Anasayfa | Türkçe | Parmaklıklar Arasında Deniz

Parmaklıklar Arasında Deniz

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Karyolları ve karayolları

Dönüş için cebimde sadece bilet parasının kaldığın farkına varmam çok hüzünlendirmişti beni. Bar çıkışı olması da aynı zamanda sevindirmedi değil. Aynı gecenin sabahında biletimi aldım ve denize bakan bir açı yakaladım yeşilin geniş yelpazesiyle birleştirip. Üzülmüştüm ya buraya gelirken farkına vardığım farkların tersini yaşayacağım için.


Reşîd RÛKEN
Resit_ruken@hotmail.com

Parmaklarımda hortum rüzgârına kapılmış zavallı bir kâğıt parçasının nereye gideceğini bilmeyen kararsızlığını seziyorum şu sıralar. Anılarımın geniş menüsünde bulunan acı tatlı yemekleri sunacak bir araç arıyorum. Bulamıyorum… Onlarında da çocuk ürkekliği… Toplamında kelepçeli ellerim. Klavye üzerinde amaçsız gezinip duruyorlar. Amaç hemen kendini ele vermeyen iffetli bir kadın bedeni… Kadını şekillendiren nasıl ki geçirdiği ilişkilerse amacı da süreç kendi hamurunda yoğuracaktır. Günün birinde ellerimi bir doktor titizliğiyle beynime sokacağım ve bir balıkçı gibi çıkaracağım geçmişimdeki kılçıklarımı.
Başlayabilirim hazır parmaklarım ısınmışken…
*
Dört sene evveldi. Temmuzun kavurucu sıcağı memleketimde hiç çekilmiyordu. Yanlış anlamayın. Ne memleketimi eleştiriyorum ne de yazın sıcağını yadırgıyorum. Anlayın işte denizimiz yoktu.

Hep başıma buyruk olmuşumdur. Aynı zamanda çılgın, gününün tadını çıkarmak için çabalayan biriyim. Evin en uyumsuz çocuğu benimdir, diyebilirim. Hani olur ya baba ve dede gençler için hep bir biçilmiş kaftan olmuştur bazılarının gözünde. Şekil zemin uyumu olmadığında birileri (Sen haci bilmem neyin oğlu değil misin? Hiç yakışıyor mu senin gibi molla oğluna?) tarzında eleştirenler olur ya. Bu tür eleştirilere maruz kaldığım zamanlar… Genellikle kulağımın arkasını bile kullanmazdım bunları kale alıp. Gerçi çenemdeki üç beş kılın memleket meselesi olacak kadar büyütülmesi göğsümü kabartmıyor, değildi. Oysaki sakal bile diyemediğim kıllar iki ayda zor fark ettiriyordu kendilerini ama her neyse…

Sırtımda çantam düşmüşüm yollara. Düşüp de geldiğim yer memleketime hiç benzemiyordu. Aradaki farkın bir denizden ibaret olmadığını kaldığım süre içerisinde daha iyi idrak etmeye başladım. Bu farklar çocuklar için yapılmış genellikle sayılabilen benzer iki şeklin dışında iki ayrı fotoğraf oluşturuyordu kafamda. Gerçi saymaya da kalkmadım o kadar uzun vaktim yoktu. Hem yaşadığım şaşkınlık beni yeterince meşgul ediyordu. Kısa sürede adapte oldum buradaki yaşama, nitekim bendeki haşarı çocuk olmak istediği oyun sahalarındaydı. Gayet güzel bir hafta geçirdim(k). Ayrıntıları anlatmayacağım; asıl değinmek istediğim dönüş anında yaşadıklarımdı zaten. Hayata dair seneler sonra farkına varabileceğim zorunluluğu bulunmayan seçmeli bir ders var çıkarmam gereken…

Dönüş için cebimde sadece bilet parasının kaldığın farkına varmam çok hüzünlendirmişti beni. Bar çıkışı olması da aynı zamanda sevindirmedi değil. Aynı gecenin sabahında biletimi aldım ve denize bakan bir açı yakaladım yeşilin geniş yelpazesiyle birleştirip. Üzülmüştüm ya buraya gelirken farkına vardığım farkların tersini yaşayacağım için. Elimde sigaram bir renk daha ekledim sahneye. İçimde siyahlayan yalancı beyaz… Yaşadığım mutluluğun tarifi bir beyaz… geri dönmenin acısını bir kefenle uğurlayan bir beyaz…
 
Otobüsün hareket etmesine bir saat vardı. Yavaş yavaş, istemeye istemeye, sallana sallana… Bedenimin ikilemelerini ruhumun ikilemleriyle savaşa tuttum. Bilet aldığım acenteye geldim. Servis hazırda bekliyor hayatın her servisi zamansız yapmasının aksine. Erken olmasına rağmen otogara gideyim dedim kendi kendime. Kendi kendime fısıldayarak söyledim bir şey daha vardı. ‘’ gitme… Gideceksen beni de götür çantana üç renk daha koyup’’ servise bindim içimdeki deliyi kandırmaya çalışan beni dinlemeyip. Dolanmaya başladık şehrin içinde yolcuları toplamak için. Camdan dışarıyı seyrediyorum. Öyle bir seyir ki o camın yerinde televizyon olsa bir Türk filmin ‘’mutlu son’’lu bitişine kadar izleyebilirdim sıkıntıdan. Tabi şimdiki gibi film arası bol reklâmlı saçma filmlerden değil. Şekiller çiziyorum hiçbir şeye benzemeyen. Şarkılar söylüyorum nakaratını bile unuttuğum. Hikâyeler yazıyorum kahramanları ikiyi aşamayan. Bir kuş kandından seyre dalıyorum dünyayı geoit mi harbiden diye. Sonra birçok vaatte bulunup başbakan oluyorum, deniz götürüyorum doğduğum yere. Tam o sırada uyanıyorum…

En güzel yerinde…
 
Otogar göründü geç de olsa. Geldik nihayet ama bir saat geç. Otobüsü kaçırmıştım. Oysaki erken çıkmıştım yola. Tabi küçücük camın sırtında o kadar hayale yol alırsan olacağı bu. Koşar ayak biletimi götürüyorum acentedeki adama.’’biletin yandı geç kalmasaydın’’ cevabını alınca küplere biniyorum. Sizin serviniz ile geldim, şu saatte çıktım, iki saattir dolandırdınız beni o yüzden geç kaldım cümlelerini adamın dinlediğinden emin değildim. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkaramayacak bu sefer sanırım. Şiddetli bir tartışma içinde buluyorum kendimi. Orantısız güç kullanımı olmadı tabi mayısın birinde olduğu gibi. Olmamasına da sevindim tabi malum yabancı memlekette şekil olarak benden iri biriyle bir oran bulunamazdı. Şöyle böyle derken adam ikna oldu. Oldu ama ertesi güne kalacaktım. Burada bire gün daha kalacağıma sevinsem mi yoksa…  Burada da bir ayrıntı gizli esgeçiyorum.

*

Ertesi gün oluyor bu sefer otogarda kaldığım için zamanında yetişmem sorun olmuyor. Oturuyorum… Anons sesi yabancılar ülkesi yolcusu kalmasın! Oturuyorum yerime. Neyse ki cam kenarı…

Bu sefer kendi filmimi seyretmem için uzun vaktim var.
Hayat da böyledir işte. İçinizdeki maceraperestin esiri olduğunuz zamanlar olur. Takılıp gidersiniz karşı koyamayıp. Mutlu olmak için her şey elinizde olur bazen de parasızlıktan cebinizde. Bir saatin erken veya geç olduğu bulunduğunuz konuma göre değişir. Demiştim ya amacı süreç şekillendirir diye amacım gezip görmekti. Fakat o bir gün içerisinde denizi olmasa da memleketimi o kadar çok özlediğimi yine o otobüs camında görmüştüm.

Parmaklarım, klavye, amaçlarım ve en önemlisi memleketim…

Sizinleyim.

20 Mayıs 08

 

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin