Bediüzzaman’ın Marifet ve İttihad-ı Ekrad Gazetesi ve Nasname
...bir tartışma, gerçeğe ve güzele ulaşma aracı olarak kullanmaya çalıştığımız internet ortamı ve özelde Nasname ile ilgili bir iki fikrimi beyan etmek istiyorum. Bence Nasname, kabiliyetlerin ortaya çıkması ve farklı kesimleri bir platformda toplaması noktasında büyük bir iş görüyor.
Muhammed Zübeyir Şivan
muhammedzubeyir@gmail.com
BediüzzamanSaid-i Kurdi’den,
“Medar-i ibret bir hikâye: Bedevî aşiretlerinden Hasenan aşiretinin birbirine düşman iki kabilesi varmış. Birbirinden, belki elli adamdan fazla öldürdükleri halde, Sipkan veya Hayderan aşireti gibi bir kabile karşılarına çıktığı vakit, o iki düşman taife, eski adaveti unutup, omuz omuza verip, o haricî aşireti def edinceye kadar dâhilî adaveti hatırlarına getirmezlerdi” .
Hepimizin peşine düştüğü şey, Eflatun’un “Devleti”, Farabi’nin “Medine-i Fazılası” veya ismini daha koyamadığımız ideal, mutlu bir yaşamın olduğu, o hayali dünyadır. Kimimiz o dünyayı ararken Şeyh Said olur çeker kılıcını “mücadele böyle olur” deriz. Kimimiz de Bediüzzaman gibi “millet uyanmadan olmaz, ilim olmadan da millet uyanmaz” deyip sarılır kalemine. Her ikisinin yöntemi farklıydı. Ama inanıyorum ki, onlar insanlık içindüşündükleri kendi “kutlu şehir” lerini aradılar.
Derler ki, Bediüzzaman bir görüşmede Şeyh Said için, “kardeşimin hayfını (intikamını) yazdıklarımla aldım” demiş.
İşte bugün birçok kişi onların “hayfını” almak için okuyor, yazıyor, çiziyor. Onlar dediler ki “cehalet üzerine ittifak olmaz.” Onun için bize MARİFET (bilgi) lazım. Marifet taklidin önüne seddolur. Aklı devreye sokar. Akıl ise kurtuluş için birlikte hareket etmekten başka yol görmüyor.
Bir olmak, herkesin her konuda aynı düşünmesi demek değildir. Haksızlıklar karşısında hep birlikte haklıdan yana tavır koymaktır. Biz şimdi her zamankinden çok daha fazla birlikte hareket etmeye muhtacız. Bizden derken, her insanın istediği gibi bir dünyada, birbirinin yaşam tarzına ve haklarına saygı duyarak bütün insanların ortak memleketi olan bu dünya misafirhanesinde birlikte yaşamaya azmetmiş herkesi kastediyorum. Kürt, Rus, Japon, Arap, Türk, Yahudi, Müslüman, Hıristiyan, Budist ve ismini sayamadığım insanlığın huzuru için aynı niyet ve azmi paylaşan herkes. Hepimiz farklı, ama hepimiz aynı, her birimiz bir ağaç, hepimiz bir orman.
Cesaret ve açık sözlülük büyük ve saygı duyulacak hasletlerdir. Yerinde kullanılmadıkları zaman zarara sebep olabilirler. Cesaretimizi, hak bildiğimizi söylemekten çekinmemek için kullanabiliriz. Ancak birbirimizle uğraşıp gücümüzü dağıtmak ve bir ilaç olarak ortaya koyduğumuz fikirlerimizde dozu ayarlamamak hiçbirimizin işine yaramaz.
Tartışma veya münazara çok güzel bir kültürdür. İnsanlığımızın çekirdeği olan aklımızın meyvesidir. Ancak tartışmanın en güzeli, hakka ulaşmak için insafla yapılandır. İnsaf odur ki, hakkı düşmanın elinde dahi görse kabul etmektir. Tartışmada insan, yıkmaya değil, tamire hizmet ederse insanlığa faydası olur.
Bunlardan yola çıkarak bir tartışma, gerçeğe ve güzele ulaşma aracı olarak kullanmaya çalıştığımız internet ortamı ve özelde Nasname ile ilgili bir iki fikrimi beyan etmek istiyorum.
Bence Nasname, kabiliyetlerin ortaya çıkması ve farklı kesimleri bir platformda toplaması noktasında büyük bir iş görüyor. Yazanların ve yazıların renkliliği de insanı sevindiriyor. Kendimizden olanlarla bir problemimiz olmadığı ve onlar zaten bizi anlamaya hazır oldukları için, kendimizle konuşma rahatlığı içinde bizden olanlarla konuşabiliriz. Ancak fikrini farklı bir sergide beğeniye sunmak ve faklılarla birarada yaşamayı öğrenmek, birbirimizi kırmadan, dökmeden, barışın, kardeşliğin dilini geliştirmek, ortak umutlarımızı yeşertmeye çalışmak zordur.
Bediüzzaman’ın Kürtlerin ittifakı için çıkarmaya teşebbüs ettiği İttihad-ı Ekrad (Kürtlerin birliği) Gazetesi de kanaatimce bu ortak alanı oluşturmayı hedefliyordu. Farklılıkları bir araya getirme, birbirlerine zarar vermeden birlikte yaşamayı öğrenmelerini sağlamak istiyordu. Böylece milleti, hem şerefini kurtaracak, onurlu bir hayata kavuşacak hem de insanlık için problemden ziyade bir fayda unsuruna dönüşecekti.
Nasname, bu zor olanı başarma yolunda elimize geçen fırsatlardan biri, Bediüzzaman'ın tabiri ile bir "pınar" olabilir.
Eleştiri muhakkak olmalı. Olmadan gerçeğe ulaşmamız, doğruyu bulmamız mümkün değil. Ancak Nasname' nin dili hakikat gördüğü şeyi söylemekle birlikte biraz daha okşayıcı olabilir. Bu okşamak “yağcılık” olarak algılanmamalıdır. Kastım sadece rencide edici olmamaya dikkat etmesidir.
Tamir etmeye çalıştığımız şeye zarar gelmesini önlemek noktasında küçük bir dilek...
11 Mayıs 08



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz