Korkmaz Atmaca
Ben, bu Arananlar Albümü üzerinde özel bir tahrifat yapmıyorum. Fotolari ordan alıp, oraya koymuyorum. Her gece albümü önüme alıyorum ve kimi veya kimleri vermeliyim, kimler kaldı, diyerek fotoları seçiyor ve onları -eğer tanıyorsam- bir tarih seyri içinde bazı bilinmeyenleri sadece alt alta düşüyorum.
Alın size iki insan daha.
Mahsun Korkmaz ve Mehmet Atmaca. Mahsun’u çok iyi tanırım ama Atmaca’yı ne tanırım, ne de karşılaştım. Ama genel bilgilerle ve genel duyumlarla. Eski bir arkadaşımız. Ama kimdir, akibeti ne oldu en küçük bir bilgim yok.
Bilmiyorum, demek de bir erdemdir.
Her konuda ‘bilirim’ demek şarlatanlıktır. Bu da bazı diktatörlere mahsus bir olgudur. Yakinen tanıdıklarınıza bakın, veya tarihi açın bunu net görürsünüz.
Mesela bizim sabık başkanımız Abdullah...
Ya Allah ya billah aşkına ne olursa anlar ve saatlerce konuşur. Yani onca yıllık tanımamda; bir gün olsun ‘Bu konuda bilgim yok’ demedi. Soğan deseniz, başlar yuvarlaklığından futbol topunu anlatmaya.. Kale ağı dersiniz; balıkçılığı anlatır. Lider ya, önder ya.. Her şeyi bilir. Neazzallah, her şeyi bilenden bizi esirgesin yaradan.
Ve adaşım Mehmet’i es geçiyorum.
Mahsun Korkmaz’a dönüyorum.
ÇAKUÇ....
Çoğu insanın bir göbek adı veya mahalle arkadaşları arasında bir ayrı adı vardır. Batman’daki ilk grup aşamamızda; Veysi Güzel, Mahsun Korkmaz’a Çakuçê Şeytên (Şeytanın Çekici) derdi.
Mahsun ve Veysi Silvan’lıydı. Hem hemşeri hem de çok yakındılar. Ama biz Batmanlılar nerden ve hangi ilden, ilçeden gelirsek gelelim artık Batmanlıydık.
Peki Veysi neden Mahsun’a Çakucê Şeytên derdi?
Şundan; Mahsun haylaz, kavgacı ve hırçın, Veysi mülayimdi. Veysi kavgaya gelemez ve Mahsun’dan korkardı. Hatta bazen ‘Mahso nerdeyse bela ordadır’ derdi. Ama birbirlerini çok da severlerdi. Veysi her ne kadar ağzıyla söylese de içinden Mahsun’un kavgacı özelliğine gıpta eder ve onu severdi. Mahsun da Veysi’nin bilgili ve hem Kürdçe hem Türkçe’sine hayrandı. Yani daha o zamanlar Mahsum askeri, Veysi siyasi bir adam olacağının işaretlerini verirdi.
Bir araba kullanırdı Mahsun, afat.
Bir defasında bana ; ‘Hocam gel seni biraz jiple gezdireyim’ dedi. Ona uydum jipe bindim. Başım döndü. Nerdeyse jipi –at gibi- iki ayak üzerine kaldırıyordu. ‘Dur’ dedim. Durdurdum ve indim. ‘Bir daha seninle arabaya binen senden beter olsun. Ya bu ne hal. Cambaz mısın nesin?’
Mahsun’un babasının durumu iyiydi. Acentacıydı. Araba alım-satımı yapıyordu. Abisi Fahri’nin de araba tamir atölyesi vardı. O nedenle her türden araba onun için bir oyuncak gibiydi.
*
Site (Rafineri) içindeki bir toplantıda; ‘Bu burjuva, küçük burjuva reformistlerini hafif, belden aşağı taramak gerek’ dediğinde ben ürpermiştim. Daha yıl 77’lerdi. Ve biz çok küçük bir gruptuk. O zaman kendisini yeni görüyordum. Mazlum Doğan’a sormuştum onu. Bana ‘bu bizim liseden yeni katılım. Genç arkadaşlardan...’ Ben Mazlum’a ‘Şimdiden belden aşağı tarama, diyor. Hele daha sonra neler yapar kimbilir?’ demiştim.
Öyle aklımda kaldı hep Mahsun.
Ben Mardin’deydim. Ara sıra gelir giderdim Batman’a. Her defasında Mazlum yeni arakadşlar tanıştırırdı. Batman gençliği hızlı bir gelşim gösteriyordu. Yaman gençlerdi.
*
Mahsun’u en son olarak 1980’lerde Suriye’den ülkeye girerken gördüm. Kobani’nin bir köyünden giriş yapacaktım. O daha yeni yurtdışına çıkıyordu. Trenden atlarken, yüzünü incitmişti. Sarılıp öpüşmüştük ve ona takılmıştım.
-Mahsun, pasaportun pek iyi olmamış bakıyorum. Yaralanmışsın?
-Ya hocam, bana "trenden atlayacaksın" demediler ki.. Yoksa Batman çocuğu için trenden atlamak kadar kolay ne var.
-Neyse sağlık olsun. Hafif atlatmışsın. Vucudunda başaka sorun var mı?
-Yok. Basit bu. Hemen geçer.
Yıllar sonra görüşüyorduk. Ve belki bu son görüşmemiz olacaktı. Nitekim öyle de oldu. Mahsun gitti. Eğitimini aldı ve ver elini dağlar, dedi. Efsane oldu. Adına "Askeri Akademi" kuruldu. Kuzey Kürdistan’ın en büyük gerilla komutanı olarak yerini aldı. Ama bana göre o bir insandı. Senin, benim, onun gibi. Hatta, Ankara-PKK’sı ve Öcalan sistemi içinde bir mağdur, mahsun ve kurbandır.
Neden mi?
Yara o kadar derin ki!..
Bir iki satırla yazılmaz. O nedenle ben ona "kahraman"dan çok insani yönüyle bakıyorum. Bu kahraman, yaman, egit, falan.. Peki düşünün bir "kahraman" nedir? En çok vuran değil mi? Oysa biz artık şunu tartışmamız ve bilince çıkarmamz gerekir:
En çok vuran mı,
En çok yaşatan mı kahramandır?
Eğer kelle koparma ve insan vurma üzerine kahramanlık bina edeceksek; en çok insan vuran kahraman, aynı zamanda bir katil de olmuyor mu?
Hele de bir "kahraman ve efsane" olacak biri şefinin emriyle arkadaşını vuruyorsa; o nasıl bir kahramandır? Bunu şunun için söylüyorum. Bizim Lübnan’daki gerilla devremizin Giap olma adayı "Şoreş" Suphi Karakuş’tu. Bu arkadaşın Egit (Mahsun Korkmaz) tarafından vurulduğunu ve bunun çok büyük bir devrimci eylem olduğunu söylemedi mi Abdullah Öcalan?
Peki Mahsun neden Suphi’yi vurdu?
Mahsun’un vurulma durumu neden bu kadar sır, yani bir bilinmez?
Bence bizim, bize anlatılan tüm söylemleri yeniden gözden geçirmemiz gerekir. Resmi ideolojimizi tarihin eleğine vurmamız lazım.
Mahsun yiğit ve egitti, bir kahramandı.
Ama nihayetinde bir isnandı.
Fareden çok korkardı. Bu korkusunu yenmek için Şeyh Mahmut (Tanrıkulu) çoraplardan fare maketleri yaparak, yavaş yavaş onu alıştırarak ve en sonunda bir canlı fareye elleterek bu korkusunu yenmesine yardımcı oldu.
Ama kahraman, peygamber ve tanrı yaratan kulcuklar bana ateş püskürecekler. Bunları söylediğim, bunları yazdığım için. Özünde onlar en büyük korkaktır. Kendilerini Mahsun gibilerinin arkasına gizliyorlar.
Benim tanıdığım Mahsum Korkmaz bir insandı.
Her insan korkar, korku insani bir durumdur.
Mahsun; mahsun ve mazlum bir insandı özünde.
Keşke şu an yaşasaydı da sıradan bir insan olsaydı.
Senin anıtını yaptılar Mahsum ama cesedin büyüdüğün mahalle veya kasabanda çöplüklerde çıktı.
Köpekler kollarını taşırken ben Ceyhan Cezaevin'de sana bir şiir yazmıştım.
KÖPEKLERİMİZ VE ÖPMEYE KIYAMADIKLARIMIZ
Bir gün sana onu yollarım.
Sahi şiir sever misin?
İnsansan seversin, kahramansan ‘istemez’ dersin.
Hadi haber ver bakalım.
Yanıtını bekliyorum.
Arkadaşın Xoca
28 Nisan 08



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz