Anasayfa | Türkçe | Qur'an Hakkında

Qur'an Hakkında

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

Yanlışı mahkûm etmek kadar, doğru bilgilendirme yapmak da biz Müslümanların vazifesidir. O açıdan ehil olmadığımız halde bazı pratik bilgiler vermek istedik. Aydınlarımızın Qur’an-ı Okumadığı, avamın ise ancak yüzünden okuyarak, derinlemesine nüfuz edemediği kutsal bir metin olan Qur’an-ın içeriğinden ziyade; vahyin mahiyeti, Qur’an-ın nüzulü, tertibi, çoğaltılması gibi konulara kısaca değinmeye çalışacağım.

sidki_zilan@mynet.com

Yanlışı mahkûm etmek kadar, doğru bilgilendirme yapmak da biz Müslümanların vazifesidir. O açıdan ehil olmadığımız halde bazı pratik bilgiler vermek istedik. Aydınlarımızın Qur’an-ı Okumadığı, avamın ise ancak yüzünden okuyarak,  derinlemesine nüfuz edemediği kutsal bir metin olan Qur’an-ın içeriğinden ziyade; vahyin mahiyeti, Qur’an-ın nüzulü, tertibi, çoğaltılması gibi konulara kısaca değinmeye çalışacağım.

Peygamber ( SAV )  kırk yaşına yaklaşınca, Mekke yakınlarındaki Hira Nur Mağarasına gider tefekküre dalardı. Bazen bu durum günlerce devam ederdi. Bürgün, büyük ihtimalle hayat, memat, insanlığın durumu ve başkaca konuları tefekkür ederken; ufuktan, insana benzemeyen heybetli bir zat ( Hz. Cebrail ) ona gözüktü.

Hz. Cebrail yaklaşarak Peygambere oku dedi. Peygamber hayrette idi. Neyi okuyacaktı, nasıl okuyacaktı. Üstelik okuryazar değildi ve hazırda okunması için de kendisine bir metin, kitap veya başka nesne de sunulmamıştı. Cebrail (AS ) yaklaştı,  O’nu kavradı, deredeyse kaburgaları kırılacaktı; oku dedi.   Yaratan Rabbinin ismiyle oku. İnsan-ı  ( üremeyi sağlayan) bir pıhtıdan yarattı. Oku, insan kalem ile öğreten kerem sahibi rabbinin ( ismi ) ile oku. İnsana bilmediğini ( O ) öğretmiştir.

Küçüklüğünden beridir ki putlara tapmamış, yaratıcının bir olduğunu kavrammış ( hanif ) dini üzerine olmuş Hz. Peygamber buna rağmen böylesi bir tecrübeyi görmemişti. Heyecan ve hayretler içerisinde eve geldi. Terlemiş, titriyordu. Üzerimi örtün dedi. Hz. Hatice üzerini örttü. Olanları ona anlattı. Hatice akıllı ve varlıklı bir kadındı. Peygamberimiz 25 yaşında iken onunla ticari ortaklık kurmuş ve yaşça kendisinden büyük olan, uzaktan da akrabası,  dul bir kadın olan Hatice ile evlenmişti.
 
Hatice onu akrabalarından yaşlı bir zata götürmeyi ve olanları onunla paylaşmayı teklif etti. Hz. Muhammed ( SAV ) bunun makul karşıladı. Yaşlı zat muvahhid, Hanif idi. Tek tanrıya inanırdı. Beraber gittiler, olanları anlattılar. O zat Yüce Peygambere dönerek; Hz. Musa ve İsa ( ikisine de selam )  peygamberlere gelen melek ile aynı olan meleğin ( vahyi meleği, Hz. Cebrail )  kendisine geldiğini, bunun peygamberlik işareti olduğunu ve kavminin kendisini Mekke’den çıkaracağını, eziyet edeceğini de ekleyerek ilerisi için uyardı.  Fakat o günlere yetişmeyebileceğini, eğer yetişirse kendisini destekleyeceğini de ekledi.

Sonraları değişik şekillerde, zaman aralıkları ile Kutsal melek kendisine göründü ve szölü olarak kendisine seslendi. Bir seferinde; Ey örtülere bürünmüş ( kişi ) kalk ve uyar, rabbini de yücelt. Diye kendisini uyardı. Mekke’deki peygamberlik hayatı 13 sene devam etti. Yaklaşık olarak 53 yaşında iken eziyetlere dayanamayarak Mekke’den Medine’ye hicret etti. 

Bu 13 senelik Mekke dönemi boyunca Qur’an-ın bir kısmı peyderpey kendisine nazil oldu. Sanılanın aksine, Qur’an bir defada, yazılı bir şekilde değil, sözlü olarak, ilham olarak kendisine nazil oluyor, o da ezberliyor, ezberletiyor ve Vahiy kâtibi denilen zatlara-yazıcılara yazdırıyordu.

Medine hayatı da 10 veya 11 sene devam etti. Sorunlar çoğaldıkça ilahi emirler, yönlendirmeler, cevaplar da çeşitlilik arz etmeye, çoğalmaya başladı. Sayıları 10 kişinin altına düşmeyen katipler düzenli olarak Qur’an  ayetlerini yazıyor, emr edilen şekilde sıralıyor, süreleri ve süreler içerisindeki ayetleri not alıyorlardı. 23 yıl boyunca Qur’an ayetleri peyder pey nazil olduğu ve kâtipler tarafından da yazıldığı için; ezberlenmesi, muhafazası zor olmadı.

Qur’an 114 süreden oluşur. Sürelerin şimdiki sıralanışı, ayetlerin sürelerdeki yerleri iniş sırasına göre değildir. Çünkü peyder pey gelen ayetlerin hangi süreye, hangi ayetten sonra yazılacağını bizzat Peygamber ( SAV ) söylüyor, kâtipler kurulu da o şekilde yazıyordu. Son ayetle beraber ( Bugün dininizi tamamladım, sizin üzerinizdeki nimetimi tamamladım, sizin için İslam’ı ( din olarak ) uygun gördüm-razi oldum.  ) mealindeki ayet de nazil olunca Hz. Ebu Bekir gibi zatlar Peygamberin yakında bu dünyadan ayrılacağını sezdiler. Öyle de oldu.

Vefatından hemen sonra Hz. Ebu Bekir ( ki 1. halifedir, iki bucuk yıl gibi bir süre iktidarda kaldıktan sonra vefat etmiştir ) Zeyd Bin Sabit başkanlığındaki komisyonun toplanmasını sağladı ve zaten yüzlerce Müslüman’ın ezberinde olan Qur’an –ın bir kitap-Mushaf ta toplanmasını buyurdu. Ağaç kabukları, deriler ve başkaca nesnelerin yüzeyine yazılmış Qur’an ayetleri toplanarak bir kitapta ( tek nüsha yazılarak ) toplandı.

Qur’an-ın sözü vahiy- ilahi kaynaklı idi. Yazısı ise mevcut Mekke lehçeleri ( yedi tane olduğu söylenir, yâda ikiden fazlaya işaret etmek için yedi denilmiştir ) esas alınarak yazılmıştır. İnsanların kullandığı telaffuz esas ise de bizzat Peygamberin Qur’an-ı okuyuşu esas alınarak imla oluşturulmuştur. Mushaf, Hz. Ömer döneminde de o şekilde muhafaza edildi. Yüzlerce, binlerce Qur’an hafız vardı, ezbere baştan sona okur ve tekrarlar idiler.

Hz. Osman zamanında İslam devletinin sınırları genişleyince ve Arap olmayan unsurlar da çoğalınca ezberden bilmeyen memleketlerde yazıdan Qur’an-ı öğrenmek ve öğretmek ihityaç oldu. Ana Nüshadan yedi adet kopya yazılarak değişik İslam memleketlerine gönderildi. Sonraki Nüshalar da bu yedi nüshadan çoğaltıldı. Bugün yeryüzündeki Qur’an nüshaları arasında tezat, farklılık yoktur. Ve en önemlisi de Qur’an Peygamber hayatta iken nasıl baştan sona ezberlenmiş ise hala o şekilde kesintisiz bir şekilde binlerce, onbinlerce kişinin ezberinde bulunmaktadır. Mısır’da ki tek bir İslam ülkesidir, üçyüzbini aşkın Qur’an hafızının derneğe kayıtlı olduğu bilinirse, Müslümanların bu işi ne kadar ciddiye aldıkları da anlaşılmış olur.

Evet, değişik yazı biçimleri vardır. Kufi ve benzeri yazı şekilleri de bunlardandır. Arap dilini bu yazılardan ( ki alfabe ve öz aynı, matbaa harfi ile el yazısını mukayese edin ) biriyle yazmak, faklı alfabe veya dile delil değildir. Müslümanlar buna değişik hat-tarz derler.

Eskiden hareke yoktu. Doğal olanı da budur.  Tahsilli bir Arap hareke yok diye dilini yanlış yazmaz ve okumaz. Ama Arap olmayanların Qur’an-ı anlamadan bile yanlışsız ve doğru okuması, telaffuz etmesi için harekeler icat edildi ki önemli bir buluştur ve bu durum Qur’an-ın doğru okunması için Müslümanların gösterdikleri çabaya işaret eder.

 بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Mesela; yukarıda besmele yazılıdır. Bilen için sorun yoktur. Bismillahirrahmanirrahiym. Diye okur. Ama bilmeyen için harekeler icat edilmiş ve manasını bilmese de bir arap gibi doğru okuması sağlanmıştır. O da; B harfi var ama kelimedeki duruma göre be mi desem, bi mi desem, bu mu desem, diye insan tereddüt eder. Hâlbuki üçü de değil. Bi ama, kendisinden sonra gelen Siyn harfi ile çapan bir be. yani; bismillahi, onun da özü bi ismillahi dir. Hareke, cezim, şedde ve benzeri işaretlerle O gün Qur’an nasıl telaffuz ediliyor idiyse, bugün de aynı şekilde telaffuz ediliyor.

İşte bahsettiğimiz durumu istismar ederek, Qur’an-ın değiştirildiğini iddia eden Misyonerler vardır. Oysa Müslümanlar sözlü olanı esas almış ve olduğu gibi muhafaza etmiş, yazıyı da güzelleştirmiş, zenginleştirmiştir. Yemende bulunduğu iddia edilen Kufi yazı ile bugünkü yazılar arasında talaffuz veya mana açısından fark yoktur. Olan fark ise matbaa harfi ile el yazısındaki mukayese gibidir. Harflerin şekli, kısalığı, uzunluğu, kalınlığı, estetiği değişik yazılabilir. Arap alfabesi ise zamanla zenginleşmiş ve değişik yazı sitilleri ortaya çıkmıştır.

Yazarlara göre değişen tarzlar olduğu gibi (  altı çeşit yazı vardır. 1-Muhakkak 2-Reyhani 3-Sülüs 4-Nesih 5-Tevkii 6-Rikaa (İcâze Hattı) , Başka Yazı Çeşitleri de vardır. 7-Kûfi 8-Dîvâni 9-Celî Dîvâni 10-Rik’a 11-Ta’li - Kûfi yazı çeşitli kollara ayrılmaktadır. A) Yapılarına göre kûfi yazı 1- Basit kûfî,  2- Yapraklı  kûfî,  3- Zemini süslü  kûfî,  4- Örgülü kûfî,  5- Geometrik kûfî. 
B) Yazıldıkları bölgelere göre de kûfî yazı üç kısma ayrılmaktadır.
1- Meşrik kûfîsi,
2- Mağrip kûfîsi 
3- Kayravan kûfîsi
Yani mesele tamamen kültürel, tarihi, ilmidir.  Şunu da belirtelim ki; bu iş Arapların da hüneri değildir. Qur’an-ın Mekke de nazil olduğu, Mısır’da okunduğu ve İstanbul’da da yazıldığı söylenir. Yani tüm İslam milletleri bu işe emek vermişlerdir. En büyük Qur’an hadimlerinden biri de seksenli yıllarda rahmet eden Diyarbekirli Hamit Ayatç Hoca Efendidir ki son zamanların en büyük hattatıdır.

Evet Qur’an-ı okuyun ve okutun. Özellikle aydınlarımız mutlaka okumalıdır.

Bir diğer suçlama da; Peygamber Hz. Muhammed ( SAV ) ‘in ve Qur’an-ın diğer peygambaelerle ayni şeyi söylediğidir. Bu doğru ama İslam bunu inkâr etmiyor ki; hatta Hz. Peygamber İslam denen Allah’a teslimiyet dininin son elçisidir, der. Hz. Adem’den  Hz. Muhammed’e kadar ki ( cümlesine selam ve hürmet ) peygamberler İslam’ı tebliğ etmişlerdir. Allah, Kitap, Ahiret, Melekler, cennet ve cehennem,  iyi ve kötü, kader yani amentü hepsinde ortaktır. Şeriat ise değişmiştir. Hz. Muhammed’in ümmeti ile Musa’nın ümmeti değişik şekillerde oruç tutmuştur, Namaz ( Allah’ı anma ) kılmıştır. Bugün bunu göre biliyoruz.

Yunus’un deyişiyle; dört kitabın manası ( ruhu ) aynıdır. Hz. Mani, Hz. Zerdüşt, Hz. Buda da birer peygamberdir. Ama isimleri Qur’an da geçmez. Onların söyledikleri ile Qur’an-ın söyledikleri arsında benzerlik kadar normal-tabii bir durum olamaz.

Qur’an-ın 150 veya 200 yıl sonra yazıldığı iddiası ise saptırmadır. 200 yıl sonra yaygın olarak yazılan hadislerdir. Yani peygamberimizin sözleridir.  Bunu bilinçli olarak saptırmak ayıptır ve ilmi değildir. Hadisleri başta da yazanlar olmuş ama Qur’an ile karışır diye hoş karşılanmamış ve bu tehlike kalkınca serbest bırakılmış hatta teşvik edilmiştir.

Bugün elimizdeki İncil ki Hıristiyanların kutsal kitabıdır, bu Hadis külliyatları seviyesindedir. Onun için, içinde Dağ va’zı gibi ilahi vahiy eseri olan ( ayetler ) olduğu gibi, yazarların kendi yorumları da bulunmaktadır. Hatta diyebiliriz ki; Sahih Hadis kitapları eldeki mevcut İncillerden daha sağlam kaynaklara dayanmaktadır. Asıl sorun ve kıskançlık da burada başlamaktadır.

Hadisleri tasnif işi de başlı başına bir ilimdir. İlmin namusu ancak bu kadar, yani Müslüman âlimlerin koruduğu kadar korunabilir. Harf harf, kelime kelime eleştiriye tabi tutularak Hadisler derlenmiştir.  Sünnet de öyle. Hadisler mübarek sözlerinin, Sünnet ise görüşlerini, yaşam tarzını, bakışını, tasvibini, emirlerini, bizden beklentilerini, Qur’an-ı anlama ve yaşama tarzını, yorumunu, hayatını idame ettirirken esas aldığı ölçüleri, yeme ve giyim tarzını, bu fiiliyatın ruhunu anlamaya matuf şeyleri vs’yi esas alır, tespite çalışır ve kural haline getirmeye çabalar.

Yorumlar (31 gönderildi):

hasan turabi .. 04 May, 2008 11:32:34
avatar
sayin zilan inaclari tartismak dogru olurmu bilmem ,zannedersem bir baska insanin inancina senin inancin mudahale etmiyor ,bir baska inanci asagilamiyorsa ,mesele yok demektir.yani kendi inanciniz disinda olanlara kafir diye hitap ediliyorsa demek istedigim. nedenmi bunlari yaziyorum cunki ben bir kürdüm ve ülkem kürdistanda insallah göruruz özgur yasamak kimine göre kafir,kimine göre kizilbas yada zerdüst ama islam degil .benim gibi ülke ve millet sevgisini önde tutan insanlra yaklasiminiz ne olur .daha öncede yazmistim ama gerek duymadiniz cevap yazmaya.sizin kutsal görduklerinizi tartismiyorum. sorum olurya ya kürdistan kurulurda hocalarimiz darwin evrim teorisini ögretmeye kalkarlarsa sizin gibi aydin muslumanlarin tavri ne olur?selamlarimla
ali sönmez .. 05 May, 2008 07:42:41
avatar
sayın turabi!!!
siz neye itiraz ediyorsnuz?
itirazlarınızın hangisi mevcut metinle ilgli?
bu metinde ki hangi tezata itiraz ediyorsnuz?
metinle alakalı olmayan itirazların kişisel bir şekilde bu metin altında sorulması ne kadar doğrudur?_
Sıdkı Zilan .. 05 May, 2008 09:20:18
avatar
Değerli kardeşim Turabi; kimseye kafir demedim, başkasını tahkir ve tazyif te etmedim. Yukarıdaki yazımdan böyle şeyler yoktur. Elbette İslam ve Müslümanlar fikir özgürlüğünden yanadır. Sizin Darwin yeorisi dediğiniz şey de bu kapsamdadır. Hatta bu teorinin İslamî temelleri de savunulabilir. İbn-i Haldun'un Mukaddimesini okursanız; o da, hayatın suda başladığını, cemadatın bittiği yerde, ona bitişik olarak bitkisel hayatın başladığını, en gelişmiş birki iile en ilkel hayvan arasındaki sınırın bitişşik olduğunu ve en mukemmel hayavan ( canlı )'ın insan olduğunu söyler.
Qur'an da da; biz her canlı şeyi sudan yarattık, diye buyurulmaktadır. Yani Darwin teorisi bile bizi doğrudan inançsızlığa ****ürmez.

Kızılbaş ve Zerdüşt'ün Müslüman olup, olmadığı onların karar vereceği bir konudur. Biz İslam Felsefesi açısından; tüm ilahi dinlerin aynı kökenden geldiğini, tüm peygamberlerin de aynı davayı tebliğ ettiğini söyliyoruz. Hz. Zerdeşt de büyük ihtimalle peygamberdir.

Fazla değil, yüzyıl öncesine kadar Kürdistan'da değişik ırklar, dinler, mezhepler barış içerisinde yaşıyorlardı. Bugün bile bu çeşitlilik Doğu ve Güney Kürdistan'da muhafaza edilirken, 1915 yılında yaşanan ve sonrasındaki hadisleer nedeniyle Kuzey'de bu çeşitlilik ve renklilik azalmıştır. Buna sebep olan da Kürdler değil, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyetidir. Benim ümidim, çok renkli ve çok sesli bir toplumun inşasıdır. Beraber yaşamamk için hiçbir neden yoktur. Müslüman Kürdlerin tarihi buna tanıklık eder. Diğer İslam tolumları da bu konuda Avrupa'dan daha iyi bir geçmişe sahiptirler. Avrupa ikinci dünya savaşına kadar sadece hıristiyan bir kıta idi. Yahudilere yapılanları bilyorsunuz. sanmayın ki bu durum Almanlara has bir konudur. Ruslar, Yunanlılar ve diğerleri de aynısını yapmıştır. Ama Müslümanlar hep birden fazla dini tanımış, birden fazla mezghebi korumuştur.

Selamlar.
Sıdkı Zilan .. 05 May, 2008 01:03:29
avatar
Çok renkli ve çok sesli toplum modeli Kürdistan'ın ve diğer İslam coğrafyasının yabancı olduğu bir şey değildir.
Yüzyıl öncesine kadar da böyle idi. 1915 Yılında ve sonrasında meydana gelen gelişmeler nedeniyle bu çeşitliliğin zayıfladığını görüyoruz. Bunda suçu Kürdlere veya Müslüman Kürdlerin suçu yoktur. Osmanlının ikinci dünya savaşında yaşadığı travma ve Cumhuriyet Hükümetlerinin yanlış siyasetleri bizi bu noktaya getirmiştir. İsrail_Filistin ihtilafı da Arap Ülkelerindeki Yahudilerin göçüne ve mağduriyetine sebep olmuştur. Buna rağmen Avrupa gibi değiliz. Avrupa sadece Hıristiyan olanlara hakkı tanıyordu. Almanlar, Ruslar, Yunanlılar ve diğerleri Yahudileir bile dışlamışlardır. Müslümanlar ise zaten düşman görülürdü.

Darwin teorisine gelince, İbn-i haldun'un Mukaddimesini tavsiye ederim. Hatta darwin Teorisinin İslami temellerini bulmak bile mümkündür. Allah-u Teala, Kuran-ı Kerimde;biz her canlı şeyi sudan yarattık, diye buyurmaktadır. Mezkur teorinin hareket noktası budur. Hayatın denizlerden, sudan başlaması.
FEREÇ .. 05 May, 2008 10:12:40
avatar
Kıymetli Sıtkı ZİLAN Xocaya bu makalesinden dolayı çok çok teşekkürler.Gayet öz ve güzel bir cevap oldu.Bazı okuyucular belki bu makalenin ne için yazıldığını bilmeyebilir.Ama ben bu makaleyi Xocadan talep etmiştim.Bir hafta kadar önce Kur'an ile ilgili nahoş bir yazı çıkmıştı.Benim gibi çok sayıda okuyucunun haklı tepkisi ve talebi üzerine bu makale yazıldı.Hasan Turabi bey ise ilgisi olmayan bir yorum yaptı.ve Zaten Sıtkı Xocanın ona cevabı üzerine sustu.Neyse .Benim için gayet güzel bir makale oldu.İlerde bu makalenin daha da genişletilmiş şeklini Xocamızdan bekleriz.Xocanın gayet güzel bilgi birikimi olduğu belli.İbni haldun gibi bir alimden cedvap vermesi de çok güzel.Ben de acizane ibni haldunun MUAKKDİME'ni okudum.bahsi geçen konuyu hatırladım .Gayet doğrudur.Sıtkı Xocaya tekrar hürmet ile selamlar.
.. 05 May, 2008 11:42:54
avatar
sayin sidki zilan bey cevaplariniz icin cok sagolun.bazi arkadaslar ne demek istedigimi tam anlamadi galiba.sizin yaziniza elestiri getirmem sizin kürtlük ve islamlik bir bütundür demenizden kaynaklandi.sizinle ayni inacta olmiyan kürtleri ne yapalim bir taraflari eksik kalacak.kürdistanliyiz ama tekrar söylemek zorunda kaliyorum dinini kaybetmis bir toplum olarakmi göruyorsunuz kürtleri ve bundanmidir bu din propagandasi yoksa biz kürtler islamin özuyuz islami biz temsil ederiz diyorsunuz.bazi arkadaslar cok dindar olduklarindan kuran hakinda gecen arastirmalara nedense cok takiyorlar allahtan bir hoca fetva vermiyor yoksa kurban edilirdi herhalde o arastirmayi yazanlar.nedir bu bilim dusmanligi bunlari tartismak istemiyorum dedim ya mademki cok inanclisiniz ve siz koruyacaksiniz kuranin hukumlerini.iyiligin ve kötulugun allahtan geldigini yani biz kürtlerin alin yazisiysa eger ve allah yazdiysa bu köleligi sizler din kardesiyseniz ezenlerin ve ortaksa allahiniz amerikayla avrupayla yahudisle muslumaniyla,bu din kavganiz kime ne adina ama amac birinin digerine ustunluguyse durum baska.ben siradan kendine göre inancli ama islam olmiyan bir insanim.ulkem ülkemiz kurdistan isgal altinda ordusuyla ,egitimiyle ,ekonomik talaniyla sadece kusuruma bakmayin degerlerimiz kayboluyor derken kaybolan dinimiz degil,orta doguda herkes ayni dinden zaten.uzatmak istemiyorum aydinlik bir gelecek icin bilimin temel dogrularini savunmak.cagin toplumu olmak ,kendi ulus haklarimiza sahip cikmak en buyuk dilegimdir saygilarimla
derdan .. 06 May, 2008 06:06:53
avatar
DİN VE BİLİM ÇATIŞIR MI?
Bazı arkadaşlar dinin olduğu yerde bilim olmaz klişesini temellendirdiği nokta fen bilimlerinin temel argümanlarıydı. Görünmeyen ve gözlenmeyen şey bilim değildir. din ve dinin temeli olan tanrı görünmüyorsa ve deneye tabi tutulmuyorsa öyleyse bilimsellikte de yeri yoktur.
Klişe dedim tamamıyla klişe bir sözdür. Bu bakış açısı kendisi bilimsel değil ideolojiktir. Din karşısında kendini konumlandırmadır. Bazı kavramların varlığı ve dilsel varlığı bile onları bilime katmayı zorunlu kılıyor. Örneğin korku, sevgi, akıl, vicdan, aşk gibi kavramların olgusal gerçekliği yoktur. Ama kavramsal gerçeğini inkâr etmek insanın et ve kan olmayan öbür yanını inkâr etmektir. Psikoloji ilminin temeli olan bu kavramları davranışçı ve pozitivist bakış açısıyla ele alan kuramlar olduğu gibi başka kuramlarla ele alanlarda mevcuttur. Hatta davranışçı kuram artık hükmünü yitirmektedir.
Sosyoloji, psikoloji bilim dallarının alanına giren dini direk fen bilimlerinden gelen klişeyle bilim dışı ilan etme düşüncesinin kendisi bilim dışıdır.
Tarih bir bilimse ve tarihi güvenilir kılan belge ve bilgiyse kendi devrini kayıt altına tutan Müslümanların belgelerinden yararlanma kadar doğal bir süreç olamaz. Kuran veya başka bir konuda tarih ilmine yaptığı katkıyla İslam devrinin kaynaklarına güven duymamakta bir seçenektir. Ama onların ortaya koyduğu bilgi ve belgeyi tamamıyla teğet geçmekse bilimsellilik değildir. Kuranın oluşumunu ele alan yazının karşı çıkılanı tek taraflı bilgi ve belgeye dayandırılmasıdır. İslam kaynaklarına müracaat ederek bilgi veren kişiler bilim dışılıkla suçlamak bilimi sadece görünen ve gözlemlenen diye ezberleyip bu ezberi labratuvar olarak kafasına sokan lise hocasının malumatını aşamayan kişinin mahareti olabilir.
Tarih, coğrafya, sosyoloji ve psikoloji gibi bilim dallarını hesaba katmadan yapılan bir bilim yorumu nakıstır.
Bu klişeye bu şekilde cevap verdikten sonra dinin kendisinin bilime rahatlıkla konu edilebildiği gibi kaynaklık etme durumu da vardır.
Kürtlerin ülkesinde yapılan tarumarı ve yıkımı tarih, coğrafya, sosyoloji ve psikoloji ilmine müracaat etmeden değerlendirmek ne kadar mümkün ve sağlıklıdır. Yani burada tarihten bir sayfa hatırlatmak onu kaynağını belirterek belirtmek bilim midir? Değil midir? Bunu tartışmak lazımdır.
Dindar kişi bilimden ne anlar klişesi de artık son bulmalıdır. Yaptıkları yanlış tarihi ve coğrafyayı anlatırken kavramlara muttali olmamalarıdır. Bu onları bilim dışı değil ancak derya içinde yüzen balığın suyun ne olduğunu bilmememsi gibi bir durumdur.
Bazı arkadaşların bu tür tartışmalara inançlar ekseninde bakılmasından rahatsız olduğunu fark ediyorum. Pek yazmaya da niyetim yoktu. Ama tüm önyargılarını bilimsellik paydasıyla bizi sıkıştırma üzerine kuran bilimi dinsizliğin ideolojisi olarak algılayan kimselerin sözlerine bir cevap vermemekte bilim namusuna sahip herkesi rahatsız ediyor.
Kürt milletinin derdini tartışırken kaba bir pozitivist ve darvinist bakış açısında olmamak bilim dışılık olarak algılanıyorsa bunun kendisini tartışmak bana çok daha gerçekçi göründü.
Lütfen kimse kimseye bilim dışılık gibi laik tekfir araçlarıyla saldırmasın. Herkes kendince bir malumata sahiptir.
Saygı ve hürmetle
Baran .. 06 May, 2008 04:10:43
avatar
Sayın Zilan,
Ben de bir zerdüşt inancı mensubu olarak, sizin samimi duygu ve inançlarınıza saygımı ifade ediyorum... Ama ataları islam kılıcı ile neredeyse tüketilmiş bir zerdüşti olarak, benden islam a saygı duymanızı, kurbanın katiline saygı duymasını talep etmek olarak algılarsam, sizi incitmiş mi olurum? İçeriğinden yakınen haberdar olduğunuzu sandığım zerdüşt inancının tarihinde başka inançlara karşı bir kin ve husumet belirtisine bile rastlayamazsınız... Ama Kuran öyle mi? Başta zerdüştiler olmak üzere, ilk doğuşundan beri kendisinden başka tüm inanç ve dinlere karşı acımasız bir mücadele yürüten, ve yine ilk çıkışından bugüne kadar kılıç zoruyla kendisini milyonlara kabul ettiren islam dinine, müslüman olmayanların yani 'teslim olmayanların' saygı duymalarını hangi adalet duygusuyla beklersiniz? Bilmem size Kuran dan islam dışındaki inanç ve farklılıklara karşı mücadele yani 'cihat' cağrılarından ibaret ayetler aktarmama ihtyacınız olurmu? Sizin şahsınıza saygısızlık olmaması için, size bilgiçlik taslayıp, ve buradaki izleyicilerin de zamanını almamak için, islamın kendisi dışındaki inanç ve topluluklara karşı savaş çağrılarını uzun uzun aktarmıyorum... Ama siz derseniz ki, bunlar yalan ve iftiradır... o zaman kaynaklarıyla birlikte size ve izleyicilere tüm bu savaş çağrılarını aktarmaya hazırım... Ayrıca mail adresime özel soru ve cevaplarınızı da yazmak isterseniz, sizinle memnuniyetle özel olarak sohbet edebiliriz...Ama lütfen islam kurbanlarından islama saygı duymalarını beklemeyin ve başta zerdüştiler olmak üzere, islam kılıcıyla can veren milyonların ruhlarını incitmeyin...
Selamlar
hasan turabi .. 06 May, 2008 04:47:40
avatar
sayin derdan konuya yaklasiminiz hosuma gitti en sonunda bilimden neyi anladiginizi anladik ve aslinda bilimin nasil evirilip cevirilen sey oldugunuda sizin sözlerinizden.ukalalik yapmak istemem ama siz diyorsunuzki tarih,psikoloji vesaire gibi bilim dallarini hesaba katalim ozaman.ortaya cikarilan arkolojik eserler sizce hayal ürunumudur.yada kendisinden binlerce yil öncesini anlatamayan dinsel kitaplar ne derece kutsaldir.bakin sözu uzatmayin cok dar bir alana sikisip tartismak dogru degil benim anlatiklarim gayet acik anlasilir seyler yani gunluk politik dusunceler iceriyor vede temenniler yoksa ben hocaya gidip benim kan tahlilimi yaparmisin demiyorum.o tahlil nerede yapilirsa oraya gitmem gerek.vede cok anlatilan su deniz ve balik örnegi baliklarda dusunen varlik olsalardi bizim hakkimizda ne dusunurlerdi acaba.söylediginiz gibi yani ruhla ve dinle iliskilin in sosyolojik ve pskolojik bir alan icerisinde oldugu ve kendi adina thelogi diye adlandirilan bir bölum olusturuldu her neyse aslinda bu konulara girmek istemiyorum.konusmak istedigim aydinlaga ilrlemek zorunda olan bir toplumun .korkuya itilerek kaderine razi ve denetlenebilir bir hale getirilmek istenmesine duyulan tepkidir bunda anlasilmiyacak cok sey yoktur.ama eger bir kisim dindarmi dindar kürd arkadaslar islamiyet gibi kürd halkinin zaten icinde ve etkisinde bulundugu bir inanci ne diye son dönem öne cikardilar acaba dinmi gidiyor elimizden yoksa ondan önce giden baska seylermi var.ve neden bu dindarlar kendi ülkelrinde özgurce yasamak gibi gayeleri olmazda bilmem hangi kürd sahsiyetinin islamla ilgili tasavufuna kafayi takarlar ve dindarliklari adina sömurgeciligin mesruluguna kol kanat gererler .dogal olarak ta ayni toprakta yasayan bir kürd olarak sormak zorundayim.siz bana sorun ben ülkemin özgürlunden yanayim.her inancin yasamasina ,her insanin kendi inancini özgurce belirlemesine.benim gibi dusunmiyen vede bana benzemeyen insanlarin da haklarinin olduguna.cogulcu demokrasiyi gercek anlam da uygulanmasina .emegin ve yoksulun sörulmemesine.genclerimizin özgürce kendi caglarini yasayarak insanliga bir nebzede olsa bilimde ,ahlakta,sanatt vs.katki sunmasina vs.tarafim ben en dar anlam da böyle bir ülke özluyorum ya siz.
hasan turabi .. 06 May, 2008 04:54:37
avatar
Sayın Süleyman Akkoyun arkadaşın yazısı biraz nefes almamızı ve düşünmemizi sağlıyor. Bizler artık konuşabiliyor ve fikirlerimizi ortaya açıyorsak, bu bir gelişmedir. Eğer özde insan ve yurt sevgisi varsa, oynanan oyunlar bozulacaktir. Sayın Zilan'a ve diğer arkadaşlara teşekürler.
derdan .. 06 May, 2008 07:28:14
avatar
Sayın türabı kişisel mesaj yazmayı pek beceremem. Genel konuşurum. Konu neyse onu tartışırım. Tüm önyargı ve değerlerimi bir çırpıda tartışmaya açmam. Çünkü sizin sorduğunuz her soru yılların eskitemediği sorulardır.

Öncelikle özgür yurdunda her inancın kendini ifade ettiği bir güneş ülkesi idealiniz ne kadar hoşuma gitse de benim bilim anlayışıma gösterdiğiniz reaksiyondan sizin o idealar âlemin de bana pekte yer olmadığını anlıyorum.

Sonra ki sorunuz ise arkeoloji ilminin karşısında olduğumu nerden çıkarıyorsunuz?

Kutsal kitapların kendisinden binlerce önceki yıllara ışık tutmadığına deliliniz nedir?

Bir eserin değeri eskiyi mi anlatmakla ortaya çıkar?

Benim deniz balık ilişkisini anlattığım paragrafla sizin zihninizde çağrışım yapan balık deniz ne kadar paralel?

Toplum ilerlemek için tartışmak zorunda. Çelişkilerini çözemeyen toplum nasıl ilerler. Tarih bilimi bu değil mi?

Dindar Kürtler dini sadece bu zamanda mı savunuyor? Din neden elden gitsin. Gayet soğukkanlı tartışıyoruz. Bu kanıya nerden vardınız?

Hangi dindar hangi sömürgeci anlayışa kol kanat germiş? Kendi ülkemizde özgür olmak idealimiz içimizde ki özgür olmak hissinden ileri gelmiyor mu? Dindarlıkta içten gelen bir inanç tasavvuru değil mi?

Benim idealar dünyasında yaşama lüksüm maalesef yok. Ben bu toplumun bir ferdi olarak bu toplumun huzuru ve mutluluğu için elimden gelen en ufak bir çabayı göz ardı etmeyerek, bu uğurda çabalayanlara gönülden destek olmaya bakıyorum. Karınca misali bu yolun yolcusuyum.
hasan turabi .. 06 May, 2008 10:54:52
avatar
sayin derdan öncelikle saygilarimi belirtmek isterim o günes ülkesinde nefret ve kinin olmamasi icin degilmi yazismalarimiz.bir birimizi yorarken bir seyler paylasmak degilmidir aslinda.yeterki gönulde insan sevgisi olsun istiyen etesin etrafinda ,günesin önunde,kilisede ,havrada ,camilerde yada nerde ve nasil ibadet etmek isterse yada neyi hangi inanci ögrenmek isterse özgür olsun.aslinda budur dilegimiz .dolayisiyla bize güven vermesi gereken muhakkaki basta dindar kardeslerimiz.örnek oruc tutmuyoruz diye.namaz kilmiyoruz diye .icki iciyoruz diye.kadinlarimiz kizlarimiz basi acik etekli diye hakkimizda hukum vermesinler.yanlis anlamayin sizin sahsiniza yönelik degil bunlar.bastan dedim ya bir derdimiz var siz bahane olun anlasilsin.belki bu sayede okuyucularda bir nisbet bizi anlamis olurlar ve bu arada nasnameye ve burdaki calisanlara cok tesekkur ederim .saygilarimla.ayrica not olarak sömurgecideki kastim tc ve siyasal partileridir özelikle akp ve chp.biri din adina kolanirken digeride laiklik adina kollaniliyor.selamlar
Cevdet Akbay .. 07 May, 2008 02:11:53
avatar
Baran'in iddiasina kisa bir cevap...

Islam'in salt kilicla yayildigini iddia etmek tarihi gerceklerle bagdasmiyor. Oyle olsaydi, bugun Afrika'nin, Avrupa'nin onemli yerlerinin musluman olmasi, muslumanlarin yasadigi yerlerde diger dinlere ait ibadet yerlerinin olmamasi gerekirdi. Oysa diger dinlere tabi olanlarin ibadet ozgurlugune ozen gosterilmistir. Hacli Seferleri'nde, tas ustunde tas birakilmazken, Selahaddin Eyyubi, Kudus'i aldiginda, ya orada emniyet icinde yasamalarini, isterlerse guvenli bir sekilde gidecekleri yere gonderileceklerini soyler. Oysa Hacli'lar Kudus'u aldiklarinda, butun muslumanlari, yediden yetmise kilictan gecirmislerdi.

Kur'an'da “Onları bulduğunuz yerde oldurun. Sizi yurtlarinizdan cikardiklari gibi siz de onlari cikarin. Fitne cikarmak adam oldurmekten daha kotudur"(Bakara,191) gibi ayetler, Muslumanlari yurtlarindan kovan, onlari sigindiklari Medine'de dahi rahat birakmayan, hepsini katletmek icin cirpinan Musrikleri kasediyor. Buna ragmen, bir onceki ayette, (yani Bakara 190) savasan taraf olmamayi emreder. "Sizinle savasanlarla Allah yolunda savasin ama saldirgan olmayiniz cunku saldirganlari Allah sevmez." Yani Islam, "Elinize kilici alin, rastladigini her kafirin kafasini koparin" gibi kasaplik yaptirmiyor. Nahl 126'da, karsilik vermek zorunlulugu dogsa bile ancak olculu kuvvet kullanmayi, haddi asmamayi, eger sabir edilirse daha iyi olacagini (yani savassiz mumkunse onun secilmesi gerektigini) emreder.

Kisacasi, dunyayi kana bulayan fitnecilerin desiseleriyle hareket edip Islam'i bir cinayet dini olarak gostermek cok vicdansizca ve haksizdir. Eger Islam kafa kesmeyi seven bir din olsaydi, muslumanlar Mekke'yi geri aldiklarinda, orada ta$ ustunde ta$, govde ustunde ba$ birakmayabilirlerdi. Cunku kendilerini oz yurtlarindan kovmakla kalmamis, onlari imha etmek icin her firsati kullanmislardi. Ama tarih, Hz. Muhammed'in (sav), "Evine siginan emniyettedir; Ebu Sufya'nin evine siginan guvendedir; karsi koymayan guvendedir" diyerek kan akitmamaya ozen gostermistir. Hatta tarihcilerin beyanatina gore, Mekke'nin fethinden 10 yil sonra, sadece 250 kisi hayatini kaybetmistir. Kilic dini boyle mi yapar? Kilic dini, sehre girince herkesi kilictan gecirir, bir anda milyonlarca insani mezbahanelerde keser. O, Islam dini degildir. Birseyler biliyorsunuz ama bildiginiz din Islam degildir.
Baran .. 07 May, 2008 01:57:21
avatar
Sayin Akbay,
yazılarınızı ilgiyle okuyorum... Ancak islam ile ilgili düşünceleriniz ve bilgileriniz, beni bagıslayın, ama kulaktan dolma ve dogmatık... İslamın ortaya çıkışı ve yayılması konusunda, başta kuran olmak üzere, islamın yüceliğini ilk şart olarak kabul eden bilgi kaynaklarına itibar ediyorsunuz sadece... Kuşkusuz din bir inanç olduğu için, dinsel kabul ve öngürülerin sorgusuz sualsiz kabul edilmesi bir zorunluluktur... Sorgular ve tartışırsanız dini, zaten inanmıyorsunuz demek.... Dolayısıyla önce inanmak ve sonra da ne kadar yüce bir din olduğunu ispatlamak için çırpınmak kalıyor bir dinin mensuplarına... Söz gelimi İneğe tapan insanlara inek hakkında ınanan insanın kabullerinin dışında şeyler söylerseniz inek ile ilgili, ineğe tapan için sizin inek ile ilgili tüm düşünce ve kanaatleriniz ineğe tapan için en yumuşak deyimle yalnıştır... İneğe tapanın sizden kendi inancına saygı duymasını, ineklere saygı duymanızı talep etme hakkı var... Ama siz inek bir hayvandır... öyle olduğu içinde, bağıma bahçeme girip zarar verdi... ben böyle ineğe nasıl ve neden saygı duyayım derseniz... ineğe tapanın ineğin kutsallığını korumak için sizi öldürme hakkı doğuyor ve bu hak kutsaldır...

Sayın Akbay, İslam öncesi topraklarımızda hangi nançlar vardı? Ne oldu bu inançlara? kim ve neden yok etti? Topraklarımızdaki insanlar yaklaşık 1400 yıl önce akıllanıp teslim mi oldular, yani müslüman mı oldular... dersiniz? Sözgelimi Zerdüştiliğe ne oldu? Ateşgahları nerede? Mecusiler kimlerdir? Kuran da hristiyan ve yahudiler den de öte aşağılananlar kimlerdir? İslam-Hristiyan ve Yahudi karmaşası yaratmadan ve yine tarihsel hristiyan ve yahudi barbarlığını kendinize zırh edinmeden... benim, bizim, sizin ve kendi topraklarımızda yaşayan milyonların islam öncesi ve hristiyanlık-yahudilik öncesi sosyal gelişimlerini de dikaate alarak yukarıdaki bir kaç soruma cevap verirseniz sevinirim... Daha ötesini ikli sohbetler olarak sürdürebilriz...

Selamlarımla
ali sönmez .. 07 May, 2008 06:59:50
avatar
şimdi bu kardeşlerin derdini anlamkta zorlanıyorum.

ateşperest iran çok barışçıydı islamlar geldiler onları yok ettiler. putperest müşrikler çok barışçıydı islamlar geldiler onları yok ettiler.

müslümanların ehli kitap olan hirsitiyanlarla ilk karşılaşması dillere destan halidin kahramanlıkları mevzusu hiç bir tarihçi red etmemeiştir. az bir ordu kıt kanaat toplanan savaş tedariki müslümanların daha rumlar arap alemine inmeden onları kendi topraklarında karşılama düşüncesi...

ikincisi islamlar ırağa girdiği zaman ateşperes iran da ordularını hazırlamış müslümanları karşılamıştı. islamın o çağa özgü belkide en barışçı yanı islamı kabul eden eder etmeyen kendi canının ve malının korunması karşılığında cizyesini verirdi.

şimdi kardeşler o şekilde lanse ediyorlar ki sanki ateşperest iranlılar öyle elleri kolları bağlıydı. zalim müslümanlar geldiler onları kestiler. onlar onlarla savşması sınırların artık çakışmasından meydana geliyordu.

ateşperest iranla ehli kitap rumun savaşında müslümanların ehli kitabın kazanmasını arzuladığını sürei rumda belirtiliyor.

yani şu zerdüştler öyle kendi halindeydi işte müslümanlar geldiler onları kestiler mantığını anlamakta zorlanıyorum

birde islamın kaynaklarına güvenmeyen bize başka kaynak göstermek zorundadır. yok islam kaynaklarına güvenmem ama kaynağımda yok. böyle bir mantık olabilir mi?

evet kardeşler malesef hakikatler bu kadar basit. kendi içinizde tartıştığınızda size mukabelede bulunan birinin olmamasından ele aldığınız her tezin doğruluğun o kadar eminsiniz ki sizin görüşünüzün terside olabileceğine nedense inanmak istemiyorsunuz.

birde fetih gibi tarihin bir devrinde herkesin meşru kabul ettiği bir aracın neden müslümanların kullandığını sorgulamak ise tarih ilminin temel kaidesi olan tarihi olaylar kendi zamanında ki şartlara göre yorumlanır kaidesini nedense kimse görmek istemiyor.

iranın ve rumun fetih amaçlı islam topraklarına yöneldiği bir zamanda müslümanlar neden fetih düşüncesindeydiler demek çağın değerleriyle tarihi yorumlama ki buna tarih bilimi izin vermez.

müslümanların fetih ettiği yerde yeni bir imar çalışması yaptığını hepimizin malumudur. hatta son imparator amerikanın almanyayı yıkıp yeniden tamir etmesi dahi bize tahin işleyişi hakkında ipucu olmaktadır.

mecusilerin nerde olduğunu soran kardeşime... mecusiler islam mı oldu? islamı zorla mı kabul ettiler yoksa cizye mi verip kabullendiler. yoksa o zamanın savaş şartı olan bu ikisinide kabul etmeyenin savaşı kabul ettiği ve savaş hukukunun tüm şartlarında kabul ettiği varsamına dair ipuclarımı aracağız. buna da bir zahmek islam kaynağı olmayan bir kaynaktan bize siz haber verin.

idda eden kişi iddasını ispatla mukelleftir. madem idda ediyorsunuz. ima ediyorsnuz. buyrun ispatını da siz yapın. biz bu olayı bu şekilde anlıyoruz. buyrun sizin anlaşınızı öğrenelim.

1)ateşpeset iran savaşçı bir kavimmiydi?

2)kadisiye savaşında kaç ateşgede kaç müslüman ölmüş?

3)savaşın sonucu ne olmuş?

sorular bizden cevablar sizden.
Cevdet Akbay .. 08 May, 2008 12:23:30
avatar
Baran Bey;

Yazilarima ilan alakanizdan dolayi tesekkur ediyorum.

Islam'la ilgili dusunce ve bilgimin kulaktan dolma ve dogmatik olduguna inaniyorsunuz. Inanabilirsiniz, anlayisla karsiliyorum; zaten din alimi oldugumu, her konuyu bildigimi hicbir zaman iddia etmiyorum, edemem. Sadece din konusunda degil, diger konularda yazdiklarimin cogu derlemedir, benim malim degil. Baskasinin fikrini kendim fikrimmis gibi gostermemeye ozen gosteriyorum, genelde referans gostermemin sebebi budur. Dolayisiyla haklisiniz, bircok konu hakkinda kulaktan dolma bilgiye sahibim.

Islam ve kutsal kitabi Kur'an hakkindaki iddialariniz yeni olmadigi icin bu konuda az bucuk birseyler okumuslugum vardir. Iddialarinizin yanlisligini, Kur'an'dan aktarmalar yaparak gostermeye calistim. Anladigim kadariyla, Kur'an'dan aktardigim ayetler hosunuza gitmedigi icin baska kaynaklardan cevap bekliyorsunuz. Kur'an hakkindaki iddianiza Kur’an’dan cevap verdim; Batili mustesriklerin Islam ve Kur’an aleyhindeki kitaplarindaki yanli ve yanlis bilgileri vermemi mi bekliyorsunuz? Saniyorum, "kulaktan dolma ve dogmatik" olmayan bilgiden kasdiniz, Kur’an’a catan bilgilerdir, yaniliyor muyum?

Inege tapan var midir bilmiyorum ama, Hindistan’li bir arkadasima sordugumda “Biz inege tapmiyoruz, inegi kutsal bir varlik olarak goruyoruz” diye cevap vermisti. Herkesin kutsal saydigini kutsal saymam ama kutsallarina hakaret de etmem. Ne inegi kutsal sayan, inegin kutsalligini korumak icin beni oldurmeye hakki var, ne de benim onun kutsal saydigina kufur etme hakkim… En’am Suresi 108’ince ayette: “Onlarin Allah’tan baska yalvardiklari tanrilarina hakaret etmeyin ki onlar da Allah’a hakaret etmesinler” deniyor.

Sorulariniza gelince… Kulaktan dolma ve dogmatik bilgiye sahip oldugumu soyleyip ardindan da cevaplamam icin bir suru soru siralamaniz, ya dogmatik ve kulaktan dolma bilgilere oldukca ilgi duydugunuzu gosteriyor, ya da “kulaktan dolma ve dogmatik bilgiye sahipsin, kendini birsey bilmis saniyorsun, seni cok bilmis biri saniyorlar ama aslinda hicbir sey bilmiyorsun” diyerek kendince psjikolojik harp uygulayarak beni afallatip psikolojimi alt-ust etmeye calisiyorsunuz. Yaniliyor muyum? Ikincisine aliskinim cunku son 10-15 senedir buna benzer (bazilari kufur ve tehditlerle karisik) cok mesajlar aldim, hala da zaman zaman aliyorum. Bagisiklik kazandigim icin bu tur yontemler beni fazla etkilemiyor. Boyle bir niyetinizin oldugunu da dogrusu sanmiyorum; sadece ihtimal diye yaziyorum.

Sorulara verecek kulaktan dolma bilgilerimi aktarabilirim ama sorduklariniza siz cevap verin (ki butun cevaplarin sizde oldugunu tahmin edebiliyorum), ben de sizin cevaplariniza bakarak, benim kulaktan dolma ve dogma bilgilerimle sizin bilginiz ne derece uyusuyor olduguna bakayim, olur mu? Uzun uzun sohbet etmeyi cok isterim ama soz veremem. Bazen vakip bulsam da her zaman yazmaya musait olmayabilirim.
Baran .. 08 May, 2008 11:49:21
avatar
Cevdet Bey,

Sizinle ciddi ve seviyeli bir sohbet sürdürme inancımı ve arzumu yineliyorum... Yazdıklarımda kişiliğinize yönelik hakaret ihtimali dahi ortaya çıkmış ise, sizden özür diliyorum...

Ben sadece tarihte olup bitenlerden söz edip, tarihe karışmış çelişki ve çatışmaları kaşımak ve bu şekilde kendisini ifade etme niyetinde değilim. Ancak ataları tartışmasız bir şekilde zerdüşti olan bir kavmin, yani 21. yüzyıla bir şekilde canlarını kurtararak soylarını sürdürme imkanı bulabilmiş ve zerdüştlük yasaklandığı için, kendilerini müthiş bir takkiye ile önceleri ışıkçılar, alawiler(ateşten gelme), kızılbaşlar ve son bir kaç yüzyıldır da aleviler olarak ifad eden bir kavmim mensubuyum. Bu mensubuyiteimden ötürü yedi yaşımdan itibaren devlet baskısnın yanında islam baskısı altında büyüdüm. Bu bana anlatılan hayali bır korku ve baskı değil Cevdet Bey... Buna inanmanızı isterim..detaylı anlatmama ihtiyacınız olmadığına inanıyorum... Yine bu baskı ve korkunun bır kaç kendini bilmenizin cehaletinden de kaynaklanmadığını, bilakis islamnın özünde mevcut olduğunu başta Kuran olmak üzere bütün islam kaynaklarında yakından okudukça öğrendikçe tüylerim diken diken oldu...Kuşkusuz bütün dinlerin geçmişlerinde, reforme edilmemmiş hallerinde korkunç trajik uygulamalar olmuştur... Ama söylermisiniz 1400 yıl öncesinin sosyal ve bireysel ihtiyaç ve düzeyi ile, 21.yüzyıl insanının ve toplumlarının ihtiyaçlarını karşılamak mümkünmüdür? İslamı kurucusunun bütün davranış ve kurallarıyla birlikte sonsuza kadar yaşatmak, değişen koşull ve ihityaçları kesinlikle görmemek, yani islami reformu zül saymak nasıl açıklanabilir? Sahi siz İslam ve Reform kavramlarını yan yana düşünmeyi hayal edebiliyormusunuz?

Cevdet Bey, konunun buradaki sınırları aştığının bilincinde olmama rağmen sadece sizinle başka ve daha yakın ortamlarda yazışma hatta yüz yüze sohbet arzumu ve umudumu koruyorum... Yine gerek mağduru ve kurbanı olduğum islam egemenliğinden, gerekse de kimliğimi ve sosyal yapımı lime lime den TC egemenliğinde ancak sizin gibi güzel insanlarla birlikte kurtulabileceğimden o kadar eminim ki... Hallacı Mansur gibi binlercesi de yürüse bugün, sorunun çözülemiyeceğine inanıyorum... Çünkü ben Hallacı Mansurun takipçisiyim dediğiniz anda bile kıyamet kopacağını, ve artık eskisi gibi olmayacağını, yani beni diri diri yakmak üzere gelecekleri kesindir ve bu durumda koşulların eskisi gibi olmadığını, birbirimizi karşılıklı olarak boğazlamak zorunda kalacağımızı biliyorum... Bu ihtimal dahi, ürkütücü ve çirkindir...

O halde aşağıdan yukarıya bir bilinç yayılmasıyla birbirimizi olduğumuz gibi farklı inançlarımızla kucaklama koşullarını yaratmalıyız...

Cevdet Bey, ben sizin bugün kendilerini büyük bir takkiye ile alevi olarak adlandıran zerdüstiler içindeki can güvenliğinizi ve inanç özgürlüğünüzü sağlamak için gerekirse canımı vermye hazırım... Sizin de benim bir zerdüşti olarak kendi kimliğim ve ritüellerimle yaşama ihtimalini müslümanlara kabul ettirebilme çaba ve girişimlerinize minettar olacağım...

Selamlarımla
ali osman .. 08 May, 2008 04:08:35
avatar
yazılanları ilgi ile izlemekteyim, bu konulara yakinen vakıf olan sıddık ömer bey kardeşimin sessizliğini anlayabilmiş değilim. bu konuları tartışmaya açmak tartışanlar kadar izleyenlere de yarar sağlamıştır ve bu sebeple tartışmayı başlatıp sürdürenlere teşekkür borçluyuz. zerdüşlük her ne kadar kadim bir din olsa da kök salmayacağı belli yeni türedi bölgesel dinler karşısında zerdüşt kardeşlerimiz kendi konumlarını sorgulamak durumunda kalmış ve bu onlara yeni açılımlar kazandırmıştır, kaldı ki son imparator amraka dahi yeni staretijiler geliştirmek durumunda kalmıştır. hegelin efendi köle kuramını eleştiren marksistler inannçlarının pratize edilmesi hususunda bu kuramın dışına çıkamamış efendisinden gerekli ihsanı almakta zorlanan kölelerin başkaldırma olasılıkları aktüel bir durumdur. yeni türedi bölgesel dinlerin varlığından zerdüştlerin rahatsızlığı anlamsız olmakla birlikte fonksiyoneldir. şairin sözünü unutmamak gerekir " dünyaya tekme atmak yetmiyor, çalım atmak da gerek... kendimize bile...
düşersek düştüğümüz yerden bir avuç toprakla kalkmayı bilmek gerek. " tartışmalara zenginlik sağlayan bütün kardeşlerimize teşekkürlerimle birlikte selamlar....
ali sönmez .. 08 May, 2008 04:37:10
avatar
sayın baran sorunuz her ne kadar cevdet beyeyse de ben yine de tartışmaya dahil olmak istiyorum.

islamı kendinizce mahkum ederken islamın özünde olan baskı unsurlarını dillendirmeniz şeffaflık açısından çok önemlidir.

islamın reforme ve moderne işleminden bahs eden kardeşim 3000 yıllık öğreti olan zerdüştlük öğretisi içinde özgürlük ve anlayış istiyor. işte bence tüm meslemiz burda döğümleniyor.

3000 yıllık zerdüşt inancının rütüelleri için bu kadar çırpınırken islam rütüellerini ve peygamberini mahkum etme. bu suçlama değil sadece tezatı göstermedir.

1400 sene önceki inancla 21. yüzyılda yaşanmanın mümkün olmadığı belirten kardeşim 3000 yılönceki inancın rütüllerini savunuyor. mecburmuyuz kendimizi savfunmak için başkalarını mahkum etmeye.

burda islamı olduğu kadar alevi kesimininde tepkisini çekecek bir nokta var. takiye yaparak alevilerin aslında elevi değil mecusi olduğu iddası. ben bunu bizim kesimden duyduğum zaman iran düşmanlığına yormuştum. tarihte yaşanan sünni şia ayrışmasını da bu temele oturtan bizim kesimden bazılarını insafsızlıkla suçlamıştım.

sayın baran nasnamenin sayfalarında görüşlerinizi bir makele şeklinde yazın. bizde bir dramı öğrenmiş olalım. fikirlerinizi hür bir şekilde burda paylaşın. hakikat neyse bizde sizin şahsınızda öğrenmiş olalım. ama sizin dediğiniz iddaları kabul etmeyecek ve samimiyetle ali sevgisini alev sevgisine tercih edecek alevi kardeşlerimizin de olduğunu unutmayın.

birde islam gibi adı dahi selamet olan din hakkında hangi önyargılara sahibseniz buyrun paylaşın. bizde kendimizi inşa dönemindeyiz. kimse kimseye burda küsmez. iddalara cevablar bazen sert olsa da bu tartışmanın gereğidir. ama hakaret eden olmadı şimdiye kadar.

kaldı ki sabiileri kuran ehli kitap kabul etmiştir. sabiler mecusi olduğuna dair tevsirde çok malumat vardır.

saygı ve hürmet ile
ali sönmez .. 08 May, 2008 04:46:42
avatar
Sayın baran sorunuz her ne kadar Cevdet beyeyse de ben yine de tartışmaya dâhil olmak istiyorum.

İslami kendinizce mahkûm ederken İslam’ın özünde olan baskı unsurlarını dillendirmeniz şeffaflık açısından çok önemlidir.

İslam’ın reforma ve moderne işleminden bahseden kardeşim 3000 yıllık öğreti olan Zerdüştlük öğretisi içinde özgürlük ve anlayış istiyor. işte bence tüm meselemiz burada düğümleniyor.

3000 yıllık Zerdüşt inancının ritüelleri için bu kadar çırpınırken İslam ritüellerini ve peygamberini mahkûm etme. Bu suçlama değil sadece tezadı göstermedir.

1400 sene önceki inançla 21. yüzyılda yaşanmanın mümkün olmadığı belirten kardeşim 3000 yıl önceki inancın ritüellerini savunuyor. Mecburcuyuz kendimizi savunmak için başkalarını mahkûm etmeye.

Burada İslam’ı olduğu kadar alevi kesiminin de tepkisini çekecek bir nokta var. takkiye yaparak Alevilerin aslında alevi değil Mecusi olduğu iddiası. Ben bunu bizim kesimden duyduğum zaman İran düşmanlığına yormuştum. Tarihte yaşanan Sünni şia ayrışmasını da bu temele oturtan bizim kesimden bazılarını insafsızlıkla suçlamıştım.

Sayın baran Nasname’nin sayfalarında görüşlerinizi bir makale şeklinde yazın. Bizde bir dramı öğrenmiş olalım. Fikirlerinizi hür bir şekilde burada paylaşın. Hakikat neyse bizde sizin şahsınızda öğrenmiş olalım. Ama sizin dediğiniz iddiaları kabul etmeyecek ve samimiyetle ali sevgisini alev sevgisine tercih edecek alevi kardeşlerimizin de olduğunu unutmayın.

Birde İslam gibi adı dahi selamet olan din hakkında hangi önyargılara sahipseniz buyurun paylaşın. Bizde kendimizi inşa dönemindeyiz. Kimse kimseye burada küsmez. iddialara cevaplar bazen sert olsa da bu tartışmanın gereğidir. Ama hakaret eden olmadı şimdiye kadar.

Kaldı ki sabilileri kuran ehli kitap kabul etmiştir. Sabiler Mecusi olduğuna dair tefsir de çok malumat vardır.

saygı ve hürmetle
hasan turabi .. 08 May, 2008 10:17:44
avatar
kurdistanda islam olmiyan insanlarin isi gercekten zor allahtan biz kizilbas kürtleri topluca bir arada yani erzincan,dersim zara ,divrigi ,imranli malatya.pazarik.elbistan.askale karakocan.bu saydiklarim ve yakin bölgeler icerisnde bulunuyoruz dolayisiyla bize yonelecek herhangi bir dini tehdit karsiligini bulacaktir.gönul isterki bu saydigim bölgelerde egemen olan tc sömurgeciliginede ayni yaklasimimiz olsun.ama ne gezer birileri islam kürt cumhuriyeti dedikce aklimiz karisir oldu.yine birileri kemalist cumhuriyet dedikce yani su anki iyidir diyorlar aklimiz sasiyor.su aksilige bakinizki dersim ve civari cografik olarak cok kötu bir yerdeyiz.rahmetli babam derdi ah biz sinir bölgesinde olacaktikki gör sen savas nasil oluyor diye.vel hasil kelam ezdi kürt kardeslerimde cok kötu bir bölgede yasam kavgasi veriyorlar .islamin keskin kilici yani ömerin adeleti üzerlerinde duruyor .bazi arkadaslar kendi ic güzeliklerini islama mal etmeye calisiyorlar nafile ne kadar ugrasirsaniz ugrasin herkesin bildigini allahtan sakinmayin selamlar.baran arkadasinda ne kadar benim gibi alttan aldiysa .dindar arkadaslara göre her sey güzel islam kimseyi incitmemistir vesaire vesaire.insani yoruyorsunuz anlasilmiyorsa durumumuz anlatmak istediklarimiz .bizde haliyle bizi anliyanlarla beraberiz realite bu olsa gerek.
Qoseri .. 09 May, 2008 04:50:07
avatar
Hz zerdust kuran da neden gecmez.bu soruyu cok sordum.
soruyu hep su sekil sordum.avesta ve Hz zerdust kuranda incilde ve tevrayda gecmiyor ama Hz alinin kerbelada ezid tarafindan katledildigi musulmanlarca idia ediliyor.islamin mezopotamyaya yayilisi sirasinda ezidilik.telafuz edilmekte.

misir tanricalarinin estrar ticareti yaptigi ve mumyalanmasina esrar katkisinin oldugunu bilim adamlarinin kesfi sonucu belirlenmistir.esrarin da kuzey amerikadan getirildigini ve bunu nasil getirildiginide o zamanki sartlarda deniz yolu ile misir ve amerikan tucarlarinin karsilikli ticaret yaptiklari anlasilmaktadir kimi bilim adamlari bunu red ederken kimide bu esrar turunun ilk orada guruldugu kanatine varmislardir.

kuranda niye avesta yada Hz zerdust vgecmiyorda Hz alinin krbelada katledilisi ezdinin katledildigi suylkeniyordur.ki bu bu suylem Hz muhamedin olumunden sonra ve kurdistan na girisi yaklasam islam sirasinda anlatilmaktadir.

burdu su iyi anlasilmali.medine ve mezapotamya arasinda her hangi bir ticari yada bir iliski gurulmediginden dolayi.soz edilmedigi gercegini ortaya koyabilirmiyiz.
dikat edersek tevrat incil ve kuran ayni bulgede dunyaya yayilmis tir ve bu kitaplarin sahibide bir biri ile ticari iliskileri cok genis ve ic icedirler.yani yahidiler hiristiyanlar ve muslumanlar.cunku burda sunuda anlamaktayiz birincisi hiristiyanlasan yahidiler.muslumanlasan yahidi ve hiristiyanlasan bulgelerle karsi karsiyayiz.
Hz muhamedin olumunden sonra.Hz alinin yavas yavas mezopotamyaya yaklastiginda yezid yada esdi sozu geciyor ama Kurani kerimde gecmiyor islam aleminin sozlu yada yazili metinlerde gecmekte.

bu soru hep kafamda ve halada cuzmus degilim.uc kitap bir birinin kopyasi gibi ama kuranda sadece fetvalari disinda uc kitapta benzerligini korumakta.

beliki islam anadolu yada mezapotamyaya yayilmadan once ezdilik mezapotamyada cok guclu.
ben islami tartismak dan ziyade bu konunun nasil degerlendirilecegini sormak istiyorum.
karwan .. 09 May, 2008 03:57:03
avatar
Bu siteye yazi yazmak insana zevk veriyor..farkli ve renkli yorumlar var,hakaret ve dislama ya yatmayan yorumlar ve yazilar saygi ve ovguyu hakkeder.Boylece kurd cografyasindaki zenginlik ve farkliliklarimizin farkina varir,biz biz yapan gerceklerimizle yuzlesme imkani buluruz.80 yillik modern cumhuriyettin, bizi bize ne kadar yabancilastirdigini,insana dair olan en tabii gerceklerine karsi,bizde yaratigi anlamsiz tepkiselligi kavrama ihtiyaci duyariz.
ve sunuda cok iyi anlarizki,ittihadci-kemalizmin sosyopolitik maharetini,yeni bir insan tipi dayatmasini ve basarisizligini ve yaptigi tahribatlari goruruz.ve o tahribatlardan politika devsirdigini goruruz.iste TC yi TC yapan inanc ve kulturel farkliliklara koydugu rezerv dir.bu onlarin tukenmeyen hazinesidir.
herkesin durusunu bu haramzade cumhuriyetin tahribatlarindan uzaklastirdikca kurdustanda insana yakisir cozumlerede kapi acilmis olur.
selam ve saygilar
ali sönmez .. 09 May, 2008 03:57:16
avatar
Kardeşim demiş siz kendi iyiliğinizi ve güzelliliğinizi İslam’a mal etmeyin. Bak ben sayayım kendimi ve İslam’ı gör İslam bana ne vermiş.

Yalan söylediğim zaman yalancı Allahın düşmanıdır sözü karşıma çıkar
Hırsızlık etmek istediğim zaman haksız malın ateş olduğu,
Birinin namusuna bakmak istediğim zaman bakışın şeytanın okundan bir ok olduğu,
Cimrilik etmek istediğim zaman cömert insanın faziletini karşıma çıkaran
Hıyanet etmek istediğim zaman emanete hıyanetin axirette ki durumunu karşıma çıkaran
Yoldaşıma ve misafire saygının ve hürmetin güzelliğini bana hatırlatan
Anneme ve babama saygının ve of bile dememenin ağırlığında saygıyı göstermeye çalışmam
Büyüğe ve küçüğe sevgi ve saygının nasıl olması gerektiğini
Belime ve dilime sahip olma karşılığında axireti garantiledin diyen peygamber buyruğunu

Kendimde ne kadar güzellik gördümse bunun İslam’ın malı olduğunu gördüm. Toplumumuzda bu güzelliklerin kaynağı da dindir. Biz bir tarafa bakarız İslam’ın ahlak boyutunu göremeyiz. Sonra İslam’ın güzelliği nerde diye sorarız.

İslam'ın haksız şiddet öğesi taşıdığına dair kanıtlarınızı da bekliyorum. Ayetten çımbızlama yapmadan kendisiyle berber ilk 5 ile son 5 ayet arasında ki ilişkiyi gözeterek buyrun getirin kanıtınızı.
Baran .. 09 May, 2008 05:43:38
avatar
Sayın Sönmez,
madem sayın Akbay ile aramızdaki tartışmaya katılmak istiyorsunuz, sayın Akbay dan olan beklentim hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum: Siz benim bir zerdüşti, yani takkiye adı ile alevi olarak, islam toplumu içindeki hak ve özgürlüklerimi savunabilecekmisiniz? Yani benim müslümanların peygamberine inanma mecburiyetim olmadığını ve güneşe tapan bir mecusi olduğumu, beni böyle bir inanç ile birlikte kabul etmeleri mecburiyetleri olduğunu, hiçbir müslümanın tanrı adına yetkiler kullanarak beni zorla müslümanlaştırmaması gerektiğini, beni zorla veya her hangi bir şekilde ikna ederek müslümanlaştırdıklarında tanrı katında mükafatlandırılmayacaklarını, ve sonuç olarak benim inancıma saygı duymaları gerektiğini sadece burada yazarak değil, mesela dini bütün bir müslümana kabul ettirebilecekmisiniz? İslamın güzelliklerinin gerçek hayatta karşılık bulduğu bir sosyal yaşam gösterebilecekmisiniz? Kuşkusuz sorun sizin benim ve Cevdet Beyin birbirimize saygı duyması ve güzel şeyler söylemesi değidir... Beni de herhangi bir camiiye ****ürüp, orada vaaz veren hocaya ve cemaate dönerek 'bu insan güneçe tapar...bizim dinimize saygı duyar ama peygamberimize inanmak zorunda değildir... müslüman olmak ta zorunda değildir..' kabilinde sözler edip, ikimizi de yine o camii den sağ salim dışarı çıkmayı taahüt edermisiniz? Şayet böyle bir taahütte bulunacak olursanız Nasname yazarlarından müteşekkil bir heye eşliğinde sizinle birlikte böyle bir camiiyi zevkle ziyaret etmek isterim... Ne dersiniz?

Selamlarımla
Cevdet Akbay .. 10 May, 2008 12:54:20
avatar
Baran Bey;

Kisiligime yonelik kullandiginiz ifadeler hakkindaki goruslerden sonra “Boyle bir niyetinizin oldugunu da dogrusu sanmiyorum; sadece ihtimal diye yaziyorum” diye yazmistim. Sahsima karsi tutumunuzda samimiyetinize inaniyorum.

Ifadelerinizden anladigim kadariyla Islam dini konusunda cok onyargilisiniz. Su ifadelerinizi onyargili ve haksiz buluyorum: “…bu baskı ve korkunun bır kaç kendini bilmenizin cehaletinden de kaynaklanmadığını, bilakis islamnın özünde mevcut olduğunu başta Kuran olmak üzere bütün islam kaynaklarında yakından okudukça öğrendikçe tüylerim diken diken oldu.” Bunlari yazarken somut veriler vermekten nedense hep kaciniyorsunuz. Mesela tuylerinizi diken diken eden ayetlerden birkac ornek verseniz daha somut olmaz mi? Birkac somut ornek verirseniz cevap vereceklerin isini de kolaylastirmis olursunuz. Tabi niyetinizin samimi oldugunu farzediyorum.

Maalesef, muslumanlarin herkesi muslumanlastirmak icin elinde kilic bekledigi, musluman olmayanlarin kafasini ucuracaklari gibi bir manzara ciziyorsunuz. Oysa Hz. Peygamber’den bu yana bircok Islam devleti kurulmus ve bu devletlerde gayri muslimler emniyet icinde yasamlarini devam ettirmislerdir, dinlerini, kulturlerini hatta dillerini degistirmek zorunda kalmamislar. Dil ve kultur konusunda etkilenmeleri mumkundur ama zorlama ile kimsenin dilinin degistirildigini sanmiyorum. Oyle olsaydi Islam’in hakim oldugu bizim ulkede, Afrika’da, Guney Asya ulkelerinde, Rusya’nin iclerinde, Avrupa’nin iclerine kadar olan ulkelerde bugun Arapca’nin konusulmasi gerekirdi. Bircok ulke yuzlerce sene Islam yonetimi altinda kaldi. Oysa birkac on seneligine Ingilizlerin somurgesine giren ulkelerde bugun Ingilizce resmi veya en yaygin dil olarak kullaniliyor; Fransasiz somurgeleri hakeze…

“Muslumanlar beni asacak, kesecek, beni zorla muslumanlastiracaklar” gibi ifadeleri (insanlarin Islam’a karsi korku duygusunu kabartmak icin kasitli yapilan birsey degilse) fazla ciddi bulmuyorum. Turkiye’yi ele alalim, kimin can guvenligi daha tehlikede, kimin yasam tarsi baski altinda? Kim ozgurce okula gidemiyor, kim dini vecibelerini yerine getirdigi icin okuldan atiliyor, askeri gorevlerden haksiz bir sekilde atiliyor? Kimin is yeri “sermaye rengi” bahane edilerek kapatilmakla karsi karsiya? 28 Subat sureci kime karsi yapildi, hala kime karsi yapiliyor? Kimin siyasi yapilari tehdit altinda? Tip fakultesinin altinci sinifina gelmis bir bayan, salt basindaki ortuden dolayi butun haklarinin gasbedilmesi size “baski” gibi gelmiyor mu? Basi ortulu bir bayan Turkiye’de istedigi bir devlet isinde calisamiyor, bu size “kisi haklari gasbi” gibi gelmiyor mu? Geliyorsa ne tur bir tepki veriyorsunuz, gelmiyorsa neden gelmiyor? Sorulara sorularla karsilik veriyorum.

7 yasinizdan beri islam baskisi altinda bulundugunuzu soyluyorsunuz? Birkac somut ornek verir misiniz? Sayet varsa boyle bir baski, bu Islam baskisi midir, kulturel bir baski midir? Ramazan’da, oruc tutmayan “dinsiz!”leri dovmek icin enerjiye ihtiyac duyduklarini, enerjiyi de oruc yiyerek (oruc tutmayarak) karsilayan “ulkucu-sagci” gencleri bana “Musluman” olarak pazarlamaya calismiyorsunuz herhalde! Kendisi kiz kacirmayi gurur verici, yaygin tabirle “Erkeklik” olarak goren ama kiz kardesi veya herhangi bir yakini baska erkekle kacinca (cogu zaman gonulsuz evlendirmeye zorlandiklari icin) “Namus meselesi” sayarak cinayet isleyen canavarlari bana “Musluman” diye gostermiyorsunuz umarim. Rejimle, degil silahli mucadeleye, sozlu bir mucadelesi bile gorulmeyen (veya cok ciliz kalan) ama dindar insanlari domuz baglariyla katleden canileri bana “Mucahit” olarak gostermeyiniz.

Musluman cinayet islemez, cinayet isleyen hakkiyla musluman degildir. Muslumanin her hareketinin musluman oldugu kabulu da dogru degildir. Bazen bir musluman insandaki vasiflar garyri muslimdir. Bazen gayri muslim bir insanin bazi/veya cogu ozellikleri musluman ozellikleridir. Onun icin insanlara yaklasirken “Insan ve insanlik” degerini on planda tutmaliyiz. Islam hicbir zaman bir insani gayri muslim oldugu icin oldurmesini emretmez. Furkan 68, En’am 151 gibi ayetlerde, masum insanlari (ayette “musluman” veya “mumin” demiyor, genel bir ifade var) oldurme sucunu Allah’a $irk kosmak ile beraber aniyor. Maide 32’de, masum bir insani oldurmenin butun insanligi oldurmek gibi, bir isani kurtarmanin ise butun insanlari kurtarmak gibi oldugunu soyler. Islam’a gore hayat kutsal sayilir; haksiz yere, efteb puften sebeplerle degil insan cani, hayvani bile olduremezsiniz.

“İslamı kurucusunun bütün davranış ve kurallarıyla birlikte sonsuza kadar yaşatmak, değişen koşull ve ihityaçları kesinlikle görmemek, yani islami reformu zül saymak nasıl açıklanabilir? Sahi siz İslam ve Reform kavramlarını yan yana düşünmeyi hayal edebiliyormusunuz?” diye soruyorsunuz. Islam’in reforma degil anlasilmaya ihtiyaci vardir. Siz bile Islam’i tam bilmeden, tam kavramadan; daha da garibi, karsi oldugunuz halde “Islamda reform olsun” diyorsunuz. Bu durum cok garip ve gayri ciddi geliyor bana. Bugun “Turkce ezan, anadilde ibadet” diye tutturanlari gibi birsey. Oysa bu insanlarin ibadetle aralari yok zaten. Yani anadilde ibadet olunca gunde bes vakit namaz kilacaklarini, camiye gidip ezan okuyacaklarini inanmamizi bekliyorlar. Dinde reform isteyenler de bana gore ciddi degildirler. Amaclari “reform” degil “deform” yani deforme etmek, yani aslini bozmaktir. Kur’an’in zamanla, sartlara gore yorumu da degisebilir elbet. Sartlar degisince “Haramlar” “Helal”e donusebilir veya bazi durumlarda “Helal” “Haram” olabilir. Bir insan acliktan olecek durumdaysa, hayatini muhafaza edecek kadar haram olan domuz etini yiyebilir, haram olan alkolu icebilir. Islam, kolaylik dinidir. Islam’da sozde reform isteyenler ise, once Islam’in ne kadar zor, ne kadar korkutucu oldugunu empoze etmeye calisirlar, sonra da “Haydi gelin dinde reform yapalim” ciddiyetsizligine burunurler. Bu tur ciddiyetsiz “reform” faaliyetleriyle isim yok.

Dini, inanci ne olursa olsun herkesin can guvenligi teminat altina alinmistir. Islam’da teblig vardir, yani Islam’i hakkiyla, dogru sekliyle baskasina anlatma… Ama insanlari zorla, iradelerinin aksine muslumanlastirmak caiz degildir. Hem baski altina musluman olan zaten musluman degildir, cunku iradesinin disinda bir seye zorlanmistir. Allah, Peygamber’e bile “Gorevin tebligdir” diyor. Zor kullanilinca munafiklik, yani iki yuzluluk artar, bu ise daha tehlikelidir. Onun icin fikirlerinizi kabul etmesem de guvenliginizi kendi guvenligim gibi kutsal sayarim. Yani baska dinlere mensup insanlari oldurulmesi gereken insanlar olarak gormek akildisi, Islam disi birseydir.

Selamla
ali sönmez .. 10 May, 2008 08:52:35
avatar
Sayın baran!
Size Mecusiliğin ehli kitap olduğunu, ahiret inancı, şeytan melek inancı ve dahi tanrı inancının hemen hemen İslam’la aynı olduğunu hatırlatmam umarım baskı sözcüğüyle karşılık bulmaz.

Mecusi inancında da kendisinden sonra üç peygamber geleceği ve kitapta Hz Muhammed’in sıfatlarının yer aldığı tespiti umarım baskıyla açıklamazsınız.

Mecusi inancında güneşe tatmanın ve ateşe tapmanın sonradan olduğunu, nur ve zulmet ikileminin İslam’ın da asıl iki kavramı olduğunu belirtmem umarım sizde baskı olarak düşünülmez tüm bu tespitlerimin.

Tartışırken bütün bunları söylememin nedeni gerçek bir Mecusi ile aramda aslında fazla bir inanç farkı olmadığını anlatmam içindi. Solculukla İslam’ın arasında doku uyuşmazlığın olmamasına rağmen solculuğun Anadolu’ya arayış içerisinde olanların getirmesinden din karşıtı konumlandırılmasını hatırlatıyor bu Mecusilik vurgusu. Mecusilik İslam karşıtı değil ki!

Ehli kitap kendi dininde kaldı eman ehlinden saygı gördü. Kim kendi inancında kaldıysa İslam onlara sahip çıktı. İslam’ın hâkim olduğu çağda bizzat halife memnun kuranın ALLAHIN sözü olmadığını açıklayacak kadar İslam toplumunda özgürdü.

İslam toplumunda sapık fırka dediğimiz her türlü fırka vardı. İslam olmamış ama İslam görünün münafıklardan tut dehri dediğimiz ateistlere kadar. Bütün bunlara karşı kimse neden sen dindar değilsin diye boynunu vurdurulduğu görülmemiştir.

Hz Süleyman’ın hayatının anlatıldığı sürede sebe kraliçesinin güneşe taptığını biliyoruz. islamın hiçte bilmediği bir durumla karşı karşıya değiliz. Emin olun ki takiyedense inancınızı açık açık anlatınız toplumdan değil linç, övgü alırsınız.

Ben buna kefilim ki hangi toplumda güneşe taptığınızı söyleseniz kimse size karışmayacaktır. Hatta takdir edecektir. Nerden mi biliyorum peygambere küfredenleri dahi duyuyoruz. Toplumda değil tepki ikna etmeye çalıştığını görüyorum.

Toplumlarda kim kendi fikrinin doğruluğuna inanıyorsa o fikri etrafa yaymaya çalışır. Bunu baskı olarak algılamak insan doğasını anlamamaktır. Sen kendi inancını sadece yaşamak istemezsin. Birde inancının başkaları tarafından da paylaşılmasını istersin. Tebliğ ve propaganda bunun için vardır.

Mecusi inancını tartışmam senin yaşadığın dine saygısızlık olarak değil olsa olsa anlaya çalışmamdır. İnsanlar bir şeyi ya okuyarak ya da karşılaştırarak öğrenir. Tanıma da karşılaştırmayla olur. Ne kadar bana benziyor ne kadar benzemiyor hesabı yapmak gayet doğaldır.

İslamlar müşriklerle yanı çoktanrılı insanlarla tam 13 sene tüm zorlamalara rağmen silahlı bir kalkışmaya girmediler. Şimdi diyeceksiniz bunlara güçlendi sonra saldırdı. Hayır! Bunlar kendilerini yurdundan kovan ve eşyalarını Şam’da satıp Mekke’ye dönen ebu sufyanın kervanını çevirmek için çıkmışlardı. yani tamamıyla haklarını ararken olmuştur. Ellerinden alınmış mallarını müşriklere yedirmeme gibi insani bir bakış acısı. İslamlar hiç bir savaşta bu müşrikleri tepeleyelim diye bir düşünce yoktur.

İslam’ın tebliğinin temelini oluşturan herkese İslam’ı anlatmak eğer inanırsa inanmıştır. Ama inanmazsa artık vazife tamamlanmıştır kaidesini eleştirmenin gerekli olduğuna inanmıyorum. Herkes fikrinin haklılığını açıklamak için her türlü meşru araca başvurur.

İslam da illa birine inanacaksın benim gibi olacaksın diye bir kaide yoktur. Ama İslam kendinden olmayanların vicdanını sürekli rahatsız edecek psikolojik araçları uhdesinde barındırır. Çünkü İslam İnanç olarak sonsuzluğu vadeden bir inançtır. İslam’ı hatırlatan bir şey gören karşıda ki kişi direk islamın bu sonsuzluk mesajını vicdanında hisseder. Aslında İslamlara karşı tüm tazyiklerin bu psikolojik faktörden geldiğine inanıyorum.

1) seninde başkalarının da bütün dini hürriyetini İslam sağlamaya and içmiştir.

2)İslam kendini anlatmayı ve hatırlatmayı vazife bilmiştir.

3)bağıra bağıra İslam düşmanlığı yapanlara İslam bir şey dememişte size mi diyecek. Siyaseten yaşanmış bazı faciaları adı Müslüman olan biri işlese de İslam buna cevaz vermez.

Selamlar...
ali sönmez .. 10 May, 2008 09:05:00
avatar
İslam toplumunda sapık fırka dediğimiz her türlü fırka vardı. İslam olmamış ama İslam görünün münafıklardan tut dehri dediğimiz ateistlere kadar. Bütün bunlara karşı kimse neden sen dindar değilsin diye boynunu vurdurulduğu görülmemiştir.
..........................
...............................
bir özür. Çünkü bilgi yanlışlığı yaptım.

İslam da sapkın fırka dedimiz yarısı islamla yarısı başka inançla bulamaç edilerek inanç haline gelen fırkalara denir. Dehri yani ateistler sapkın fırka değil bir inaç olarak vardır.

selamlar...
ali sönmez .. 14 May, 2008 01:02:26
avatar
kendi inancını cami içinde haykırma isteği...neden bu aşk ve iştiyak...cami içinde inancını haykırma isteği nerden geliyor. sadece içinize ayna olması için bir soru....

ikincisi hep kaçıyorsnuz sorulardan. kaç tane soru sordum. hiç birsini üstünüze alınmadınız. neden ben soruları üstüme alınayım. bir şairin sözü vardı diyor kim sizi sorularla sıkıştırıyorsa kendinden emin değildir. soruya cevab vermeden soru sormaya devam etmek. buda tartışmanın seyri açısından pek aydınlatıcı değil.

islamın şiddet gereksiz bir şiddet öğesini gösterin. buyrun hadis açık. kuran açık. google gibi bir nimet var. karşıya iddaları sıralayacaksın ama bir tane dahi delil getiremeceksin.

başımdan geçen bir olay anlatayım. orta anadoluda bir kennte okuyorduk. yurt aşçımız namazında niyazındaydı. bir gün dedi 72 bucuk millet var. bende şaka yollu dedim hangi kaynakta yazıyor. dedi hanifi ilmihalinde yazıyor. peki bunlar kimdir dedim. dedi bunlar çingenedir. suratına baktım islam suratı ama kafa tam cehalet kafası. işte böyle kalın kafalı ve şairin deyimiyle kaba, ham softaların iddalrını din olarak alacaksak buyrun hepinizden önce ben böyle softalığıa karşıyım.

halkın içinde kin ve nefret öğesi olarak bulunan bazı rivayetlerin aslı astarını islamda kaynak göstererek doğrulayacak bir ALLAHIN kulunu bulamazsın. bu kinin tamiri yine sahih islami anlayıştadır.

hani hikayenin biri var. birgün müselman biri yahudi birini sokakta yakasına yapışmış. demiş sen neden isa efendimizi çarmıha gerdin. yahudi demiş ben değildim. onlar benim atalarımdı. ta binller sene evvel. müselman yakasını düzeltmiş demiş ben yeni duydum. tarihte ne kadar katliam varsa hepsinin hesabını bizden sormaya hangi kanun izin veriyor.

danıştay saldırısı oldu. yapan belli. yapanlarla arkadaşlığı fotoyla tesbit edilmiş bir avuvak. ama bizim mahkemeler bu delili görmezler. yakın tarihteki katliam ve faili meçhullere birde bu gözle bakmayı denemekten ne zarar çıkar. softalar, dinciler yaptı. öyleyse dinciler kötüdür ki bu mantık sahih bir mantıktır. öyleyse öyledir. ama ya tersi bir durum varsa. yeni delillerle yeni bir okuma bize ne kaybettirir.

sivas katlimanı veya yakın tarihteki tüm katliamları düzenleyen beyin çok iyi bir şekilde bazı şeyleride başarmıştır. hiç bu işe değil gönlü rüyasında dahi bu düşünce onlar için kabus olacak kesimlerle alevi kesimi arasında bu olay bir fay hattı gibi durmaktadır. artık sağlıklı olarak konuşamıyoruz. hemen sivas önüme konuluyor. yani bana diyor canilerin yaptığını öv. ben canimiyim ki canilerin fiilerini öveyim. ama anlatamıyorsun. devletin tün cinayetlerini müslümanlar sanki yüklenmek mecburiyetindeymiş gibi... sanki müslüman kesim bu sistemde çok rahat. keyfe mayeşa...yani birazda bizi anlayın canlar. lanet olsun fitne çıkarana. lanet olsun katilam yapana...
Baran .. 14 May, 2008 02:30:57
avatar
Cevdet Bey,

Aleviler üzerindeki islami baskı ve katliamı anlatmak için çok çırpınmamı istiyorsunuz... Burada islam adına konuşan herkes anladığım kadarıyla aynı fikirde... Size müslümanlığı ve kuranı anlatmak tabiki haddime değil... Siz herşeyden haberdarsınız kuşkusuz... Herşeyi kılıfına uydurmak kolay ve tarihteki alevi katliamlarından, Hallacı Mansur olayından... ve onun ardıllarının başına geenlerden de pekala haberdarsınız... Ama neylersiniz.... kurbanların kendi acılarını anlatmaları ve ıspat etmeleri kadar talihsiz bir iş bekliyorsunuz benden... Buradaki bütün islami inanç sahibi arkadaşlara: Ez dıbejım hırç ewe, hun dıbejın reç ku ye'....

Selametle kalın
Aliser .. 14 May, 2008 10:33:08
avatar
Son yillarda A.öcalan’in ihanetci cizgisinin de marifeti sonucu olsa gerek, kürd ulusal mücadelesinde hizli bir gerileme yasanmakla beraber büyük bir boslukta olusmaktadir, dogaldir ki bu boslugu her kesim kendi sinifsal cikarlari geregi doldurmak ister. Özellikle islami düsünce ile yola cikip bu konuda bir seyler yapmaya calisan sözde ulusalcilarimizin sözde diyiyorum keza bunlarin pratikleri ulusal cikarlarimizin korunup kollanmasindan cok dinsel ve mezhepsel cikarlari ön plana cikardiklarina sahit olmaktayiz, buda onlarin ister bilerek veya bilmeyerek olsun yanlis bir yönelim icerisine girmelerine yolacmaktadir. Hatta bu anlayisin bir sonucu olsa gerektir, salt islami söylemlere sahip olmalarindan ötürü bu arkadaslarin, Akp gibi bir cok sömürgeci parti, örgüt ve tarikatlar ile derin iliski ve itifaklar icerisine girdikleride bir sir degildir.

Buna karsin Islami olmadiklari veya mezhepe ait olmadiklari icin ve fakat ayni ulusa mensup bir cok demokrat ve yurtseverlerin bu islami "ulusaldaslarimiz" tarafindan horlandiklari, asagilandiklari ve distalandiklarina da rastlamak mümkün, buda hic kusku yok ki A.Öcalanin kürdistan davasina vermis oldugu zarar kadar bir zarar verebilir veya en azinda simdi olmasa bile yakin gelecekte ayni zarari verebilir. Yani, bu tehlike fazlasi ile mevcuttur. Onun icin bu arkadasların savunduklar düsünce ve buna denk düsen pratiklerini bir daha gözden gecirmelerini öneriyorum........................................................................................................(Kuran-i Kerim'e ilişkin paragrafı vermiyoruz.NASNAME)
uygun

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin