Urfa’ya Paşa Geldi
Efendim, -söz meclisten dışarı- ayının kırk hikâyesi varmış, kırkı da armut üzerine imiş. Ben de izninizle bu armut hikâyelerinden birini yazayım.
Türk TV lerinde epey “rating” yapan bir dizide “Lanet olsun içimdeki bu insan sevgisine” gibi peygambervari bir cümle şu sıralar çok moda. Sonra da Başkan Muro emrediyor “Bunun çözümlemesini yap” diye.
İşte bütün bu replikleri duyunca yıllar önce yaşadığım bir olayı Nasname okuyucularıyla paylaşmak istedim.
Olay çok sıradan, yani Avrupa’da kalan herkesin yaşayabileceği bir şey. PKK den kaçıp saklanan “üst düzey” birileriyle hasbelkader, her an karşılaşabilirsiniz.
O açıdan pek de üzerinde durulur bir durum değil benimkisi.
Ama bugün internette avukat notlarını okuyunca aklıma “üst düzeyle” konuşmalarım geldi. Siz de video veya TV de görmüşsünüzdür. “Başkan” konuştuğu zaman sağında solunda on onbeş genç kızdan oluşan bir yazıcı gurup her zaman vardır. Bu kızlar “çözümlemeler”i not etmekle meşguldür. Başkan konuşmaktan yoruluncaya kadar, ki kolay kolay yorulmaz beş altı saat sürermiş, not alır bunlar.
Bunun bir şahidi de bu sitenin editörü Şükrü Gülmüş’tür. Ben şahsen Gülmüş’ün altı saat “demokrasi çözümlemeleri”, yedi saat de “evlilik ve tacavüz çözümlemeleri” dinledikten sonra Diyarbakır zındanına geri dönmek istediğine inananlardan biriyim.
Konumuza dönelim.
Meğer bu konuşmalardan sonra genç kızların bu notları yan yana getirilip birleştiriliyor, bir kaç defa “redakte”den geçtikten sonra kitaplaştırılmak üzere “Başkan”a sunuluyormuş. Sonra bir daha, bir daha... Öyle ki “çözümlemeler” bir başka çözümleme olarak piyasaya çıkıyormuş.
Youtube’da ki görüntülerine baktığınız zaman gerçekten de “Başkan”ın pek öyle normal cümleler kuramadığını, bir cümlesinin diğerini çürüttüğünü, birinin ötekinin üzerine atladığını rahatlıkla görürsünüz. Öyleki yarım saat bile tahammül edemez yorulursunuz.
Bu konuya daha fazla girmeden iki hafta önce basında ve bu sitede yer alan bir önemli noktaya götürmek istiyorum sizi. 19 martta hava muhalefeti yüzünden görüşemeyen avukatlar 21 martta “avukat notları” yayınladılar. Bu konu herkesin gözünden kaçmıştı ama mesela Sabah gazetesi yazarı Erdal Şafak ve Nasname’den kaçamadı.
Bu işin bir yanı.
Öteki yanı da bu avukatların nasıl not tuttukları ve nasıl basına verdikleri? Çünkü bir kaç defa yine epey bir tartışıldı bu konu. Kim ve nasıl yapıyordu? Hani bu olanlardan Erdal Şafak “telefon” sonucunu çıkarmıştı ya, benim de aynı kanaatte olmamın önünde herhangi bir engel yok.
Hatırlayanınız var mı?
İlk yakalandığı zamanlar “tutsak” olduğundan artık örgütte bir rolünün olamıyacağı söylenmişti. Ama uzun sürmedi bu durum. Bir süre sonra örgütü yönetir oldu. Öyle ki hangi bölgede kaç gerilla, hangi komutanların olduğunu bilir hale geldi.
Bu kadar tecrit koşulları ve hastalıklarından sonra bu kadar şeyi becermesini onun “peygambervari” dehasına mı yormak lazım, Allah’tan gelen vahiylere mi bilemiyorum.
Ama bugünkü çözümlemelerinde “Laiklik ve İslam o topraklara dışardan geldi” cümlesini okuyunca doğrusu ben de “Lanet olsun içimdeki insan sevgisine” dedim, şimdiye kadar laiklik ve İslam’ın Urfa’da doğduğuna inandığıma yandım. Meğer ne kadar yanılmışız.
Çünkü “Urfa kazanacaktır” söyleminden ben Urfa’nın peygamberler şehri ve aynı zamanda hilafetin kaldırılmasında M.Kemal’e akıl veren şeyh Saffet’i anlamıştım.
Ama bu kadar telefon hikâyesi ve bu kadar komplo teorilerinden sonra bunun ne önemi var ve neresinden tutsak bu avukat notlarının?
Boşverin. Bilmediklerimizin üzerine neden kafa yoralım ki? En iyisi bildiğimizi söyleyelim.
Urfaya paşa geldi!..
Ve iyiki doğdu. Sayesinde Türkiye galiba Yahudilere satılmayacak.
Bedran-4 mart 08



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz