Çok Kimlikli Bir İnsan : Halil Uysal!...
İnsan, bir değil birden fazla kimliğe sahip olabilir. Tekrarda yarar var. Beden: İnsanlık. Kol:İnsan. Parmaklar birer kimlik olsun. Ve saymaya başlayın!.. İşte Halil Uysal böyle bir insan. Gazeteci, partili, gerilla, yazar... Ama hangisi önde, hangisi tali? Merak bu ya...
Kalkıp önümü ilikleyecektim
Surenginde canlarım için
Lakin tek bir düğmem kalmamıştı
Ben ancak bu kadarını yazabiliyorum. Çünkü Halil Uysal’ı tanımıyorum. Ama O’nun ideallerini, O’dan önce gidenleri iyi biliyorum. Ve ölümüyle ilgili olarak çok şeyi merak ediyorum. Bugün bir gazeteci aradı. Benden Nizamettin Taş’a ulaşmak için yardım istedi. Doğrusu ‚kelin melhemi olsa, önce başına sürer’ sözü aklıma geldi. Ve ‚Bakacağım’ dedim. Bir kaç kanalı devreye soktum. Bakalım. Ben Türkiye’de -ki karşı saflarda bile olsa- herkese ulaşıyorum. Ama kendi cenahımdan ayrı ve aykırı düşene zor ulaşıyorum.
Kırılmış, param-paraç cam kırıkları gibiyiz
Hep birbimize batıyoruz
Bizi kim bu hale getirdi?
Hiç mi hiç sorgulamıyoruz.
Nizamettin TAŞ’ın PWD-K’daki – mayınlı satıraralarını -, başsağlığını da vermek icap etti. Çünkü devamı olacak.
Selam ve saygıyla.
Nas-Edi : Şükrü Gülmüş
-------------------***--------------------
Halil Uysal’ın Anısına
Yazar: Nizamettin TAŞ
Tarih: 2008-04-08 21:25:31
Tam hatırlayamıyorum, iki bin veya iki bin bir yılının bahar aylarında bir gün Xınere’deki karargâha gelmişlerdi. Yanında Hüseyin Kaytan ve Ozan Serhat vardı. Bir belgesel projesinden söz etmişlerdi. Gerilla savaşının belgeselini çekmek istiyorlardı. Aslında kafamda böyle bir proje vardı. Çekimleri güneyde düşünüyordum. Fakat ismini vermek istemediğim başka bir yönetici, yılanı deliğinden çıkartan tatlı dili ile bunları kandırmış ve Botan’a göndermek üzere ikna etmişti
Halil Uysal’ın Anısına
Halil Uysal’ın şahadet haberini Kürdistan Post sitesinden öğrendim.
HPG’nin yaptığı basın açıklamasına göre Bestler’de vurulduğu anlaşılmaktadır.
Bestler; gerilla savaşının temel üslenme merkeziydi. Hayatımın en güzel on yılını bu diyarda geçirdim.
Şimdi, en sevdiğim arkadaşımın ebedi ikametgâh yeri oldu! .
Yıllarca birlikte kaldık; daha doğrusu, PKK’dan ayrılmadan önce, ağırlıklı olarak hep yanımda kaldı.
Harika bir insandı. Kendini soyutlayarak güzel yaşamasını bilen ender insan tipinin son örneğiydi. Savaşın dışında çok özel yeteneklere sahipti. Soyadı gibi uysal, tepeden tırnağa insancıl ve daha şimdiden ün salmaya aday çok özgün bir kişiliğe sahipti.
Birbirimizi çok iyi tanıdığımıza inanıyorum.
Halil Uysal hayatında iki kez hata yaptı.
Birincisinde Ozan Serhat, ikincisinde kendi hayatını kaybetti.
Tam hatırlayamıyorum, iki bin veya iki bin bir yılının bahar aylarında bir gün Xınere’deki karargâha gelmişlerdi. Yanında Hüseyin Kaytan ve Ozan Serhat vardı. Bir belgesel projesinden söz etmişlerdi. Gerilla savaşının belgeselini çekmek istiyorlardı. Aslında kafamda böyle bir proje vardı. Çekimleri güneyde düşünüyordum. Fakat ismini vermek istemediğim başka bir yönetici, yılanı deliğinden çıkartan tatlı dili ile bunları kandırmış ve Botan’a göndermek üzere ikna etmişti. Hiç birisinin savaş tecrübesi yoktu. Operasyona takılmaları halinde vurulacaklarından korkuyordum. Gitmelerine karşı çıktım. Zaten Ozan Serhat gitme taraftarı değildi. Gitmelerini durdurarak geri gönderdim. Sonra habersiz gittiklerini duydum.
Aylar sonra geri döndüklerinde, Serhat’sız gelmişlerdi. B.Şebab’ın Feraşin yaylalarında operasyona takılmış ve burada Ozan Serhat vurulmuştu. Canları yanmasın diye, bir kez daha aynı tuzağa düşmemeleri konusunda Halil’i son kez uyarmıştım.
Aynı tezgâha bir kez daha düştüğü anlaşılmaktadır.
İnşallah aynı sorumlu tarafından bir kez daha kandırılmamıştır.
Bu arkadaşımıza önemli bir hatırlatmada bulunmak istiyorum.
Gün gelir devran döner.
Siciline yeni cinayetler ekleme!
Bundan haberim yoktu diyarsan, o zaman bir çingene paşasına neden sınırsız ve keyfi düzenleme yetkisi veriyorsun?
Son bir yılda kaç sanatçı arkadaşın hiç olmaması gereken sahalarda şehit düştüğünden haberin var mı?
Kemalist cumhuriyetin demokratikleştirilmesi için daha kaç gerilla ve Kürt sanatçısının kanına ihtiyaç vardır.
Kürdistan halkı çok özel, özgün bir yeteneğini kaybetti.
Ailesine baş sağlığı diliyorum.
Kürt halkının başı sağ olsun!
8 Nisan 2008 Botan Rojhılat-N.Taş
botan@pwdnerin.com



Yorumlar (6 gönderildi):
Düşmeyesin diye oğul, uzak yollara
Sesini verdim akarsulara
Dalmayasın diye oğul, kan uykulara
Kuzgunlar dolanınca turna peşine
Çoban türküleri oğul, akar düşüne
Silinip de gitmiyor yürek acısı
Kaybolan canların oğul, bu kaçıncısı
Sevdanı verdim dağlar başına
Üfleyesin diye oğul, aşk ateşine
Hala konuşuyor ve bir şahadeti şaibeli kılmak için çabalıyorsunuz, işin aslı astarını bilmediğiniz halde.
Yıllarca bu hareket de nasıl kaldınız kafam almıyor, bir fırıncı bile olamadınız be.
İçinizde kadrolar arasında sevilmeyen insanlarda vardı, ama bu örgütü hiç bir dış müdahale gerektirmeden kendimiz bizzat pkk liler olarak biz değiştirecektik. Bu düşünce bile hepimizde heyecan yaratıyordu...Örgüt içerisinde öyle bir çıkış olmasaydı Duran Kalkan’ın öncülüğünü yaptığı, Karasu’nun şakşakçılığını yaptığı çizgi büyük bir ihtimalle ilkel milliyetçilik gelişiyor diyerek, ya KDP yada YNK ile büyük ihtimalle çatışacaklardı.
Bunun belgeleri 2002 yılında Xınerede gerçekleşen KADEK yönetim toplantısının belgelerinde var...O anlanda sizin ve sizinle birlikte yer alan arkadaşların çıkışı önemli... Ama şu da bir gerçek ki, sayın Taş size umut baglamış kadroları yalnız bırakarak, durumu bireyselleştirerek örgütten sevgililerinizi yanınıza alarak kaçtınız. Evet kaçtınız!...Şimdi Halili bende tanıyorum, sizde tanıyorsunuz! elinizi vijdanınıza koyarak şöyle bir düşünün son yıllarda vurulan toprağa düşen gençlerin yaşamını yitirmesinde hiç mi sorumluluğunuz yok...
Selamlar saygılar...
Bilindigi gibi A.öcalan "içeri" düstüğünden beri onlarca "değerli" kadroyu ve daha bir dizi örgüt olanaklarını düşmana bizzat kendi elleri ile teslim etmiğ, halada şu veya bu yolla ya onlari teslim olmaya ya da imha edilmelerine olanak yaratmış bir …... Siz bakmayın onun Pkk "önder"çekirdeğine dokunmamasına; o bunları sadece düşmana yeterince güvenmemesinden dolayi kendisine bir yaşam garantisi olarak gördüğündendir. Yoksa o istese, hepsini 24 saat içerisinde düşmana teslim eder ki bu konuda ne o "anlı şanlı"gerilla önderleri bir şey yapabilir ve nede halkimiz, keza kabul etmek lazım ki, adam bu örgütü düşmanın desteği ile de olsa iyi yönetiyor, adeta örgüt içerisinde kendisine bağlı kurduğu urfalılar örgütü vasıtası ile bunu iyi yürütüyor...Kısaca o davasına ihanet etmiş bir kişinin ne yapması gerekiyorsa hepsini yapmiş bir kişidir.
Ha doğru onun bütün yaptıklarının içerisinde yapmadığı tek bir şey kalmıştır, örgütü tümden teslim olmamaya çağırmamasıdır ki, birinci neden düşmana kendisini öldürmeyecekleri konusunda onlara yeterince güvenmediğinden ötürü iken(onun "uluslararası güçlerinde dahil edileceği bir garanti bana versinler, ben gerillaları 24 saat içerisinde asağı indireyim"lafını hatırlatmak isterim) G.kurmayın bu durumda daha radikal bir örgütün alternatif olarak ortaya çıkmasından duyduğu endişedir. Bu durumda yurtseverlerin yapacakları iki şey kalıyor; ya adama boyun böküp onun ve dolayısıyla düşmanın keyfiyetine göre gerektiğinde öleceksin yada kendine en yakın kimi buluyor isen gidip ona siğinip mücadelene orada devam edeceksin ki, bence en doğrusuda budur; aksi taktirde daha nice Halil gibi değerli halk evlatlarını kaybetmemiz kaçınılmaz olacaktır.
halkım uğruna alnımın akı ile
bir giden ben değilim bedeninle
bir gidiyor bin gelelim diye
şimdi beni halk saklar şehidim
sen düşün akibetini nizaetinim
bak mazlum oldum şimdi eminim
bir gidip bin gelelim diye
yaşamak dediğin bir kaç organ ile ise
ben neyleyim hayatı böylese
mazlumca değil egitçe değilse
bir halil gitti bin gelir şereflice
Yorum yaz