Anasayfa | Türkçe | Kürdlere Yine Tehdit Ve Hakaret...

Kürdlere Yine Tehdit Ve Hakaret...

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Dünyanın bir numaralı İTİRAFÇISI utanmadan Kürdlere hakaret etmeye devam ediyor...(NASNAME)

BDP Başkanı, kendisiyle aynı fikirde olmayan Kürt sivil toplum kuruluşlarını “ahlaksızlıkla, işbirlikçilikle, Diyarbakır’ı temsil etmemekle” suçluyor. Dün yeni konuşmasını okuduğumuz Apo, daha da ileri gidip bu “kuruluşları” tehdit ederek, bu politikayı izleme “cesaretini nereden buluyorlar” diyor...









Çatlarken

Türkiye, olgun bir nar gibi çatlıyor.

İçindeki binlerce tane, kurumuş kabuğu çıtırtılarla kırıyor.

Başka türlüsü de mümkün olamazdı zaten.

Düşünsenize, taa Turgut Özal döneminden bu yana, neredeyse yirmi beş yıldır sürekli değişiyor Türkiye.

Ekonomisi değişiyor, sınıfsal yapısı değişiyor, ulaşımı değişiyor, iletişimi değişiyor, medyası değişiyor.

Büyüyor, çeşitleniyor, çoğalıyor.

İçinde büyüdüğü “kalın ve sert” kabuğa artık sığmıyor.

Doğanın yasası böyle.

Büyüyüp, çoğalarak yeni narlar yaratacak tohumlara dönüşecek tanelerle, onları birarada tutan kabuk arasındaki çatışma kaçınılmaz.

O taneleri içinde tutabilmek için, taneler büyüdükçe sertleşip katılaşan kabuk da sonunda kırılacak.

Eskiye ait ne varsa, ordu, yargı, devlet zengini burjuvazi, devlet yandaşı siyaset, merkez medya, çatırdıyor.

Eskimiş kabuğun içine yapışık “eski” muhalefet bile çatlıyor.

CHP’nin başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bizim Markar Esayan’ın deyimiyle “CHP’nin dayandığı devlet gücünü kaybedince” halka gitmek, halka hitap etmek ve onların isteklerine kulak vermek zorunda kaldı.

Henüz partisini değiştiremese, hatta partisinden tepki alsa bile, kendini yenileyerek, daha önce CHP’den duymadığımız sözleri rahatlıkla telaffuz ediyor.

“Muğlalı Kışlası’nın adı değişsin” diyor, “seçim barajı düşsün” diyor, “Apo’yla görüşülebilir” diyor, “genel af” diyor.

AKP’yi ciddi biçimde “kontrpiyede” bırakacak çıkışlar yapıyor.

Kılıçdaroğlu’dan bu çıkışları beklemeyen AKP, Kılıçdaroğlu’ya aynı ciddiyette cevap veremiyor ve sık sık demagojiye başvuruyor.

Halbuki, Kılıçdaroğlu’nun bu önerilerini ciddiye almaları, karşı çıkıyorlarsa, bu karşı çıkışlarını “suçlayarak, aşağılayarak” değil, bir mantık çerçevesinde anlatmaları gerekiyor.

Eğer Kılıçdaroğlu, bu çizgisini sürdürür ve hangi amaçla olursa olsun ciddi öneriler dile getirirse, AKP’yi de daha “ilerici” ve daha ciddi bir parti olmaya zorlar.

AKP, “Muğlalı Kışlası’nın adını niye değiştirmediğini”, “genel affa niye karşı çıktığını”, “seçim barajını niye düşürmediğini” ikna edici bir biçimde açıklamaya ya da bu öneriler doğrultusunda hamleler yapmaya mecbur kalır.

Böyle bir gelişme Türkiye’nin yararına olur.

Bu ülkedeki Kürtleri, türbanlıları, demokratları “keşfeden” CHP, hem AKP’nin “ulusal” politikalar izlemesini kolaylaştırır, hem de onun politikalarının “sınırlarını” keyfince çizmesini engeller.

Siyasette sağlıklı bir çatışma yaşanır.

Kılıçdaroğlu’nun “kurumuş kabuktan, taze bir taneye” dönüşme
çabalarına ne yazık ki Kürt siyasetçileri ayak uyduramıyor.

BDP Başkanı, kendisiyle aynı fikirde olmayan Kürt sivil toplum kuruluşlarını “ahlaksızlıkla, işbirlikçilikle, Diyarbakır’ı temsil etmemekle” suçluyor.

Dün yeni konuşmasını okuduğumuz Apo, daha da ileri gidip bu “kuruluşları” tehdit ederek, bu politikayı izleme “cesaretini nereden buluyorlar” diyor.

Baskıcı Türk devletinin kendi halkına karşı benimsediği tehditkâr ve aşağılayıcı üslubu şimdi Kürt politikacıları aynen Kürt halkının bir kesimine karşı kullanıyor.

Eğer bu “eski” model davranışları tekrarlarlarsa, onlar “tane” değil, “kabuk” olur ve çatlarlar.

“Benimle aynı fikirde olmayan haindir” anlayışı eskimiş bir anlayış.

Ve, hiç kimse kendi halkıyla kavga edemez, kimse kendi halkını yenemez.

Unutmayın ki sadece Türkiye değil, “Kürdistan” da değişiyor, oranın da ekonomik yapısı, sınıfsal yapısı, arzuları, düşünceleri değişiyor.

Türkiye’nin bütününde çatlayan kabuk Güneydoğu’da da çatlıyor.

Bu toplum Kürt’üyle Türk’üyle olgunlaştı.

Ve, olgun bir nar gibi çatlatıyor kabuğunu.

Bir zaman, kurumuş kabukla çoğalan taneler arasındaki “çelişkileri ve çatışmaları” yaşayacağız, zaman zaman bu çatışmalar ürkütücü boyutlara da ulaşabilir ama sonuç değişmez.

Artık Kürt, Türk, Sünni, Alevi, solcu, sağcı olmak değil, “kuruyan kabuğun parçası ya da olgunlaşıp çoğalmış tanelerin parçası” olmak belirleyecek hayattaki asıl duruşumuzu.

Kabuğun çatlaması, çatlamamak için direnmesi ve çatlarken çıkardığı sesler korkutmasın sizi.

Doğanın yasası bu.

Olgunlaşan nar, kabuğunu çatlatır.

Ahmet Altan/Taraf

ahmetaltan111@gmail.com

Nasname notu: İlk manşet başlığı tarafımızdan seçilmiştir...

Yorumlar (2 gönderildi):

welat amed .. 28 Aug, 2010 06:50:13
avatar
Güzel bir baslik,dunyanin en ihanetci korkak itirafcisi.Bu hain nasil olduda bu kadar unlendi sahlandirildi, hayret ediyorum.bu halki surekli ihanete tesvik eden ,bu halki devletsiz sahipsiz goren.ve bu halki kendisinin yarattigini soyleyen bu hain korkak kendini ne saniyor? sen benim gibi ozgur kurdleri birak temsil edemezsin. senin ihanetin korkakligin bu halka agir bedellere mal oldu.ama halk daha uyanmadi.
Muzaffer Saglam .. 28 Aug, 2010 07:40:07
avatar
Kardesim benim burada PKK icin'de ve de ona bagli olan kimi kurum, parti ve orgutler'de bazi degisik calismalar yapan durust, namuslu, isbirlikcilige boyun egmeyen yurtsever Kurd insanlarina bir cagrim vardir, lutfen artik onunuzde'ki varolan gercegi gorunuz, PKK'nin seroku Ocalan Imrali da derin-devlet ve ergenekon'un kontrolundedir, dolaysiylan siyasetini'de kendisini kontrol altin'da tutan bu birimler icin yapmaktadir, artik bu inkar edilmeyecek olan bir gercektir. Eger varolan bu gercege ragmen hala'da bu gercegi gormemezlikten gelip PKK saflarin'da siyaset yapanlar anlamalilardir'ki, onlarda hem isbirlikci ve hemde PKK'nin seroku gibi ihanet cenberi'nin icindedirler. Tekrarliyorum bunun icin yine'de durust olan insanlara bunun icin bir cagrim vardir, artik bu ihanet cenberini gorunuz ve de kiriniz, hem kendinizi ve hemde halkimizi'da bu ihanetin batakligin'dan kurtarmaga calisiniz. Iste bu konuyla ilgili gectigimiz gunler'de Turkiye adalet bakani'nin îmrali'da ki seroku Ocalan hakkin'da yapmis oldugu cok onemli bir aciklamasi vardi. Yani PKK'nin seroku orada acik bir sekilde derin-devlet ve ergenekon'un denetiminde ve kontrolundedir. Iste Turkitye'de ki derin devlet ozellikle kendisi'nin kuzey Kuirdistan bolgesin'deki siyasetini surdure bilmesi icin PKK'nin serokunu bunun icin acik bir sekilde kullanmaktadir, dolaysiylan'da yasal duzeyde de derin-devlet ve ergenekon'un istemleri dogrultusunda da bu calismayi'da BDP adina parlamenter olanlarak siyaset yapanlar'da acik bir sekilde bu dogrultuda gorevler ve calismalar yapmaktadirlar, iste bunun ispatida ve basini'da ceken aciktir'ki BDP'nin basi Selahattin Demirtas ve onun cevresindeki kimi kesimler bu sorumluluklari yerine getirmektedirler. Bunlar varolan gerceklerdir, inkar edilemez. Artik halkimizin durust olan insanlarina bunun icin buyuk gorev ve sorumluluklar dusmektedir, bizlerin artik halkimizi bu ihanetin cenberin'den kurtarmamiz gerekiyor, eger aksisini yaparsak ne yazik'ki halkimiz artik tamda hicde altinda cikamayacagi bir batakliligin icine gomulmus olacaktir.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: