Anasayfa | Türkçe | Güzel Bir Hafta Sonu İçin Ağva

Güzel Bir Hafta Sonu İçin Ağva

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Doğa ile başbaşa

Aylar ayları kovalayarak ömür geçiyor, Şehrin koşuşturması yorgunluğu bir kaçamak yapmayı zorunlu kılıyor. ...


Bilal Atış
b.atis73@gmail.com
www.bilalatis.blogcu.com

Aylar ayları kovalayarak ömür geçiyor, Şehrin koşuşturması yorgunluğu bir kaçamak yapmayı zorunlu kılıyor. İstanbul bizi öyle bir sarmalamış ki, ne kadar bunalsak da şehri uzun soluklu terk edemiyoruz. Eşimle beraber bir hafta sonu kaçamağı yapmaya karar verdik ve neresi neresi diye düşünürken İstanbul'un cennet parçası köşelerinden Ağva'da karar kıldık. Başka seçenekler de aklımıza gelmedi değil. Mudanya, Şile aklımıza gelse de eşim de ben de içimizde Ağva ağır basmaktaydı.

Cuma akşamı hazırlığımızı yapıp Cumartesi erkenden yola koyulduk. Resmi ismi her ne kadar Yeşilçay olsa da hala Ağva olarak bilinen bu şirin belde Şile'ye 40, İstanbul'a 100 km uzaklıkta. Keyifli bir yolculuk olmuştu. Şile'den sonra Ağva yolu nefes kesen bir manzaraya sahipti. Yolun iki tarafındaki meşe, kayın ve gürgen ağaçları yol boyunca bize eşlik ettiler. Ağaçlar zaman zaman iki taraftan birleşerek yolu bir tünel havasına sokmaktalar. Anlatılması zor bir lezzet. Sabah erken olduğu için trafik derdimiz olmadı. Benim taka biraz nazlı olduğu için Yenibosna'dan iki saat olmadan Ağva'ya vardık. Güzel bir hava, güzel bir belde ve güzel bir deniz hafta sonu bizi misafir edecek anlaşılan.

Kuruluşunun 7. asra değin uzandığı sanılan beldeye 14. asır ortalarında Konya, Karaman ve Balıkesir'den göçen Türkmen boyları yerleşmişler. Mevcut nüfus da bu boyların devamı. Belde insanı geçimini turizm, ormancılık ve balıkçılıkla sağlıyor. çevresi tümüyle ormanlık olan Ağva'da kesilen ağaçların çoğunluğu odun kömürü yapılıyor. Söylendiğine göre bir dönem İstanbul'un odun kömürü ihtiyacını belde tek başına karşılıyormuş. Beldenin ekonomisinde turizm önemli yer tutuyor. Adım başı konaklama tesisleri ve lokantalar mevcut. Her damak tadına hitap ediyorlar. İçkili içkisiz yerler, ızgaracılar balık ağırlıklı mutfak aklınıza ne gelirse Ağva'da mevcut. Ziyaretçilerini irili ufaklı tesislerde ağırlıyorlar. Biz de derenin hemen kenarında ufak ama tatlı bir otele yerleştik. Camdan bakınca dere ve ağaçlar tatlı bir tablo arzediyorlar. Odanın manzarası dahi buraya gelmemize kifayet etmişti. İnsan biraz düşününce burasının da İstanbul olduğuna inanamıyor.

Ağva İzmit'ten çıkan Ağva ve Göksu derelerinin arasında kalıyor. Beldenin adı Latincede “iki dere arasına kurulmuş köy” anlamına geliyor. Ağva deresinin iç kısımlarında demirlemiş takalar sabahın erken saatlerinde Karadeniz'e açılıyorlar. Mevsimine göre lüfer, palamut takılıyor ağlara. Dere ağzından ise daha çok kefal ve sazan yakalanıyor.

Otele yerleştikten sonra Ağva'yı keşfe çıktık. Deniz işini yarın erken saate bırakarak dere kenarında yürüyüşe çıktık. Yer yer sazlıklar arasından çıkan kayıklar objektifimize güzel görüntüler vermekteydi. Dereleri keşfetmek bizi heyecanlandırmış ve bir o kadar da yormuştu. Akşama doğru otelimize döndüğümüzde şehirdekine benzemeyen bir yorgunluk içerisindeydik.  Otel sahibesi hanımın dere kenarına yerleştirdiği masalardan birisine yerleştik ve gelen arkadaşa siparişimizi verdik. Derenin ve ağaçların oluşturduğu kompozisyonda yemeğimizi nasıl yediğimizi hatırlamıyorum.

Eşimi de denize sokmak için sabah beş olmadan kumsala indik. Harika bir görüntü oluşmakta idi. Orman, deniz ve ufuktan yeni atmaya başlayan güneş ışınları. Pazar ve de sabahın erken saati olunca kumsal tüm güzelliğiyle kendini bize bıraktı. İnsanların gelmesinden endişe ederek yedi sularına kadar denizin keyfini çıkardık. Mevsime göre serin sayılır. Temiz bir Karadeniz sahili ve tatlı Ağva manzarası. Şehrin bütün olumsuzluklarını sulara bırakarak çıktık. Ağva'nın ince kumlu uzun kumsalında eşimle el ele uzun bir yürüyüş bizi sabah kahvaltısına hazırladı. Romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenen Ağva'nın şifalı kumsalında doyumsuz saatler geçirdik. Akşam yemeğini yediğimiz masada güzel bir kahvaltı kaybettiğimiz enerjiyi kazanmamıza yetti.

Kahvaltının ardından beldede gezintiye çıktık. Belde esnafından buraya özgü hediyelik eşyalar alarak Ağva'yı anılarımıza yerleştirmek istedik. Gün ilerliyor ve yavaş yavaş dönme zamanı geliyordu. Otelimizden eşyalarımızı alıp istemeyerek de olsa bu şirin beldeden ayrılmak durumundaydık. Belki bir dahaki yaz bir daha nasip olur ümidiyle İstanbul yolunu tuttuk.

31 Mart 08

 

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: