Arananlar (4) Bugün 23 Nisan.. Kahroluyor insan!..
Dokunmayın bana. Dokunmayın bana. Ve geçmişimi hatırlatmayın !... Derin mi derin, kabuk bağlamış yaralarım için için kanıyor. Nereye baksam bir hatıra; alıp beni ta çocukluğuma, gençliğime götürüyor.
Nasname Haber Merkezi/Yorum
İşte bir foto!..
Bu fotodaki insanı tanıyor musunuz?
Susuyorsunuz biliyorum. Belki haklısınız. Çünkü tanımıyorsunuz. Ama ben tanıyorum. Tanıyınca da yaralarım kanıyor. Batman’ın 76-77’lerine gidiyorum.
*
Sanırım bir yaz ayıydı.
Çok iyi hatırılıyorum. Şimdiki gibi.
Veyso,
-Hadin arkadaşlar,
demiş ve bir grup arkadaş Silvan’a doğru yola koyulmuştuk. O arada ben de taksiye dalmıştım. Bana bakıp bakıp,
-Hoca sen gelmesen...
(Ben yeni evliydim. Hani bir nevi sen kal, demek istedi. Ben kızdım)
-Nedenmiş o?
-Ya biz....
Ben dinlememiştim.
Dört arkadaş yola koyulmuştuk. Oracıkta konuşup karar kılmıştık. Hedef belliydi. Riskliydi ve de ne yaptığımızı cidden bilmiyorduk. Çam yarması bir Faşistin hayhulla içinde kaçışma sesleri....Karşıda askeriye.. Bekleyen otobüs yolcuları.. Bir anda ortalık arbedeye dönmüştü. Azgın bir boğa gibi Faşit kan-ter içinde kaçıyordu.
Nerden, nasıl ve ne şekilde kaçıp kurtulmuş ve hiç bir şey olmamış gibi yaşamımıza devam etmiştik. Sanki bir bostana girmiş, bir kaç karpuz, kavun çalıp, bir kaç tanesine de zarar vermiştik.
Galibe bir kaç ay sonra; işin ciddiyeti anlaşıldı.Vuraulan Faşistin ağırlığı sonradan ortaya çıkmıştı. O gruptan Veyso ve bir başka arkadaş yakalanmış, sorgulanmış ve bırakılmışlardı. Ve bu bırakılmaları hayra alemet görülmemişti. Artık yeni yeni oluşan ve rüşeym halindeki örgüt de işe el koymuştu.
*
Ben köyümde öğretmendim.
Mazlum ve Şener bana misafir gelmişlerdi. Sotalı bir yerde; Mazlum’a sormuştum. O’da ‘Durum aynı. Değişen bişey yok. Seni söyleyen yok.. Hatta hiç isimin geçmemiş...’
Eh ben de es geçtim.
*
Yıl 1978 ve bu sefer heyzeran boyuyla Hayri geldi yanıma.
Daha önce anlatmıştım. Yekten kararımı vererek; ‘Anca beraber kanca beraberiz’ demiştim.
Ben artık bölgedeydim.
Mehmet Girgin (*) adındaki Ramanlı, gençten biri, benim ufak Alaattin’in ekranı; getirip bir pusula bana verdi. Ben kızdım.
-Ne bu!..
-Sana vermem için Batman’dan yolladılar.
-Nasıl yani?
-Buranın sorumlusu sen değil misin?
-Ne alakası var!..Beni Batman’dan tanıyorsun. Ama kim sana bu pusulayı vermişse git ona ver. Ben sorumlu falan değilim.
Girgin, neye uğradığını şaşırmıştı.
Ben onu yanlız bırakıp, biraz da sertçe yanından ayrılmıştım. Bir başka arkadaş bulup, Girgin’in tipini ve yerini tarif ettim. ‘Git onu bul. Ve getirdiği pusulayı ondan al. Sorumlu arkadaşa verecem’ de, dedim.
Dediklerimin aynısını yaptı.
Pusulayı açıp okudum.
Fakat dünyam karardı. O pusulada "Veyso’nun ajan olduğu ve kırsal kesime almamı, en kısa zamanda da sorgulamasını yapıp, gerekenin yapmamı" yazmışlardı. Yazanı biliyordum. Benim görev aldığım Gözlüklü Ziya -nam-ı diğer- Baki Karer. Bir başka arkadaş yolladım. Girgin’in getirdiği Veyso’yu tarif ettiğim köye götürmesini söyledim. Ve ben bir arabaya atlayıp köye gittim.
Veysi beni görünce bisevindi bisevindi. Boynuma sarıldı ve ağlamaya başladı.
-Şıko.. Kurbanım sana. Seni buralarda olduğunu biliyordum. İyi ki yanılmamışım. Benim için söylenenler doğru değil. Ben hayatta böyle bir teklifi kabul edecek kadar adileşmedim. Doğru, bazı zaaflarım oldu. Ağladım. Sızladım. Ama onlarla çalışmayı kabul etmedim. Etseydim seni verirdim. Tüm arkadaşları verirdim. Bu durumu en iyi sen bilirsin...
-Sakin ol... Ne diyorsun sen.. Nerden çıkardın bunları şimdi.., dedimse de ikna olmadı. Ona,
-Bak Veysi biz arkadaşız. Ve birbirimizi yıllarca tanırız. Senin bundan sonra bu bölgede adın Kenan.. Kenan hoca... Kimseye de bişey söyleme. Ben senin durumunu arkadaşlara anlatırım. Ama ben de burda senin gibiyim. Sorumlu falan değilim. Bana da her şeyini anlatma. Ancak bu bölgeyi bilirim. Kürdçen mükkemmel. Yanına bir iki arakadaş verirler. Sen buranın kırsal kesimlerinde dolaş, propaganda yaparsın. Bunun uzmanısın zaten.
Veysi rahatladı. Kısa sürede toparlandı. Ve o güzelim sesiyle türküler söylemeye başladık onunla. Hatta aşıklar gibi atıştık. Bir o, bir ben söylüyordum. Sesi de güzeldi kafirin. Onun için zaten adını Kanan koydum.
*
Bir gün Baki(**) geldi bölgeye. Bir dağ köyündeyiz. O ara Veysi (Kenan) da yanımıza geldi. Baki plağı değiştirdi. Ve onu bir yere yolladı. Veysi giderken, Baki bana; ‘Sıkacaksın ensesinin köküne iki kurşun. Geberip gidecek...’ ben bikez daha şaşırdım. Ve içimden ‘Bu adam kesin Veyso’yu kafaya takmış’ dedim. Ama Veyso’ya verdiğim sözü sonuna kadar tutmaya yeminliydim. Ben bu bölgede oldukça onlar Veyso’nun kılına dokunamazlardı. Bensiz bunu yapsalar da karşı çıkar hesap sorardım.
Ve aynen öyle de oldu.
Ben orda olduğum sürece Veyso (Kenan) yaşadı. Sorumluluklar aldı. Uzun bir zaman onun sordum. Soruşturdum. Yaşıyordu ama potansiyel olarak ‘tehlike’ydi bazılarına göre.
*
Bir tufan koptu.
Yoksa koparıldı mı?, diyelim. Çil yavrusu gibi her birimzi bir taraf dağıtıldık. Ben kendimi Karasungur'un yanında buldum. Karasungur, yanıma S.M. yi vererek, Kercevêran tarafında bir silahlı grup oluşturmamı istedi. Ordan Siverek/Minut'e geçtim. Grubu Abdo Hençer’e devrederek Murişitpınar’a, ordan da Suriye ve Lübnan’a gittim.
Geri dönüş ve onbir yıllık tutsaklık. Zindan ise bir dondurma makinası.
Artık Veyso’yu sormak nere ben nere?
Duyduğuma göre ya vurulmuş ya da çatışmıştır. Ama büyük ihtimalle yine ‘ne şehit ne gazi’ berbat gitti Niyazi...
Güzel insanlardı bizim kuşak. Ama kötü bir ustanın elinde, çirkin ölümlere adlarını yazdırdılar. Bir Veyso olsa gam yemezdim. Elimi nereye atsam, kan damlıyor bu topraklarda. Onun için artık kahraman ile hainin arasında fark kalmadı.
Eşitleştik ey millet!..
Korucu da, direnişçi de bir şimdi.
İşte sefalette ve rezillikte eşitlik bu olsa gerek!..
Hatta oğlum bana ‘Baba sana ne diyeyim ben.. Korucunun oğlu, doktor, avukat, mühendis ve yasal parti temslcisi... Senin gibi bir adamın oğlu olan ben, liseyi bile bitiremedim.’
Susuyorum.
Oğluma yanıt veremiyorum.
Sizin bir yanıtınız var mı?
23 Nisan.. Kahroluyor insan!..
(*)-Mehmet GİRGİN: PKK'nin 1979'ların sonunda gerilla eğitimi için Lübnan'a gönderildi. Bomba ve patlayıcılar konusunda uzmanlık eğitimi aldı. Ramanlıydık. Batman'da Ramanlılar ve PKK'ler arasındaki savaşta savaşmak istemedi. Bombaların fünyelerini koymuyormuş. Bunu Mahsum Korkmaz fark etmiş ve onu sorumlu tutmuş. Yakalndı. Üstünde 32 parça tesirli elbomasıyla Siirt Tugayı'nın içine kadar girdi. Üstündeki bombayı ne arkadaşlarına verdi ne patlattık. Askerlere kendi isteğiyle söyledi. Teslim oldu. İtiraf yaptı. 38. Koğuşta uzun süre yattı. Dışarı çıktı. Ve İzmir'de PKK tarafından vuruldu.
Dip notluk bir adam olarak geçsin bari.
(**) Baki Karer: Haki Karer'in küçük kardeşi. Uzun yıllar PKK'de MK görevi yaptı. Öcaalan'la ters düştü. Lolan'da Resul Altunok'la beraber sorgulandı. Ordan kaçtı veya kaçmasına Öcalan gözyumdu. Şu anda İsveç'de halen yaşıyor.



Yorumlar (1 gönderildi):
Dip not:Şükrü xoca'yı kalbimizde ve beynimizde yargıladık ve son dönüşümüyle !kürd halkına verdiği bilgi ve belgelerle çoktan aklanmış ve bir kürd bilgini ve öncüsü konumuna gelmiştir. Benim bir acizname ricam olacaktır NASNAME ve YAZAR kadrosundan. Sizler, okuyucunuzla, Kürd halkıyla ! Apoları, Erdoğanları, Saddamları, Baykalları ,hatta ve hatta BUSHLARI, PUTİNLERİ, AHMEDİLERİ, kısacası dünyayı yöneten liderleri AŞMALISINIZ? Sorumluluklarınızı biliyorsunuz ve halkınızı seviyorsunuz !tüm beyinlerinizle siyaset üretin, küçük hesap ve dedikoduların küçük adamcıkları olmayın. Büyük düşünün ve büyük oynayın...apo ve benzerleri sizlerin çok çok gerilerinizde, onlarla oyalanıp, zamanınızı harcamayın, yazık olur zamanınıza.. Düşünce ve fikirlerinizle halka vitrin olun ! kürd halkı asla sizi unutmayacaktır. Fare'den Aslan yaratan bir halkın temsilcileri ve öncülerisiniz. Düşünün ! sizler birer aslansınız !kürd halkı sizleri ölümsüzleştirir !bu yüceliğin bedeli maddiyetle ölçülenemez.Ya ! tarihte yerinizi alırsınız veya unutulup yok olursunuz...
Yorum yaz