Anasayfa | Türkçe | Adem Peygamber Türk Çıktı.

Adem Peygamber Türk Çıktı.

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

Böyle bir başlığı çok gördük Türk basınında. Türk yapmadıkları kalmadı. Oysa kendi ciddi tarihçileri bile bu uydurmalardan bıkmış durumda. Türk kelimesinin Osmanlı belgelerinde olmadığını biliyorlar. Siz yine de on beş karikatür ve 25 fıkra okuyacağınıza bunları okuyun.

İtalyanlar Türk çıktı -Takvim

İskeletten örnek alındı
İtalya'nın ünlü üniversitelerinden Toscana'da yapılan bir araştırmanın sonucu, Çizme'de büyük tartışmalara neden oldu. Yüzyıllar önce Toscana'ya yerleşen Etruskler, İtalyanlar'ın ataları olarak kabul ediliyor. Toscana'daki antik Etrusk mezarlarındaki iskeletlerden alınan DNA örnekleri, Türkler'in DNA'sına yüzde 97 uydu. Akıllara durgunluk veren bu olay, Türkler'in İtalyanlar'ın ataları olduğu gerçeğini gündeme getirdi.

Topluca göç etmişler
Ferrara ve Standford üniversiteleri tarafından da desteklenen ve Ferrara Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nden profesör Guido Barbujani'nin başkanlık ettiği araştırmanın sonuçları, Çizme'de farklı tepkileri beraberinde getirdi. Bir grup bilimadamı, İtalyanlar'ın atalarının Türkler olamayacağını iddia ediyor. Ancak diğer bir kesim, araştırmanın sonuçlarını kanıt olarak kabul ediyor. Türkler'in, İtalya'ya topluca göç ettikleri sanılıyor.

İsveçliler Türk çıktı. Voy voy voy!-Samanyolu Haber 

İsveçlilerin de ataları Türk çıktı! Peki Türkçe ve İsveççe ortak kelimeler neler?

İsveçli ünlü tarihçi Sven Bring, İsveçlilerin atasının Türk olduğunu iddia etti. Bring’in 1764’te yazdığı ‘Türkçe ile İsveççenin Benzerlikleri’ kitabındaki iddiaya göre İsveçlerin atası olarak bilinen Oden, gerçekte İskandinavya’ya Orta Asya’dan gelmiş bir Türk. Tarihçi Bring, İsveç destanlarında, beraberindeki Türklerle bugünkü anayurda gelen Oden’in hikâyesine dayandırdığı iddiasını Türkçe ile İsveççenin benzerliklerini ortaya koyarak güçlendiriyor.

1707-1787 yıllarında yaşayan ve yaptığı çalışmalardan dolayı asalet unvanı verilerek soyadı ‘Lagerbring’ olarak değiştirilen Profesör Bring, Vikingli kardeşlerimizle olan ortak yanlarımızı 200 kadar kelime üzerinde çarpıcı biçimde gösteriyor.

Araştırmacı Abdullah Gürgün, Bring’in kitabını Stockholm’deki Kraliyet Akademisinde bulup incelemiş. Orijinali 58 sayfa olan kitabı Türkçeye çevirip incelemek isteyen Gürgün, hayret verici bir durumla karşılaşmış. Zira gotik ve fraktur harflerle yazılan eserde, Osmanlıca, İngilizce, Almanca, Latince, İbranice, Grekçe ve İzlandaca dillerinden kelimeler kullanılmış. Gürgün, bunun üzerine İsveç Radyo ve Televizyon Müdürü Vibeke Bolinder ile arkeolog Björn Lindström’den yardım alarak eseri çevirebilmiş. Onun, Bring’in eserinde dikkatini çeken nokta ise, İskandinavya’ya geliş zamanının tartışmalı olduğunu belirtilen Oden’in, Asyalı ve Türk yoldaşlarıyla birlikte şimdiki yurduna geldiğinin kesin olması olmuş. Bring’in eserde kullandığı şu ifadeler Oden ve yoldaşlarının Türk olduğunu bir İsveçlinin söylemesi açısından hayli önemli: “Oden, Herwarar masalının 1. bölümünde Tirkiar (Türkler) ve Asiamen (Asyalılar) olarak tanıtılan adamların önderiydi. Burada anlatılan soy ağacında, Oden’in oğlunun adı Yngve Tirkia’dır. Bunu öne süren Sturlason (İsveçli ünlü destan yazarı), Oden’in çok mülkünün bulunduğu ve Tyrkland’dan (Türkiye) yolculuğunu ayrıntısıyla anlatır.”

Voy voy voy!

Bu tezden yola çıkan Gürgün, İskandinav mitolojisi ve İzlanda masalları ile yazar Sturlason’un Kral masallarını da inceleyerek hayli ilgi çekici bir kitap ortaya koyuyor. Örneğin bizim ‘ılık su’yumuza İsveçlilerin yerlileri olarak bilinen Lapların verdiği isim ‘İlikus’. Yine bir İskandinav dili Fince ile Türkçe arasındaki benzerlikler; sine-sen, olla-olmak, voy voy voy- vay vay vay gibi dikkat çekiyor. Finlandiya’nın Abo kentinin Fin dilindeki karşılığının ‘Turku’ olduğunu anlatan Abdullah Gürgün, Türkçe ve İsveççe bazı ortak kelimeleri de şöyle sıralıyor: ‘Gaur- gâvur (Türkçe Müslüman olmayan kastediliyor), ‘kaf-kafi’, ‘gierig- gayret’, ‘scharf- sarp’, ‘bocka- bükmek’, ‘zaerrer-zarar’, ‘germ-geri’

Bugün İsveç’teki Türkivagen’de (Türk Köyü) yaşayan Gürgün, son yıllarda ülkeye göç eden Türklerin dilinden İsveççeye geçen kelimelere de yer veriyor: ‘kalabalik- kalabalık’, ‘kal dolmar-lahana dolmaları’, ‘kiosk-köşk’, ‘kula-gülle’, ‘ger-ver’, ‘divan-divan’ Türkçenin de içinde bulunduğu Ural Altay dil ailesine mensup olan İsveççenin sondan ekli ve ses uyumlu bir dil olduğuna dikkat çeken Gürgün, “Aynı iki dilin, aradan geçen bunca zamanda bu kadar az ayrışması şaşırtıcı.” diyor. Gürgün’ün Kaynak Yayınları’ndan çıkan kitabında anlattığı benzerlikler uzun süre tartışılacağa benziyor.

Türk ‘Hakan’ları ünlü İsveçliler

Bizimle ilginç benzerlikler taşıyan İsveçlilerin çocuklarına Hakan ismini koymaları da ayrı bir dikkat çekici nokta. Zira bugün anne-babası İsveçli, Hakan ismine sahip olan yüzlerce İsveçli bulunuyor. Bu ismin İsveçlilerin kökeninde bulunduğunu belirten yazar Abdullah Gürgün, yakın tarihsel birlikteliğe işaret ediyor.

İsveçliler Hakan ismini asaletin sembolü olarak çocuklarına hiç çekinmeden veriyor. Hakan ismine sahip bazı İsveçliler ise şöyle: Hakan Mild, Hakan Hülten (futbolcu), Hakan Samuelsson (işadamı), Hakan Larsson (basketbolcu), Hakan Wennnerstrom (yazar).

İsveçlilerin atası Oden, Uygur Kralı Buku Tegin mi?

İsveç mitolojisinde Oden’in Hugin ‘Hafıza’ ve Munin ‘düşünen’ adlı iki kargası vardır. Hugin ne olduğunu Munin ise ne olacağını ifade eder. Oden’in diğer hayvanları ise Freke ve Gere adlı iki kurttur. Abdullah Gürgün, kitabında iki kargası ve iki kurdu olan Oden’in özelliklerinin Uygur Hakanı Buku Tegin’le olan benzerliğine dikkat çekiyor: “Türk destanlarında Buku Tegin’in de üç kargası olduğu söylenir. Kurt motifi ise Türk destanlarının vazgeçilmezidir. Yine Stockholm yakınlarındaki Birka antik kentinde yapılan kazılarda bulunan mezarlar Altaylarda bulunanlarla aynı özellikleri gösteriyordu.”

ZAMAN PAZAR

'Belçikalılar Türk'tür'

Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıbbi Biyoloji Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Arslan, 'Belçika halkı, binlerce yıl önce buraya yerleşen Oğuzlardır' dedi.
Prof. Dr. Ahmet Arslan, Orta Asya'da kurulan Selçukluların ilk başkentinin Genk olduğunu ifade ederek, şu anda Belçika'da da aynı adı taşıyan 'Genk' kentinin bulunduğunu bildirdi.
Belçika'nın Genk Belediyesinin flamasında çift başlı kartal olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Arslan, şu iddiada bulundu:
'Bu çift baştan biri İç-Oğuzları diğeri Dış-Oğuzları temsil eder. Yani bugünkü Belçika'daki bu şehirlerin halkı binlerce yıl önce Belçika'ya yerleşmiş olan Oğuzlardır.'
Belçika'da Genk'in yanı sıra 'Gent' adında da bir şehir bulunduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, 'Bu şehirlerde siyah saçlı, beyaz tenli çok insan bulunuyor. Bu insanların fiziksel özelliği de tipik Oğuzların fiziksel özellikleriyle aynıdır' diye konuştu.
ŞIRNAK VE İDİL İSİMLERİ
Prof. Dr. Arslan, ayrıca Şırnak, İdil, Genç ve Şam isimlerinin de binlerce yıl önce Turan diyarındaki kentlerin adlarıyla benzerlik taşıdığını ifade ederek, şöyle konuştu:
'Bu isimler Turan yolu üzerindeki Türklerin genişleyen yerleşim yerlerinin imzasıdır. Diğer bir ilginç not da binlerce yıl önce Kazakistan'da 'Karacuğun kaplanı Amed ovasının aslanı' diyen Oğuz atası Bayındır Han'dır. Turan Yolu üzerindeki şehirlerden birine de Amed isminin verilmiş olması tesadüf değil.'
Kürt boylarının da aslında bir Oğuz boyu olduğunu ileri süren Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Oğuz devlet şemasında da görülen Kazıkurtlarının, Kürtlerle ilişkili olduğunu sanıyorum. Kürtlerin Dış-Oğuzlardan olduğu anlaşılmaktadır. Turan yolu üzerinde her bir öbekleşme kurganları oluşturuyor. Herbir kurgan 90-100 bin insana ulaştığında Korkut Ataların ve Bayındır Hanların liderliğindeki Turan yolu üzerinde yerleşim yerleri oluşturulmaya başlanıyor. Kilise, cami ve sinagogun yapıları, hatta eski Selçuklu kümbetlerinin yapıları bu kurgan yapılarından kaynaklanmaktadır.'
Prof. Dr. Arslan, yaptıkları moleküler genetik çalışma ile göçlerin Orta Asya'dan Kafkasyanın kuzey batısı ve batısı üzerinden geçtiğini ifade ederek, söz konusu göçlerle bu bölgelerdeki halkların oluştuğunu iddia etti.
Bu göçler sırasında Avrupa halkı ile Türkler arasında bir kan bağı olduğunu savunan Prof. Dr. Arslan, kültürlerin gelişiminin de rastgele olmadığını kaydetti.
Star
 

MACARLAR TÜRK

KARDEŞ KAHRAMAN MACARLAR

Akıttılar yine kara toprak üstüne
Kahraman Macarlar şanlı Turan kanını!
Yazdılar yeniden Tarihe en şerefli,
Yiğitlik Destanını!

Yurt için ölümdür, en güzeli ölümün,
Ölümler yaşatır bir ırkın vahtanını.
Arpad'ın Milleti elbet öldürülemez,
Verse de bin canını!

Bataklık Milleti Moskof sürülerine!
Gösterdi Macarlar Turanlılık şanını!
Binlerce öldüler... Ölmek yenilmek değil,
Yüceltmektir Şanını!

NİHAL ATSIZ

KIZILDERİLİLER DE TÜRK -SABAH

New York Türkevi'nde düzenlenen "Türkler ile Kızılderililer Arasında Ortak Bağlar" konulu panelde, yıllardır iddia edildiği gibi "Türkler ile Kızılderililer arasında tarihsel köklere dayalı bir ilişki var mı?" sorusunun yanıtı arandı. Türk ve Kızılderililer'in müziklerinin de seslendirildiği panelde ortaya ilginç iddialar ortaya atıldı.

New York Türkevi'nde İstanbul Üniversitesi Mezunlar Derneği tarafından düzenlenen panele konuşmacı olarak ABD İçişleri Bakanlığı Doğu Bölgesi Kızılderilileri Başkanı Frank Keel, Kuzey Amerika Birleşik Kızılderililer Kabilesi ve Oneida Kabilesi Başkanı Brian Paterson, Michigan Devlet Üniversitesi öğretim görevlilerinden Prof.Dr. Timur Kocaoğlu, Georgetown Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Türker Özdoğan, Georgetown Üniversitesi Antropoloji ve Arkeoloji bölümü öğretim üyesi ve editörlerinden Prof. Dr. Marjorie Mandelstam Balzer ve Arizona Devlet Üniversitesi Kızılderililer Araştırma Komitesi Kurucu Üyesi Prof. Dr. Lujan Carol konuşmacı olarak katıldı. Panele çok sayıda izleyicinin yanında, New York Başkonsolosu Mehmet Samsar, BM Daimi Temsilci Yardımcısı Fazlı Çorman, TADF Başkanı Kaya Boztepe de katıldı.

Panelde, Türkler ile Kızılderililer arasında tarihsel bağlar, alışkanlıklar ve benzerlikler tartışıldı. Kızılderililerin, Amerika kıtasına Orta Asya'dan göç ettiği ve köklerinin Orta Asya Türklerine dayandığı iddiaları konusunda öne sürülen çeşitli görüşlere yer verildi. Kullanılan ortak kelimelerden örnekler verildi.

KÜRTLER ASYADAN GELDİLER, TÜRKTÜR -AKSİYON

Ön Asya’da İlk Kürt adının kullanılması M.S. 5. yüzyılda oldu. Bu tarihe kadar Ortadoğu’da Kürt adına rastlanılmaması Kürtlerin Asyatik bir topluluk olduğunu göstermeye yetiyor. Günümüzde Kürtler Sivas’tan Basra’ya kadar olan coğrafyada yaşayan bir halk olarak anlatılıyor. Yazar Özüyılmaz, Kürtlerin Hunlar içinde yer alan bir topluluk olduğunu; ancak Anadolu’ya Türklerden önce geldiklerini tezini ortaya atıyor: “Kürtler Türklerden 5 asır önce Anadolu’ya gelip yerleşmiştir. Bunlar daha çok dağlarda yaşadılar. Kürtler Asya’da Hunlar içinde yaşadılar. Hunlar içinde Moğollar, Tibetliler, Afgan kökenliler de var. Ancak Hunların ana mantalitesi Türklük üzerindedir.”

1800’lü yılların ilk çeyreğine kadar yazılan tüm tarihî ve coğrafî eserlerde Doğu ve Güneydoğu için Kürt ve Kürdistan terimlerinin kullanılmadığı görülüyor. İlginç olan bu tarihten sonra yazılan eserlerde Türkiye’nin doğusu ve Suriye’nin kuzeyinde yaşayan topluluklar için Kürt adının kullanılmaya başlanması. Kürdistan kelimesi ilk olarak Selçuklu Sultanı Sencer tarafından dile getiriliyor. Bu kavram daha sonra Akkoyunlu ve Memluklular’da devam ediyor ve Osmanlı’ya kadar geliyor. Ancak Kürdistan kelimesi bugünkü coğrafyayı tarif etmek için kullanılmıyor. Hakkâri’nin güneyi, Urumiye Gölü ve Kuzey Irak’ın sağ tarafında kalan bölgenin adı olarak zikrediliyor. Bu bölgede Soranların yaşadığı tahmin ediliyor. Ömer Özüyılmaz Soranların Kürtlüğün özü olduğunu söylüyor.

Şüphesiz aradan geçen yıllar coğrafi bölgelerde büyük değişimler meydana getiriyor. Kayıtlara göre Muş’un Varto ilçesinin 1914 yılındaki nüfusu, yüzde 90 Türklerden, yüzde 10 da Ermenilerden oluşuyordu. Günümüzde ise kendini Türk olarak ifade eden aileler yok denecek kadar az. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde çok sayıda “baba” adıyla yatırların bulunması da Kürtlerin bu coğrafya ile pek ilgisinin olmadığını gösteriyor. Kitaba göre, bölgede Kürt kökenli herhangi bir yatırın varlığı bilinmiyor.

Yorumlar (2 gönderildi):

ESKALANİ .. 13 Apr, 2008 08:46:04
avatar
İşte Irkçılık böyle lanetli bir tarafgirliktir.Nasıl ki bir kısım fanatik Kürtler Hz.İbrahim .AS.Kürt olarak taktim ediyorlar.Demekki Fanatik kafa tasçı Dönme Türklerde Hz.Adem.AS.Türk olarak kabul ediyor daha neler neler.Halbuki:Hangi milletten olursa olsun Allah katında üstün olan Takvaca en üstün olandır.Ve Kuran'ı şiddetle yasakladığı Irkçılığa karşı İslam kardeşliği emredilmiştir.Öyle olunca biz Allahın c.c. Emrine tabiyiz Irkçı kafa tasçi bölücü çete artıklarına değil.Hülasa Ne Kemalizm nede Marksizim.Bu vatanda ezilen hor görülen tek bir unsur varsa O da Müslüman unsurlarıdır.Bu düzen hangi Irktan olursa olsun İslama şiddetle karşıdır.Böyle olunca her kesim safını ona göre bulmalı.
Serpeş darxan .. 13 Apr, 2008 08:49:22
avatar
Türk geçinen ama gerçekten türk olmayan devşirmelerin kendi ırklarından utanmalarının verdiği aşağlık kompleksinden ortaya çıkan bir tutumdur.Türkiyede bir kişilik sedriyomu yaşanmaktadır ! Kraldan daha kralcı geçinenler vardır.Demokrasinin önünü keşen kişiliklere bakın:Kenan evren ve takımı bulgar göçmeni,Cemal Gürsel kürd kökenli,Demirel Bulgar göçmeni,Ecevit kürd kökenli,Erdoğan Laz kökenli,Abdullah Gül kürd kökenli,Masut Yılmaz Laz,Turgut Özal yarı kürd yarı Türk.Çevik Bir göçmen,Yaşar Büyükanıt yahudi,İsmail Cem yahudi,Erbakan Laz-Çerkez karışımı,İsmet İnönü kürd asıllı,Hikmet Çetin Kürd kökenli,bunlara benzer binlerde kişi geldiği köklerinin güzelliğini demokrasi içerisinde bir renk olarak göreceklerine tam tersi yasaklarla inkarcılıkla,bu ülke insanlarının bir kişilik arayışına neden olmuşlardır.İnsan genlerinin en çok tahribata uğradığı ikici bölge Türkiyedir.Birinci bölge ise Orta asyadır,tıpkı türkiyede olduğu gibi orta asyadaki türkler Çin,Moğol,Tatar ve benzeri kavimlerle o kadar iç içe yaşamışlar ki,çıkan ırk sonucuna isim koyamazsınız.Tük değip kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar,aslında hiç biri türk değil,karma genlerden oluşan bir toplumdur bunlara Millet ve halk bile denilemez.Üst düzeyde bulunanların bir araya geldikleri bir şirket diyebilirsiniz.Olayın özü kişisel çıkarlar üzerinde kurulmuş bir düzeni ayakta tutma olayıdır.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin