Boykot'un Kürtçe Anlamı
Yeni bir sivil anayasa yeni müzakere süreci demektir. Yeni anayasa barış olma bilinci ile çözüme ulaşmadır. Yeni anayasa geçmişin hesabını bir nebzede olsa sorabilmektir.. Yeni anayasa; yapılanların kar kalmayacağının mesajının darbecilere ve darbe heveslilerine verilmesidir. Eğer ki; eşit, kardeşçe, özgürce, beraber ve birlik, toplumsal uzlaşı içinde yaşamak temel hedef ise ;YETMEZ… Ancak; gelecek nesillerimize onurlu bir gelecek bırakmak için YETMEZ…ama yinede EVET….
.
.
.
.
.
BOYKOT’UN KÜRTÇE ANLAMI…..
BDP seçimlerde boykot kararı aldı. Yeni hazırlanan Sivil Anayasa için ‘sandığa gitmeyin!’ çağrısı; kimilerine göre Kürt halkı üzerinde ‘aba altından, sopa göstermek’ mesajı olarak algılanıyor.
Oysa Öcalan kısa bir süre önce yaptığı açıklamada "paketin desteklenmesi için değil, Kürt sorununun çözümü için Anayasa'ya Kürtlerin kültürlerini güvence altına alan bir madde eklenmesinin yeterli olacağını" söylemişti.
Şimdi ne değişti de bir maddenin eklenmesi ile problem çözülecekken boykot kararı alındı..
Elbette sandığa gitmek gibi, gitmemek te kişisel bir tercih olarak görülebilir.
Ama bu tercihin Kürt halkının temsilcisi olduğunu iddia eden, siyasi bir otorite tarafından baskı altına alınmaya çalışılması, Kürt Halkını rahatsız etmiş ve huzursuzluğa sebep olmuştur.
Pek çok okurumdan aldığım maillerde ‘biz küçük bir kasabada yaşıyoruz, herkes birbirine akraba. Ben sandığa gidip oy vermek istesem de fişlenmemek adına gidemiyorum’ şeklinde sıkıntılarını ve yaşadıkları psikolojik baskıyı açıkça ifade etmektedirler.
Kürt halkının diyolog sürecine girmesi, boykot kararından çok daha önemli ve yapıcı bir sürecin başlangıcı olabilirdi. Ancak halkın iradesine ipotek koyarak, darbecilerin hazırladığı anayasaya ‘evet’ yada ‘hayır’ deme hakkının elinden alınması mantık sınırlarımı zorlamaktadır.
Dostça ve kardeşçe yaşamanın yolu; darbecilerin hazırladığı, ayrımcılığı körükleyen, köleliği meşrulaştıran, kutsalları ve kavramları halka zorla dayatan darbe anayasasını değiştirmekten geçeceğine inanıyorum…
Cumhuriyet'in kurulmasını izleyen yıllarda, devlet daireleri, okullar ve "kamuya ait" yerlerde Kürtçe konuşma yasaklandı. Yasaya karşı gelmenin cezası "5 kuruş"tu. Oldum olası herkesin bir türlü tarifini bulamadığı kamusal alan tartışması ve türban yasağı geldi aklıma.
1944 yılında hazırlanan Türk Dil Kurumu sözlüğünde, Kürt sözcüğünün karşısında şöyle yazacaktı: "Çoğu dillerini değiştirmiş Türklerden ibaret olup, bozuk bir Farsça konuşan ve Türkiye, Irak ve İran'da yaşayan bir topluluk adı ve bu topluluktan olan kimse." deniliyordu Kürt halkına..
Önceleri, toplumda şuan konuşulanlar konuşulmuyor hatta toplumda sansür uygulanıyordu.
Kürtlerin doğuda yaşadığı sıkıntılar sorunlar gündeme gelmiyor, getirilmesine izin verilmiyordu.
Bugün Kürt varlığı kabul edilir hale geldi.
Kürtçenin apayrı bir dil olduğu, hatta bir Hint-Avrupa dili olduğu kabul ediliyor
Af Yasası'ndan, eve dönüş yasasından bahsediliyor…
Kürtçe devlet hizmetinden bahsediliyor…
…
Son 30 yılda Kürt meselesinde hayati olmasa bile önemli değişiklikler olmadı mı bu memlekette?
Toplumsal mutabakat ve Diyologla pek çok şeyin aşıldığına, sivil anayasaya boykot kararı almanın Kürt halkının haklarını elde etmesi açısından asla uygun olmamaktadır…
Bunun yanında; kürt halkının haklarını savunduğunu iddia eden siyasi otoritenin boykot çağrısı ise; bazı kesimler tarafından düşünceye ve tercihe ipotek koyma olarak algılanmaktadır.
Pek çok aydın, düşünür ve siyasetçi ile beraber kürt halkının boykotu doğru okuyup bu kararın tehdit olarak algılanması ve fişlenecekleri korkusunu bünyesinde barındırmaktadır……
Tüm bunlara rağmen ;Dicle Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından
Diyarbakır'da yapılan referandum anketinden 'evet' oyu çıkıyor….
Referandum anketine katılanların yüzde 48'i referandumda ‘evet’, yüzde 16'sı ‘hayır’ oyu vereceğini belirtirken, boykot kararına uyanların oranı yüzde 36'da kaldı. BDP seçmenin yüzde 47'si ise sandığa gideceğini söylüyor....
Yeni bir sivil anayasa yeni müzakere süreci demektir.
Yeni anayasa barış olma bilinci ile çözüme ulaşmadır.
Yeni anayasa geçmişin hesabını bir nebzede olsa sorabilmektir..
Yeni anayasa; yapılanların kar kalmayacağının mesajının darbecilere ve darbe heveslilerine verilmesidir.
Eğer ki; eşit, kardeşçe, özgürce, beraber ve birlik, toplumsal uzlaşı içinde yaşamak temel hedef ise ;YETMEZ…
Ancak; gelecek nesillerimize onurlu bir gelecek bırakmak için YETMEZ…ama yinede EVET….
.
Aytaç Kılınç ÇAMAN
.
.
.



Yorumlar (28 gönderildi):
bu mazhar bağlı değil mi koto kardeşi diyarbakıra belediye başkanı yapan hemde %60 ile. bence birileri pskillojik savaş yapacaksa da efendice yapsın. bari bu rakam beni utandırmasın siz nasıl bu rakamı çıkardınız y üniversite öğrecileri. chli sizin aranızda o kadar çok mu? yada ülkücüler cemati mi ele geçirmiş ki bu kadar hayır çıkıyor. emin olun bu kadar evet baskısı millete gına getirdi. nedir derdiniz. askeriye siirte sandıkları karakola taşıyor. bazı yerlerde köyleri başka yere taşıyorlar. bazı yerlede kaymakam minibüs tutmuş. sizce asker-kaymakam ve vali işbirliği basit bir vet oyu için mi? ne oluyoruz. uğrunda bu kadar yalana, dolana tenezzül edilecek ne var. ben artık yönlendirme ve evet baskısı yüzünden gazete okumaktan tiksinmişim. yetmiyor. çünkü hiç kürde dair bir şey yok. peki ne var yürütymenin yargıya fazla adam sokmasına imkan tanıyan bir yapı.
12 eylülü yargılayacakmış. daha 2 gün önce diyarbakır adliyesinde 2 kız kardeşe işkence edildi. hakaretler edildi. bunun hesabını sormaktan aciz olan bir hükümet gerçekten 12 eylülden hesap sorabilir mi? ya mersinde ki kemik kıran polise ne oldu. açığa alınıp psikiyatır bölümüne yatırıldı mı? bunlar akp yapabileceği ama yapmadığı işler. yapabileceği şeyler olan ama yapmayanların BİR KEREMETİ OLACAĞINA bizi neden inandırmak istiyorsnuz. cemaatin elinde olan diyarbakır bir bölüm yargısı. av ibrahim uslu bey efendinin deyimiyle emniyyetn çıkmayan bir cumhuriyet savcısı.
peki polis benden. savcı benden. ayrım yok gayrım yok. sizce bu yargı bir şey yapabilir mi? anlamak istiyorum yetmeyenleri biliyoruz. ufak bu değişiklik neden bu kadar önemli. halbuki anayasa mahkesi değilmiydi bu değişikliğe vize veren. yani sistem onaly bir paketimiz sistemi yıkacak öyle mi?
yetmeyen nedir? kürtçe eğitim. alevilerin ibadet hadisesi. bunlara dair ufak taviz verecek bir fdethullahçı hakim tanımıyorum. e birleri bize ne anlatmaya çalışıyor.
Bilemiyorum sizin o 70'li yillara dair bir tecrubeniz, aniniz vs.gibi seyler varmidir-yokmudur, eger varsa tabi'ki o zaaman sizin'de bunu iliskin yorumunuz daha'da anlasilmis olur. Ama sizin'de buna iliskin olarak yapmis oldugunuz yorumunuza gore, ozellikle o 70'li, 80 ve 90'li yillarin'da hic bir Kurd insani sokakta, carsi'da sehirler'de ve ozellikle'de resmi is yerlerin'de, resmi daireler'de, okullarda vs. gibi yerlerde hic bir zaman asla ana dilleri olan Kurdce ilen hic de konusamazlardi. Bu hem yasakti ve hemde eger bunu deniyen olursa'da cok degisik cezalarlan'da karsilasiyorlardi ve de kendi kisisel sicillerine'de resmen supheli bir kisi olarak fisleniyordular, dolaysiyla bu insanlarin gelecekte'ki yasamlari icinde resmen artik sakincali ve yasakli bir insan gibi fisleniyorlardi. Bunlar olmus olan gerceklerdir, cunki bunun icin sayilari sayilmayacak kadar nice degerli Kurd insani bu durumdan dolayi bir cok siyasi cezalara carptirilmislar ve bunun icin'de yillarini'da degisik zindanlar'da gecirmislerdir. Benim'de bunun ilgili olarak cok anilarimi oldugu icin bunu bu sekilde yorumlama geregini duyuyorum. Tabi'ki ustelik'de T.C. tarihin'de de diye bilirim'ki ilk defa bu hukumet donemin'de Kurd halki'nin gercek varligi ve kimligi'de eksiklikler'de olsa resmen kabullenmis edilmektedir, bunun icin'de asgaride olsa bazi girisimler olmustur ve daha'da yapilmasi dusunulmektedir. Ornegin TRT 6'nin Kurdce yayina baslamasi, sokakta, carsida, pazarda Kurdce'nin yasak olmadigina dair bununla ilgili bircok baska ornekleri'de soyliye biliriz. Ustelik'de degisik kimi Kurd sahsiyetleri, siyasetcileri, sanatcilari da kendi calisma alanlarin'da degisik aktifisstler'de bulunuyorlar ve degisik Turk tv'lerin'de de Kurdce konusmaktadirlar, kendileri'nin sanati ile ilgili olarak'da programlar yapmaktadirlar. Iste 12 eylul'de bu yeni anayasa icin yapilacak olan referandum'da o zaman diye bilirim'ki bizim bu kuzey Kurd sorunu'nun cozumu icin'de asgari'de olsa sanki bir kapi aralanmis gibi oluyor. Ama ne yazik'ki bizim bu Kurd bolgesin'de bu olumsuz duruma iliskin insan hala'da bir anlam veremiyor, tabi'ki bizim degisik kimi Kurd aydinlari'nin ve siyasetcileri'nin bunla ilgili olarak yapmis olduklari bazi onemli aciklamalari vardir, yani derin-devlet'in buna karsin bizim Kurd bolgesin'de etkili olabilmesi icin PKK'nin serokunu kullanmaktadir dusuncesi vardir. Dolaysiylan onun mesajlari dogrultusun'da siyaset yurutenler Kurd bolgesin'de bu isteme gore tavir belirlemektedirler. Bakalim 13 eylul gununu bekliyecegiz.
Gemlerini kaptirdigi Genelkurmay o yone cektigi icin!
Okuyucu sorabilir:G.Kurmay`in istegi "Hayir" oyudur, eger Awdo G.Kurmayi dinlese "Hayir" oyu verdirir.
Ben de O okuyucuya $unu sorarim:
Farzedin ki siz G.Kurmay Ozel Harp Dairesi Psikolojik Sava$ bolumunde uzmansiniz.Awdo`ya ne dayatirsiniz?
Hayir mi yoksa Boykot mù?
Hayir dayatsaniz cogunlugun Kurd oldugu secim cevrelerinde Hayir orani % 30 u(kemikle$mi$ Awdocu oy) bulmaz.%70 i sandikta Evet der!Bu durumda Boykot Ergenekon hesabina daha uygun degil mi?Cunku Boykotta mahalle ve koylerde sokak baskisi kurmaniz mumkun hale gelir.Halbuki Hayir oyunda boyle bir $eye gerek kalmaz...
Peki Boykot hangi sonucu verir?
Diyelim ki Avdocular, baskiyla %70 oraninda bir kesimi sandiktan uzak tuttular.Geri kalanin hepsi Evet oyu verse bile, Ergenekon ve G.Kurmay Ozel Harp Dairesi kazancli cikmaz mi?
Cunku Hayir oyu dayatilsa, Net Kazanc artar matematik olarak:
-%30+%70 =+%40 eder!
Peki Boykot dayatilinca ne olur?
%70 sandiga gitmez, Kurdistan`da net Evet kazanci +%30 olur.
Peki 40 > 30 dan daha buyuk degil mi?
Demek ki Awdocular Hayir deyip Kurd secmeni serbest biraksa Boykottan daha cok Evet oyu cikar!
I$te bu nedenledir ki GenelKurmay ve xizmetkar U$agi Awdo Boykot karari verdi!Neden?Cunku verilmi$ sozu vardi
taa aslina rucu ettigi gun:
"Turklere hizmete hazirim" sozu vermi$ti.$imdi hizmet sozunu $erefsizce yerine getiriyor.
Bu hesaba akli yatmayan varsa buyursun tarti$alim!
yazdiklarinizdan anladigim, boykotcusunuz. bu sizin en dogal hakkiniz.yada yanlis anlamis oldugumuda hesaba katarak,evet denilmesi icin bir gerekcenin olmadigini izah ediyorsunuz. referanduma sunulmasinin kabul edilmis olmasinida bir yarar saglamiyacaginin gerekcesi olarak algiliyorsunuz. Ben size sunu söylemek istiyorum.Kemalizmi benimsemis bir zihniyetin ve turevlerinin, kurt halkinin cikarlarini savunmasi olanaklimi? Sözu edilen anayasayi yapanlar kendilerini kemalist olarak tanimliyor.Kurt kemalistler bu anayasaya karsi cikabilirmi???
Anayasa Mahkemesi'ne kişisel başvuru hakkı
Dünkü yazıda bazı izlenimlerimi aktardığım "izlenebilir cinsten" bir televizyon programına izleyicilerin gönderdiği sorular arasında referanduma sunulan kanunun 18. Maddesinde yer verilen yeni bir hakka ilişkin olanları da vardı. Bu maddenin şu an bizi ilgilendiren bölümü şöyle düzenlenmiş:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
Demek ki kanun onaylanırsa bu ülkenin vatandaşları maddenin tarif ettiği türden ihlaller söz konusu olduğunda bugüne kadar olduğu gibi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ni (AİHM) düşünmeden önce ülkelerindeki Anayasa Mahkemesi'nin kapısını çalabilecektir.
Vatandaşlara tanınan bu hakkı küçümsememek gerekir. Ancak ortada konuya ilişkin bazı problemlerin olduğu da unutmamalıyız. Bir kere her şeyden önce, "insan hakları" konusunda bugüne kadar hiç de iyi bir sınav vermemiş olan Anayasa Mahkemesi'nden söz konusu ihlallere ilişkin karar vermesini beklemek? Bu maddenin aynı zamanda, bir "ihlal" durumunda çareyi AİHM'e aramak isteyenler açısından bir tür "vakit kaybı"na neden olacağını da varsayabiliriz. Çünkü AİHM'nin kapısını çalmak için "iç hukuk yollarının tükenmiş olması" şartı gerektiğine göre, yeni durumda Anayasa Mahkemesi'nin –kim bilir ne zaman gerekçeli kararını yazacağı- kararını da beklemek icap edecek. Bizim gibi yargılama hızının bütün mahkemelerde (yüksek veya değil fark etmez) son derece düşük olduğu bir ülkede hangi Anayasa Mahkemesi hangi insan hakları ihlali konusunda elini çabuk tutabilir ki?
Bu yeni uygulamanın olsa olsa şöyle bir yararı olabilir: "İnsan hakları"nı ihlal suçlamasıyla AİHM'de hakkında davacı olunan T.C. belki bu yeni hak arama yolunun açılmasıyla hiç değilse birkaç yıl konuya ilişkin istatistiklerin alt sıralarına yerleşebilir.
Dikkat ederseniz 18. maddeyi "niyet okumaya çalışmak" gibi hepimizin uzak durması gereken bir yöntemden hareketle analız etmeye çalışmıyorum. Aklımdan sadece şu sorular geçiyor: 1- Anayasa Mahkemesi insan hakları ihlalleri konusunda doğru kararı alabilecek nitelikte bir mahkeme midir? 2- Vatandaşlara tanınan bu yeni hak, AİHM yolunu tutmak isteyenleri –Mahkeme'nin yavaşlığından dolayı- bezdirmeyecek mi?
Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in konuya ilişkin şu açıklaması ile karşılaştım:
"Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkını getiriyoruz. Strasburg'daki İnsan Hakları Mahkemesine başvuru için çok masraf ve emeğe ihtiyaç var, ama biz Türk insanına Ankara'daki Anayasa Mahkemesine gidip hakkını arama imkanı getiriyoruz.'
Bakan haklı; AİHM'ye gitmek gerçekten de "çok masraf ve emek" gerektiriyor. Ama unutmayalım ki, "Türk insanı" gibi "Kürt insanı" da hakkını arama imkanına ancak bu yolla kavuşabildi. Ve de bu dünyada hak ve hukukun henüz ayakta olduğuna bu mahkeme yoluyla kanaat getirdi.
18. maddeyi söz konusu ettiğimize göre, referandumda hemen hiç belirleyici olmayacak olan iki "hafif" maddeye de kısaca göz atalım. Referanduma ilişkin mücadelenin asıl olarak "yargı reformu" etrafında yaşandığını biliyorsunuz.
Kanunun birinci maddesinde, "kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. Maddede şu değişiklikleri yapmış:
"7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasına 'Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.' cümlesi ve maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
'Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.' "
Referanduma ilişkin konuşmalarda bu maddeye de sıkça atıf yapılıyor. Atıf yapılıyor ama insan sormadan edemiyor : "Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler"in "eşitlik ilkesine aykırı" sayılamaması için anayasa değişikliği mi gerekiyor? Siz zaten anayasanızın malum maddesinde bir "sosyal devlet" olduğunuzu ve bundan asla vazgeçmeyeceğini ilan ettiğinize göre, sıralanan yardıma muhtaç kesimlere yönelik "tedbirler almaya" zaten mecbur değil misiniz?
Bugüne kadar bu ülkede söz konusu kesimlere sunulan sosyal yardımlara ilişkin bir Allahın kulu çıkıp da "Yapamazsınız, eşitlik ilkesine aykırıdır!" diyerek itiraz etti mi?
Kanunun 4. Maddesi de benzer bir eleştiriye açık. Şu madde yani:
"Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 41 inci maddesinin kenar başlığı 'I. Ailenin korunması ve çocuk hakları' şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
'Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.'
41. maddenin kenar başlığında yapılan değişiklik, "Ailenin korunması" ifadesinin yanına "çocuk hakları"nı eklemekten ibarettir. Maddeye eklenen fıkralara gelecek olursak ilk fıkranın –bir kere daha dikkatle okuyun isterseniz- ne demek istediği gerçekten bir muammadır. Çocukların ("yüksek yararına aykırı olmadıkça"?) "ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olması" ne demektir? Bu sanki, ayrılan çiftlerde çocukların kimin yanında kalacağı meselesi düşünülerek kaleme alınmış bir fıkradır...
Peki ya eklenen şu fıkra: "Devlet, çocuk istismarı, cinsellik ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır."
Ne dersiniz, bu bir yenilik mi? Ne diyeceğiz, "Hayır devlet bu türden tedbirleri almaz" diye düşünecek halimiz yok herhalde. Eğer bu da bir yenilik ise "Devlet" bugüne kadar niye vardı ki!
soru)))
Anayasa paketine destek veren "Yetmez ama evet" kampanyası yürüten AK Parti dışında gruplar, partiler var. Bunlar 13 Eylül'den itibaren yepyeni bir Anayasa beklentisinde olduklarını ifade ettiler. Sizin az önce söylediğiniz "2011 seçimleriyle birlikte bir dönüşüme, bir yeni döneme ilk adımı atacağız" vaadiniz, bu beklentiyi de kapsıyor mu?
ERDOĞAN:
Ben de bunu kastediyorum zaten. Yani 2011 seçimlerinin hemen ardından gerek parlamento içi gerek parlamento dışı siyasi partilerle, STK'larla, medya gruplarıyla, hep birlikte geniş tabanlı, 2007'de başlattığımız çalışmayı yine aynı şekilde başlatmayı hedefliyoruz. Biz şu anda kapıyı aralıyoruz. 12 Eylül akşamı bu kapı aralanmış olacak. O kapıdan girmek suretiyle çok daha geniş, ülkenin sorunlarına çözüm üreten, çok daha kapsamlı bir Anayasa'yı inşallah 2011 sonrasında hallederiz. Çağrımı şimdiden yapıyorum.
erdal sağlam/ sabah
Niye "evet" diyelim diyorsun.
I$te cevabi:
Bu referandum ile 2 temel sorun cozulecektir:
1-Ordunun Siviller uzerindeki vesayeti ve Darbecilik.
2-Yuksek Yargi organlarinin mevcut TC kanunlarini dahi ihlal eden yargi vesayeti.
Kisaca temelde 2 Vesayet oylanacak.
Diger duzenlemeler, normal Medeni kanun,ki$isel ve kollektif sosyal hak ve ozgurluklere dairdir.Mesela Memura Grev hakki gibi.
Ordu, Kemalist sistemin sonucu olarak TC de gercek iktidardir.Darbe yapiyor,sivilleri katlediyor,sivilleri kendi Askeri mahkemesinde yargiliyor, Kendi uyelerinin sivil mahkemede yargilanmasini engelliyor.Ergenekon yargilamasini engelliyor.12 Eylul Darbesine kar$i yargi yoluna ba$vuru hakki bile pozitiftir.Bu Kemalist-Cuntacilara bir tokat olacaktir.Bu Kurd halkini ilgilendirmiyor mu?
HSYK, yargilama surecine mudahale ediyor.Ozel Harp Dairesini soru$turan Savcilari (Ferhat Sarikaya gibi) meslekten atiyor.Ferhat Sarikaya Faili Mechul Cinayetleri sorguluyordu.JITEM`i sorguluyordu.HSYK , Onu Savciliktan atti.Bu Kurd halkini ilgilendirmiyor mu?
Sayin Devran,
Anayasa Degi$iklik paketi goru$ulurken Anayasa Mahkamesinin parti kapatmasini engelleye maddesine BDP destek vermedi, ardindan DTP kapatildi.
Yani BDP, kendisi lehine olacak maddeye destek vermedi.Bunun benzeri bir $ey dunyanin hicbir yerinde ya$anmaz.
Bu sebepler yeter mi size?
Yetmiyorsa o zaman derim ki sizin amaciniz daha demokratik bir Anayasa degil,Anti-AKP`ciliktir.Yani uzum yemek degil bagci dovmek istiyorsunuz!
Eger Laiklik elden gidiyor derseniz TC de zaten Laiklik yoktur.
Sayin Devran,
Boykot tavrinin ne tur bir hile ve duzenbazlik oldugunu iyice kavramak icin yukarda asili "Boykot Matematigi" adli yorumu bir daha oku.
Anayasa degi$ikligi olunca bir daha olmayacak diye bir $ey yok.Tum ulkelerin Anayasalari surekli degi$iyor.
Tabii ki ileri yonde.TC deki AB kriterlerine uygun olumlu degi$meler, Kurd halkinin milli menfaatlerine uygundur.
Referandumda Evet demek, Kurd sorununun cozuldugu anlamina gelmez.Ancak sorunun cozum yollarini yukarda sayilan nedenlerden dolayi acar.
Bu nedenle Evet!
12 Eylül 1980 darbecilerinin ilk işleri TC'yi bin yıl kendi egemenlikleri altında yönetebilecekleri bir sistem kurmaktı.
Bu sistemin sac ayakları olarak
1)Anayasaya değiştirilemez değiştirilmesi dahi teklif edilemez madde'ler eklemek.
2)Bu Anayasa'nın koruyucusu kolayıcısı olacak Devletci/Statükocu zihniyette sahip yargı mensupları yaratmak.
3)Askeri vasayeti olabildiğince uzatacak düşük yoğunlu sürekli devam edebilecek savaş ortamı yaratmak.(Bunda da son otuz yılda Öcalan'la başardılar.)
4)Sürekli bir iç/dış düşman paranoyası yaratarak halkı koyun gibi yönetmek.(İçte Kürd'leri,Dindar kesimi,Ermeni,Alevi nufusu kulanıldı.Dışta kulanılan ülkeler herkesce malüm.)
5)Kürd halkının meşru hak ve taleplerini dünya ve AB Kamu oyunda basite indirgeme terör statüsüne sokmak(Bunu da Öcalan ve müritleri ile başardılar.)
Şimdi gelinen nokta da AKP bu Anasayanın can alıcı bazı maddelerini değiştiriyor.Bu değişikler daha demokratik bir Anayasının ilk adımı,olmaz sa olmazı.
Aksi bir sonuc Statükocu/Erganakoncu zihniyettin devamının tescili olur ki yeni bir Anayasa yapmak,Daha doğrusu tam demokratik bir Anayasa yapmak demek en azından bir iki kuşak daha beklemek demek.
Referandumda güçlü bir Evet bu ülkede yeni bir Anayasa için halkın iradesinin önündeki güçlerin ellerini zayıflatırdı.
Olası bir Hayır veya çok az bir farkla çıkabilecek Evet bu ülkede en çok Kürd halkının taleplerini geçiktirmekten öteye bir işe yaramayacaktır.
Buna neden olan Boykotcu Öcalan/BTP/PKK'Kürd halkına ihanettinin ne ilki nede sonuncusu olcak bu tutumuna inat EVET...
referandumla beraber iki temel sorun çözülecek demişsin biri askeri vesayet ve darbecilik diğeride yargı vesayeti yorumununu bu iki konu üzerinden temellendirmişsin haydi bakalım anllattklarını mantık süzgecinden geçirelim bakalım dediğin gibi bu iki temel sorunun çözümü kürtlere neler getiriyormuş bunun için sorularıma dikkatli cevap vermen gerekiyor.
1. bu anayasa değişikliğiyle artık askerin tahakkümü son bulacak, darbeler tarihe karışacak kemalist cuntacılar tokadı yiyecek sivil iktidar devletin gerçek temsilcisi olacak .(buna katılmamakla beraber böyle olacağını varsayıyorum) buraya kadar herşey anlaşılır sorum şu :
sivil iktidar artık asker de devreden çıktığına göre kürt düşmanlığı yapmayacak!, terörle mücadelede azim ve kararlılıkla yürümeyecek! , son terörist etkisiz hale gelinceye kadar mücadele sürmeyecek!, askeri operasyonlarla kürdistan coğrafyasında kıyımlar gerçekleşmeyecek! , gerillaların cenazelelerine vahşet uygulanmayacak!
çocuk da olsa kadın da olsa güvenlik güçleri görevini yerine getirmeyecek!,amanoslar temizlenmeyecek!,sınır ötesi harekat gerçekleşmeyecek!,abd-israille miyarlaca dolarlık silah anlaşmaları imzalanmayacak!asker ne istediyse verilmeyecek! kürdistan coğrafyası yakılıp kül edilmeyecek!ateşkes kararı almış örgüte operasyon duzenlenip 9 gencecik fidan öldürülmeyecek! genel af derhal ilan edilip bir gıdım su verilecek!
mi?????????????????????????????????
az bişey türk siyaset tarihini bilen adam türklerin ordu-millet zihniyetinin hep var olduğunu ve güncelliğini koruyarak işlediğini bilir.sivil siyaset dediğin kim asker dediğin kim? her ikisi de aynı yumurtanın ikizleridir ve iktidar için mücadele verip birbiri ile danışıklı dövüş yapıp dururlar.ama asla ve asla kendi kanından ve zihniyetinden olmayıp onlara karşı hak mücadelesi verenlere karşı yekvucut olmaktan geri durmazlar onların tarihi ordu-siyaset kavgalarıyla doludur ve bunun için de sergilemedikleri osmanlı oyunu kalmadı bir benzerini günümüzde apaçık görüyoruz. ve onların dövüşünü seyrederken de saf saf kendimize hayra alametler biçiyoruz.umutlanmak güzel de hayallerin kırıldığında o hayallerinin gerçekleşmemesine uydurdurduğun ya da uyduracağın derin! kılıflar seni tekrardan tekrardan tekrardan umutlanmaya sevkedecek bak önümüzde genel seçimler var bakalım gene ne umutlar besleyeceksin..
2. yargı vesayeti sorunu çözülecek(buna da katılmamakla berber böyle varsayıyorum) . bakalım yargı vesayeti sorunu çozüldüğünde kürtler ne kazanıyor?
terörle mücadele kanunuyla politik kürtlere artık tutuklamalar yapılmayacak! kck operasyonları ile bir sabah ansızın çocuklarının gözü önünde evinden çıkarlıp ceza evlerinde yargılanmadan çürümeye terk edilmeyecek! belediye başkanları farklı dil ve lehçelerde hizmet verdikleri için soruşturma açılıp uzaklaştırılmyacak! kürt partileri kapatılmayacak!özgür basın susturulmayacak! yöneticilerine 166yıl ağır ceza verilmeyecek!öldürülen çocukların yaşları büyütülmeyecek!yardım ve yataklıktan kimse tutuklanmayacak! eski adalet bakanı cemil çiçek "iyi çocuk" babasını dava eden savcı sarıkayayı mesleğinden atmayacak!(not: burda hedef çarpıtması yapma lütfen) ve adaletin yeni terazileri tekçi-ırkçı kutsal devlet zihniyetinden çıkıp biz kürtlere cici! davranacak!
mı???????????????????????????????????
bunlara evet öyle olacak diyebiliyorsan ya başka bir alemde yaşıyorsun ya da neo-akpli bağcısın al üzümünü git nijeryadaki türkleştirilmiş afrikalılara ver onlar yer belki ama biz yemeyiz.
bu kısma kadar kürt sorununun çözümünde yapılack anayasa değişikliği zerre kadar kapı aralamıyor.bunu görmemek için kör olmak gerekiyor. boykotla ilgili olarak kürt halkı kendisi için neyin iyi neyin kötü olduğunu iyi bilir eveti de hayırı da ve boykotu da ona göre kullanır dolayısıyla yukarıdaki şahsın münneccim gibi kendi kafasından uydurduğu sayıların matematik analizine cevap vermemi boşuna bekleme iyi okunacak bi tarafı yok.
yazının parti kaptılma değişikliği kısmına gelince akp nin bdpnin oylarına ihtiyacı yoktu ki peki madde neden geçmedi? bdplileri de acemilik ile suçluyorum yanlış yaptılar bu onların ilk yanlışı değil son da olmayacak..
Sinifsal konumlanislari geregi olsun, savunduklari idelojik görüsleri geregi olsun,Tc deki bütün partiler sömürgeci ve ezen kesimleri temsil eden partilerdir.
Ordu ve yargida onlarin temel kurumlaridir,esas amacida onlarin cikarlarini korumaktir.
Düne kadar insiyatif kemalistlerin elinde oldugu icin ,orduyu ve yargiyida kendi cikarlari icin bunlar kullandilar..bu güne kadar esas rantida onlar götürdüler.
Bu gün bu durum Akp nin lehine dönmüs gibi,yakin bir zamanda ise aynisini bu kez bunlar yapacaktir.Bunun icindir ki, kendi aralarinda büyük bir rant kapismasi yasiniyor.
Kürdlerin ve ezilenlerin bu kavgadan kendi lehlerine bir sonuc elde etme gücleri olmadigi icin,Boykot taktigi etrafinda bir araya gelmek" en dogru "olanidir.
Aksi taktirde kürdler, sömürgecilerin kendi aralarindaki cikar catismalarinin basit bir fügürani olurlar ,ki fügüranlarin flimlerdeki rolü hep dayak yemektir.
Kurdistan`da Boykot 2 kere Hayir anlamina gelir.TC de ayni anlama gelmez.
Kurdistan`da sandiga gidip Hayir oyu verecek cok nadir secmen olur ama Turkiye`de boykotcu secmen Evet de der Hayir da!Fark burda!Yukardaki Boykot matematigi yorumunu yeniden oku.Gecmi$ secimlerdeki oylara bak , sonra konu$.
Kurd halki aleyhine yapilanlardan bazilarini saymi$sin.
Peki butun bunlar neyin sonucudur?
Olup bitenler Mevcut ANayasanin,Asker ve Yargi vesayetinin sonucudur.
Cunku olup bitenlere bugun yururlukte olan 12 Eylul Anayasasi, izin veriyor.
Peki Referandum ne yapiyor?
Askeri ve Yargi vesayetini ortadan kaldirmak istiyor.
Sen ise degi$iklik istemiyorsun.2 maddede yazdiklarinin ortadan kalkmasinin $arti,AY degi$ikligi.Degi$iklik yetersiz olsa bile mevcut Anyasadan daha iyi hukumler iceriyor.
Mesela Kurdce siyasi propaganda Mevcut Anayasa tarafindan yasaklanmi$tir.ANayasa degi$tiriyor.
Kurd cocuklari fi$leniyor;Referandumda bu yasaklaniyor.
Peki ne istiyorsun?Uzum mu yemek istersin yoksa bagci mi?12 Eylulculere yargi yolu aciliyor.
Ama mantik kurallarina aykiri bir $ekilde sen degi$im istemiyorsun.
Hastasin ama ilac istemiyorsun!Tedavi pe$inde degilsin.
Hem mevcut 12 Eylul Anayasasina gore yapilanlardan memnun degilsin, hem de bu olumsuzluklari
degi$tirecek Referanduma kar$isin!
Reformu kabul etmiyorsun.
Kendi kendinle celi$iyorsun.
Saydigin olumsuzluklarin buyuk kismi Mevcut Anayasadan,Asker ve Yargi vesayetinden kaynaklaniyor ve
ve Referandum ile bu degi$tirilmek isteniyor.
Boykot matematigini tekrar okumadin,$a$irmadim,cunku orada yazilani anlamak belli bir matematik bilgisi ve zeka seviyesi gerektirir.Ozel Harp Dairesi Psikolojik Sava$ Bolumu senin profilindeki kitleyi hedef almi$ zaten.
Boykotun 2 kere Hayir anlamina geldigini gormek istemiyorsun.
BDP liler acemi davranmadilar, Onlarin ustundede da Awdocu vesayet rejimi var;Kurd halkinin iradesine ipotek konulmak
isteniyor.Nasil ki Hukumetin uzerinde Asker ve Yargi var ise!Ancak AKP bu vesayetten kurtulmak istiyor,BDP`nin ise oyle bir niyeti yok.
Bay Devran,
AKP doneminde Kurd haklari konusunda
yapilanlara kisa bir hatirlatma:
1-TRT 6
2-AKP`nin iktidara gelmesinden beri Faili Mechullerin bicak gibi kesilmesi.
3-Kurd kimliginin serbestce ifadesi.
4-Ergenekon Tutuklamalari ve yargilamalari.
5-OHAL kalkti.
Saydigin $eyler hukumeti a$iyor cunku vesayet rejimi var.
Mesela Belediyeci secilmi$lerin tutuklanmasi hukumeti a$an,Anayasa
sorunudur.Mesela JITEM`i soru$turan Ferhat Sarikaya`yi hukumet savunamami$tir.
Cunku nihai karari veren HSYK; Anayasal bir kurumdur.
Bay Devran ,
AKP li falan degilim ;sadece Kurd halkinin menfaatini du$unuyorum.
AKP ye degil degi$ime Evet diyorum.
Beyaz ya da Siyah tan ba$ka renk tanimayanlar renk korlugu hastaligindan muzdariptir.
Bilmezler ki Beyaz`in ve Siyahin her birinin 36 ce$it tonu vardir.Gir Word`un renk programina gorursun.
Evet, yetmese bile!
2 kopek kapi$iyorsa beni isirmayandan
yana olurum!
gönül isterdiki objektif olarak sunduğum yazıma sen de objektif olarak cevap verebilseydin ama ne yazık ki anlayamamışsın tekrar etmek de fayda var:
"Olup bitenler Mevcut ANayasanin,Asker ve Yargi vesayetinin sonucudur.
Cunku olup bitenlere bugun yururlukte olan 12 Eylul Anayasasi, izin veriyor"
kuzey kürdistanda yaşadın mı hiç ya da oralarda hiç bulundun mu gerçekten merak etmeye başladım bu lafı diyebilmek için ülkeye yabancı olman gerekiyor da. aldın hükümeti -akp yi çektin aradan masum hale sokup bu ülkede kürtlere yönelik yapılan herşeyden 12 eylül anayasasını sorumlu tutup akp yi kendince akladın ama malesef mantığın siren sesleri çaldığından senin bu lafına ancak gülebilirim. akp nin 8 yıllık uygulamalarıyla 12 eylül anayasasından aldığı güçle beraber kürtlere uyguladığı soykırımda(özellikle kültürel) akp in hiçbir suçu yok tamamen 12 eylül anayasasının suçu.yazımı ve sorularmı dikkatli oku demiştim asker-yargı-mevcut iktidar yani akp arasında biz kürtler nezdinde hiç fark yok hangisi devleti yönetirse yönetsin zihniyet aynı değişen birşey yok gene bizler için reva görülen kölelik başkada birşey değil senin değişim dediğin şey faşit bir anayasanın siyah olan renginin beyaz olarak önümüze sunulasından başka bir şey değil. siyah da beyaz da ikisi de faşisttir-ırkçıdır-tekçidir.
şimdi de kalkıp değişim karşıtlığı ile suçluyorsun değişim kürt halkınn yararına ise elbette onaylarım ama senin kürt halkı için beklentilerin dişimizin kavuğunu doldurmayacak cinsten ise buyur sen evet de nasılsa bu referandumu reform diye nitelendiriyorsun bu anayasa değişikliği senin işini görür belki.hastayız biz kürtler hepimiz binlerce yıldır hastayız ve acilen ameliyata-tedaviye ihtiyacımız var sen ne öneriyorsun içi boş ilaç şişesi belki sana iyi gelir çünkü senin hasta olduğuna inanmıyorum.
ne mi istiyorum tam bağımsız özgür kürdistan istiyorum bu sana biraz yabancı bir kavram geliyor galiba sen kürtlerin akp kanadıyla entegrasyonuna bel bağlamış görünüyorsun da.
dolayısıyla kürtlerin referandum konusudaki isteklerini sen pek algılayamadığın için örneğin-anadilde eğitim-vatandaşlık kanunu-baraj-genel af gibi meseleler anayasayla ilgilidir senin bunlarla alakalı bir durumun olmadığı için yaptığın matematik hesabın tutmaz elbet örneğin ana dilde eğitim 27. madde olarak sunulsaydı hesabın altüst olurmuydu acaba? ben katılmasam da bdpliler baraj dahi kaldırılsa evet demeye hazırdılar pazarlığa giriştiler ama tekçi-ırkçı başbakan tayyp kendi hükümranlığını güçlendiriyorken niye böldürsün değil mi? şimdi söyle bakalım sen kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını kabul ediyormusun etmiyor musun? daha doğrusu sen kürtler için ne istiyorsun önce bunun hesabını yap bence çünkü kürtler ne darbe anayasasna ne de akp anayasasına prim vermez onun şiarı kendi özgür anayasasıdır sen bunlara var mısın? olamassın çünkü özel fetullah psikolojik savaş cemaati senin profilindeki kitleyi kandırıyor kandırmaya da devam ediyor zaten...
Pkk ve aga babaları öyle arzu ediyorlarki Hayır çıksın yada boykut denilsin.Akser öyle ister ne yapalım?
Ama;Pkk ve aga babalarının arzuna göre haret etmeyeneler yeter diyenlerde EVET diyorlar mesele bu kadar basit.
Yani: Demokrasi yanlıları ile Faşizm yanlıları karşı karşıya.Bakalım kimin dediği olacak.Şimdilik hesaplar böyle
Tabi birde esas hesapların en hesaplısını yapan Allah var ya...
Altan Tan
Görmüş geçirmiş, tecrübe sahibi büyükler yağmurlu, şimşekli, fırtınalı havalarda “elinizden geldiği kadar dışarı çıkmamaya bakın, akıllı olun” derler.
“Sel kalktığı zaman öküzü de camuşu da alır götürür” sözü boşuna söylenmemiş.
Aklına, fikrine itibar ettiğim ağabeylerim, her şeyin toz duman içinde savrulduğu bu referandum sürecinde içimden geçen her şeyi paldır küldür söylemememi, mümkünse biraz “uykuya” yatmamı tavsiye ettiler.
Allah onlardan razı olsun!
Bir şeyler biliyorlar ki söylüyorlar. Büyük sözü dinlemeyenin akibeti hayr olmaz.
Ancak referanduma birkaç gün kala İslami çevrelerin en fazla tartıştıkları konu üzerinde biraz durmak istiyorum.
Malumunuz PKK ve BDP boykot kararı aldı.
Niye aldı?
Nasıl aldı?
Bu kararda kimler etkili oldu?
Perde arkasında dönen esas oyunlar ne?
Bu konulara girmeyeceğim.
İstanbul'da çocukluk, gençlik yıllarından beri birlikte olduğum İslami gruplardaki aydın ve kanaat önderi arkadaşlarım, “sosyalist-Marksist PKK ve BDP'nin boykotu neyse de beş vakit namazında niyazında Müslüman Kürtlerin önemli bir bölümü neden boykota katılıyor?”
“PKK'yi tanımıyorlar mı?”
“PKK ile aynı safa düşmüş olmuyorlar mı?”
“Bu durum onları rahatsız etmiyor mu?”
“Bu nasıl bir iş?” diye soruyorlar.
Merak ediyorlar, anlayamıyorlar.
Sizlere yorumsuz olarak bir sohbeti aktarmak istiyorum.
Bildiğiniz gibi geçen hafta bir grup yazar, akademisyen ve kanaat önderi ile birlikte İstanbul'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le görüştük.
İstanbul'a hareket etmeden birkaç saat önce Diyarbakır'da bir kafede İslami çevrelerden yıllardır tanıştığımız arkadaşlarla görüş alışverişinde bulunmak üzere yan yana geldik.
Cumhurbaşkanı'na iletmemiz gerekenleri uzun uzadıya konuştuk.
Tabii olarak referandum konusuna da girildi ve arkadaşların tamamı referandumda “evet” oyu vereceklerini söylediler.
Laf döndü dolaştı Ahmet Taşgetiren'in PKK'yi Pol Pot yönetimine benzeten yazısına geldi.
Taşgetiren'in PKK ile ilgili eleştirilerine özünde çok büyük bir karşı çıkış olmadı, ancak Taşgetiren'in Kürt sorununun çözümü noktasında sürekli olarak PKK eleştirisinde bulunduğu ama Kürtlerin meşru haklarının verilmesi noktasında net bir duruş sergilemediği eleştirildi ve bir soru ortaya atıldı:
İslami çevreler bu referandumun çok hayati olduğunu, her türlü reform ve anayasa değişikliğine karşı koyan Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun mevcut yapıları değişmeden bu sistemin değişmesinin, Kemalizmin tasfiye edilmesinin mümkün olmadığını söylüyorlar.
“Peki, Anayasa Mahkemesinin 17 üyesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun tüm üyeleri Ahmet Taşgetiren ve Hasan Karakaya gibi kişilerden oluşsa Kürtlerin ana dille eğitim hakları verilecek mi?”
“Buna inanıyor musunuz?” sorusuna sohbettekilerden biri hariç tamamı “hayır” cevabını verdi.
Tam bu esnada aralarında Özgün Duruş yazarlarının da bulunduğu bir grup arkadaş İstanbul'dan beni hal hatır sormak için aradı ve Fatih'te bir çay hanede sohbet etmekte olduklarını söyledi.
Diyarbakır'daki sohbeti ve yaptığımız anketi onlara da anlattım ve aynı soruyu kendi aralarında da oylayarak bizi tekrar aramalarını söyledim.
Birkaç dakika sonra tekrar arayarak soruya bir kişi hariç İstanbul'dakilerin tamamının da 'hayır' cevabını verdiğini söylediler.
Soruyu “Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın tüm üyeleri Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu, Vahit Erdem, Vecdi Gönül, Kürşat Tüzmen gibi kişilerden oluşursa ne diyorsunuz” diye tekrarladığımızda Diyarbakır'da “hayır” demeyen tek kişi de “hayır” dedi.
Ağabeylerim haklı.
Sapla samanın birbirine karıştığı, ortalığın toz duman içinde kaldığı zamanlarda 'akıllı' olmak
Lazım!
Ramazan Bayramınız mübarek olsun!
Selam ve sevgiler.
Yorum yaz