“Diaspora Kürt Konferansı” Sonuç Bildirisi
Kürt hareketinin belli kesimlerinden, referandumda “Evet“ diyen yurtsever güçlere yönelik tehditkar tavırların kınanması kararı alınmıştır. Medyanın değişim sürecinde oynadığı role dikkat çekilmiş ve Taraf gazetesi üzerindeki ikili baskı protesto edilmiştir.

“Diaspora Kürt Konferansı” Sonuç Bildirisi
28-29 Ağustos günlerinde Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen ve 60’ın üzerinde Kürt siyasetçi, aydın, yazar, sanatçı ve akademisyenin katıldığı “Diyaspora Kürt Konferansı” sonuç bildirisi açıklandı. Bildiride, 12 Eylül’de yapılacak referandumda Kürtlerin “Evet” demelerinin çıkarlarına uygun olduğu, “Hayır” veya “Boykot”çu yaklaşımların Kürtlerin genel çıkarlarına hizmet etmediği vurgusu yapıldı.
Bildiride şöyle denildi;
“Diaspora Kürt Konferansı” Sonuç Bildirisi
KOMKAR.eu’nun çağrısı üzerine, 28-29.08.2010 tarihinde “Kürt Diasporası” adı altında Almanya’nın Köln şehrinde bir araya gelen 60’ın üzerinde Kürt siyasetçisi, aydını, yazarı, sanatçısı ve akademisyeni „Referandum, Kürt açılımı ve ateşkes“ konularında geniş bir tartışma gerçekleştirmişlerdir. Bu tartışmalarda Türkiye ve Kürdistan’daki mevcut siyasal durumlar ele alınmış, AK Parti hükümetinin bir süre önce açıkladığı, adına önceleri “Kürt açılımı“, daha sonra “demokratik açılım“ ve son olarak “milli birlik projesi“ denilen konseptin Kürt sorununun çözümünde herhangi bir düzenleme içermediği, bu nedenle sorunların ana kaynağına inilmediği, eksik ve hatalı olduğu yönünde ortak bir görüş kabul edilmiştir. Ancak yapılmak istenen değişikliklerin Türkiye´de demokrasiye doğru bir süreç başlatabileceği düşünüldüğünde genel olarak bu proje olumlu değerlendirilmiştir. Bu noktada Türkiye´de, öncülüğünü AK Parti´nin yaptığı değişim isteyen çevrelerle, statükonun korunmasından yana olan çevreler arasında ciddi bir siyasal ayrışmanın olduğu, bu ayrışmada Kürtlerin de sivil toplumun ve demokrasinin güçlendirilmesi temelinde ulusal demokratik çıkarlarını esas alan bir çerçevede soruna yaklaşmaları gerektiğinin altı çizilmiştir. Kürtlerin genel çıkarlarının değişimden yana olanlarla örtüştüğü, bu nedenle değişimden yana olan çevrelerin statükocular karşısında geri adım atmamaları için cesaretlendirilmeleri gerektiği belirtilmiştir.
1982 yılında yürürlüğe konulmuş cunta anayasasının 26 maddesi üzerinde yapılmak istenen değişiklikler, 12 Eylül 2010 tarihinde referandum yoluyla halkın oyuna sunulacaktır. Referanduma sunulan maddeler Kürtlerin ulusal demokratik hakları ile ilgili doğrudan herhangi bir iyileştirici yenilik içermese de, genel olarak Türkiye´nin demokratikleşmesinin önünü açabileceği, 88 yıldan bu yana demokratik gelişmenin önünü tıkayan, onu engelleyen Kemalist vesayet rejimini sınırlayabileceği ve giderek ortadan kaldırabileceği, Kürt sorununun konuşulabileceği demokratik bir tartışma zemini yaratabileceği, Kürtlerin ifade ve örgütlenme olanaklarını daha fazla arttırabileceği ve silahların susmasına ve barışçıl bir ortama evrimleşebileceğine vurgu yapılmıştır. Bundan hareketle 12 Eylül’de yapılacak referandumda Kürtlerin “Evet“ demelerinin çıkarlarına uygun olduğu, “Hayır“ veya “Boykot“çu yaklaşımların Kürtlerin genel çıkarlarına hizmet etmediği kabul edilmiştir. Kürdistan´da çeşitli sivil toplum örgütlerinin Kürt sorununun çözümü ve referanduma ilişkin olarak yaptıkları açıklamaların olumlu bulunduğu ve sorunun çözümü için daha fazla inisiyatif almalarının yaşamsal önemde olduğu ifade edilmiştir. Kürt hareketinin belli kesimlerinden, referandumda “Evet“ diyen yurtsever güçlere yönelik tehditkar tavırların kınanması kararı alınmıştır. Medyanın değişim sürecinde oynadığı role dikkat çekilmiş ve Taraf gazetesi üzerindeki ikili baskı protesto edilmiştir.
12 Eylül’de “Evet“ diyoruz; fakat referandumda “Evet“ çıkması durumunda AK Parti hükümeti ilk elden, evrensel demokrasi ve insan hakları temel ilkeleri doğrultusunda somut adımlar atmayı görev olarak önüne koymalıdır. Türklerle Kürtleri eşit konuma getirecek siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuki alt yapıyı oluşturacak yasal düzenlemeleri gerçekleştirmelidir. Kürtlerin her alanda kendi kimlikleri ile örgütlenmelerinin önündeki tüm engeller kaldırılmalı, seçim barajı düşürülmeli, değiştirilen Kürt yerleşim yerlerinin isimleri iade edilmelidir. Silahların susmasını sağlayacak yasal düzenlemeler yapılarak bir genel af ilan edilmeli, aftan yararlanmak isteyenlerin legal zeminde siyaset yapabilmelerine olanak sağlanmalıdır. PKK´nin eylemsizlik kararı süreklileştirilmeli, devletin askeri operasyonları durdurulmalı, sivil siyasetçilerin tutuklanmaları son bulmalı ve tutuklu Kürt siyasetçileri ve taş atmaktan ötürü tutuklanmış tüm Kürt çocukları serbest bırakılmalı, ayrıca koruculuk sistemi tasfiye edilmelidir.
Bu düzenlemeler gerçekleştirildikten sonra, Kürtlerin varlığını kabul eden, haklarını tanıyan, ayrıca Türkiye ve Kürdistan´da yaşayan farklı etnik azınlıkların ve dini inanç gruplarının haklarını da garanti altına alan, çağdaş, evrensel, demokratik bir anayasa hazırlanıp uygulamaya konulmalıdır.
Köln, 29.08.2010
KOMKAR-EU



Yorumlar (2 gönderildi):
Yorum yaz