Nereye Dönsem Kömür Gözlü Sen!
Nereye dönsem kömür gözlü sen. Hangi yöne dönsem anamın kanlar içindeki o çığlıkları, hawarları ve sana özgü dile getirmiş ülkemin...
Binewşa NALÎN
Gençliğin orta yerinde vuruldu gülüşlerim, zamansız bi yağmur bastırdı; yarım kaldı düşlerim. Belki bu yüzden yetimdir sevinçlerim.
Son konuşmamızı dünmüş gibi anmaktayım. „Ben şuan gelemiyorum ama yılbaşında yanındayım. Bak ne olursa olsun geliyorum „değişinden üç gün sonra bu dünyadan göçmen şimdi oldu mu? Hangi kitapta , tarihte ve dinde yazar bu acı.
İşte geldi dayatı kendisini buluşma zamanımız. Ve takvimler hızla son yapraklarından kopup, yeni bir sürece mekan olmaya hazırlanırken geçmişi bir sır gibi gömüyorlar...
Biliyormusun ben sözümdeyim. Hala seni beklemkteyim hemde hiç bir zaman gelmiyeceğini bile bile seninle olan randevumu gözlerin gibi izlemekteyim. Tarih hep yanılgılar içerisinde belki bize bir yanılgı yapıp sayfalarını geri çevirir, eski zamana bir yolculuk bana sunar. Hani bir dakika yada saniye gözlerinde o son baharı görmem için bir iyilik yapar.
Biliyormusun ben her yılbaşı yani gelecek, bütün yılların yılbaşı tarihinde seni bekliyeceğim. Bugün nereye bakıyorsam sen ve annem kokuyor. Herşey annem, sen ve ben oluyor. Ve sonra arkadaki hayat gerçeğiyle karşılaşıyorum. Yokluk o büyük duygu kırgınlığıyla sarsılıyorum yorgun yüreğimle.bilirmişin esmer yüreklim, insanın yaratmış olduğu o küçücük hayalden uyanması yüreğinde açılmış derin sancılar oluştururken, ne denli korkunç tufan bir duyguyla boğuluşunu. Birde hiç tanımadığı duygularla, hiç bitmiyeceğini bildiği fırtınayla karışık depremler uyanıp ömür boyu bu acıyı kendi yüreğinde taşımak zorunda olacağı gerçekliği. En korkuncu kabullenemenin getirmiş olduğu ve yaratmış oluşturduğu o büyük tahribat. Ben seni bekliyeceğim, randevumuz vardı sakın unutma ha birde yazılmış sözlerimiz ve bir avuç hayellerimiz vardı... Ne güzel aradan geçen altı yıldan sonra ben seni şarabi hayaller duygusundayım...Hadi biraz bana bir şaka yap.
Bak bugün bir Nisan ve gelde şu yüreğime bir damla kardan ertilmiş su dök. Gel be Esmer yüreklim. biliyormusun gittiğinden beri senle kucak kucağa uyumaktayım. Ve senle uyduğum uykumdan uyanmak istemiyorum...Tekrar başa dönüp o korkunç anılara dönmek istemiyorum. Hep polayanaçoluk oynamak iştesemde olmuyor olmuyor olmuyor gerçek serseri bir kurşun gibi yüreğime saplanıyor...
13Ekim’in karanlığında başımda, yüreğimde ve odamda dolaşan ölümden kaçmaya çalıştım:Gece boyunca ölüm vardı ve her taraf ölüm kokuyordu . Ölümü burnumda his ediyorumdum ve ölüm beni ürkütüyordu ama ne yalan söyliyeyim sen hiç aklımdan geçmiyordun.Çünkü senin ölümün bana çok uzaktı. Bilemezdim senin toy yüreğinle ve bilmezliklerine 19 yaşına 19 gün kala bizi terk edeceğin. Ve gece ölüm ve kan kokuyordu.O korkunç duyguyla uyanırken sabahın selinde,yani zamansız zamanların birinde alıyorum yine yürekleri parçalayan o acı haberi. Bütün gitmeler neden böyle zamansız esmer yüreklim.
Bütün gitmeler neden ardında köyü bir sessizlik bırakır. Acep bize haksızlık ettiğini düşünüyormusun bira. Neden zamansız gidişlerin ardında bıraktığı sorular bu kadar cevapsız? Ne çok cevapsız sorular var şimdi bizim aile ve dostlarının gözyaşına boğulmuş sofrasında.Yıllar ve tarih şahitti. Biz hiç sırtımızı çevirmemiştik ki ölüme, böyle zamansız ve sessizce göçüp eksiltın bizi.Bir yanını bez topuna batırılmış ateşten iğnelere bırakırken yüreğimize.En güzel narin yanında kara toprağa armağan etmen. Ve bizi bir avuç kara toprağa hasret bırakman. Şimdi öldümü be BİRA BİRAYEMİN şimdi öldü mü? Welatemin. Şimdi dünyanın geri kalanından tecrit edilmiş kelimelerle biraz olsun hafifletmeye çalışsam da yüreğimin kar fırtınasını nafile, gittikçe şiddetleniyor anıların denizinde.Seni düşünürken zoruma gitmekte gurbet. Affet beni gelemedim son yolculuğuna. Sınırları zorladıysamda geçemedim telörgüleri.
Nereye dönsem kömür gözlü sen. Hangi yöne dönsem anamın kanlar içindeki o çığlıkları, hawarları ve sana özgü dile getirmiş ülkemin yanık yüreğindeki ağıtlar. ve babamın telefonun öbür ucundan gelen hergün biraz daha büzülüp imkansızlıkla solmuş yüreğinden gelen çaresiz içimi acıtan o ses. Ve şimdi senden bana kalan altı yıldır görmediğim o karanlıkların hüküm süremediği tek alan olan yüreğin.
En son senden gelmiş olan Fotoraflara (çok yakışklı olmuşsun ) karelerinin dışına taşan, insanı umuda büyür eden bakışlarının sıcaklığıyla ısıtmaya çalışıyorum yokluğunun soğuk rüzgarıyla üşüyen yüreğimi şu kör olası gurbet elinde. Hayatlarımızın ortasına oturan yarımlıkları bir bir yakmak istiyorum hayallerimizin ateşinde. Peki ya hayaller yarımlarla bölünmüşse esmer yüzlüm, onu neyle tamamlamalı şimdi. Gelde şu yaralı yüreğime bir cevap oluştur yalandanda olsa bu şaka günde. Bir Nisande ne olur.
Hani hatırlarmısın bana derdinki senin ismin her güzel şeye yakışıyor. Şimdi söyle be Welat senin o güzel ismin o mezar taşına hiç yakıştı mı? Sana olan sevgim KÜRDİSTAN kadar büyük... Artık kavuşmamız FIRAT'ın DİCLE'sinden kopması kadar imkansız, gidişim HALEPÇE katliamı kadar acıdır.... Ama sana Newroz çocuklarıyla bir demet gül yüreğimden koparıtıp yolladım ve bir davet bir gece gelde derinliklerimde bana misafir ol. Newroza’te piroz be Birayemin Welatemin... Ölüm kokuyordu ogeçe, ve ben bilmezliklerdeydim etrafımı kuşatmış olan ölümden kurtulmaya çalışırken gerçek kurşun gibi yüreğime saplandı.!
1 Nisan 08
NOT:
Eğer yorumlar böyle olursa...
Biz de büyük emek sarfederek, makale bölümüne alırız.
İşte Binewşa NARÎN ve enfes yürek şarpneli duyguları



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz