Anasayfa | Türkçe | Yıldırım Merkit!...

Yıldırım Merkit!...

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Azrailden kaçış mümkün ama Öcalan'dan mümkün olmadı

12 Eylül.. Cezaevlerinde devlet terörü ve Diyarbakır 2 Nolu’nun pilot bölge olmasıyla; Elazığ’dan 75 kişi da Diyarbakır’a getirildi. 75 kişiden 5 kişi direndi. Geri kalanlar döküldü. Bu gelenler içinde Yıldırım Merkit yoktu. O zaten Diyarbakır’daydı.

 

Dersim...
Kalan...
Tunceli...
Dersim bir kocaman bölgeydi. 1938’lerden önce nufüsunun 80 bin olduğu söyleniyor.
Bir kıran girdi. Aslında buna Turan Kıyımı dememiz gerekir. Ve bir anda; nüsfun 60 bini gitti.
Geriye ne kaldı?
10 Binlik Kalan.
Ona da bir Tunceli girdi mi?
İşte kalanlar Yıldırım oldu. Yıldırım ordular girdi. Yıldırdıklarına da ‘Yıldırım’ soyadını verdiler. Bence bunun için Tunceli’de bunun için çok yıldırım soyadı var.

Sayalım mı?
Ali Yıldırım...
Hüseyin Yıldırım...
Hamili Yıldırım...

Peki bir soru; bunların hepsini Türkler mi yıldırdı, Yıldırım soyadını verdi. Bizim şefin de etkisi yok mu? Biz üç yıldırım yazdık. Üçünün yıldırılmasında ne kadar TC’nin rolü varsa bir o kadar da şefimizin var.

Bakın Ali Yıldırım (Kesire’nin  babası)’nı TC kazandı. Yıldırdı. Yıldırım yaptı. Kabul. Bizim şef ne yaptı? Kızını aldı. Yıldırm ile Öcalan birleşti, birleştirdi. Ee   vallah eğer çocukları olsaydı bence Yıldıran ÖCALAN veya Yıldırım Öcalan olurdu.

Hüseyin Yıldırım’a gelelim.
Mert, dürüst bir adamdı. Elazığ’da kakoş kakoş avukatlık yapardı. Bu ‘Apocular da yaman adam’ derdi. Onlara hayrandı. Ve tuttu onların avukatı oldu. Evini Diyarbakır’a taşıdı. Esat Oktay’a baş eğemedi. Diyarbakır Zindanı’na düştü. Avuçları arasında düşen dişlerini saydı. Yine de yıldırmadılar. Ve onu bu sefer Bekaa’ya yolladılar. Bizim Hüseyn abe, gaza geldi. Önce şef onu havalara uçurdu. O’da bu oyuna geldi. Ve Avrupa’da kendini PKK’nin sözcüsü sandı gerçekten. Şef ayağının altındaki halıyı çekince bir seksen yere serildi ve bırakalım Yıldırım’lığı, yıldıranların gazabından beter oldu. Ve hala hainlik yaftası ile dolaşmakta.

Hamili Yıldırım.
Kara...
Kara bela...
Elazığ’da faşistlerin korkulu rüyası.
Ezcümle.. O kadar işkence, o kadar çile..
Ne oldu netice. Şefin huzuruna çıkınca ‘Aslında ben içerde direnmiyordum. Benim içimdeki başkan direniyordu’ deme di mi? Yine de yetmedi. Onun her an bir Hamlet olacağı korkusu vardı. Şef ona güvenmiyordu. Ona onun için ‘Hamili de bizim Hamletimizdir ‘ dedi. Yani Hamili’yi hemen hallet şifresiydi bu. Onu da Suriye’den Adana Anlaşması gereği verdiler.
Hamlet Hamili kıpırdayacak oldu. Hemen şef ‘Hamili gereksizlik yapmasın. Doğru dürüst bir savunma yapsın’ dendi. Ve Hamili hemen Demokratik Cumhuriyet savunmasını mahkemeye sundu.

‘Başkanımın dediklerine katılıyorum!..’

*
Nokta koyalım bu Dersim/Kalan /Tunceli ve Yıldırım -Yıldırılanlara.
Biz şimdi karşımıza adı Yıldırım olan birini alalım.

YILDIRIM Merkit.

Sondan başa. Yıldırım onlara soyad. Bunda ise; ad olmuş.
Peki kim bu adam? Neciydi? Ne oldu akibeti?

Yıldırım Merkit’i aslında ben anlatmamalıydım. Onu Selim, onu Aysel anlatmalıydı. Çünkü Selim orayı ve Merkit’i iyi biliyor. Aysel’le beraber yakalandı. Yani o Mazlum aynı arabada yakalandılar.

Bildiğim kadarıyla;
Abdullah Öcalan, Suriye istirahatgahına ‘Çekil’ emrini alınca; PKK/MK’de boşluk oluştu. Onun yerine birinin geçmesi gerekiyordu. Yedek üyelerden, durumu en uygun olan veya tavsiye edilen Yıldırım Merkit’ti.

Tabi bizi bir yana bırakın, bu MK’lik arkadaşların tümü de -0 zaman- şu yanılgı içindeydiler. Sanıyorlardı ki gerçekten işleyen bir parti var. Ve bu partininde başkanı Öcalan’dır. Yani şunun idarakinde değildik. –Belki Ankara grubu biliyordu- Konger olursa Öcalan’ın yerine birimiz de seçilebiliriz. Nihayetinde kongre en yüksek karar organıdır. Aslında normal partilerde böyledir. Ama bu ML ve Demokratik merkiziyetçi hele de Öcalancı bir partide bunlar olmaz. Parti vardı. Biz partiyi hepimizinki sanıyorduk. Ama bu yanılgıydı. Parti Öcalan’ın elindeydi. Bakın anlatacağım.

Yıldırım Merkit, Mazlum Doğan ve yanlarında Aysel Çürükkaya (Öztürk) yola çıkarlar. Onları işini organize eden Duran Kalkan’dır.

Yolda yakalanırlar.
Merkit ve Doğan sahte kimlikleriyle cezaevine kadar gelirler. Bir tek kimliği çıkan Aysel’dir. Bir hatam varsa Aysel düzeltebilir. 
Mazlum Doğan (İbrahim ŞEN/OL)
Yıldırım Merkit (Kadir Merkit) olarak sorgulanır.
Mazlum Hilvanlı bir köylü olan İbrahim Şen kimliğine OL ekler. ŞENOL olur. Yıldırım da amcasının oğlu Kadır Merkit’in kimliğini kullanıyor.

Bu durum; Mazlum Doğan’ın bidon içinde firarına kadar devam eder. Ama Bidon Firarı başarısız olunca kimlikler ortaya çıkar.

Yıllarca bunu soruşturdum.
Hem bu üçlünün yakalanması ve hem bidon firarının başarızsılığı gidip Duran Kalkan’a dayanıyor. Ben Baki Karer’den şüpheleniyordum. O ve Mazlum arasında bir çatışma var sanıyordum. Ama Baki bana; ‘Orda sorumlu olan Duran’dı’ dedi.
Neyse biz burayı da geçelim. Çünkü bu Duran’ın dosyası çok kabarık.

Askerler Eylemleri Üstlensin!..

12 Eylül..
Cezaevlerinde devlet terörü ve Diyarbakır 2 Nolu’nun pilot bölge olmasıyla; Elazığ’dan 75 kişi da Diyarbakır’a getirildi. 75 kişiden 5 kişi direndi. Geri kalanlar döküldü. Bu gelenler içinde Yıldırım Merkit yoktu. O zaten Diyarbakır’daydı.

Direnişler başladı.
MK ve düz üyelik arasında kalan Merkit, pasif direniyordu.
Bunun üzerine Hayri Durmuş; Direniş konusunda kimse kendini Merkit’e göre ayarlamasın. Ölçü alacağınız Mustafa Keser’dir, diye havalandırma camından bağırdığı söylendi, bana.
Ama Yıldırım  Merkit bizimle hücrelere kadar geldi.

Hatta bir kaç hücrede beraber de direndik.
Arkadaşlar dayaklarda onu tuvalet bölümüne alıyorlardı.
Ben kızdım. ‘Öyle şey olmaz.Kimse kimseyi korumayacak. Yıldırım da bizim gibi ön saflarda parmaklıklar önünde duracak’ dedim. Deza Hüs, -ki Siverekli imanlı bir yurtseverdi.- ‘Hocam bu arkadaşın dayağa karşı zaafı var. Ben onun yerine de yerim’ diyordu safça ve yerinden teprenmiyor, hep kendini öne atıyordu.

Yıldırım’a bir gece sordum:
-Ne oluyor? Hayri ve Mazlum’la ne tartışıyorsunuz? Çok gizli bişey mi?
-Yoo.. Savunma konusudur.
-Eee o zaman biz de bu işin içindeyiz. Sen ne diyorsun, onlar ne diyor?
-Ben diyorum ki; askerler eylemleri üstlensin. Biz siyasilerde savunma yapalım.
-Nasıl yani? Ortada silahlı örgüt yok ki? Var yok PKK’dir. PKK’ye üyelik esastır. Eylemleri kim üstlenecek? Ha MAK diyorsan bilmem. Onun bir mensubu var. O da Rıza Altun. Bir de Fehmi Yılmaz var. Fehmi itirafçı. Ve her şeyi anlattı.

Ne beni ne Merkit diğer arkadşalarla anlaştı.
İşin açıkçası savunma yapmaya niyeti yoktu. Buda normaldi bence. Ama yalpalıyordu. İçin için eriyordu. En sonunda Esat Oktay ‘Hayri Durmuş da itiraf yapıyor.’ Deyip Yıldırım’ı oyuna getirince..Gerçi o dünden hazırdı- Çünkü gidip hücre deliğinden Hayri’nin savunma yaptığını görünce, Esat Oktay ‘Bak itiraf yapıyor. O seni yakmadan sen onu yak’ demiş. O da inanmış. Hücresine geldiğinde de ellerini ovuşturarak ‘Hayri itiraf yazıyor. Ben kurtuldum. Ben gözlerimle gördüm’ deyip eşyalarını toplar toplamaz soluğu 38 koğuşta Şahin Dönmez’in yanında aldı.

Ve itiraflarını tam yaptı.
Bildiklerini söyledi.
Şifreleri çözdü. Eyaletleri açıkladı. Ve o zaman Ferhat Kurtay’ın eyalet sekreterliği ortaya çıktı. Yıldırım Merkit açık ve aleni itirafını yaptı. Ne bir eksik ne bir fazla. Bizim yalancı Halef Çarpar gibi işkemb-i kübradan atmıyordu.

Şahin’le kafa kafaya verip, artık kendilerini kurtarmak için, idareyle, Esat Oktay ve devletle tereddütsüz çalıştılar. Ama sonradan ayyuka çıkarılan ‘Genç Kemalistler Birliği’ örgütü ve buna fikir babalığı yaptıkları, bunu içerde ve dışarıda örgütledikleri yalandır. Bu Öcalan PKK’sının uyduruk antipropagandasıydı.

Ona bakarsanız ben bile bazen şaka ve espiri yoluyla;

‘Ya bu Şahin Dönmez zaten eskiden dönekti. Evlerine Atatürk misafir olmuş ve o zaman bu Şahin doğmuş’ yollu abuk-sabuk anti propagandalar yapıyordum. Kimi de ciddi ciddi inanıyordu. Ya 1938 nere.. Atatürk nere Şahin nere? Kimse bunu düşünmüyordu. Reklam iyiydi ya.. Herkes jeneriğe bakıyordu. Yeterki iyi sunum yap... Inınnın.. ınınnnnn...

*
Şahin ve Merkit Çıktı Ama...

Hatırılıyorum da...
Elazığ’da Şahin ilk çözülüp Cezaevine düşünce; içerden dışarıya bir not yazılıyor. (Bunu bana Hamili anlatmıştı) ‘Şahin ihanet etti. İhanetin cezası ölümdür. Parti izin versin onu içerde ya asalım ya şişleyelim’ denir.
Aylarca haber  beklenir.
Her defasında Öcalan ertekler...
Diyarbakır’a geldiğinde de yine ona bir şans verelim, denir.

Her şey yalan da olsa; aması var.

Ama bu iki insanın sonu ölüm oldu.
Hemde biri İstanbul’da, biri Romanya’da kalafalrına sıkılarak öldürüldüler.
Peki ama neden bunca seneden sonra, ve en tesirsiz, en zararsız hale geldiklerinde öldürüldüler.

Soru bu ya...
Soru sorduruyor kendisini.
Üstelik ‘Genç Kemalistler Birliği’nin yeni mimarının yeni çehresini gördükten sonra...

Selam ve devamla

9 Mayı 08

 

Yorumlar (5 gönderildi):

kadir .. 09 May, 2008 09:26:44
avatar
Yorumunuzu vermedik. Zira, Hüseyin Yıldırım için söyledikleriniz ciddi iddalardır. Yorumunuzu verebilmemiz için ya kimliğinizle yazarsınız, ya da açık kimlik ve telefonunuzu bizde saklı kalma koşuluyla verirsiniz. Biz de kimliğinizi teyid ettikten sonra, yorumunuzu olduğu gibi veririz.
Saygılarımızla..
Nasname
serkes .. 09 May, 2008 11:53:51
avatar
sukru agabey, bence sen ve senin gibi pkk içerisinde su yada bu dereceye kadar kalmis olan arkadaslar kendi otobiyografileri uzerinden pkk yide yogun bir biçimde ele almali yada yalnizca ozel olarak pkk parti tarihini belgeleriyle birlikte ele almali, incelemeli, ozellikle açiga çikarilmasi gereken donemler uzerine seninde surekli yaptigin gibi sorulmasi gereken sorular sorulmali, yara desildikçe desilmeliki çuruyen et parçalari kesilip atilabilsin...
agabey nasnameyi hergun en az bir sefer gozden geçiriyorum, çalismalarinizda basarilar selamlar....
muzo .. 10 May, 2008 11:55:23
avatar
sükrü hoca,dün yildirim merkit ile yazinizi ilgiyle okudum vebu yazi beni 1978 lere ****ürdü.benim acimdan cok beyefendi,alcak gönüllü bir insandi YILDIRIM MERKIT vede akibetinin böyle olmasina üzüldüm.sahin dönmez tam artist ama yildirim bir baskaydi hocam ne diyelim.CETIN GÜNGÖR;IBRAHIM GÜNGÖR;DILAVER YILDIRIM;SAIME ASKIN;AYTEN YILDIRIM ve YILDIRIM MERKIT bunlari unutmak mümkünmü???? SAYGILAR HOCAM
muzo .. 11 May, 2008 09:49:30
avatar
bir zamanlar dersimde bir yigit vardi,türk basini onu ve aponun resimlerini yan yana yayinlardi.öncü kadrolardan IBRAHIM GÜNGÖR istanbul da 1990 yillinda vuruldu.1978 de HAYRI DURMUS bile onu merak edip nazimiyeye gelmisti.daha kimler kemal pir le beraber lübnanda egitim gördü,ali haydar kaytan bile ona karsi saygiliydi.dersimi o ve cetin güngör vede yildirim merkit pkk li yaptilar.
muzo .. 11 May, 2008 10:05:31
avatar
HOCA sizin bu kararliginiz takdir etmemek mümkünmü...gecmisi kim sizin kadar iyi irdeleyip,korkusuzca ve kararlica yayinliyabiliyor...hocam yazilariniza devam edin,bu halk yavas uyanir,ama karaliginiz ama lütfen esnemesin...birde yildirim merkit 1980 deki televizyon konusmasinda itiraf degil,savunma yapti...lütfen hocam

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin