------------------------------------------------***------------------------------------------
KOÇ TOHUM
ALESTA BAKIŞLI
MAHİR RENÇBER
Tohum tektir ve tek kalır ekilmeyince.
Batman“ın çok kısa bir panoromasını şöyle vermek mümkün;
Batman, kozmopolit bir yeni yerleşim birimi olduğundan yeniliklere açık bir yerdi. Öz Batman“lilar çok küçük bir azınlık olarak kalmışlardı. Onlar da İlohlular Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği etrafında birleşmışlerdi. Bunların genel olarak mali durumları iyiydi. Tarlaları olanlar ise sınıf atlamışlardı. Zengin toprak sahipleri ve Batman“da esnaflıkla beraber komprodorlaşmaya gitmişlerdi.
Bu kesimin iki önemli ayağı vardı. Köydeki ayağı toprak ağası, şehirde ise; komprodorluktu. Devletle de ilişkileri iyi olunca; bunu yerel yönetimlere ve milletvekilliğine kadar götürenler vardı. Bunların en köklü olanı ise; Ramanlılardı. Ramanlılar; Mala Emine Perixane olarak nam yapıp, zamanında TC“ye bile kafa tutmuşlardı. Ama en son olarak Mustafa Ramanlı’yla ‚Kürtlük ve yurtseverlik” 72”lerdeki Diyarbakır Sıkıyönetim yargılamalarıyla son bulmuştu. TC onları da tatlı su balıkları seviyesine getirmişti.
Batman”ı DDY adeta ikiye böler.Üst kısım Sitedir. Yani petrol rafinersininin olduğu yerdir. Burada rafineri ve tüm ünitelerinin yanında, orda yönetici ve yetkililerin evleri ve bir kısım çalışanın evleri vardır. Bunun yanında, sinemadan yüzme havzuna, diskolardan her türden sportif sahalara kadar her şey bulunurdu.
TPAO adı altında yapılanmaya başlanan rafinerinin hissedarları arasında; TC’nin medarı iftiharı, ‚sanat güneşi’ Zeki Müren %10 hissedardı. Ama Batman’ın halkına düşense ya yazın tozu ve sineği, kışında çamuru ve rafinerinin artık suları ve kortık olarak tabir edilen çöplükleriydi.
Batman, parsel parsel olarak adeta bir tarladan araziye geçilir gibi, paftalanmıştı.
Birinci ve en verimli paftanın başına çörüklenenler; TC’nin mükim ve kadim temsilcileriydi. Sitede hüküm sürenler: Müdür, mühendiz ve tekniker takımı... Ordu mensupları, polis teşkilatı.
İl olmadan mülki amir, kaymakam/valilik hazretleri.
İkinci paftanın başındaki yerel işbirlikçi takımı ; Köyden gelen ağa/komprador acentacı takımı..Şeyhler, beyler…Nufüs sahipleri…
Üçüncüsüyse geriye hiçlik/pislik ve dert içinde kıvranan büyük bir çoğunluk olan halk kalıyordu.Böylesi bir yerde ise TPAO veya bir başka kurumda işçi olmak, devamlı kadrolu bir memuriyet elde etmek bir imtiyazdı. Sınıf atlamak ve bir anlamda sınıfına otomatikman ihanet etmekti.
Adım başında bir çayhane düşerdi Batman’a. Çökerdi bu küçük iskemlelere işsiz güçsüz Kürt gençleri, ya al kızı/ver papazı yada şangır şungur tavla sesleri gelirdi.Batman’da açık, net ve berrak bir sınıf çatışması vardı. Fakat bunu gösterecek ve buna soyunacak adam gibi adam yoktu.Bunu ilk sezenler illegal örgğtlenmeyi hedef alan Kurdistan Devrimcileri oldu. Bunun için de Haki KARER adındaki arkadaşlarını buraya gönderirler.
Haki buraya uygun insandı. Ama doğru bir karar, yanlış bir yöntemin kurbanı olur. Çünkü, Haki Kütçe bilmez ve özü bir Türk’tü. Onu tanıyan bir başkası hemen ‘Bu Türkün burda ne işi var! Kimbilir belki de MİT ajanıdır’ demesi ve bunu fısıltı radyosuna vermesi yeterli geldi diskalfiye edilmesi için. Ve mecburen Haki, Batman’ı terk eder. Onun yerine ‚Bana da bir şans tanıyın’ diyen Mazlum Doğan, Muhlis adıyla giriş yapar.
İlk fırsatta, şansı yaver gider ve bir damarla kontak kurar. Bunlar o dönemde halen yeni mezun olan öğretmenlerdir. Şükrü Gülmüş ve üç KILIÇ kardeşlerdir. Büyükten küçüğe doğru;Mele Hikmet, Habip ve Nesim KILIÇ’tır. Sanat Okulunda öğretmenlık yapan A.Yıldız evini kendilerine tahsis eder ve başlarla bir Ramazan ayı boyunca eğitim çalışması ve siyasal konuları konuşup tartışmaya.
Karar verip bir formasyon elde edilince ana çekirdek grup ete kemiğe bürününce; bu kez seminerler dizisine başlarlar. Bunlarda Mele Hikmet medrese kökenli bir aydın ve yurtsever olduğundan taraftar olarak kalır. Ama diğerleri teorik ve profesyonel kadro adayları olarak yollarına koyulurlar.
Batman’da o zamanlar bir tek dernek vardır. Batman Halk Kültür Derneğidir. Her kesim bu dernek bünyesindeki yerini almıştır. Henüz ortada praksiyonel ayrışma yoktur. Bu durum Haki KARER’ın 77’de Antep’te vurulmasından sonra, yani panoya BİR DEVRİMCİ ÖLDÜ YAŞASIN DEVRİM yazısı yazılıp, Haki’nin afişleri asılınca dananın da kuyruğu kopar ve var olan alt oluşumlar gün yüzüne çıkar. Ayrışma dernekleşme düzeyine ve fikirler aleni yerini alır.
Bu aralarda Mehmet Şener, daha yeni yetme bir delikanlıdır. İkinci, üçüncü eğitim gruplarına giremiyecek kadar küçüktür. Batman’da en ciddi ilk siyasal toplantı; site havuzunun arka ormanlarında yapılanıdır. Mahsum Korkmaz; siyasal şiddeti savunmakla dikkatleri üzerine çeker. Grupta temel usta Mazlum’dur hala. Herkes bir birine heval der ama onun ismi KEKO’dur. Teorik yönde gelişim gösteren Veysi GÜZEL’dir. Ama onunsa tipik bir kendini beğenmişliği ve kariyerist, gelişen arkadaşını engelleme gibi zaafları vardır.
Mehmet Şener’in öne çıkması ve kadro adayı çalışmalarına alınması daha sonraki dönemlere takabül etse de; Şükrü,Habip ve Nesim’in tayin yerlerine gitmeleri ve Mazlum’un artık Mehmet Şah GÜNDÜZ’lerde kalmalarının imkansızlaşması neticesinde; Şenerler’de kalmayla başlar. Ama Mazlum onu bir çırak gibi sürekli yanında bulundurur, iyi bir kalfa yapıncaya kadar da her şeyiyle ilgilenir.Ve Şener yaşıtlarına oranla çok daha iyi başarı grafiği çizer. Kavrama yeteneği, hareketliliği ve örgütçülüğü epey gelişir.
Batman KD ve PKK hareketinde en fazla kadroyu üreten bölgedir. Bunda Mazlum’un iyi bir eğitmenliğinin yanında, Batman gençliğinin zeka düzeyi, kavrama yeteneği ve ataklığının da payı büyüktür. Yeni bir yerleşim birimidir Batman. Ve eski şehir kalıntılarına pek bulaşmamıştır. Zaten KD’lerinin ilk dönemlerde temel pilot alanları bu ve buna benzer yerlerdi. Kırdan şehire, taktiği gibi, en yeni kasaba ve ilçeden ana şehre inme vardı.
.............
..................
*
İlk belediye seçimlerinde KD, İbrahim Ramanlı’yı aday göstermişlerdi. Ve 127’ye yakın oy almışlardı. Bu bir sınama ve yoklamaydı. Ama ikincisinde güçlü ve hazırlıklı girdiler. Ordudan ayrılan teğmen Edip Solmaz’ı aday gösterip Ramanlılara karşı diklendiler. Edip,kişilikli, yurtsever ve halk arasında sevilen bir insandı. Garzanlıydı. Xerzi olarak isimlendirilen Garzanlılar da haylı fazlaydı Batman’da.
Baki Karer o zamanlar eyalet sekereteri olarak, bizzat Batman Belediye Başkanlık meselesi üzerinde duruyordu. Tüm eyalet çapındaki güçde buraya yığdırılmıştı.Ve bundan dolayı da Ramanlıların tarihsel saltanatına son verilmişti. Edip Beldiye başkanıydı, Mahsum silahlı güçler komutanı, Şener de o zamanlar bölge komitesi sekreteri olarak görev almaya başlamıştı. Emine/Elif (Diğer adıyla Mediha Bahtiyar) Batman Kadın Komitesinin başındaydı.
Batman, parça parça ele geçiriliyordu. Varan bir belediye başkanlığı…Ardından devrimcilerin gündeminde Kürdistan’ın en yoğunluklu işçı sınıfının olduğu TPAO’nun Petrol-İş Sendika Başkanlığı gündeme alınmıştı. Onun için de Adana’da Kimya mühenisi olan ve Batman Kısmet mahallesi eski sakini, Garzanlı Selahattin Çelik biçilmiş kaftandı. Selahattin getirtilip bunun ön çalışmalarına başlatılmaya ramak kala ; ani bir infaz kararıyla Edip Solmaz öldürüldü.
Bunun failleri olarak Ramanlılar tesbit edildi ve kıran kıran bir çatışma başladı Batman’da. Oluk oluk kanlar akıldı. Onlarca insan şu veya bu taraftan vuruldu. En sonunda bu sıkıyönetimle bir demir perde indi ve askerler belediyeye de başkan oldular. Petrol-İş seçimleri ilga ettiler. Sendika başkanı olarak gelen Selahattin, petrol için çıktığı dağlara silaha sarıldı. Şener yakalandı. Mahsum 1980’lere doğru sınırları aştı. Mahsum, mahsum mahsum bir insanken efsane adam EGİT oldu. Dağdan dağa mekik dokudu. Cesedini Kasaplar Derasinde köpekler kendi aralarında paylaşırken, Apo o kurumlu haliyle, onsuz nerdeyse heykelini dikti. MAHSUM KORKMAZ ASKERİ AKADEMİSİ!...
*
Dervam edecek
Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz