Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Serdar Roşan:12 Eylül Referandumu; Evet, Hayır ve Boykot Serdar Roşan:12 Eylül Referandumu; Evet, Hayır ve Boykot ================================================================================ Nasname - : on 03 Sep, 2010 02:28:00 12 Eylül Referandumu, Evet, Hayır ve Boykot Serdar Roşan Malum, 12 Eylül’de Türk anayasa paketi referanduma sunulacak. Bu paketin ne olup olmadığı konusunda çok şey yazıldı, söylendi, tekrar etmenin gereği yok. Lakin bu referandum da ‘evet, hayır’ veya ‘boykot’ diyenleri düşündüğümüzde, bu referandumun kafaları pek karıştırdığı açıktır. Boykot diyenler: BDP ve çevresindeki kurumlar, STK’lar, bazı Kürt aydınları. Bunlara bir de bazı Türk sol örgütlerini veya aydınlarını ekleyebiliriz. Gerekçeleri farklı. Hayır diyenler: CHP, MHP ve statükocu tüm Türk dernek ve partileri, aydınları, yazarları. Evet diyenler: AKP, Türk liberal ve demokrat aydın ve yazarları. Pro-Kürt partilerden Kadep, Hak-Par, Demokrat Kürtler arayışı adlı grup ve birçok Kürt aydın ve yazarı. Diyarbakır ve diğer bir çok Kürt şehrinde faaliyet gösteren STK’lar. Bu haliyle basit bir referandum olmadığı anlaşılıyor. Herkes 12 Eylül generallerinin Anayasasına karşı olduğunu söylüyor, ama demek iş kapıya dayandı mı, bu söylenenlerin pekte öyle içten söylenmediği anlaşılıyor. Kenan Paşa ve yoldaşlarının hazırlatıp referanduma sundukları Anayasa öyle mahkem temeller üzerinde kuruldu ki bize yedi demir kapı arkasında saklanan ve yedi dev tarafından korunan prensesi hatırlattı. Türk demokrasisinin kurulması, elde edilmesi, yani prensese kavuşmak için demokrasi savaşçılarının yedi demir kapı arkasındaki prensesi kurtarması gerekiyor. Anayasa maddeleri bu devleri andırıyor. Bir ikisini alt etmek için kolları sıvayan Türk Meclisi, çareyi referandumda gördü. 12 Eylül’de evet oylarının çokluğuyla AYM, HYSK ve vesayetçi rejimin askeri kanadı zayıflatılırsa, bir iki kapı açılıp mücadeleye devam edilecek. Bu mücadelede benim üzerinde durmak istediğim Kürt tarafının tutumuyla ilgili. Biz Kürtler, Türk tarafının Kürt sorununa pek eğilim göstermediğini ve destek olmadığı söyleriz. Haklılık payı olmakla birlikte artık Türkler arasında da Kürt dostlarının oluştuğu ve bunların küçümsenmeyecek bir güce sahip olduğunu görmekteyiz. Bu sevindiricidir. Türk tarafındaki demokrat, liberal, muhafazakâr ve sosyalist insanların veya kesimlerin Kürt sorununun çözümü meselesine kafa yorması Kürtlerle konuşmak istemesi, dayanışması olumludur. Birçok Türk yazarı, aydını, gazetecisi risk alarak kendi devletini, hükümetini eleştirmekte ve sorunun tartışılmasına destek olmaktadır. Uzatmıyorum, bilinen şeyler. Bunları söylememin nedeni şu: Biz Kürtler Dr. İsmail Beşikçi’nin Kürt sorununa ilişkin çalışmaları ve eserleri ile hep sevindik ve onun şahsında da olsa bir bütün olarak ezen ulusun zayıfta olsa bir umut ışığı barındırdığını düşündük. Birçok Türk aydın ve yazarı ile fikirlerimiz çakışmasa da ortak kimi noktalarımızın var olduğu inkâr edilemez. Türk demokrasisinin bildiğimiz örnekleriyle tam demokratik bir rejime dönüşmesi kolay değil. Masaldaki benzetmeye uygun tarzda birçok kapının açılması ve devlerin yenilmesi gerekiyor. Bu mücadele değişik şekillerde ve değişik tarzlarda ortaya çıkıyor. Tek bir darbeyle sağlanacak bir durum değil. Reformlarla, zihniyet değişimi ve mücadelenin psikolojik, kültürel, sosyal ve siyasal dinamikleri ve alanlarıyla bağıntılı olarak çok yönlü olduğu tecrübe ile biliniyor. Kürt tarafının bu demokratik mücadelede, yani Türk demokrasisinin yerleşmesinde tarafsız olması mümkün müdür? Kimi Kürtler bizi ilgilendirmez diyor, biz ezilen sömürge bir ulusuz, egemenlik hakkımız çiğnenmiş ve Türk kurumlarının konumu bizim sorunumuz değil ve o kurumları meşrulaştıracak hiç bir şeye katılmayız diyor. Teorik olarak doğru olabilir ama siyasal durum, hayatın kendisi öyle teorilere sığmayacak kadar çetrefilli. Türk yasalarındaki vaziyet, Türk demokrasisinin içeriği bizi doğrudan ilgilendiriyor. Birçok yasa maddesi günlük yaşamı, mücadeleyi şu veya bu şekilde doğrudan etkiliyor. Bizi ilgilendirmez tutumu reel durumla çelişik. Taktiksel bir tavır stratejik bir seviyeye çıkarılmamalıdır. Referandumun boyutu buna el vermiyor. Kürtler kendi mücadelelerinde Türk tarafından her hangi bir destek gördüğünde sevinmekte ve buna büyük bir değer vermektedir. Türk tarafından gelen desteğin bizim için önemli olması ve bizi sevindirmesi olumluysa, acaba biz Kürtler birde meseleye ters tarafından bakamaz mıyız? Hadi Türk kanunları bizi ilgilendirmez dedik, peki bize destek sunan Türklerin demokrasi mücadelesine destek vermemiz doğru bir tavır olmaz mı? Hep onlardan mı destek bekleyeceğiz? Biz de onlara destek olamaz mıyız? Meseleye birde bu açıdan bakmakta fayda var gibime geliyor. Türk demokrasisinin doğru bir raya oturtulması mücadelesinde Türk demokrasi güçlerine destek vermeliyiz. Bu destek 12 Eylül’de evet oylarıyla sağlanabilir. Bana göre bunu yaptığımızda ne Kürt mücadelesinden vazgeçmiş oluruz ne de onları ülkemizde meşrulaştırırız. Düşüncelerinden siyasal istemlerinden vaz geçen, gerileyen yok. Kürtler açısından meselenin iki boyutu var: 1. Vesayetçi rejimin geriletilmesi ve sivil toplumun güçlenmesi önünde birer engel olarak duran AYM, HYSK gibi bürokratik kurumların yapısal değişikliklere uğratılması, hem Türk hem Kürt tarafının mücadelesi açısından daha olumlu bir ortam sağlayacaktır. 2. Kürt tarafı olarak, Türk tarafındaki ‘demokratik’ güçlere destek vermemiz gerekir. Desteğimiz onların borç hanesine yazılsın. Mücadele ve siyasi faaliyetler 12 Eylül referandumundan sonra kaldığı yerden zaten devam edecektir. Ve Kürtler her halükarda bağımsız yapılarını koruyarak, güçlendirerek, kendi ulusal birliğini çoğulcu ve demokratik temeller üzerinde inşa ederek mücadelesine devam etmelidir. Kürt mücadelesinin farklı boyutlardaki sosyal, kültürel ve siyasal örgütlülük hali müşterek kurumsallaşmayı ulusal bazda sağlamalıdır. Bu birlik meselesi Kürtler açısından referandumdan daha önemli ve zaruridir. Kürtler olarak kendi açımızdan, Kürt halkının mücadelesine destek beklerken, 12 Eylül’de Türk ‘demokrat’larına destek sunmamız yanlış olmaz. Desteklemeli miyiz? EVET! 2 Eylül 2010 srosan21@gmail.com