Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: her tuttuÄŸun gül olsun... her tuttuÄŸun gül olsun... ================================================================================ Nasname : on 11 May, 2008 05:09:00 İşte Böyle Harunum İşte Böyle.. Halim KAR (Oturan Adam) Bu sabah sayende yine bir memleket yolculuÄŸu yaptım. Hasreti ve acıyı yüreÄŸime doldurdum bir kez daha bu yazını okuyunca. Çünkü ben Munzurluyum... Ama, beni (ve sanıyorum diÄŸer okurlarınıda) aldatan bir ÅŸey oluyor, oda yazılarına (aynı konunun devamı olsa bile) farklı bir baÅŸlık kullanmamandan kaynaklanıyor. Hep ÅŸöyle bir düÅŸünceye yol açıyor; ben bu yazıyı okumuÅŸtum (bende de böyle bir duygu oluÅŸtuÄŸu için bu sabah, hele bir bakayım, belki baÅŸka bir yazısıdır,dedim ve öyle okudum) ya da bazı okurlarda da , birinicisini okumadım, o zaman ikincisininde okumayayım gibi. Halbuki her yazın bir baÅŸka ahenk taşıyor. Bence bunu bir düÅŸün. Sonra kareleri birleÅŸtirmek senin iÅŸin. Yani kullandığın baÅŸlıklar okurda okumadan bir ön yargı ve caydırıcılık duygusu taşımasa daha iyi olur. Okur yakalamak, balık tutmaktan daha zordur, hele bu mevsimsiz siyasal ortamda. Ve her yazar kendi duygu vede düÅŸüncesini en geniÅŸ kitleyle paylaÅŸmak ister... Gelelim sana. Bir konuÅŸmamızda bana, senin bana yaptığın iltifatları ben haketmedim demiÅŸtin. Ben ise, bu tür söylemler sizin gibi deÄŸerlerin kendi kendini küçük görmesine yol açar, bu ise kendi kıymetini bilmemektir diye cevaplamıştım. Böyle bir duygu, o güzel insanların yazmasını engeller diye korkmuÅŸumdur her zaman. İtiraf edeyim, bende zaman zaman idealist düÅŸünceler hakim hale geliyor. Mesela ; ben, sizin gibi insanları tarihin mahsusçuktan öldürmediÄŸini düÅŸünürüm bazen. Tarih, o kan deryasının ardında mutlaka birini bırakır ki anlatsın, diye bir duyguya kapılırım.. İşte sen o bırakılanlardan birisin, bile istenile.. Güzel bir kalemin var, yüreÄŸin pırıl pırıl. Yazılarında kendini deÄŸil, hep baÅŸkalarını ve deÄŸer yargılarını öne çıkarıyorsun, bunlar bir erdem. Hele kavgayı doÄŸayla bütünleÅŸtirmen ? MüthiÅŸ bir senfoni oluÅŸturuyor, alıyor götürüyor okuru diyardan diyara. Seni okuyarak Munzurun fotoÄŸrafını rahatça çizebilir bir ressam... Son demeden, biraz da kendime iltifat etmek isterim sayende; ben (senin o arkadaşı anlattığın anı gibi, umarım onuda yazarsın bir gün)) kolay kolay yanılmam Harunum, iyi bir yazarsın sen !, (yeterki yeterlilik duygusuna kapılma). Ve ben , aydın dalkavukluÄŸu gibi bir duyguyla hareket edip sana iltifat etmedim ( benim yapacağım ÅŸey deÄŸildir bu), deÄŸiyorsun. Bizim yeni yeni yetiÅŸen, aynı zamanda sayısız bedeller ödemiÅŸ deÄŸerimiz, dahası bizden birisin, hakediyorsun sen. Sanıyorum edebiyat dünyası da kıskançlığından vaz geçerse ve de tek gözle dünyayı süzmeden feragat ederse, senden çokça bahsetmek zorunda kalacak. Bize o meçhul, o hesapsız kitapsız kahramanları anlatacaksın. Ağıdını yakacaksın. Onların çığlığını duyuracaksın. DaÄŸların seranadı diyorum ben buna. Seni beÄŸeniyle okuyor, seni coÅŸkuyla dinliyoruz Harunum; sen yazdıkça, daÄŸlar daÄŸ gibi esiyor, nehirler nehir gibi akıyor bile isteye, yeterki sen ÅŸarkılarını söyle. Güller ve güzellikler hep yüreÄŸine dolsun güzel kardeÅŸim, her tuttuÄŸun gül olsun... Not:Akar yazdı. Celal Atca çekti. Nasname yayınladı.