Mazlum Doğan'ın Dilinden Apoculuk
Halk arasında, bizim dışımizdaki çesitli Türkiye'deki sol gruplar ve Kürdistan'daki burjuva milliyetçi hareketler tarafindan böyle adlandırılmaktadır. Oysa bir siyasal organizasyonun bir kişinin adıyla lanse edilmesi doğru bir şey değildir. Aslında gerçekte de böyle değil. Adı üzerinde bir partidir ve adı da Partiya Karkeren Kürdistan'dır. Daha çok Apocular diye lanse edilmesi Kürt burjuva milliyetçileri tarafindan yapılmıştiı. Bu, kastin yani sıra bir de Kürdistan halkının köylü anlayışından kaynaklanıyor. Halk, örnegin CHP'yi Ecevit'le özdeşleştirir, AP'yi Demirel'le özdeşleştirir vs. gibi. Bizde de böyle olmuştur. Hareketin ...
Evet. Simdi, genel olarak hareket Türkiye kamuoyunda, resmi basin tarafindan, yayin organlari tarafindan Apocular diye tanitilmaktadir. Halk arasinda, bizim disimizdaki çesitli Türkiye'deki sol gruplar ve Kürdistan'daki burjuva milliyetçi hareketler tarafindan böyle adlandirilmaktadir. Oysa bir siyasal organizasyonun bir kisinin adiyla lanse edilmesi dogru bir sey degildir. Aslinda gerçekte de böyle degil. Adi üzerinde bir partidir ve adi da Partiya Karkeren Kürdistan'dir. Daha çok Apocular diye lanse edilmesi Kürt burjuva milliyetçileri tarafindan yapilmistir. Bu, kastin yani sira bir de Kürdistan halkinin köylü anlayisindan kaynaklaniyor. Halk, örnegin CHP'yi Ecevit'le özdeslestirir, AP'yi Demirel'le özdeslestirir vs. gibi. Bizde de böyle olmustur. Hareketin Önderlerinden, yol göstericilerinden Abdullah arkadasin adi dolayisiyla burjuva milliyetçilerinin ve devletin resmi yayin organi da dahil, çesitli yayin organlarinin da tesvikiyle veya katkisiyla hareket, halk arasinda Apocular olarak yayginlastirilmis ve tanitilmistir. Gerçekte Apocular degil, adi üzerinde, bir siyasal partidir.UKO’culuk yaftasi da böyledir. Bu da Türkiye’deki sol hareketler, hareket ortaya çiktigi zaman, kendilerince milliyetçi bir hareket olarak görmüsler, degerlendirmisler, bu nedenle ulusalci yani milliyetçi terimini kullanmislardir ve daha sonra bu halk arasinda giderek UKO'culuk biçiminde yayginlastirildi ve özellikle ülkenin Kuzey kesiminde böyle bir isimle hareket tanitilmaya çalisildi. Aslinda UKO'culukla hareketin bir Iliskisi yoktur. Devletin resmi yayin organlarinda, -ben daha disarida iken, yakalanmadan- Elazig'daki tutuklamalar nedeniyle UKO'cular terimi kullanilmisti. Aslinda ben bunu söyle yorumluyorum; hareket bir parti degil de, bir siyasal organizasyon veya siyasal hareket degil de, bir çete ya da ordu gibi lanse edilmek isteniyor. Bu nedenle bu isim kullaniliyor. Bir yakistirma, bir suçlamadir. Gerçekte böyle bir sey yoktur. Bu konuya arkadaslar deginmislerdir. Ben ikinci defa tekrar ettim. Aslinda pek geregi yoktu. Yalniz, Örgütün kurulmasi sorununa deginmem gerekecek. Hem benim ifademin daha net ve açik olarak anlasilabilmesi için gereklidir, hem de diger bazi tutuklularin ifadeleri için gereklidir. Sunu kesinlikle söyleyeyim, ben hukuku bir üst yapi kurumu olarak, egemen siniflarin kanun biçimindeki müeyyidelerinin ortaya konulusu olarak anliyorum. Bir yaptirim gücü varsa, ancak o an için geçerli olabilir. Hukuki bazi kanunlar veya kurallar o an için geçerli olabilir. Yani yaptirim gücü oldugu için geçerli olabilir. Bunun tarihsel geçerliligi ancak üretim güçlerinin gelismesine engel degilse söz konusudur. Fakat bu kurallar üretim güçlerinin gelismesine ket vuruyorsa, engelliyorsa tarihsel bir geçerliligi yoktur. Ben de gerek benim, gerekse bu parti davasiyla yargilanan diger kisiler hakkinda verilen kararlarin su anki geçerligini degil, tarihsel geçerliligini dikkate alarak, yani ben tarih karsisinda kendimi sorumlu hissederek ifade verecegim.
Iddianamede, Ankara Demokratik Yüksek Ögrenim Derneginin içinde yer alan Abdullah Öcalan ve diger kisilerin dernek içerisinde tartismalara giristikleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafindan Kürtlerin sömürüldügünü iddia ettikleri. Savcinin belirlemesinde Dogu ve Güneydogu Anadolu bölgesi diyor. Biz ise Orta-Kuzey-Bati Kürdistan tabirini kullaniyoruz -Türk sömürge ve isgalinin devam ettigi söylenmis. Daha sonra da Kürt irkinin, iste Kürtlerin oldugu, ulus niteligini kazanmis bulundugu, Türkiye bakimindan bir sömürü düzeninin kuruldugu ve Türk askerlerinin bölgede istilaci oldugu filan iddia ediyor. Dogru bazi seyler, ama bir kismi dogru degil. Evet, Türk ordusunun Kürdistan üzerinde Isgalinin oldugu, Kürdistan'in sömürge oldugu, Kürdistan'in yeralti ve yerüstü servetlerinin talan edildigi, toplumsal yapisinin dagitilmak istendigi, dil ve kültürünün baski altinda oldugu, gelisme sansi tanimadigi üretici güçlerin engellendigi vs. biçimde tartismalar yapilmis, yogunlastirilmis. Ama irk-mirk meselesi Marksizm’le pek bagdasmaz. Bu nedenle Kürtlerin irki sorunu gibi seylerin gündeme getirildigini pek sanmiyorum ve böyle bir sey yapildigina da inanmiyorum. Dogru degildir. Ayrica söyle bir sey var; ben bir parti üyesi olarak, yalniz ben degil baskalari da elbette Partinin Programindan, Partinin Tüzügünden haberdardir. Yani ben bir partinin tüzügünü, programini okumadan bu partinin üyesi olacak kadar geri kafali degilim, hiç kimse de degil. Burada bir parti tüzügü var, gerçekte benim okudugum Parti Tüzügü ile bunun arasinda çok fark var. Parti hakkinda belirlemeler falan sürdürülürken de özellikle bizim hakkimizda ceza istendigi kisminda bazi seyler söyleniyor. Partinin amacindan bahsi edilirken; "bu hareketin veya bu partinin amaci Kürt halkinin Türk, Arap, Fars sömürgecileri tarafindan toplumsal yapisi dagitilmis ve Isgal edilmis oldugu fikrinden hareket ederek. Türkiye'de Türk askerlerinin ve sömürgecilerin isgali altinda oldugu kabul edilen bölgede, parti sistemine dayali devrim mücadelesiyle bagimsiz, birlesik bir Kürdistan Devletinin kurulmasi amaci yatmaktadir. Parti Programinda belirtildigi sekilde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hakimiyeti altindaki topraklardan bir kismini silahli sekilde mücadele sürdürülerek devlet Idaresinden ayirmak ve Marksist-Leninist temele dayali bir Kürdistan Devleti kurmak için mücadeleyi amaç edinmistir" deniyor. Simdi, buradaki fikirde de yine dogrularla yanlislar içice; Parti gerçekten de Kürdistan'in Türk, Fars ve Arap sömürgecileri tarafindan parçalandigi. Isgal edildigi, sömürgelestirildigini falan söylüyor ve Kürdistan'in somut konumundan hareketle o yönde asgari ve azami devrim programi koymus bulunuyor; fakat partinin Kürt halkinin toplumsal yapisinin tümüyle dagitilmis oldugunu belirten bir ideolojik belirlemesi yok. Zaten bir halkin toplumsal yapisi tümüyle dagitilmissa, ondan bahsedilemez. Ama, partinin Ideolojik belirlemelerinde su var; böyle bir imkân var deniyor. Yani, Türkiye Devletinin hedefi "Misak-î Milli" sinirlan içerisinde bir tek Türk ulusu yaratmaktir, bu amaçla çelisen diger azinlik milliyetlerin ve milletlerin imha, asimilasyonla eritilmesi söz konusu deniyor. Burada birde su var; Marksist-Leninist temele dayali devrim mücadelesinden bahsediliyor. Partinin ideolojik görüsleri, rehber edindigi teori, Marksizm-Leninizm'dir, bu dogrudur. Yani Marksist-Leninist ilkeler temelinde ideolojisi sekillenmektedir. Bu temelde politikasini sürdürmektedir. Ama partinin hedeflerini iki kisimda mütalaa etmek gerekir. Zaten Parti Programinda bu belirtilmistir. Benim dikkatimi çeken sey, bu konuda Parti Progr***** atifta bulunulmamasidir. Atifta bulunabilirdi, yani Parti Programi alinabilirdi. Parti Programinda benim hatirladigim kadariyla söyle bir cümle var; "En yüce amacimiz, sosyalizm ve komünizmdir" der; yani sinifsiz bir tolum yaratmaktir, diyor. Bu asgari degil, azami programidir; nihai hedefidir; Ama partinin hali hazirdaki programi, Burjuva Demokratik Devrim programidir. Asgari program budur, yani bagimsiz, demokratik bir ülkenin, bir halk diktatörlügünün yaratilmasi programindir. Devrim, Marksist-Leninist temelde degil, ulusal, demokratik ve halkçi temelde gelisen bir devrim olacaktir. Devrimin milli yani zaten Parti programinda belirtiliyor, yabanci tahakkümüne karsi olan yanidir; demokratik yani da ülke içerisindeki ortaçag kalintilarinin ortadan kaldirilmasi, köylünün topraga kavusturulmasi, kadinlar üzerindeki baskinin ortadan kaldirilmasi, kadinlarin özgürlestirilmesi vesairedir. Yani, devrim içerik olarak zengindir, öz olarak burjuva demokratik bir devrimdir, fakat "burjuva sinifi, Kürdistan'daki burjuva sinifi tarihsel konumu geregi, ülkenin konumu geregi böyle bir devrimi gerçeklestirebilecek bir sinif degildir. Bu nedenle, özü itibariyla bir burjuva demokratik devrim olan Kürdistan'in bagimsizligi ve demokrasisi kavgasina proletarya ve tabii proletarya adina da onun partisi PKK önderlik edecektir, deniyor. Buradaki bu belirleme, Marksist-Leninist temele dayali devrim belirlemesi dogru degildir; devrim temel olarak millidir, demokratiktir ve halkçidir; yani, halk olarak tabir ettigimiz isçiler, köylüler, sehir esnafi, küçük-burjuvazi, aydinlar ve diger yurtsever kesimleri kapsamakta, bunlara dayanarak yürütülmektedir. Politika, ekonominin yogunlasmis ifadesidir. Politikaya bir ideoloji yol gösterebilir veya bir politika Ideolojik bir düsünce sistemiyle bir fikirler sistematigiyle formüle edilebilir: ama politikanin yükseldigi temel, esas da kendisi gibi bir üst yapi kurumu olan ideoloji degildir, ideoloji ya bir politikaya yol gösterebilir, ya da o politikanin formüle edilisi, onun anlatilisi, onun kitlelere götürülüsü, sistemlestirilmesi biçiminde tezahür edebilir.



Yorumlar (2 gönderildi):
nedense pkkyi vareden herkes ölü
ve ölümleride hep şüpheli
Yorum yaz