Avrupa'nın Whiskey'sini İç, Demokrasisine S.ç.
"Bunu anlayabilmek için Türk olmak lazım. Avrupalının kafası buna basmaz. Avrupalı bunu bilmez. Bana kalırsa AK Parti’yi kapatacaksın ve Erdoğan’ı bir daha çıkmamacasına içeri atacaksın.”
Türk elit takımı AK Parti’den nefret ediyor. Peki, batı hayranı ve nispeten yüksek eğitimli bu gurup AK Parti’den neden bu kadar nefret ediyor, neden demokratikleşmeye bu kadar karşı? “Bizim bu elit takımı batı müziğine, dansına, içkisine bayılıyor. Ama bu kadar batı hayranlığında sıra batı demokrasisine gelince itirazları var.”
TED tenis kulübünde bir gurup zangin takımı adam maçlarını bitirdikten sonra bir şeyler içmek için bara geliyorlar. Sohbetlerinin konusu AK Parti. Adamlar AK Parti’den ve Erdoğan’dan nefret ediyorlar. İçlerinden doktor olanı çok kızgın ve herkesin duyabileceği bir sesle bağırıyor: “Ordu müdahale etmeli. Ordu bir temizlik yapmalı. Önce Tayyip’i asmalı.” Bu konuşmaya kimse itiraz etmiyor içlerinden.
Bu elit takımı sadece AK Parti’den nefret etmiyor. Daha fazla demokrasi isteyen Avrupa Birliği, düşünce özgürlüğünün genişlemesini isteyen aydınlar, Ermeni soykırımı üzerine yazı yazanlar, Kürd sorununda daha fazla haklar isteyenlerin hepsinden nefret ediyorlar. Peki şimdiye kadar batılı olmak için kıçlarını yırtan bu elit takımı bu kısa süre içinde neden bu kadar radikal bir biçimde demokrasi istemlerine, ülkenin demokratikleşmesine karşı bu kadar kin ve öfke dolu?
Bu gurup ülke nüfusunun aşağı yukarı yüzde yirmisinden oluşuyor: Beyaz Türkler, elitler, milliyetçi-ulusalcılar, laikçiler, cumhuriyetçiler, Kemalistler. Normal bir Türk’den daha eğitimli olan bu takım belli zengin semtlerde oturuyor. Bunlar taşradan gelen ve zengin hayata ortak olmak isteyen insanlarla müthiş bir savaş halindeler. “Atatürk’ün çocukları” bunlarla sonuna kadar savaşmakta kararlılar. Savaş baltalarını yere bıırakmaya pek niyetli görünmüyorlar ve bunu açıkça söylüyorlar.
Bir kaç gün önce ünlü bir fotomodel içinden gelerek bu taşralılara açıkça meydan okumuş ve aşağılamıştı: “Benim oyum neden dağdaki çobanla bir sayılıyor? AK Parti (ki bu parti seçimlerde oyların yüzde 47’sini almıştı ve parlamentoda çoğunluğa sahip) ayak takımından oy alıyor.”
Bunu söyleyen fotomodele yanında oturan ünlü yazar (Pınar Kür) da destek verdi ve ertesi gün Türk basının da önemli bir kısmı bu fikre katıldı. İnternet sayfalarında da şehirli Türkler açıkça AK Parti’den ve şehrin kenarlarında gecekondulara yerleşmiş müslüman-demokrat AK Parti’ye oy veren bu taşralılardan bıktıklarını söylüyor, “köylerine dönsünler” çağrısı yapıyorlar.
Sosyoloğ Emre Aköz’e kalırsa bu kemalist takım statülerini korumak için her yerde her şeyi yapmaya hazırdır. Seçilmiş parlamento her şey yapabilir, her şeye karar verebilir ama şimdiye kadar hakim olan Kemalist devlet yapısına ve politikasına asla dokunamaz.
Aköz bu politikayı şöyle açıklıyor: „Türk devleti askeri olmalı, Atatürk ordu dokunulmaz mübarekler olmaya devam etmeli, böyle kalsın istiyorlar.”
Aköz’e göre bu zengin ve devleti elinde bulunduran elit Türkiye’deki değişimlere karşı direniyor ama böyle bir mücadeleden de dersler çıkarmak için bir fırsattır ve herkes bundan mutlu olmalı. “Türkiye kabuk değiştiriyor. Dha demokratik ve daha açık olmak istiyor. Avrupa Birliğinin de katkılarıyla gerçek demokrasiyi yerleştirmek istiyor. Dünyanın başka yerlerinde bu değişimler çok kanlı olmuştur.”
Türkiye’de kanlı sokak kavgaları henüz olmadı ama cumhuriyetçiler tam bir yeraltı savaşı yürütüyorlar. Hele geçen yıl bu daha açık ve net görülüyordu. Önce “cumhuriyeti kurtarma” adı altında pek çok yürüyüş yapıldı ve milyonlar yürütüldü. Böylece cumhuriyetçi Kemalist CHP’nin seçimi kazanması planlandı. Bununla kalınmayıp ordu tarafından muhtıra verildi ve halk AK Parti tehlikesi için uyarıldı. Ama diledikleri olmadı ve CHP ancak yüzde 20 cıvarında oy alabildi.
Arkasından da Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmemesi için her türlü blokaja başvuruldu. Çünkü laik TC devletinin kurucusu Atatürk’ün sarayına bir müslüman-demokrat gelip oturamazdı. Bunun için Anayasa Mahkemesi devreye sokuldu. Bunlara göre cumhurbaşkanı seçimi yapılması için meclisin üçte ikisi toplantıya katılmalıydı ki Türkiye’de şimdiye kadar böyle bir şey hiç yaşanmamıştı. Ama daha sonraki süreçte küçük muhalefet partilerinin yardımıyla Gül cumhurbaşkanı oldu.
Seçimlerin üstünden sekiz ay geçti ve bu defa cumhuriyetçiler bir başka hileye başvurdular. Cumhuriyet savcısı AK Parti’yi tamamen yasaklamak için anayasa mahkemesine baş vurdu. Bu savcı; CHP, ordu, zengin Türkler, bürokratlar, zengin mahalleleri, yani yüzde 20 azınlık tarafından da destekleniyor. Anayasa mahkemesi de bu şikayeti kabul ederek AK Parti’nin ülke için tehlike oluşturduğuna dair karar aldı.
Buraya nasıl ve neden gelindi sorusu hala akıllarda kalmaya devam ediyor. yazılarından dolayı pek çok defa yargılanmış yazar Ahmet Altan analizini şöyle yapıyor: “Bizim elit batıyı sevdi, hep hayran oldu. Bu hayranlık müzik, dans, kravat, şapka, içki vs. ile sınırlı kaldı. Avrupa Birliği sürecinde batılı kültürün içinde demokrasi de keşfedildi. İşte bu süreçte batılı hayat tarzı olmayan büyük kitleler de yönetimde pay istediler. İşte sorun burdan kaynaklandı.”
Bu nokta da çok önemli: Ordunun ikide bir müdahalesine ilk defa karşı çıkıldı. “Yüzyıldır devlet ideolojisine bağlı olan Beyaz Türkler dünyaya açılmak istemediler ve var olan sistemin korunması için ne gerekiyorsa yaptılar, parlamentonun bu girişimlerini sabote ettiler. Neye mal olursa olsun eski sistemi elinde tutmak, değişimlere karşı durmak istiyorlar. Onlar için kırsaldan gelmiş bir takım insanların onları gelip yönetmesi korkulu bir rüyadır, kâbustur.”
TED tenis kulübünde adı Ali Pazarcı olan yaşlıca bir adam, tribünde iki genç ve güzel kızın arasına oturmuş tenis seyrediyor. Biri kendisinin torunu. “Ben iş adamıyım ve işim gereği bütün Avrupa ülkelerini dolaştım. Avrupa Birlği’nin AK Parti’yi desteklemesi beni hiç şaşırtmıyor. Onlar (Avrupalılar) AK Parti gibi büyük kitle desteği olan ve hükümet olan partinin neden kapatılması gerektiğini anlamıyorlar. Avrupalı kapatma davasına karşı çıkıyor çünkü onlar Türkiye’yi anlayamıyorlar. Avrupa’da faşizm neyse burda bizim için kökten dincilik odur. Bu AK Parti demokrasi demokrasi diyor ama aslında içlerinde aslında gönüllerinde şeriat var. Bunu anlayabilmek için Türk olmak lazım. Avrupalının kafası buna basmaz. Avrupalı bunu bilmez. bana kalırsa AK Parti’yi kapatacaksın ve Erdoğan’ı bir daha çıkmamacasına içeri kapatacaksın.”
Tam konuşmasının burasında torunu bir “ace” yapıyor. Ama rakibi topun “out” olduğunu söylüyor ve hakemin yanına gidiyor.
Not: teniste servis kullanan topu karşı tarafa atar, rakibi dokunmadan sayı yaparsa buna “ace” denilir.
Kaynak: Trouw
Çeviri: Nasname



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz