Anasayfa | Türkçe | Kan Davasından Kin Davasına (Doçent Doktor Sabri CİĞERLİ)

Kan Davasından Kin Davasına (Doçent Doktor Sabri CİĞERLİ)

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image 'Öfke Baldan Tatlıdır'

Sayın Gülmüş benim sayın Öcalan’ı mihenk taşı olarak gösterdiğimi söylüyorsunuz. Benim yazdıklarım bazı tespitlerden ibaretti. Kimseyi etkilemem herkes kendi bildiği gibi karar verir. Diyorumki aklın yolu birdir. Zaman en iyi şahittir. Zamandan önce hareket etmek aceleciliktir.



Doçent Doktor Sabri CİĞERLİ

Sayın Şükrü Gülmüş,

Öcalan’a Mektup makaleme, cevabı bir yazı yayınladınız. Bazı eleştiriniz oldu. Doğrusu burada noktalıyacaktım, fakat sizde cevapsız kalmayın istedim.

Geri kalmış ülkelerin insalarında, dolayısıyla biz Kürtlerde bir gelenek var.

Biriyle tartışmaya başlayınca ilk amacı düşüncesini sana kabul ettirmek. O anda kabul etmezsen, ya kavga ölür, ya küsme. Biribirine laf yetiştirme. Kim en son lafı söylediyse o kazanmış gözüküyor. Bundan dolayı tartışma ve konuşmaların çoğu gürültü ve patırtıyla son bulur.

Mantalite şu olmalı, benim fikirlerim bu, sende söyle, olay bitsin, anlaşamıyorsak başka konuya geçelim.

Öfke, hayatta en tatlı olan şeydir. Şekerden tatlıdır. Öfkeyle aniden cevap vermek insanı müthiş rahatlatır, ama sıkça hata yapma seçeneklerede yal açar.

Esas sorun konuşmaya karşısındakini ikna etme ilk hedef olunca problem oluşur. Halbuki herkes konuşacak onun fikirlerinden isteyen istediğini alacak. Madem Kürtler için yapıyoruz. Kürtlerin düşünce ve kavrama yapıları sağlamdır, bırakalım zamanla onlar kararını versin, kimin doğruyu söylediğine!

Sözüm herkese, bir Kürt olarak diyorum ki, benim hakımı savunma adayları, biribirinizle uğraşmanız, hakaret etmeniz, benim olması gereken haklarımı almamı önler, en azında geçiktirir.

Diğer medeni insanların kullandığı yoları seçmekten daha fazla geçikmeyin.
Eğer bir davanın savunucuları, bir kahvede oturup konuşunca ve yöntem üzerinde anlaşamıyorlarsa, konuşamanın sonunda herkes sakin olarak işine giderse bildiklerini kendinde saklıyarak, işte o zaman Kürtlerde medeni bir halk olmuş demektir.

Fakat Kürt haklarını savunuyorum deyip diğerine düşman olmak, belki biraz rahatlatır ama, kısır döngüler davaya zarar verir, zaman kaybettirir.

Yani siyah ve beyaz arasında bir şeçim yapmak gerekmez.

Kürtlerin medeniyet ve vahşilik arasında bir şeçim hakları var.

Kürt olarak kriterim : söylenenin, konuşulanın, yapılanın bana ne kazandırdığıdır, gerisi kişilerin kendi egosunu tatmin veya benim çıkarlarımı kendisine alet etiği anlamını çıkarıyorum. Böyle Kürt istemiyorum.

Konunun can alıcı noktası şudur:

Kürtler, tartışmalarında, yazmalarında, savundukları her görüşten, mutlak, ama mutlaka her cümleden önce, “öyle zan ediyorumki, tahminime göre (…)” gibi deyimleri kulanmaları gerekiyor. Yani söylediklerinin yüzde yüz doğru olmadıklarına kendininde inanması gerekiyor. Karşısındakinede saygı bunu gerektiriyor. Yoksa hem kendine, hem karşısındakine, hemde savunduğu davaya zararı olur.

Kendi görüşlerine kayıtsız ve şartsız inanan birinin başına gelenleri aşağıdaki örnek iyi izah ediyor.

Herifin biri askere gidecek oğlunu evlendiriyor. Düğün oluyor, üç ay sonra oğul askere. Gelini kontrol etmek kayınpederin görevi. Gece gündüz gelini denetliyor (öyle ya çocukları yetiştiremiyen, cahil kalanada bir bekçi gerekli). Genç gelin bitişikdeki odada kalıyor. Eve giriş kapıları farklı.

Bir gece yarısı kayınpeder bahçeye çıkıyor, gelinin odasındaki lamba yanıyor! Pencerenin orasından burasında bakan kayınpeder, ne görsün, gelinin yatağında bir erkek. Hemen koşuyor, evde duvarda asılı tüfeği kapıp geliyor. Pencereden bir domuz kurşunu, adam kanlar içinde,“ oruspu“ gelinede bir fişek doldurmakla meşgul olan kayınpedere, bağırıp dışarı çıkan gelin, ne yaptın sen! Oğlunu vurdun diyor. Oğlu eve izinli gelmiş, gece yarısı rahatsız etmeyelim, diye babaya haber verilmiyor. Bunu duyan baba, eyvah, ben ne bok yedim. Tabi oğul gitti, kendisi hapise.

Kısadan hisse:

Şartlanmışlık, her zaman kendinin haklı olduğuna inanmak tehlikelidir, düşünmeyi önler. Yanlış tarafa yönlendirir

Eskiden beri var olan lanetli, kan davası pratiği, şimdi modern kin davasına dönüşmüş biz kürtlerde, kimse kimseyi af etmiyor. Kafalar karışık, gözler dumanlı, hedefe giden yol karanlık!

Şimdiye kadar sadece köy, şehir değiştirerek, önlemye başvurmuşlar bizim atalarımız kan davasını. En ünlü olanımız Yaşar Kemal’dir, kan davasından Van’i bırakıp Çukurovaya göçmüşler.

Ne yazık ki şimdiki kin davası devletleri, kıtaları değiştirmemize rağmen durduramıyoruz.

Atalarımızdan daha beceriksiz miyiz? Beynimiz mi küçülmüş?

En doğrusu zanederimki bu hayırsız mantaliteyi yok edecek erdemli insanlara sahip değiliz henüz!

Kürt milleti ve Fransız milletinden bir örnek vereyim. Bir gün iki Fransız çok kızgın şekilde biribirine bağırıyorlar o kadar yakınlarki burunlarının arasındaki mesafe bir karış uzunluğu geçmez. Biri gırtlağı çatlarcasına, bağırarak konuşuyor gözler birbirine dikilmiş diğeri dinliyor, o bitirince diğeri aynı hararetle bağırıyor öbürü dinliyor. Bir müdet sonra herbiri bir yöne gidiyor, her biri kendisinin haklı olduğuna inanarak

Buna seyirci olan bir Kürt’ün olayı anlatısını dinliyelim

Vallahı o bağırışları ve kızgınlıklarını görünce dedimki burada mutlaka kan akar. Hiç biride elini kaldırmadan dönüp gittiler. Bizde olsa birkaç ölü ve yaralı olurdu“

Bize bir film gibi gelebilir, törelerine göre, geneli böyledir birkaç istisna hariç. Kızgında olsalar herkes fikrini söylüyor, biribirinide dinliyor. Belki yanılıyorum duygusu taşıyorlar. Bunun ismi fazilettir! Yücelik bunda saklıdır.

Dürüst olalım, uzağa gitmeye gerek yok tolerens söz konusu olunca. Türkler biribirkerine daha saygılı ve toleranslıdırlar bize göre. Türkiye partilerinde bir çok eğilimde oluşmuyor mu? Bu gün AK partide en faşistinden komünistine, laikinden, islamın değişik gruplardan oluşmamış mı? Adamlar her gün konuşuyor, gazeteciler onları dört kulak dinliyor, bir kaç ağzı bozuk hariç hakaretli küfür eden var m?. Edenlerden bazıları özür dilemiyor mu milyonlarca kişinin gözü önünde? Bunları neden örnek almıyoruz?

Bu çok eleştirdiğimiz Türkler bunu beceriyor. Kürtler beceremiyorsa, kim neye laik ise onu yaşıyor cümlesi tam yerinde bir söz değil mi?

O zaman bırakalım Kürt katili dediğimiz, Türkler, Araplar ve Fraslar, bizi mal gibi idare etsin, gürültü yapmamıza değmez.

Sizin sayın Öcalanı veya başka birini eleştirmenizi ben doğal karşılıyorum. Normal olmayan eleştirilerin hakaret düzeyine ulaşması. Siz diyebilirsinizki onlarda bana aynı şeyi yapıyor, Öcalan’ın teşkilatı tarafından tehdit ediliyorum. İşte esas sorun burdadır. Bunun sonu yok mu?. Bu tür olayları başka milletten olanlar nasıl hal etmişler? Onların bu yönünü örnek alamaz mıyız? Neden işi kin davasına dönüştürüyoruz?

Sayın Gülmüş benim sayın Öcalan’ı mihenk taşı olarak gösterdiğimi söylüyorsunuz. Benim yazdıklarım bazı tespitlerden ibaretti. Kimseyi etkilemem herkes kendi bildiği gibi karar verir. Diyorumki aklın yolu birdir. Zaman en iyi şahittir. Zamandan önce hareket etmek aceleciliktir.

Konu o ise ölçüde o olmalı inancındayım. Kabul edelim veya etmiyelim, bazı gerçeklerden uzaklaşma olmaz. Sayın Öcalan’ın fikirlerine siz ve başkalarının ne kadar karşı olama özgürlüğünüz varsa bana göre, diğerlerininde onu sevme, ona inanma özgürlükleri var. Size göre o bir diktatör olabilir, ama onu umut gibi gören, lider sayanların sayısı hiç, de az değil. Bunlara, cahiller diyebilen olur, ama inandırıcılığı şüphelidir.

Siz diyorsunuzki sayın Öcalan’ın yaptıklarını, konuştuklarını, elekten geçirip, tefle çalacağım, PKK bana çok çektirdi. Doğru olabilir. Ama şimdi de bende aynısını ona yapacağım demek, kin davası gibi bir şey olmaz mı?. Bu tür mantık yürüyüşü Kürtlere ne kazandırır ki?

Değişik isimlerle Öcalan’a karşı çok ağır yazılar yazdım, tepki almadım, diyorsunuz, ama Şükrü Gülmüş olarak yazınca çok tepki alıyorum, diyorsunuz. Bu karşılıklı inatlaşmaya örnek değil mi? Basabaş, dişedış anlayışı kime ne kazandırır ? Hiç kimseye, hiç bir şey !

Keşke şimdi yöntem değişse, seven de sevmiyen de eleştirilerini ve sevgilerini ölçülü yapsa, bu kin davası yok olsa.

Ha birde diyorsunuzkı, Öcalan’ın Ergenekon’la ilişkileri olmuştur, yanı haindir. Açık söylüyeyim bunun hiç sakıncası yok, eğer faydalanmışsa; keşke bütün „hainlerimiz“ böyle olsa. Öcalan’a göre sizin „Alman ajanlığınız“ da beni rahatsız etmez. Ajanlık yapma düzeyini gelmiş yüzlerce Kürdümüz olsa iyi yoldayız demektir.

Eleştiri yapıyorum diye “Hain, yalaka, satılmış, ajan, kaypak, uşak vs…vs. gibi hayırsız kelimeleri Kürtlerin lügatlından ebediyen silmek gereklidir.

8. ci Paris Üniversitesinde Prof. Dr. Didier Le Saout ile berabar yazdığımız Öcalan ve PKK isimli kitabımıza PKK’nın ne tepkileri olduğunu soruyorsunuz. Tepkisizlikleri oldu desek daha doğru olur.

Bazı yöneticileri bilimsel olduğunu, büyük bir çalışma olduğunu kabul ettiler. Hatta Özgür Politikada kitapla ilgi birde ropörtaj çıktı. Sonrada başka yöneticiler her ne hikmetse kitaba soğuk durdular. Ben tavırsızlıklarını önemli bir ölçüde tarafsız, açık, militan olmayan bir çalışma olması ve onların kitap sevmemezliklerine bağlıyorum.

Ben bunlardan iki kişiye şöyle bir şey dediğimi hatırlıyorum “Eğer sayın Öcalan sizin bu davranışınızı görürse sizi iyi bir haşlar, bu kitabın değerini bilmediğiniz için“. Zaman kimin doğru söylediğini tespit edecek.

Zaten biz yazınca, beğenilsin veya rededilsin diye bir amacımız yoktu. Kitabımız tarafsız ve bilimsel bir yapıttır.

İşimiz, zor sorumluluğumuz ağır, mademki Kürtlerinde diğer halklar gibi iyi yaşamaya laikler diyorsak, farklı görüşlere rağmen barış ve kardeşlik içinde yaşayan diğer halkları neden örnek almıyalım? Biraz hırsını gemlemek başeğmek değildir.

Kan ve kin davalarını geride bırakma medeni cesaretine sahip olalım. Gururumuzu biraz törpülemenin tam zamanıdır.

Aslında şimdi Kürtler için en verimli zamandır. Yağ var, ün var beraber helva yapmaya mahkumuz.

Sağlıklar dileğimile.

Selamlar

9 Mayıs 08

 

Yorumlar (7 gönderildi):

Heme İzoli .. 10 May, 2008 01:13:18
avatar
Bir piskopos edası ile güzel şeyler vaazetmek iyi de onlarca insanı bizzat imha etmiş birine bunu bile bile normal insnmış gibi davranmak mümkün mü? Ona katil denilemiyecekmi? Yada İnsanları düşman diyerek üstüne saldığı güçlere teslim olana hain denilemiyecek mi? selamlar
derdan .. 10 May, 2008 02:15:29
avatar
Sayın Çiğerli bir nasname okuruyum.

bir hareket yola çıkmış; can vermiş can almış, hapis yatmış ve evlat kaybetmiş, evi talan edilmiş yurdu harap edilmiş,düşmanından her türlü tazyik görmüş, idamlar sürgünler yaşamış, acı ve yokluğun her türlüsünü yaşamış....
Bu insanların hülyası vardı. Rüyaların da dillerinde ve kültürlerinden dolayı horlanmadıkları bir vatan düşlemişler. Kendilerine mani olan zamanın zalimlere karşı çıkmak için yola çıkmışlar.
Bu hareket yıllar boyunca kendilerine liderlik eden birinin peşinden gitmişler. ve yıllar boyu bir mücadele vermişler.
Bu lider gün gelmiş sığındığı yerden çıkarılmış ve yıllar boyu mücadele verdiği kesimin eline düşmüş. Buraya kadar gayet doğal bir seyir diyelim...
Bu kişi başlamış kendisine karşı yıllarca mücadele verdiği sistemi övemeye, tarih tahsisçisi gibi düşmanını aklamaya başlamış, ucu ve başı bir birbirini tutmayan demeçler vermeye başlamış. Üstelik bunu esir olduğu hapishaneden yaparak...
Şimdi bu rüyalarla ve hülyalarla yola çıkmış eski dava arkadaşlarının bunda bit yeniği araması hatta öfkeye kapılarak bunun ancak bir hainlik olabileceğini söylemek hakaret mi kabul edilmeli.
Akıl ve metanet ne kadar meşru duygularsa kızmak ve öfkeye kapılmakta o kadar masum duygulardır. Bence birde bu pencereden bakın bu meseleye
Dîroknas .. 10 May, 2008 03:01:45
avatar
Abdocu fasizmi teshir etmek ne zamandan beri "kan davasi" ya da "kin davasi sayiliyor?Bunun erkeni var mi?

Ortada bir pratik var, onun getirdigi sorunlar var, gelecekte yaratacagi sonuclar varken, "goody-goody" oyunu mu oynayalim?

Bir Alman atasozu "Gec kalan cok gec kalir" der.Abdoculugun teshirinde Kurd Milletinin menfaatlari geregi,kaybedilecek saniye dahi yoktur.

Sunu da bir kenara mutlaka ama mutlaka not edelim:30-40 yil sonra Abdoculuk Kurd Milletinin tamami tarafindan mahkum edliecektir.

Unutmamak lazim:Stalin doneminde Fransiz aydinlari bile kendisine biat ediyordu.2005 yilinda karsilastigim bir koylusu (Tiflis`in Gobi koyunden) Stalin hakkinda "O`na lanet olsun "diyordu.

Yanilmama, Abdo`ya mahsus bir ayricaliktir.Bunu anlamak icin haftalik diziyi izlemek yeter.

Bir de her eli kalem tutanin hem de bir Fransiz ile birlikte Kurdluk icin yapacak baska isi yokmus gibi Abdo Biyografligina soyunmasi da bir baska acaipligimizdir..Herhalde "Rating" sorunu olsa gerek.

Ancak gercekler baki, ratingler gecicidir.

Son sozu Tarih soyler!
Bawer .. 10 May, 2008 04:23:26
avatar
ihanet nedir..?
ne ilginc bir deyimdir bu ihanet..APO yapinca onu kahraman yapan . semo yapincada xain eden seydir ihanet..
ve yine ne ilginctirki birileri APO nun ihanetlerini saklamak icin APO dan daha fazla efor sarfeder..yani sözün özü APO bile kiziyordur bunlara..
adam diyorki hemde amed de MHP ile ittifak yapabilirsiniz..ben kemalistim , sex seid ingiliz ajaniydi..müridleri diyorki yok o öyle degil kimse onu anlamiyor..
merak acaba APO kendini anliyormuki bu müridler onu anlayabilsin..
ben APO yu anlayan üc kisi taniyorum ..
1-Havva..
2-deli memo..
3-sabri cigerli..
haa aysel tugluk unda hakkini yemeyelim oda biraz anliyor..gerisi yok..
selamlar
Ali Gun .. 10 May, 2008 05:46:29
avatar
Sayin Cigerli,Polemik yada tartismalara girmek ancak zaman kaybettirir. Sizin hangi alanda uzman oldugunuzu bilmiyorum. Bir tip hekimi Kurt aydini olarak butun aydinlarimiza ,halkimiza ve size de soruyorum:
1- Evrensel hukuk alaninda Kurdistan ve Kurt halkinin ugradigi soykirimlarinin tespiti ve onlenmesi icin bir basvuru varmi? yoksa simdiye kadar neden yok? Neden BM,ABD ve AB gibi uygar ulkelerden alinacak desteklerle ve Lahey Adalet Divanindan alinacak desteklerle Kurdistanin parcalarinda referandum talep edilmez? Neden milyonlarca imza ile Kurt halkinin en dogal evrensel haklari talep edilmez?
2- Kurt dusmani ulkelerin Kurt halkinin ozgurluk taleplerini yok etmek,saptirmak icin kurdurdugu veya yoneticilerini kontrol ettigi parti ve kurumlar olabilir mi?Bu onlar acisindan mantiklimidir?Diger butun sol ve dinci partileri kurdurduklari ve yonettikleri biliniyor. Peki en buyuk tehlike olarak gordukleri Kurtler icinde boyle yola girmezler mi? Bunu da buyuk oynayarak mi yaparlar yoksa kucuk?
3- Kurt dusmani Ulkelerin Gizli Milli Guvenlik Kararlarinin desifresi basina da sizdigi kadariyla kismen yayinlandi.Biliniyor.Bunlardan yola cikarak bunlarin tam desifrasyonu tahmin veya temin edilirse, Bunca olan olaylarin hangi tarafin lehine,menfaatine gelistigi neden bilimsel olarak tartisilmiyor? 4- Legal,saydam ve hukuki olmayan butun yapilanmalar kirli oyunlarin birer parcasidirlar kanaatindeyim. Cunku Kurdistan ve Kurt halki kadar evrensel hukuk olculerine gore zaten hakli olan ancak haklari gaspedilen ,soykirimina ugratilan bir halk ve ozgurluk hareketi neden kriminalize edilir? Bunlar barbarlarin tuzagina dusmek veya onlarin yonlendirmeleri olabilir mi?
Halkimiza Bilimsel,akılcı dusunme ve arastirma gucunu kullanmalarini diliyor, size de saglik ve basarilar diliyorum. Selamlar.
esat turan .. 10 May, 2008 06:39:20
avatar
hocam yazdıklarınız yerinde, aydınlarımız böyle olmalı. bakıyorum bişrçoüumuz aynı noktada buluşuyoruz. öylede olmalı. bu harekete bütün güzel yıllarımı verdim. geleceğimin zirvesindeyken bağımsız bir kürdistan aşkım oluştu, herşeyi teptım mücadeleye varlığımla katıldım.
öyle karalamalarla, öyle aşağılık şeylerle, karşilaştım ki, şu an burada anlatamiyorum. yani tc. nin bana ayptığıu en ağır işkencelerden beterini gördüm, karşilaştim. anlayiş ayniydi, düşünceler kemalizmin en faşizan yaniydi.
en yakın arkadaşlarım ajanlıkla suçlanıldı, hiç biri değildi kurşuna dizildiler. aynı guruh içinde bizim nefes alamızı bile engelenildi. bizim şahsımızda kendilerini başkalarına kanıtlamay çaslıştılar. şu noktayı düşündük, bağısız ve özgür bir vatan için herşeye katlanalım.
bizim liderlere köfür edildi, gene bizim insanlar, karşı çıktık yargılandık. başkaları kendi köpeklerie bile taş atmaya tahmülleri yokken. biz berzaniye ilkel dedik. talabani her türlü lafi söyledik. ama doğru olmayan bir tutum.
abdullah öcalan mutlakka eleştirilmeli, zaten eleştirilmediği içinde kendini illah katına çıkarıldı. doğmatize etti. ama onu herşeyin merkezine koyarak, kürt halkını yadsır duruma geldik. herkesi düşman ve ajan ilan etme lüksü orda yani pkk içinde nasıl yapiliyordu da, dışına çıktıkatn sonrasa devam etti. evet ortadoğuda karalam, yerme, ayaklardan tutum geri çekme temel tarz.
işte biz bu tarzdan uzak durmaliyiz. kendimizi yenilemeliyiz. binlerce insanımız şehit düştü, daha mezarları bile bilinmiyor. ve birbirimizi ajanlıkla suçlama, karalamalr vs. devam ediyor.
hep pkk hemde öteki hareketlerle ve pkk dışındaki kesimler arasında avrupada mekik doğuran çeteci, her türlü alaçaklığı prensip haline getiren, binlerce insanımıza kurşun sıkan abdulkadait aygan konuşabiliyor. başımıza her türlü suçlama, karalam, arkadaşlarımız kurşuna dizildi. biz rteslim olmadık. tc ye elam dilemdik. arkadaşımıza, halkımızın herhangi bireyine kuşun sıkmadık. zulme karşı dimdik ayakta durduk.. bu adamı bir yerlerde durdurun. aranızdaki sorunlasrı kendi çıkarınız doğrultusunda kullanmasın. öyle oturtun bir yere şehitlerimizn gözü arkada kalmasın.
kürtler birleşmeli, kürtler kendi aralarındaki sorunları bir kenara itilmeli. tarih ve mevcut gerçeklik bizi zorluyor. hocama teşekkürler
xort ciwanbû .. 11 May, 2008 01:40:16
avatar
Ji bo Saddam yek ji serkêshên sunna gotibû;"ew (Saddam) shêreke di qefesê de ye",lê bersiwa wî bê derengî ji alî wezîrê shia hatibû," ew (Saddam) mishkeke di qulukê de ye!"

Abdulla Ocalan(apo/abdo)kî ye ji bo kurdan?
Shêreke di qefesê de yan mishkeke di qulukê de!
Yek pesne, yek haqarete!Lê ji bo kê!
Hûn bêjin ew shêre di qefesêde, hûn haqaretê li nirxên kurd û gelên Kurdistanê dikin!
Hûn bêjin,ku apo/abdo mishkeke di qulukê de,wê chaxê ji bo hevalên apo/ abdo û ji bo kesên nanê xwe ji pishta pesndana wî dixwin, ev yek dibe ciyê haqaretê!Kî chawa bixwaze lê binêre, ewê waha jî bibîne!
...
"Yekbûn" organizasyoneka politik û kulturî bû li Sovyetan.Serokê "Yekbûn"ê Mihemed Babayev bû.Wek hemû serkarên organizasyonên sovyetî, ew jî heya dawiya jiyana rêxistinê li ser "hukum" ma, lê belê nabe neyê gotin, ku cîgirê wî hebû.(Wekîl Mustafayev)Û bi cîgirê xwe re tim wek mishk û pisîkê bûn!Yanî duyemîn mirovî herdem dixwest bibe ê yekem û pir hewldan û lîstikên wî chêdibûn!
Rojekê di kongreyê de, endamekî "Yekbûn"e " Mahmûd Balayev",ku piranî ew bi navê "Pêshmerge" dihat nasîn, rabû û rexne li serokê yekbûne girt.Di dîwana Kongrê de Mihemed Babayev, bi gotineka ji xwe ewle û ji xwe razî jê re got;" Rûnê, rûnê! Min tev bavê te araq vexwariye! Tu hatiyî û rexna dikî"
Li welatekî sosyalîst ,zihniyeteka Kurdî û feodal!Tîtila wî chibe jî!Nabe nifshên nuh baxivin!Divê,dînazorên me her li trompêta xwe bidin!

Mishk jî heywane û shêr jî! Li Awrûpa ji mishkan jî hez dikin!
Chi gotibû serokê partiya "CDU" li almanya Edmund Stoiber, ku xwe ji nishka ve ji kabîneta hukumeta Berlînê kishandibû?
Wî gotibû;"Ez wek kûchikekî dinalim!"

Li hemû dunyayê ji bo kesên journalîst, mafê rexnê û ramanê wek ku bê sînore!Li Awrûpa yan jî li Amerîka, ji bo despotekî ,ji bo diktatorekî du dimension nîne! Yan kes nikare bêje,2na ew ne despote, ew ne dîktatore, ew ji bo min lehenge,mêrxase!"

Chawa "Stalîn, Hitler,Poy Pot û pir dîktatorên din bi navên xwe tê namandin û hîch kesekî normal nikare bêje, ku ew ne despot û dîktatore, waha jî ji bo Apo/abdo yê me em nikarin rabin û bêjin, na welle dîktatorê me dîktatorekî feqîre! Waha jî hîch kesek îzna demagojiyê nade me, ku em bêjin welle " dîktator" ê me ji alî qismek gel tê hezkirin, ka em jê re navekî din bibînin!Nabe,ne dunya polîtîk, ne dunya zanistî û ne jî mantiqa mirovekî normal vê yekê qebûl nake!

Ew ne shêreke di qefesê de!
...

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin