Anasayfa | Türkçe | Arananlar-3 Ferit Uzun’un Tetikçisi : Emin DAL

Arananlar-3 Ferit Uzun’un Tetikçisi : Emin DAL

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image 'Katil ve Kahraman/Hain ile Sayın!..)

Peki Emir veren kim? Sahi –ister Karasungur, ister Mazlum olsun- sorun bunlar mı? Bununla bitiyor mu? Peki bir şey daha soralım; Karasungur ve Mazlum kime bağlıydılar? Onların bu sistem içindeki yeri ve önemi neydi? Ben Mazlum’u da, Karasunguru’da iyi tanırdım. Eğer birileri bunlara bir emir vermişse, kesinlikle yapacaklardı. Hatta ben bile onların yerinde olsaydım –O günün şartlarında- böyle bir emiri verebilirdim. Peki bunun arkasındaki kişi ve güçleri bulmak, bu ülke sathına yayılan, aynı türdeki cinayetler aydınlanınca, araştırılınca nasıl bir manzara ortaya çıkar?

 

Nasname Haber Merkezi/Yorum

Hani, bazen insana;
-Sana iki haberim var. Biri acı biri tatlı. Önce hangisini söyleyeyim, diye de sorarlar.
Bana sorduklarında ise "söyle de ister acı, ister tatlı olsun, farketmez. Artık acı ile tatlıyı ayıracak takat mı kaldı?" derim.

Şimdi bunun bir benzerini siz Nasname okuyucularına şöyle soracağım.
-Size bu Arananlar-3 dizisinde iki Emin’i anlatacağım. Önce hangisini istersiniz?
Emin Sarık mı, yoksa Emin Dal mı?

Biri küçük ve mahsum bir kahraman, diğer ‘Kamyon Bıyık’ laklaplı, gaddar, acımasız ve bir tetik düşüren militan. Kimi için kahraman, kimi için katil. Ama bence yok bir Emin’in yek diğerinden farkı. Çünkü kahraman ile katil, hain ile sayın arasında ülkemizde fark, bir soğana zarı kadardır.

Ben Önce Küçük, Kekeç Emin’i anlatacağım.

Emin Sarık; benim Ahmed Kurt’umun yaşıtı gepgenç bir delikanlıydı. Ana kuzusu ve afat zeki, çevik ve ataktı. İnce boylu, tazı gibiydi. Sözüne, silahına, arkadaşlığına ve her şeyine tek kelimeyle pırlantaydı.

O’nu bana en son Kemal Pir anlatmıştı.

‘Şu bir küçük Emin yardı.. Kekeç bir çocuktu. Ya hoca böyle mi cesur olur insan, böyle mi tezcanlı. Ben onu görünce, onu tanıyınca bana hayran olanlara kızdım.

Hasankeyf’ten geçiyoruz.
Bir minibüs dolusu polis inmiş Dicle kıyısına, keyif yapıp yüzmedeler. Tam piknik havasındalar yani. Emin, o 1980 model Keleşime bakıp bakıp iç çekiyor.

-Kemal abi demek bu en son model Keleş haa...
-Evet Emin. Çok mu hoşuna gitti?..
-Tabi yaaa...
-İstersen al senin olsun.
-Yok abi. Senin silahını nasıl alırım? Ona layık olmak gerek. Ama bana iki saatliğine verir ve izin verirsen bahtiyar olacağım.
-Ne yapacaksın?
-Sen izin ver ve beni seyreyle.
-Anlat vereceğim.
-Söz mü?
-Söz!..

Vala bak aşağıda polisler piknikteler. Onları tek tek avlayacağım. Keklik gibi. Tek tek düşüreceğim. Hem de her bir tanesine bir kurşun.
-Silahı kaptı. Ben bileğine yapıştım.
-Sen manyak mısın? Benim ne görevle buraya geldiğimi ve neler yapacağımı biliyor musun? Ben buna izin veremem. Planlarım alt-üst olur.
-Ama abi söz verdin.
-Sus!.. Devrimciler söz verir ama sen beni oyuna getirdin. Kararı ben verdim. Ben kaldırıyorum. Bu da benim tarzım.

O’na yani izin vermedin, demiştim.
-Ya hoca olacak iş mi?

Eh Emin bu. Vala yapar mı yapar. Çünkü bu çocukları ateş gibi etmiştik. Polis dedin mi hemen vurmak, karakol dedin mi hemen basmaya kitleniyorlardı. Şimdi suç bu Küçük, Kekeç Emin’in mi yoksa bizim mi?

Bence bizim.
Çünkü karar veren, şekillendiren ve emir veren bizlerdik.

Burda duralım. Ve diğer Emin’e yani Emin Dal’a geçelim.

Kamyon Bıyıklı Hasan: Emin Dal!..

Emin Dal’i ben Hilvan’da bir kaç kez gördüm. O türk filimlerindeki Erol Taş, Hayati Hamzaoğlu ve Behcet Nacar’a benizyordu. Yani başrollardaki adamın karşısındaki kötü adam tipi. Ama bu gerçek hayat filiminde; Emin, yani Kamyon Bıyık Hasan, başrollerdeki oğlan veya artistin yanındaki fedai idi.

Emin Dal’ın Ferit Uzun’un katili, tetikçisi olduğu artık aşikardır. Çünkü Diyarbakır Mahkemelerinde de ortaya çıktı. İtirafçılar bunu açıkladı. Bilinmeyenler ise; Emin Dal ve yanındakinin kimlerin emir verdiğiydi. Yani;
1- Emin Dal’ın yanında kim ve kimler vardı?
2- Bu emiri ona kimler verdi?
3- Bugüne kadar neden hiç bir fotosu yoktu?

İşte bu üç soruya da açıklık getireceğiz.

Paşa Uzun, Dayım Ferit Uzun kitabında bunu irdeledi. Onun vardığı sonuç; bu emrin Mehmet Karasungur tarafından verildiğiydi. Oysa biz Emin Dal’ın yanında halen sağ olan ikinci tetikçi/görevliyle konuştuk.

Onun anlatımlarıyla şöyle:

Biz bu emri Mazlum Doğan verdi. Ben ilk etapta şok oldum. Mazlum gibi birisi ve bizim Ferit’i vurmamızı istiyor. Önce kabullenmedim. Ama Mazlum’u korkunç dersecede seviyor ve saygı duyuyordum. Beni ikna etti. Ve Emin Dal ile beni özel olarak görevlendirdi. Bu olaydan üçümüzün dışında kimsenin haberi olmayacaktı. Biz Emin’le belimizde tabancalarımızla bu iş için her tarafı tarıyorduk.

Bir ara –ki ikimiz de silahlıydık- Feritlerin olduğu eve doğru gittik. Duyumlarımıza göre Ferit evini yükleyip Siverek’i terk etmek üzereydi. Evlerine doğru giderken, Emin benden ayrıldı. Bana ‘Bekle geliyorum’ dedi. Ben ‘Her halde bir işi çıktı’ diyerek beklemeye başladım. Epey zaman geçti. Canım sıkılmaya başladı. Nerdeyse çekip gidecektim. Baktım Emin telaşlı telaşlı ve koşarak bana doğru geliyor.
-Ne oldu?’ dedim.
-Tamam. Hadi gidelim...
-Ne tamamı Emin ne oldu? Hele anlat!.. Bu telaşın ne?
-Lan yürü gidek da.. Vurdum işte. Feriti vurdum. O iş tamam...
-Manyak mısın nesin? Nasıl vurdun?
-Ya kafamı bozma. Tam yükleniyordu. Tekti ve çektim vurdum. Kimse de beni görmedi. Yürü gidek...

Gittik.
Ben hala olayın şokundaydım.
Ve olay böylece gitti.

...................................
..................................

Tetikçi mi arıyorsunuz?
-İşte!..
Tanık mı istiyorsunuz?
-İşte tanık da...

Peki Emir veren kim? Sahi –ister Karasungur, ister Mazlum olsun- sorun bunlar mı? Bununla bitiyor mu? Peki bir şey daha soralım;

Karasungur ve Mazlum kime bağlıydılar?
Onların bu sistem içindeki yeri ve önemi neydi?
Ben Mazlum’u da, Karasunguru’da iyi tanırdım. Eğer birileri bunlara bir emir vermişse, kesinlikle yapacaklardı. Hatta ben bile onların yerinde olsaydım –O günün şartlarında- böyle bir emiri verebilirdim. Peki bunun arkasındaki kişi ve güçleri bulmak, bu ülke sathına yayılan, aynı türdeki cinayetler aydınlanınca, araştırılınca nasıl bir manzara ortaya çıkar?

Onu hiç tahmin ettiniz mi?
O zaman gelin biz Ferit Uzun’un vurulmasından sonraki durumlara bakalım. Çünkü tam zamanı. Madem Öcalan şöyle diyor:

                                KÜRDİSTAN’DA SINIRLARI KALDIRDIM


KCK Önderi, PKK’nin 70’li yıllarını şu cümlelerle değerlendirdi: “Ben otuz yıl önce de 1970’lerin ortalarında bu mücadeleyi geliştirmek istediğimde DDKO, KUK, Ala Rızgari gibi birçok engel çıkardılar karşımıza. Baktım ki bu örgütlerin hepsi bir şekilde bir yeri tutmuş, bunun gelişmesi için engel. Bu örgütlerin herbiri bir yeri tutmuş, birisi ‘Urfa-Bingöl hattının doğusuna geçemezsin’ diyordu, ben zorlayıp geçtim. Öteki bir taraftan Hakkari’yi tutmuş ‘burayı geçemezsin, birisi sınırı geçemezsin, öteki burayı geçemezsin, şurayı geçemezsin’ diyordu. Ben de hayır, sınırlar kalkmalı her yere geçebilmeliyiz, gelişebilmeliyiz dedim, onları zorladım, sınırları aştım.” ÖP Gazetesi'nden
 
Ortaya kocaman bir soru atıyor ve yazımı noktalıyorum:

Öcalan Sınırları Nasıl Aştı?

21 Nisan 08

Yorumlar (4 gönderildi):

Kürdo Kürdistan .. 21 Apr, 2008 01:47:52
avatar
Feriz Uzun geleceğin en büyük kürd teorisyanlarından biri olacaktı. Kürd halkının en büyük beyinlerini teker teker yok ettiler. Beyinlerini kaybeden Kürdistan aşağılık ve ihanetçilerin eline geçti. Ferid UZUN Kürd halkı adına büyük bir kayıptır. Apo celladı, Kürdlerin tüm teorisyanlarını yok ederek, cehaletinin menifestosunu Kürdler üzerinde denedi ve muvaffakta oldu. Kürdü, Kürde öldürten bir canavarın Kürdistan'daki vahşeti nesilden nesile aktarılacaktır. Apo denilen ......, akıttığı Kürd kanında boğulacaktır. Saddam'ın akibeti neyse, Apo'nun sonuda böyle olacaktır. Kürde ihanet eden cezasını bulacaktır.
resul çiya e mazi aliye çınare .. 22 Apr, 2008 12:44:43
avatar
O dönem apocular çeteleştirerek bazı gizli eller tarafında çiğ gibi büyütülüyordu. Seçkin, önderlik fasıfları olan bir çok kişi ve topluluğa saldırıyorlardı. Ne yazık ki toplumuz baskı ve şiddetle hep bastırıldıği için; gerekli malzeme ve araç gereç, kendisne bazı imkanlar sunulduğunda o bastırılmiş duygular akıl ve mantık dışına çıkarak, alabildiğince şiddet geliştirebilemektedir. Kürdistan da son yaşanan durumlarda açıkça gördük. Köylü, bastırılmiş, hiçleştirilmiş şehir getolardan gelen gençler eline silah verildiğinde bir anda ulaşmaz bir güç olduğu hissine kapiliyor. Gördüğü her nesneye saldırıyor, makine gibi insan öldürüyor, trenden tut her türlü araca saldırıyor. neyi nerde yapacağının hesabını yapmiyor.

Apoculuğun temelinide bu zihniyet yattıyor. Bu zihniyettin temelini atanlar çok akıllı ve başlarına megaloman bir Apo koymaları tesadüf değildir. Zamanla sağlıklı düşünen, akılı olanlar, reel politikadan taraf kesimler öne çıkmaya başladı. Apo ya bunları zindana tıkadi, ya da tasfiyeci diye lanse ederek infaz etti. Apo bir anda Saddam gibi tek başına kaldı. Ve bı can bı xun em bı terene apo andı dalga dalga her tarafa yayılmaya başladı. Hakkı Karer şahdeti bize hep yanlış anlatıldı. Zindan tarihi çarptıldı, saniyorum ki o günlerde beraber zindan da olduğumuz arkadaşlar Apo zindan koferansından anlatıklarına gülüp geçmişler. Şahsen, amaçli hazırlanan zindan pratiği zavalılaştıran, her şeyin kurtarıcısı Apo olduğunu kabul ettiren bir karar olarak algıladım.

Pkk tarafındayken adam kesen makine haline getirilen kimi unsurlar, düşman tarafına geçerken de aynı mantıkla adam öldürmeye devam ediyor. Yani anlayiş, mantık ve mantalite değişmiyor. Bu adamlar yönlendirmeye, öldürülmeye, bastırılmiş duygularını tatmin etmede, hangi mekanda gerekli fırsat verirse yapmaya hazır ve amededırler. Apo yeni insan dediği bunlar olmalı. Yani öl, öldür ve hangi taraftan olursan fark etmez yeterki Kürdü öldür anlayışidir. laleş Qaso saygı duyduğum bir Kürd aydınıdır, bir kitabında yazdığı gibi, serok we kır zılam, wun wek ker ü kuçaka bun. Bın wun bun merev. anlaşıldıği gibi, aponun ayartığı yeni merıv bugun her hal ve biçimleriyle ortalıkta cirit atiyorlar. Ferit Uzun kawa lideri ve önderlik fasıfları olan, Kürd halk hareketi toparlayabilecek bir güç... aynı zmanda amed ve siverek birbirine bağlı özellikleri aynı olan, Kürdistan”ın kalender iki vilayeti. Burada gelişecek ve Apo dışında bir güç, onu yok edeceğini kurnazlığıyla ve diğer gizli güçlerinde aldığı akılla kestirebiliyor.
Onun için Ferit Uzun yoldaşa bir son hazırlamasi gerekir. Bunu da PKK yaptı. Şimdi emri kimin ve ya kimlerin verdiği önemli değil. Bir hareket amaci, görevi ne olursa olsun bir bütün hareket etmesi gerekir. a şahsi vermese b şahsi verecektir. Bir kere tepeden karar alınmiş, alt birimler uygulayacaktır. Ve neticede yapılıyor.

Maşallahı var Apo'nun, bordox şarabını yudumlayarak, şaşali gözlerini sağa sola çevirerek, parmaklarını salayarak düşmanlarını tedhit etmeyi iyi biliyordu. O bir kaHRAMAN OLUVERMİŞTİ. GÖBEĞİNİ KAŞARKENDE BİZİM Kürdistan kültürnde ayıp olmadığını söyliyebiliyorduk. Çünkü porletarya kendi yaşamı kendine özgüdür. Apo hem marksist, hem proleter, hemde dünya devrim ikonlarından sonra gelen en yeni ve çağa uygun düşünce üreten bir lider olarak görüyorduk. Onun yanlışları olmaz. Olsa bizm gibi geri insanların olurdu. Her neyse Apo ve onun yaratığı hempalarından kurtulmak için yeni bir kurtuluş yolu gerekir . Şemdin Sakık'ın şu anki posizyonu savunmuyorum. Ama şu sözü hep hatıralarımda taze kaliyor. Ben Kürdistan dağlarına çıkacağım, burada tutunursam belli bir süre sonra Apo’yu silip yok ederim diyordu! Ben bu sözlerine hep inandım ve hep o özlemle doluyum. Belki çağimız biraz daha gayretli bir siyasi mücadele, kitlesel güç olma vb. şeyler ağırlılıdır. Ama kuzey kürdlerin yeni bir savaş kültürü, apoculuğun yaratığı tahribatları giderebilecek bir mekanizma geliştirebilecek yetenek ve düşünceye sahiptir. selam ve saygılar.
ali sönmez .. 23 Apr, 2008 04:32:55
avatar
sahi neler olmuş memlekette?
kim kimi vurmuş?
kim kimi niçin vurmuş?
önüne çıkan engelleri bertaraf etmek ne demek?
engeller bu şekilde mi berteraf ediliyordu?
kürdistan kendi evlatlarına kıyarak mı engelleri berteraf ediyordu?
sahi nedir bu arkadan vurmalar?
en kahramanı ve namuslusu mazlumken ( savunmasını okurken bu kanıya kapılmıştım)bu hale gelmişse bunun ötesinde neler olmuş?
Hocam sen Kürdistan’ın vicdanısın. Burda vicdanını temizlemek isteyenler bir şekilde biz yeni nesilede örnek oluyorlar. Bütün bunlar bilinsin. Bizde birbirimize düşman olmadan fikri planda yaşam kavgasına devam edelim.
dilo yeman .. 23 Apr, 2008 08:10:35
avatar
soz kunusu orgutun, icinde ve yureginde kalmamis insanlar gercekten buna inanmakta zorlana bilirler. dusununki ayrilisim yillari buldu neredeyse ve halen kendime gelmis degilim.(yani sukur ozgur dusunebiliyorum artik ve en onemliside yasasin bireysel ozgurluk) pardon bir soru sorayim ben, acaba Hogir oldurulmemismiydi? ben ayganin kitabinin on sayfalarina baktimda, yani nasname de okudum onadan sozediyor. bu konuda beni bilgilendirseniz sevinirim. eger 1992 de Zaxo da oldurulmemisse, demekki orgut korkunc yalanlarla uydurmalarla gozumuzu korkutuyordu. cunku kacmak yada sizlerin deyimiyle (ayrilmak) cesaret ister. ya oyle kolaymi o gaddar yoldas dusmani teskilattan kacmak? her neyse pkk de her kesin her turlu karari yani baskalari hakkinda olum karari verebilecegine ve de uygulaya bilecegine inanin. hatta seve seve bagliligini ispatlamak icin bile gozunu kirpmadan uygular olum fermanlarini. ceker tetigi. birilerinin olum karari ne olursa olsun , gerekcesi yeri zamani asla tartisilmaz cani gonulden infaz gerceklestirilir.
axxxxxxxxxxx benim yarali yuregim . bu topraklarda daha cok Ferid ler selvi boylular gidecek. daha yarenlerine elveda bile demeden toprak olacaklar....

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin