Muz Cumhuriyeti ve Rektörler
Cumhuriyete sahip çıkmak için cumhura tavır almak gerekir. Çünkü bizim cumhuriyetimiz halka rağmen kurulmuş ve halka emanet edilemeyecek bir hüviyete sahiptir. Cumhuriyetimiz muz gibi bir şeydir, emanet ...
Cumhuriyete sahip çıkmak için cumhura tavır almak gerekir. Çünkü bizim cumhuriyetimiz halka rağmen kurulmuş ve halka emanet edilemeyecek bir hüviyete sahiptir. Cumhuriyetimiz muz gibi bir şeydir, emanet edilecek olursa halk tarafından yenilmesi ve yok olması mukadderdir. Onun için emniyet tedbirlerinde kusur etmemek hepimizin görevidir.
Cumhuriyetin kime emanet edildiği hususunda ihtilaf olsa da, ihtilafın rahmet olduğu düsturu uyarınca fazilet mücadelesinden geri kalmamak gerekir. Bir rivayete göre rejimin banisi cumhuriyeti kurmuş ve yaşatılmasını da öğretmenlere bırakmıştır. Diğer bir rivayete göre bu emanet gençlere bırakılmış, diğer bir rivayete göre ise bu iş askere tevdi edilmiştir.
İç hizmet kanunun bilmem kaçıncı maddesine veya yönetmeliğine göre 12 Eylül ihtilalini gerçekleştiren Kenan Paşa da bu emanet duygusuyla hareket etmişti.
Askeri cenahtan ses gelmeyince, öğretmenler de maişet derdinden dolayı bu işleri aksatınca; gençlerin de gaflette olduğu bir hengâmede Rektörlerin Cumhuriyeti koruma ve kollama görevini uhdelerine almaları kadar doğal / tabii bir şey olamaz.
Rektör deyip geçmeyin; nükleer reaktör gibi bir şeydir. Reaktör devre dışı kalınca veya cezaevinde olunca ülkenin karanlıkta kalması ve yarasaların ülke sathına sükûn etmesi kuvvetle muhtemeldir. Onun için farzımuhal bir rektör hırsız da olsa cezaevinde olması ülke ve cumhuriyet için mahzurludur. Keza, rektörlerimizin hukuktan bağışık oldukları da bilinmelidir. Kurallar avam içindir, havas bundan muaftır.
Asıl soruna gelince; eski Reisi Cumhur Cumhuriyetin muhafazası hususunda gayet duyarlı davranmakta iken, yenisinin bu duyarlılığı göstermeyeceği farz edilmektedir. Cumhurbaşkanı, üstelik dindar bir Cumhurbaşkanının, dindar bir Başbakanın varlığı rektörlerimizi, dekanlarımızı, ilerici ve çağdaşlarımızı fena rahatsız etmektedir. Bazı yargıçlarımız da rahatsızdır.
Rektör atamalarının da Cumhurbaşkanı tarafından yapıldığını unutmayalım. Mevzu budur. Yani koltuk sevdası ve makamından olma korkusu tüm rektörlerimizi, Dekanlarımızı, Yargıçlarımızı rehin almıştır. Müthiş bir dayanışma ve gözü karalık sergilenerek, militan bir tavırla hükümete, adalete ve bilumum kamuoyuna karşı kılıçlar çekilmiş gibidir.
Odak olmaktan ötürü dava açılmıştır, Laiklikten dolayı tavır alınmıştır. Oysa laiklik perdesini kaldır Kemalizm ortaya çıkar, onu kaldır Faşizm, tek parti zihniyeti ortaya çıkar. Onun için laiklik maskesi çok önemlidir.
Rektöre sahip çıkmak, Savcıya sahip çıkmak Cumhuriyete sahip çıkmaktır. Bu mantıkla hırsızlıkla suçlanan cumhuriyettir, cezaevinde olan cumhuriyettir. Bu da dünyada yeni bir icat olsa gerek. İhtilal ürünü olan YÖK ve onun güzide rektörleri bilime yaptıkları katkının yanı sıra cumhuriyeti koruma ve kollama vazifesini de uhdelerine almışlardır.
Onlara ne kadar teşekkür etsek azdır. Unutmayalım ki muz cumhuriyetinde muzlar halkın inisiyatifine bırakılamaz. Yoksa halk tarafından iç edilmeleri işten bile değildir.
Hatta rektörlerimiz ve savcılarımız bu hizmeti yurt dışına da götürmelidirler. Malumunuz Irak Cumhuriyeti ABD ve yandaşları tarafından yok edildi. Suriye Cumhuriyeti de yok edilmek üzere. Hiç olmazsa Suriye Cumhuriyetini kurtarsınlar. Cumhuriyet cumhuriyettir, nerede olursa olsun korunmalı ve muhafaza edilmelidir.
ABD işgaline karşı Suriye devleti/cumhuriyeti bizden elli adet rektör ithal etsin de işgalci ABD’lilere günlerini göstersinler. Iraklı direnişçiler de bizden birkaç rektörü kadrolarına katarak yıkılan Irak Cumhuriyetini geri getirebilirler. Şahsım adına rahat uyuyabilirim; cumhuriyete sahip çıkan ve onu muhafaza eden rektörlerimiz ve Savcılarımız sağ olsun!



Yorumlar (1 gönderildi):
Yorum yaz