Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Halis Açar: AKP Demokrasisi ! Halis Açar: AKP Demokrasisi ! ================================================================================ Nasname - : on 10 Mar, 2010 12:37:00 . . . AKP Demokrasisi ! xalisacar@hotmail.com Beriwan gösteriye katıldı taş attı diye Amed`de zındanda hemde tek kişilik hücresinde.. Ve TC mahkemesi ilk celsede 13,5 yıl cezaya çarptırdı Beriwan`ı.. İzmir`de DTP konvoyuna taş atan ırkçılara ise ödül bravo ! Taş atan Kürd çocukları ile ilgili yasal düzenleme AKP tarafından tehdit unsuru olarak kullanılmakta. Milli eğitim Bakanı`nın Diyarbakır, Şırnak, Iğdır, Ağrı, Siirt, Urfa, Mardin,Bitlis, Hakkari, Batman ve Van Milli Eğitim Müdürlükleri ile ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri'ne gönderdiği genelgede özel tarihlerde devamsızlığı olan Kürd öğrencilerin fişlenmesi istenmekte . Dağdan gelen PKK`lilere jet mahkeme ve silaha bulaşmadıkları savıyla serbest bırakma ancak Kürd Belediye Başkanları ve siyasetçilerine plastik kelepçeli tutuklama. Siyasi partiler ve seçim yasasında statükoçu faşist partilerle jet uzlaşma. Salt Kürdlerin TBMM`de hatırı sayılır bir oranda vekil bulundurmasının önündeki yüzde on barajı için CHP ve MHP ile uzlaşma.. Deniz Feneri adlı hırsızlık çetesinin davasında sessizlik , DTP davasında Hatayda Anayasa mahkemesi üyeleriyle buluşma ve kapatma davasını yönlendirme.. Savcının AKP kapatılması ile ilgili kulaklara fısıldadığı bir kaç söz üzerine herkese rest çekip anayasal değişiklik gerekirse referandum çığlıkları .. İşte AKP Demokrasisi.. AKP`nın „DemokratikAçılımı“ sahtedir demiştim bundan aylar önce.. AKP bir görev üstlenmek zorunda kalmıştır. Demokrasi ve Demokratlıkla ideolojik olarak barışık olmayan bir geleneğin partisi olan AKP elbette Bağımsızlıkçı bir Kürd`ün nezdindede sömürgeci sistemin partisidir.her ne kadar statükocu Kemalist devletle sorunlu olsada özünde resmi ideolojinin savunucusu muhafızıdır. TC mevcut statüyle yaşamını idame edemeyeceğini biliyor gelişen dünya , teknolojik büyüme uluslararası konjoktür artık mevcut statünün sürmesine olanak tanımıyor. Ergenekon davasındada görüleceği gibi TC safralarını atıp yeni bir inşa süreci yaşamak durumundadır. Derin Devlet yenilenmek zorundadır . Kirliliği ayyuka çıkmış mevcut devlet organları yerine yenilerini idame ediyor.bu yenilenme süreci kimilerinin vurguladığı gibi ezilenlerin ve özellikle Kürd halkının lehine olmayacaktır . Şürecin en politik ve aktif muhalefeti olan Kürdleri kontrol altında tutmak ve sürece entegre etme çabaları elzemdir TC için. Kürdler bu gün uluslarası konjoktürde oldukça önemli bir konumdadır ve bu süreç Kürdlerin özgürleşmesini dayatabilir kaygısı sözkonusudur TC için.özellikle ortadoğuda dengelerin kilidi durumuna gelen bir Kürd dünyası söz konusudur. Uluslarası enerji projeleri devletlerarası çıkarlar bazı şeyleri dayatmaktadır. Bu noktada uluslarası planlar dahilinde AKP uygun bulunmuş ve görevlendirilmiştir işin uluslarası yada dış boyutu kısaca bu.Değişim ve dönüşüm dayatmıştır buna karşın 86 yıllık Kemalist statükoyla şekillenmiş devlet bürokrasisi , sistemin sahibi olarak kendisini konumlandıran TSK ve yine sistemin bu militer yüzünün bir anlamda kamufle edilmesini sağlamaya çalışan ama özünde ceberrut militer yapının emrindeki sivil militerlerden oluşturulan CHP ve MHP gibi faşist partiler ve onlara oy vermiş kimliği ırkçılıkla igdış edilmiş kitlelerce ciddi bir direnç sözkonusudur. sitemin sıkıştığı tek stratejik sorun Kürd gerçekliğidir. Sadece iç politikada değil aynı zamanda bölgesel ve uluslararası ilişkilerde gündemi önemli oranda meşgul edecek. TC politik dengeleri lehine çevirmek için Kürdleri ekonomik, politik ve dinsel olarak tam bir kuşatmaya almaya çalışıyor. Bu süreci başarılı bir tarzda yürütebilmek içın elindeki tek silah, halkın manevi değeri olan ‘İslam’ı kullanmaya çalışmaktadır. Askeri yöntemlerle Kürd meselesinin cözümünün söz konusu olmayacağı çok açık olarak kabul edilmiş durumda. Geriye İslam eksenli faaliyet kaldı. Bir bakıma bu onların kullanacağı son silahtır. Sistem kurumları Kürdleri etkisizleştimek içın ‘İslamcılık’ silahı üzerinde tam bir ittifak oluşturdular. Devlet Kürdistan`da tarikat örgütlenmeleri için gerekli desteği sunmaktadır. Valiler Kaymakamlar, Emniyet Müdürleri, Sağlık Ekipleri, Milli Eğitim, İl Müftüleri gibi sistemin bütün kurumları İslamcı tarikatların üsleri getirilmiştir. Kürdistan`da tarikatlara ait vakıflar, devletin sınırsız parasal desteğını kullanarak çok kapsamlı bir faaliyet yürütüyorlar. Türk İslam sentezi ekseninde uluslar arası alanda örgütlenen, ABD’nin kucağına oturmuş, CIA ile birlikte projeler üreten F. Gülen Kürdistan`da yürüttüğü faaliyetlerle ırkçı Türk islam sentezinin hayata geçirilmesi için sinsi bir örgütlenme içindedir.AKP `nin yedeklediği Fetullah Gülen hareketi arkasındaki muazzam sermaye desteği ve örgütlenme araçlarıyla(Basın yayın , Okullar..vakıflar vs.) ciddi bir asimilasyon ve Türkleştirme faaliyeti gösteriyor. TC tarihinin en önemli davası olarak kabul edilen ve başlangıçta başta Kürd`ler olmak üzere sisteme muhalif Demokrasi güçlerinin desteklediği ve hatta umut olarak gördügü Ergenekon davasında gelinen nokta tıkanmakla yüzyüzedir. AKP`nin yedeğindeki Fetullahçı basın yayın organlarının yarattığı bilgi kirliliği ve pazarlıklar sonucu Kürdistan`daki derin katliamların , asit kuyularının üzerini örtmekte ve dava sürecini tıkamaktadır.TC Başbakanı Erdoğan`ın daha önce General Büyükanıt`la Dolmabahçe’de yaptığı pazarlık ve anlaşma benzeri bir anlaşma bu Kez General Başbuğ ile ve C.Başkanı Gül`ünde katılımıyla gerçekleşmiştir. AKP ve yedeğindeki Gülen hareketi benzeri ırkçı Türk islam sentezcileri kendi ideolojik bekaaları için sistemle uzlaşmış gözüküyor ve tabii Kürd açılımı adı verilen süreçte bir başka bahara ertelenmiş gözükmektedir. Hal böyleyken Kürd kamoyunda ciddi bir kafakarışıklığı sözkonusudur. Süreci iyi okuyamayan ve özünde uluslarası konjüktürün dayattığı ve AKP dışında iktidarda kim olursa olsun uygulamak zorunda olduğu değişimler AKP `ye mal ediliyor, hatta neredeyse AKP bir Demokrasi kalesi olarak algılanıyor. Bir kısım Kürd okur yazarları açılımın öneminden , açılımın Kürdlere özgürlük olmazsada geniş haklar tanıyacağından Türkiyede Demokrasinin gelişeceğinden dem vuruyor ve bunun AKP `nın cesur statüko dışı çıkışından kaynaklandığını söyleyebilmektedirler. Kürd basın yayın organlarının bir çoğu adeta Fetullahçı medya organlarının ürettiği haberlerin servis aracı durumuna düşmek tehlikesiyle karşı karşıya bırakılıyor. Kurumsal niteliği ve ideolojik yapısı nedeniyle politik islamın ve özellikle Gülen cemaatinin örgütlenemediği tek alan olan TSK`ne karşı Ergenekon, Balyoz , Islak imza gibi davalar ciddi bir balans ayarı aracı olarak kullanılmaya başlamıştır. Ve ne yazıkki bir kısım Kürd basını bunları göremeyecek noktada „objektif“ olarak ırkçı Gülen cemaati ile Kemalist statükocular arasında süren bu it dalaşında „taraf“ konumuna düşürülmektedir.oysa Kürd`ler bu it dalaşında tarafların birinin aracı değil çelişkilerinden yararlanan olmalıdır.Kemalist Faşist Statükocular ile ırkçı Türk İslam sentezci , otokratik AKP ve Gülen cemaati arasında Kürdler açısından hiç bir fark olmadığını düşünmekteyim. Diğer bir kısım Kürd çevreside imralı odaklı teslimiyet politikaları sonucu içinden çıkılmaz bir noktaya evrilmiş . 30 yılı aşkın savaş ve sosyal politik birikimini Öcalan önderliğine ve O’nun yaşam koşullarına endeksleyen bu hareket gelinen noktada Kürd özgürleşmesi için ve Türkiyede yaşanan siyasi sürece ciddi bir aktör olarak müdahale edebilecek yetenekten yoksun bırakılmıştır , Kürd siyasetinde önemli bir güç olan bu hareket örgütlü olduğu devasa yapıyı ne yazıkki salt Öcalan`nın neokemalist teslimiyetçi politikalarına kurban etmektedir. Öcalan endeksli bu hareket önderliğinin derin(!) politik birikimiyle akla ziyan bir tıkanma ve yenilenememe süreci yaşamaktadır. İdeolojik olarak Stalin ve M.Kemal hayranı Öcalanla beslenen hareket . ideolojik dönüşümünü sağlayamadığı gibi konjüktürel olarakta süreci okuyamamakta , klasik 70 ler Stalinist katı sol statükoculuğu ile görece liberalleşme arsında zikzaklar çizmekte . Kürd özgürleşmesi yada Kürdler için somut hiç bir politika belirleyememektedir.kabaca klavuzu Öcalan olanın politik duruşuda bu olur diyelim Öcalan ve PKK konusunu bir başka yazıya erteleyelim. AKP tarihin en pragmatist partisidir ,kendi bekaası için ıdeolojık geleneğinden bile vaygeçebilen yedeğindeki Gülen cemaati ve onun uluslarası kirli destekçilerinin güdümünde gerektiğinde Kemalizmlede uzlaşabilmiştir.Askerin her höt dediğinde esas duruşa geçen bu Parti son generaller operasyonunda Başbuğ’la uzlaşmış. Uzlaşma karşılığında operasyon tıkatılmış generaller serbest bırakılmıştır. Darbeci Faşist TSK`nın özellikle Kürdistan`da işlediği suçlar açığa çıktığı kadarıyla dondurulmuş, asit kuyularında katledilen Kürd yurtseverlerinin kemikleri görmezden gelinmiş hatta bir çok kuyudan çıkarılan kemikler keçi , inek vs gibi hayvan kemikleri olarak dava dosyalarına yansımıştır. Çılız kamuoyu baskısı sonucu açılan bir iki dava ise sürüncemede bırakılmış. Cemal Temizöz Adlı JİTEM`ci katil albay tutuklu olmasına rağmen görevinde tutulmuş; Cani bu sayede tanıkları ve mahkemeye gelen kayıp yakınlarını tehdit etmeye devam etmiştir. Sokak gösterilerinde Kürd`lere , hak arayan işçilere kadınlara saldıran , sokakta, karakolda azgınca saldıran Fetullahçı ırkçı Polis özellikle mevcut iktidar tarafından sürekli onore edilmiştir. (Dikkatimi çeken bir şeyede vurgu yapmadan geçemeyeceğim sabah öğlen, akşam TSK’ ya yüklenen Fetullahçı ‚’’Demokratlar’’söz konusu polis olunca nedense tek laf etmezler.Tarafsızlığıyla (!)’’TARAF’’ olan gazetenin , en etkili seslerinden biri olan Polis Akademesi öğretim görevlisi ,Asker vede Kürdler ile ilgili onlarca iddia ortaya atıyor her TV programında arzı endam ederken işkenceci Polis söz konusu olduğunda sessiz kalmakta hatta savunmaktadır.2007 yılından bu yana polisin çeşitli gerekçelerle öldürdüğü insan sayısı 103.sokak gösterileri , ışçi ve kamu çalışanı eylemlerinde yaralanan sayısı 1184. Sokaklar poligona dönüştü. Polis atış talimi yapar gibi insan öldürüyor. Ve bu vakalar soruşturulmuyor.. Bir de kötü muameleve işkence var ki, bunların kaydını tam tutmak mümkün değil.) Sonuç olarak Kürdler bilmelidirki AKP`nin vaad ettiği hiç bir demokratik çıkış yoktur. Görece Demokratik açılımlar süreçle, uluslarası dayatmalar ve konjüktürğn dayatmasıdır , iktidarı hazırlayanlar için bu sürecin götüreni bu gün AKP`dir. Hasbelkader iktidarda Saadet Partiside olsaydı bu süreç benzer şekilde işleyecekti.unutulmamalıdırki uluslarası egemen güçlere rağmen Türkiye gibi ülkelerde yaprak kımıldamaz. Yaprağı kımıldatacak yegane güç örgütlü halk kesimleridir. Halis A.ar 09.03.2010 . .