Bingöl Cezaevi'nden Nasname'ye Mektup Var!...
BURASI BİNGÖL CEZAEVİ SESİMİZİ DUYAN VAR MI? Sarp Dağdeviren (ANNE BENİ ÇOCUKLUĞUMA GERİ GÖTÜR) Bir trajedinin en aşağılık halini haber vermek içın Nasname’nin kapısını çaldık... Özgür Bireyler Topluluğu Nasname’nin Tutuklu Bireyler Topluluğu’nun sessiz çığlığını duyuracağına inanıyoruz...
BURASI BİNGÖL CEZAEVİ SESİMİZİ DUYAN VAR MI?
Sarp Dağdeviren
(ANNE BENİ ÇOCUKLUĞUMA GERİ GÖTÜR)
Bir trajedinin en aşağılık halini haber vermek içın Nasname’nin kapısını çaldık...
Özgür Bireyler Topluluğu Nasname’nin Tutuklu Bireyler Topluluğu’nun sessiz çığlığını duyuracağına inanıyoruz...
...yağmurun inatla kente yağdığı bir gün gün bir farkediliş...
Komutanların tutuklu yakınlarını bile bir tutukluymuşmuş gibi davranmalarını görmek , tutuklu yakınlarının hakları olan giriş kartlarını alırlarken bile tedirginliklerini farketmek beni dokunaklı bir araştırmanın içine itmişti ister istemez... yolunda gitmeyen birşeyler vardı ve öğrenmeliydim, duyurmalıydım en azından azıcık olsa bile birşeyler yapmalıydım... ve anlayan birileriyle paylaşmalıydım...
bölüm 1:adlı mahkumlar ...
yaşları 16-17 ile 30 araıı cezaevinin çoğunlüğuna sahip bir genç nüfus... esrar,eroin,gasp,cinayet.vs...
Mehmet Ağar’ın atadığı bir müdür, izole bir yaşamın tabu haline geldiği koğuşlar... 10’ar kişilik sayısı 12’yi geçmeyen düzenli! Koğuşlar (21 metrekarelik koğuş, 10 kışi aynı yerde, havalandırma kısıtlı:geceleri havasızlıktan uyanıp bir kış günü küçücük pencereleri açıp uyumaya çalışanlar var...)
bu trajedinin en iyi boyutu!..
kötü boyutuna gelince: Kapasitesinin yüzde 20’sinden fazla mahkum sayısı mevcut... yatak olmadığı için koğuşlarda yerde yatanlar, (yatağı olup koğuşlarda yatanlar ise yattıkları döşeğin bilinmeyen bir sert madde ile doldurulduğunu,yerde uyumanın daha rahat olduğunu söylüyorlar) koğuş olmadığı için koridorlarda yerde yatanlar, yıllarca aynı yemekleri yiyip dengesiz ve yetersiz beslenmeye terkedilenler, uyuşturucu krizlerine girenlerin bir hayvan gibi hastaneye kaldırılıp, beton halinde geri getirildikleri, bir cezaevinden daha çok bir ölüm evini andıran Bingöl M tipi cezaevinin hikayesidir bu...
16 -17 yaşındakı (şuçları genelde esrar bulundurmak ve kullanmak) gençlerin yaşları 30 ila 40 araşında değişen yetişkinlerle beraber aynı koğuşlarda kalmaları bizleri en son düşüneceğimiz düşüncelere sevkediyor, malesef...eroin, esrar krizlere girip gecenin bilinmeyen saatlerinde çığlıkları bütün cezaevini inleten bu yavrucakların neler yaşadıklarını hayal bile edemeyiz..
önemli bir parantez: (bazı gardiyanların gözlerine kestirdiği iyi niyetli mahkumların elbiselerinin gizli yerlerine esrar ve eroin maddesi koyup işbirlikçi komutanlarla içeride ticari bir trafik yarattıkları biliniyor)
bölüm :2 siyasi mahkumlar
siyasi mahkumlarda aynı koşulları fazlaşıyla yaşıyor, yeniden yazmaya gerek yok...
En sert ve bakış açısı en kötü muameleyi gören siyasi mahkumlar, kendilerini ifade ettikleri için adlı suçlulardan belki biraz daha şanslılar... okumak istedikleri kitapları yıllarca araştırma gerekçesi gösterilerek, kendilerine verilmemeleri , görüşlere gelen yakınlarının özellikle jandarma kontrolünde anlaşılmayan bir nedenle baskı görmeleri, komploya uğramaları (getirdikleri elbiselerin içine yasaların yaşadışı dedikleri afişleri haberleri yokken koyup, korkutmak amaçı ile bir daha görüşlere gelmemelerini sağlamak gibi..) psikolojik baskı görmeleri başlıca vahim durumları... yazdıkları mektupların önemli bir kısmı bilinçli olarak ulaştırılmamıştır çoğu zaman...
kimliği belirsiz sivil kişilerin (jitem olduğu çok güçlü bir ihtimal) müdürün odasında yaşları genç ,siyasi mahkumları psikolojik baskı altında sorgulamaları da oldukça düşündürücü bir tablodur...
bölüm 3:cezaevi kantini
öyle bir ticari ortam yaratılmış ki ne olursa olsun siz bir mahkumsanız istediğiniz bir şey varsa bunu kantinden alma zorunluluğunuz vardır (parası olmayanları siz düşünün artık)... örneğin bir masaya ihtiyacınız var ve bunu bir arkadaşınız size hediye etmek istiyor veya bir buzdolabı... böyle bir şeçeneğiinizin olması mümkün değil, nedeni ise kantinin istediği bir yerden almanız..(yani bende varsa benden alacaksın, yoksa benim gösterdiğim yerden, başkası falanda alamaz yani)... korkunç bir hiyerarşi cezaevi yönetimi tekelli...
... olabildiğince kısa ve eksik olarak siz Nasname ile paylaşmak istedik duyurmak göreviniz...
herkes bilsin, herkesçe bilinsin: bu ölümevinde yardıma yalvarırçasına muhtaç insanlar var....
9 Mayıs 08
Foto Hakkına:
Bu foto Yayın Editörümüzü Şükrü Gülmüş'ün Ceyhan Cezaevi'ndeyken çekilmiş. 19 yıl önce aynı cezaevinde yazmış olduğu PARMAKLIK ve ÇİÇEK'in arka kapak fotosudur. Kitap toplam 45 foto ile beraber, çiçek, şiir ve şiirsel anlatımla devam ediyor.
Selamlarımızla
Nas-Edi



Yorumlar (1 gönderildi):
Yorum yaz