Anasayfa | Türkçe | Arananlar-6 Akkoyun ve Acar (Kürdçe ve Türkçe)

Arananlar-6 Akkoyun ve Acar (Kürdçe ve Türkçe)

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Farkımız var!..

Bu Arananlar Foto Albümü’nde daha kimler yok ki... Beni yılların ötesine götürenler ve ta ‘Sibirya’ dediğim İsveç-Stockholm’e uçuranlar.. Hangi birini anlatayım ki? Ama ben hep trajedilerin yazarı olmak istedim. Çünkü tarihin sayfalarında mutlu anlarımız bir beyaz sayfa bile değil. Hele de bu konuda sayfa; Kürd ve Kürdistan’sa... Bir milimlik bile mutlu an bulamazsınız...


Nasname Haber Merkezi/Yorum

Bu Arananlar Foto Albümü’nde daha kimler yok ki...
Beni yılların ötesine götürenler ve ta ‘Sibirya’ dediğim İsveç-Stockholm’e uçuranlar.. Hangi birini anlatayım ki? Ama ben hep trajedilerin yazarı olmak istedim. Çünkü tarihin sayfalarında mutlu anlarımız bir beyaz sayfa bile değil. Hele de bu konuda sayfa; Kürd ve Kürdistan’sa... Bir milimlik bile mutlu an bulamazsınız...

Bir ara durak yapalım.
Ve bu sefer, sevgili arkadaşım Süleyman Akkoyun’u ve yanına da Selim Acar’ı alayım. Bir yanıyla iki hemşerim. Çünkü doğum yeri olarak kendimi Mardin’li görürüm.

Süleyman hoca ile canciğeriz. Ama sayın Selim Acar’ı malesef daha görmedim. Karşılaştığımı da sanmıyorum. Yanılıyor olabilirim. Peki diyeceksiniz ki; ‘Hoca, tanımadığın adamın neden fotosunu alıyorsun? Onun neyini anlatacaksın?’

Evet. Şundan aldığm sayın Acar’ı.
Bizim İsveç-Stockholm ‘Ekolü’müz var. Ve kahhar bir çoğunluğu yazardır. Hem de Kürdçe yazar. Ben arkadaşım Süleyman için bir iki söz etmek istedim. Sayın Acar da tanık olsun.

Eh iki Mardinli. İki esmeri genç. Biri Kürdçe yazar, biri Türkçe. 

*
Benim için Stockholm; Leleş Qaso’ydu. Onun eviydi. Onun dışındakiler kerhen bana selam veriyordu. Belki de -ya korkuyorlardı, ya da- selam verilecek adam görmüyorlardı. Hiç unutmam; ben Laleş’lerdeyim. Bir adam-i beşer benimle karşı binadan telefonla görüşüyordu. Şimdi buna ne demeli? Ya konuşuyorsun da neden gelip ziyaret etmiyorsun?

Devletler kafa tuttuk.
Katil Amerika, Kahbe İngiliz’ dedik. Emperyalizm ve kapitalizmi yıllarca tukaka ettik. Ama sonra da adamların ülkelerine kendimizi attık. Yarattığımız canavara ise dönüp, bir tek söz de etmedik. Her neyse.. Çok korktuk ve çok siyasallaştık. Politikleştik ve insanlığımızdan uzaklaştık.

Laleş vasıtasıyla Süleyman Akkoyun’la tanıştım. İlk karşılaşmamızda kanım ısındı. Kürdçecilik yapmıyordu. Kürd’dü, mertti ve Türkçe konuşuyordu. Ben ona kafayı taktım. İçimden ‘Yazarsa bu yazar bana. Çünkü cesur, gözü pek. Ve benim için en önemli özellik cesaretin medeni olanıydı.’

Evine davet etti.
Yedik. İçtik.
-Ona hoca bana yazar mısın? Dedim.
Güldü.
-Ya hoca ben konuşurum ama yazıya gelince yazamam.
-Yok yazarsın sen. Bir resmin. Bir kaç satır yazın olsun yeter bana.

Yazdı.
Ve adıyla. Sanıyla. Fotosuyla girdi Nasname’ye.
Sonra ne oldu biliyor musunuz?

Süleyman Akkoyun; Nasname’nin en çok okunan yazarı oldu. Bir yazısı, tam 30 BİN okuma aldı. Bu İsveç’de Kürdçe yazanların hepsine bedeldi. İşte benimle hocanın hikayesi de böyle. İkimiz de hocayız. Araya fark koydum. O Süleyman Hoca, ben Şükrü XOCA!..

Bu kadarlık da fark olsun değil mi hocammm!...

Farkın farkı; biz FARKLIYIZ!...

25 Nisan 08

 

Yorumlar (2 gönderildi):

Selim Acar .. 25 Apr, 2008 08:18:13
avatar
Merhaba şükri Xoca!
Sen 1979 lara uzan, beni hatırlayacağına inanıyorum! O zaman Kızıltepe`deydin, ayrı cephelerde yerimizi almiştik. Hatta siz karşı cephe de diye bilirsiniz. Ayağımda hala kurşunuzun izi var! Geçmişin eleştirisine geçecek değilim; sen yeterince bu konulara dalmişsin, uğraşlarınızda başarılar diliyorum. Şunu da hatirlamıyorsunuz? 1980 in baharında Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesinde beraber hakımın karşısına çıkmıştık. Bizi o zaman serbest bıraktılar, galiba seni başka suçtan içeri aldılar; bizi de bıraktılar. Polisler PKK lerin bir davasını DDKD davasıyla birleştirmişlerdi. DDKD davasında, afiş asma idesiyle yargılandım, halbuki o gün Kızıltepe de bile değildim, Kulp ta idim, saygı değer rahmetli Bahettin Hocamın ziyaretine gitmiştim, yine de 8 yıl hapis verdiler, sağlık olsun! Yaşamın kuralı işte biz de buralara/ Isveç/ vardık, ama yaşam, bir daha bizi karşılaştırmadı. Selamlar!
Şükrü Gülmüş .. 26 Apr, 2008 01:11:54
avatar
Selim Dost,
İnsan beşer, bazen şaşar.
Ben aslında her şeyi yazmıyorum. Her şeyi tama hatırlamıyorum. Bazı bende izbırakan tarihsel durumları bugün taşıyorum.
30 yıl önce olanlar benim ve senin için bir 'askerlik hatırası' gibi ama düşün bunları hiç bilmeyen bir nesil var karışımızda.

Bir gün karşılaşırsak, o günleri de yad ederiz.
Kurşun taşımak... Bazen şanslı olmaktır.
Ya mezarları olmayanlar ne yapsın?
Ben gidenlerin adelet kılıcıyım. Vurdukça aklanıyorum.
Selam ve dostlukla.
Xoca

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin