Anasayfa | Türkçe | Ayaklarını Verip Başını Kurtaran Adam

Ayaklarını Verip Başını Kurtaran Adam

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Ahmetler ve Mehmetler

Ona dokunmuyorum. Tek satır eklemiyorum. Oysa onu ta 1978’lerden beri tanırım. Yazılarımı okuyanlar bilir. Bizim ilk PKK/Mardin teşkilatındaydı. Ankara katılımlıdır. Özünde dürüst ve fedakar bir insandı. Bir kardeşini yitirdi bu uğurda. mali varlığı yerinde bir iki köyleri vardı. Mardin İlk Turizm Müdürü olmuştu.

 Eski zamanlarda değil, şimdilerde bile; bir harami karşınıza çıksa ‘ya malın ya canın ‘derse, siz ne yaparsınız?
Biraz aklı olan, haramiye ‘Al malı, yeter ki canımı bağışla!.Hepsi de helal hoş olsun. Ananın ak südü gibi harca’ der. Ama akılsız olan;
‘Mal canın yongasıdır. Vermem!..’ der ve canından olur. Canı gitiği gibi malı da gider. O bunun farkında değildir. Ve malesef bu saflarda, bu teşkilatta, hem düşman karşısında, hemde iç düşmana karşı onurunu çiğnetmeyip hayatlarından olanlar çok oldu.
 Ancak, size anlatacağım adamın öyküsünde; sorun mal değildir. Onurdur.
Yani bu karşısına çıkan harami; ‘Ya onurun ya canın’ der. Bizim adam da;
‘Al sana onur!.’
Harami sevinir. Onuru giden adamdan hayır gelmez artık. Harami ustadır. Yamandır. Bir de ayaklarını ister. Ona öyle bir ders verir ki; yaşadıkça onuru her geçen gün yerlerde sürünür.
Adamımızın adı: Şemsettin Aktaş’tır.
Şimdilede Ahmet Aktaş olarak biliniyor. Bu satırları okuduğunda üzülcek, kızacak ve bana ‘İşte Alman ajanı olmasının belgesi!.. Bakın hııı beni deşifre etti.’ İyi de Ebu Anter, soruyorum sana; sen Alman Devletine iltica ederken Şemsettin mi dedin yoksa Ahmet mi?
*Geçen gün bir değerli arkadaşımla söyleşirken söz döndü dolaştı. Bizim adam üzerine söyleştik. Onun tarifini kendime yazı başlığı yaptım. Çuk diye oturdu ve bizim Aktaş’ın tarifini tam-ı tamına veriyordu.Ayaklarını verip, başını kurtaran adam!...Daha ne diyeyim?*
Ona dokunmuyorum.
Tek satır eklemiyorum.
Oysa onu ta 1978’lerden beri tanırım. Yazılarımı okuyanlar bilir. Bizim ilk PKK/Mardin teşkilatındaydı. Ankara katılımlıdır. Özünde dürüst ve fedakar bir insandı. Bir kardeşini yitirdi bu uğurda. mali varlığı yerinde bir iki köyleri vardı. Mardin İlk Turizm Müdürü olmuştu.
Lakin şimdilerde durumu berbat.
Ahmet adını da Şıkestun’da kaybettiğimiz Ahmet Kurt’dan dolayı aldığını söylemişti.
Tesadüfe bakın ki; Mehmet Şener de aynı şeyi yapmıştı.
Onun da Suriye’deki mahlası Ahmet’di.
Ben bir şiirle noktalayacağım. Ağlama Ahmed ağlama
İkide birde elini atma kuşağına
Anam avradım olsun değişecek bu günler
Büyük balık küçük balığı yutar demişler
Bok yemişler
 Yazımız da bok karıştı ya.
Onun için fazla kokutmadan ara verelim.
Zaten fazla da yazmak istemiyor canım. Ama Şoreş’i anlatınca bir de böylesi olsun. Kötü ve çirkin, korkak olmayınca; güzel, yigid ve merdin anlamı olmaz.
 
  

Yorumlar (1 gönderildi):

mihe xidir .. 06 May, 2008 03:30:26
avatar
pkk yi tanımaya katkım adlı yazıya yaptığım yorum dikkatinizden kaçtı herhalde. Yazılarınızın ve isminizin bu yazıda nerede yeralması gerektiğini bulabilecekmisiniz? Hatta senin "benim liderim Mele Mustafa berzani" yazınızı okuyunca sizinle ilğili tespitleri yazdıklarınızla pekiştirdiginizin farkındamısınız? Yoksa bize "kara elmas" diyarı basın edebiyatından kriminal bir vaka olmaya devam mı edeceksiniz. Geçmişte yaptığınız yanlış-doğru yanlışları gelecektede bu mentaliteyle devam ettirmeyeceginizi umarak içinde bulundugun şeyin dışında olanlarca önceden göründüğünü kendi miladınla değerlendirecegin temennisiyle,
Sevgili yazı sahibi,
İlk yazınız olduğunu ve ilgi oranında yazacagınızı okuyunca büyük bir mutluluk ve heyecan duydugumu belirtmek isterim. Sitede yayınlanan yazıların en ve "ilk" düşünsel-olgusal-kişisel hesap ve yargılardan uzak bazı küçük "yaratılan ve yaratmaya" çalışan karşısında görünse bile düşünce sistematiğini aşamayan başkalarından beklentilerinizi anlıyor ve ilerde çok daha senin gibilerin "önde" olabileceklerine olan inancımı taşıyorum. Hayatımda bir saatliğine bile "düşünsel-eylemsel" anlamda bu hareketin (pkk-Apo)içine girmemiş, dışardan tarihsel gelişimini takip eden biriyim. (1978-1980, 1980-1983, 1984-1987, 1987 1990, 1991-1993, 1994-1997, 1997-1999- ve biçilen kefen)
yazdığınız yazının olgusal mantık çerçevesi, olayları pencerenizden sorgulamanız, kişisel bir "zavallılığa" düşmemenize kişisel katkı ve destek sunmayı bir borç biliyorum. İçinde bulunduğunuz hareketin farklı yıllarda kullandığı "süreç" kirliliğinin kısalığında yapılan "ilk"ler;
-1980'li yıllara kadar ideolojik-politik inşa sürecinde, ideolojik mucadele, politik dostluk dışı Sol, Kürd hareketlere karşı yapılanlar ve iç infazlar.
-1984' yılına kadar Kürd (anti sömürgeci) hareketlerin dışlanması, Türk sol ve sovyetik-baas-Suriye dnetimini kabulleniş (yanlış anlaşılmasın sair kurdi hareketlerin tek tük bireyler hariç tarih sahnesinde günahları daha büyük. Ayrıca ve teke tek sebepleri ile "kayda değersizlikleri" tartışılmalı.)
-1987 yılında Mardin bölgesinde ilk "duvar dibi" Hogır'lı sivil kürd katliamı.
-1989-1991 yılları arasında "ilk" çifte itirafçı kurumu ile hareketin devlet eliyle yakatılıp hareketin kitleselleşmesi. (Seğbetullah Batur) vakası; Binlerce köylünün ismini verip ve kent merkezlerinde özellikle üniveristelileri örgüt denetiminde örgütleyip yakalatması, gönüllü kendini yakalatıp askerin acemiliğinde "belgelenen " ifadesinde geçmişte Pkk ilişkili tesadüf hiç kimsenin yakalanmaması olayı. O dönemde avukat-gazetecilerde olması lazım. -Belge mutlaka okunmalı- (kahraman, itirafçı, kahraman, itirafçı Aygan vs.)
-1991-1994 arası Perinçek-Yalçın küçük-M.Ali Birand ilişkileri ve görüşmeler iyi incelenmeli.
-1991-1997 yılları arası özellikle 1993-1996 yıllarında sayıları binleri aşan "faili meçhul cinayetler" de öldürülen bir-iki (Nusaybinli doktor)istisna dışında öldürülenlerin hiç birinin geçmişinde Pkk hareketi ile ilişkisi olmayan insanlar olması. Bu hereketin içinde gözünü açan ve geçmişinde pkk'li olan hiç kimse cinayetlere kurban gitmedi. yaşadıgımız Amed'te o dönem bu tespitimize "devlet pkk lıları niye öldürsün. -"Yakalayıp bilgi alıyor ve bırakıyor. Bilgi kaynağı olarak kullanıyor" diyenlerden bilinmelerine ragmen tek gün yakalanmayanlar mevcut.(gerçek hain ve ihanetlerin affedilmesi, cezalandırmama)
1997-1999 ve sonrası iç tasfiye dönemlerinin hızlandırılması.(imha ve tasfiye edilenlerin hepsinin çok önceki yıllarda örgüt arşivindeki "defoları" gerekçe gösterilerek yapılması. Defosuz hiç kimsenin "yetkili" yapılmaması-(M.Şener 1986 yılında "tünel ihbarcılığından "devrim konsey üyeliğine, :M.selim Çürükkaya'nın yargılandığı 1980 li yıllar cezaevi süreci ve sonrası, kabul-inkar kitabını yazarak belğelendirdiği yargıçlık yetkililiğine,,,vs)
-1999 yılında "balon lider kişilik ile bir ulusun onuruyla oynama, bütünleştirme" dönemi; ilk aylardan sonra telaffüz edilmeyen İstihbaratçı, Asker, akedemisyen, stratejistlerden kurulu "başbakanlık eşgüdüm masası" faaliyetler ve kürdlere biçilen kefen.(Geçici söndürülmek üzere "eşgüdümlü" bilinçli sunulan belediye, vekil lider rezaletleri)
-2007 yılı yaşı 45 ve üstü farklı siyasal yelpazelerde yer alan insanların bireyselliğini "deli, hayın," sıfatlarıyla dışlamaya çalışan, kalanların tamamiyle grupsal ve bireysel "gecikmiş egolarını" tatmin etmeye çalıştığı, yeni balon tanrıların peşinden düşünce ve ardından "siyasal fahişeliği" sürüklendigi bir "dibe çöküş" yaşanmaktadır. Yazınızı bu anlamda "dibe çöküş olmaktan çok dibe vurduktan sonra yükselmeye başlayan bir kavmin "ilk" su üstüne çıkacakların işareti "baloncuklar" olarak görüyor. Bu baloncuklardan biri olmaya aday olduğumu belirtmek istiyor, "sivil" yazılarınızın devamını bekliyorum.
Her dünya görüşü doğrudan ya da dolaylu olarak belirli bir siyaset önerir ve çizer.Bilim, siyaset, sanat, edebiyat internet aracılığıyla kullanılarak hadsizlik ve "kirlilik" kültürü geliştiriliyor. Oysa kültür,
bir toplumun seçkinci ya da yığınsal ideolojisidir.. Ama yığınların gerçek ideolojisi degil. (zira sınıf çatışmalarına bağlı olarak kültür içinde bir çok eğilim vardır.)
Yazdığın bu metin kurdi bir aydın dürüstlüğüne ve bilimsel niteliğe sahip, yapılabileceklerle ilgili doneler taşıyor.
Selam ve sevgiyle

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin