Öcalan`ın 40 Hikayesi Var 40`i De Kemalizm Hakkındadır
Abdullah’ın postacıları ( Kaşo Awuqatın), sahibinden Kürd halkına mektuplar getirirken, her getirilen mektupta Atatürk`ü ve Kemalizm`i öven bölümler var, öyleki her görüşmelerinde Kemalizmi öven bölümleri ile Kürd halkı yavaş yavaş bu çağdışı Kemaist Rejime yamalamak istenmektedir. Bu gerçeği bilmeyen var mı? Ama bunu görmemek kadar kör olanların sayısı da azımsanamaz. Bence, ”Bir Kemalistin kökeni ve konumu ne olursa olsun! Kürd davasına olumlu bir katkıda bulunabilir mi?” sorusunu her Kürd insanı kendi kendisine sormalı ve dolayısıyla, tercihini de verilen yanıta göre belirleyebilme iradesini göstermelidir. Bana göre, bir Kemalist Kürd yurtseveri olamaz ve olmasının da zemini yoktur. isterse o Kürd halkının ”serok”u veya ”gavan”ı olsun! Hiç fark etmez.
Selim ACAR (*)
Foto(**)
Abdullah’ın postacıları ( Kaşo Awuqatın), sahibinden Kürd halkına mektuplar getirirken, her getirilen mektupta Atatürk`ü ve Kemalizm`i öven bölümler var, öyleki her görüşmelerinde Kemalizmi öven bölümleri ile Kürd halkı yavaş yavaş bu çağdışı Kemaist Rejime yamalamak istenmektedir. Bu gerçeği bilmeyen var mı? Ama bunu görmemek kadar kör olanların sayısı da azımsanamaz. Bence, ”Bir Kemalistin kökeni ve konumu ne olursa olsun! Kürd davasına olumlu bir katkıda bulunabilir mi?” sorusunu her Kürd insanı kendi kendisine sormalı ve dolayısıyla, tercihini de verilen yanıta göre belirleyebilme iradesini göstermelidir. Bana göre, bir Kemalist Kürd yurtseveri olamaz ve olmasının da zemini yoktur. isterse o Kürd halkının ”serok”u veya ”gavan”ı olsun! Hiç fark etmez.
Sözümü uzatmadan Abdullah’ın postacılardan önceki mektubundan bir alıntı yapıp, öğretmeni-biraderi olan Yalçın Küçük ile karşılaştıralım. Sürekli yaptığım gibi de kararı okuyuculara bırakayım: Okuyucunun yerinde de düşünecek değilim ya!
”Mustafa Kemal'e ilişkin de işte bana Kemalizm'den etkilenmiş falan diyorlar, öyle bir şey yok. Ben bilimsel değerlendirdim, ben aslında Kemalizm'in özgürlükçü çizgisini tartışıyorum. Biliyorsunuz daha önce de belirtmiştim. Mustafa Kemal 1919-1924 arasındaki dönemde biraz bağımsızlıkçıydı, ancak İngilizler bundan sonra denetimi ellerine aldıktan sonra devleti tanıdılar. Ama biliyorsunuz o dönemin bütün kadroları İttihat Terakki kadrolarıydı, etrafını sararak onu boğdular. 1920'lerde bile Mustafa Kemal bunlarla çok uğraştı, çok güçlüydüler. Sonra çok sayıda kadrolarını -Dr. Nazım, Cahit�gibileri- tasfiye etti. Yalçın Küçük kendisinden etkilendiğimi söylüyormuş, aslında kitaplarında belli olguları alıyor, bunları başka kaynaklardan da öğrenebiliriz. Olguları okudum ama değerlendirmelerine bütün olarak katılmıyorum.” www.Kürdistan-post.org 01/03/2008 Abdullah`ın, Yalçın’a katılmadığı Kemalizm değerlendirmesi aşağıda alacağım olgular olmazsın sakın?
“Peki sevgili Başkanım, ... bana göre de 1920’de Kemal Paşa, o lider kadrosu içinde en geride olan insandı, ama çeşitli nedenlerle başkanlığı aldı. Ve sonunda 1925-26’lardan sonra ve 1930’lu yıllarda Kemalizm denilen yüzeysel, bir zaman için işleyen bir sistemi ortaya koydu ve bir müddet için Kürtlüğün üstünü örttü. ... Şimdi buraya geldiğimizde bu Kemalizm’in bana göre arabesk bir yanı vardı. Arabeskten kastım şu: Arap dünyasında her şey yüzeyseldir, bütün figürler derinliği olmayan figürlerdir. Kemalizm’i de felsefi anlamda belki arabesk bir ideoloji olarak düşünebiliriz. ... Ben PKK’ye ve sizin hareketinize baktığımda bunun birçok özelliğini görüyorum. Sizin deyiminizle dağılan bitmek üzere olan Kürd’ün yükselmesi ve rönesansında, eğer görünebilirse, bir anlamda insanlık bayrağını eline alışını görüyorum. Diğer bir yanı, bölge insanına yönelik bir başlangıç olarak görüyorum.” (s.106) Yalçın Küçük, 1993 yılında Abdullah Öcalan ile yaptığı söyleşinin sonucunda “Dirilişin Öyküsü” adıyla yayımlanan kitabı (www.nasname .com dan aktarma)
Kemalizm Türk ırkçılığıdır. Hem de kana dayanan ırkçılıktır. Bunu verilerle somutlaştırayım. Örnek 1: Gençliğe Hitap ”Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” Mustafa Kemal Atatürk . Ya şuna ne diyecekler apocu aydınlarımız? .....”Bu gün Türkiye’de milliyetçilik yapanların sosyolojik ve kültürel açıdan Anadolu Türklüğü ile hiçbir alakaları yoktur. Mustafa Kemal milliyetçiliği bunlardan farklıdır. Her ne kadar “Ne Mutlu Türküm Diyene” gibi sözler söylemişse de bunu kendi ulusunu yüceltme adına söylemiştir, söyleyebilir de. 07/ Eylul/ 2006 (www.Kürdistan-post.org)
iki yil sonra 01/ mart/ 2008
”Bugün dayatılan Türklüğü savunanlar aslında Türk değildir. 'Ne Mutlu Türküm Diyene' sözünü de Mustafa Kemal söylememiştir. Mustafa Kemal'in katıldığı bir toplantıda yanılmıyorsam Haim Nahum adında bir Yahudi kalkıp konuşmuş ve bir slogan olarak 'Ne Mutlu Türküm Diyene' demiştir.” 01/mart 2008 (www.Kürdistan-post.org ) Bazen düşünüyorum da (!) şu Apo’cu yazar, çizer ve düşünürler, Abullah’ı gerçekten okuyorlar mı? Şayet okuyorlar ise, Öcalan’ın “avukat”ları aracılığıyla ve gerçekleri flulaştırma temelinde piyasaya sürdüğü argümanlarının hangisine inanıyorlar acaba? Abdullah’ın, Atatürk’ün “Nemutlu Türküm Diyene” söylemine ilişkin birbiriyle tezat oluşturan belirlemelerinin öyle basit bir şeymiş gibi geçiştirilmesinin çok sakıncalı olduğu kanısındayım.
Örnek 2: ”Kahraman ırkıma bir gül!” İstiklal Marşı Atatürk zamanında kabul edilmiş. Örnek 3: Atatürk’ün kendi el yazmaları adındaki belgelerde:” Türk Milleti’nin oluşumunda etkili olduğu görülen doğal ve tarihi olgular şunlardır : a) Siyasi varlıkta birlik b) Dil birliği c) Yurt birliği d) Irk ve köken birliği e)Tarihi yakınlık f) Ahlaki yakınlık..” Bunlar yetmiyor mu? Bunun aksini halkımıza empoze etmeye çalışanların çabaları boşunadır. Zira, Kemalizm; Kürd halkına güzel gösterilemeyecek kadar çirkindir. Tarih bunun tanığıdır.
“Temiz kan” kavramı, “kana” dayanan ırkçılık kemalizm de belirgindir. Amacım, bunu burda tartışmak değildir, ancak işaret etmek istediğim konu, Öcalan normal demokratik bir ülkede olsaydı, ırkçılıktan yargılanırdı. Yani, bir halka hakkaret etmekten, bir halkı küçük düşürmekten ya da bir halka karşı kini körüklemekten yargılanırdı diye düşünüyor ve iddia ediyorum. Bakın “avukat”ların getirdiği son postada neler var: ”Şimdi ben Malatya olayının arkasında Yahudi mantığı var desem herkes şaşırır.” 11/Näsan/2008 www.Kürdistan–post.org Biliyorsunuz Malatya da Bir kaç Türk ırkçısı üç hiristiyanı insanlık dışı metodlarla öldürdüler. Böyle metodları bir halkın mantığına bağlamak ırkçılık değilse nedir? Hem de Hitlerin ırkçı ruhunu aratan ırkçılıktır. Bunun başka adı yoktur. İllahi Türk milliyetçiliğini savunmak için böylesı ırkçılığa başvurmanın gereği var mı? Yine Abdullah’ın postasında şu sözler var.” Dış güçlerin etkisiyle Türkçülük geliştiriliyor. Bu sahte Türkçülüğün gerçek Türklerle bir ilgisi yok. Sahte Türkçülüğü geliştiren de biliyorum Yahudilerdir……Geliştirilen bu sahte Türkçülük anlayışını kullanarak halkları birbirlerine kırdırtıyorlar. Bu sahte Türkçülükle, bin yıl birlikte yaşadıkları Ermeni halkını düşman ilan ettiler. Sonra Ermenileri sürdüler, öldürdüler. Şimdi aynı şeyi Kürtler için yapıyorlar, Kürt ve Türk halkını birbirlerine kırdırtmaya çalışıyorlar. Bunları yapanlar, Türkçülüğü geliştirenler gerçek Türkler değildir. Türk halkı bu kadar vahşi ve insanlık düşmanı mıdır? Ben biliyorum, Türkleri tanıyorum, gerçek Türkler böyle değildir, gerektiğinde her şeylerini paylaşırlar.” (adı geçen görüşmesinden) Ona göre bu vahşeti yapan Türk faşistleri değil de Yahudilerdir. Bunun başka yorumu var mı? Vardır diyen beri gelsin! Ve Abdullah Yahudi halkına karşı kin ve nefreti kışkırtıyor, bu da demokratik ülkelerde suçtur…..
İsterseniz bunu avukatlarına sorunuz! Mesele Aysel Tuğluk`a, ya da üç ”serok” tan söz eden Leyla Zana`ya!
17 Nisan 08
---------------------------------------------------***------------------------------------------------------
(*) Sayın Acar, Kurdinfo’da yazar. Orda yazdıklarını bize de gönderir. Biz temel olarak, başka yerlere yazı yolayan ve yayınlanları sayfamız Nasname’ye almıyoruz. Ama gündemimize denk gelenleri ister yazarlar hatırlasın, ister istesin veya istemesin, alıyoruz. Tabi yazılarını alırken hem adlarını/ünvanlarını ve yazdıklarını da veriyoruz. Sayın Acar da bize hatırlatır ve gönderir. Biz uygun bulduklarımızı veriyoruz. Bu yazı da onlardan biridir. İlk yayınlanan yer Kürdinfodur. Selim beyin istemi ve bizim de uygun bulmamız neticesinde yayınladık.
(**) Bu foto yıllardır, Almanya, Essen şehirinde tedaviye gittiğim cild dokrorum V. Türksoy’un muayenehanesinden çektim. Kendisinden izin istedim. Özel olarak yağlı boya yaptırmış. Ama dikkatimi çeken, Atatürk’ün tesbihli oluşuydu. Ve orjinal fotoda da var. O zaman daha da hoş oldu. Bizim sabık başkan Abdullah Öcalan’ın da böyle takıntıları vardı. Yoksa bu da mı bir özenti? Niye olmasın ki? Kaşlarını bile sürekli gerdirirdi. Öatık çatık bakardı.
Neyse..
Konuya denk bir foto.
Selam ve devamla
Nas-Edi



Yorumlar (2 gönderildi):
Yorum yaz