Anasayfa | Türkçe | Öcalan: Susturun Şu Nasname Radyosunu!...

Öcalan: Susturun Şu Nasname Radyosunu!...

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image 'Hayır!.. Susmayacağız!.. '

Nasanamenews/Haber Bu sefer bir yenilik daha yaptık. Bize 'İmralı Buyrukları'nı gönderen kaynağımızn galiba başı dertte. Bizim de başımız dertte. Var yok 'Zavallı Öcalan' ile uğraşıyoruz. Baksanıza o da bizimle uğraşıyor. Biz 'Süryanilere topraklarını verdik.' O tututturmuş, "Azınlıkların Kürdistan'da talepleri olmuş" "Ermeni ve Yahudilerin örgütlülükleri olabilir, olmalıdır da. Diyarbakır'da bir Süryani ve Ermeni Mahallesi olabilir, olmalıdır da. Urfa'da da Yahudiler için bir mahalle olabilir. Ama öyle gizli kapitalist oyunlarla olmaz. Açık bir şekilde yer edinebilirler, bir mahalleleri olabilir." diyor. Olacak şey mi? Bir de...'Susturun şu nasname radyosunu' diyor...

Sade ve Yorumsuz İmralı Buyrukları

10:25 / 03 Temmuz 2009
“Bazıları buna demokratik müzakere diyorlar, doğrudur. Müzakereler mutlaka başlamalı” dedi. Kürtlerin “toplumsal Lozan'a” hazırlanmasını isteyen öcalan, Kürtlerin bugüne kadar çok yol kat ettiğini ifade ederek, “Bundan sonra Ortadoğu'da Kürtlerle ittifak yapılır, Kürtler dikkate alınır”
“Ulusal Halk Kongresi”
 

“Nabi Yağcı'nın iki yazısını okudum. Beni kısmen anlıyor. Eski Komünist Parti başkanıdır. Bugünlere nasıl gelindiğine şaşıyor, biz bu hale nasıl geldik diye soruyor”

“Mustafa Kemal'in demokratik yönleri bilinenden daha fazladır. Ordu bunu benden daha fazla biliyor. İki örnek vereyim. Mustafa Kemal, ‘egemenlik milletindir' diyor. Yani egemenliği her türlü hanedanlıktan alıp halka veriyor. Burada halk içindeki hanedanlıklar da dâhildir. Aşiret, ağalık gibi halk içindeki her türlü hanedanlıklar da dâhil, bunları alıp egemenliği halka veriyor. Mustafa Kemal, Fransız jakobenlerden esinlenmiştir. Jakobenler, hâkimiyet kaynağı olarak ulusu esas alıyor.”

“Mustafa Kemal'in demokratik bir yönü de Kürtlere geniş özerklik verilmesi gerektiğinden bahsediyor olmasıdır. Kürtlere bir karşıtlığı yoktur. İttihatçılarla mücadele içerisindedir. Mustafa Kemal ittihatçılar için “hepsini asarım” diyordu. İttihatçılar Mustafa Kemal'e suikast düzenlediler. Topal Osman olayı var, Mustafa Kemal'e yönelik girişimleri var. İttihatçılar cumhuriyeti faşist diktatörlükle yönetmek istiyorlardı. Ama ittihatçı zihniyet kazanmıştır. Mustafa Kemal boğuntuya gelmiştir. O dönemde Hitler gitti ama ideolojisi baki kaldı. Bu faşist ideoloji altmış yıl devam etti.”

“Mustafa Kemal, Kürtlerle ittifak yaptı. İslamcılarla ve Komünistlerle uzlaştı. İttihatçı kadroların iktidarı ele geçirmesinden sonra 1925'ten itibaren Kürtler tasfiye edilmeye başlandı. 1924'te Kürtlere muhtariyet verilmesini söyleyen Mustafa Kemal, nasıl oldu da 1925'ten sonra Kürtleri tasfiye ediyor! Bunları iyi anlamak lazım. Mustafa Suphileri Mustafa Kemal mi öldürttü, ittihatçılar mı? Bu konuda aydınlanmaya ihtiyaç var. Said-i Nursi ve Mehmet Akif'in sürgünleri de biliniyor. Bunların Mustafa Kemal tarafından yapıldığı biliniyor! Ama öyle değil. Bunları Mustafa Kemal mi ittihatçılar mı yaptı? Ben bunları ittihatçıların yaptıklarına inanıyorum.”

“Mustafa Kemal'in demokratik yönünün esas alınması gerektiğini söylüyorum. Ordu, bunu anlamak zorundadır.”


“Türkiye'de Musul-Kerkük nedeniyle 1925'ten itibaren İngilizler egemen oldular. 1944'ten itibaren de bu öncü rol Amerika'ya geçti, Amerika hâkim oldu, 1944'te 20 kişi Amerika'ya gönderildi. İsmet Paşa da iflas etti. Amerika öncülüğünde bugüne kadar geldi.”

“MHP, işleri karıştırmak istiyor. Devlet Bahçeli ile ilgili şu değerlendirme yapılabilir. Devlet, Devlet'e bir görev vermiş ve bunu iyi ezberlettirmiş. Bahçeli'nin görevi şu; Orta Toroslardaki Türkmenleri, Adana, Osmaniye'deki Türkmenleri kontrol altında tutmak, siyaseten pazarlamaktır. Devlet Bahçeli bunu yapıyor. Baykal da Batı Toroslar, Antalya, İzmir, Ege kıyılarındaki Türkmenleri kontrol altında tutuyor. Ben MHP için hepsi faşisttir demiyorum. MHP'de Mansur Yavaş gibileri de var. Bunlar biraz daha demokrat. MHP'nin bu durumu değişebilir mi, demokratikleşebilir mi? İstenirse demokratikleşebilir. Kürtlerle Türkmenlerin yakınlığı vardır. Bizim içimizde de Türkmen şehitlerimiz vardır. Hatta Urfa-Halfeti civarlarında bizim köylerle komşu Türkmen köyleri vardır. Türkmenlerle Kürtler iç içe yaşıyorlar.”

“Türkmenler, en az Kürtler kadar demokratik bir geleneğe sahipler. Hep isyan etmişler. Türkmenler, Selçuklular döneminden beri hep isyan etmişler. Dört bin Türkmen Selçuk Bey'in zulmünden İran'a geçmişler. Oğuzlar da Selçuk Bey'in zulmünden kaçmışlar, Anadolu'ya geçmişler. Beylerin, hanedanların tarihini değil, halkın tarihi, yoksul Türkmen halkının tarihi incelenmeli.”


“Kürtlerin zayıfladığı söylemleri, propagandatif sözlerdir. Bir değeri yoktur. Kürtler çok yol kat ettiler, iyi eğitim aldılar. Bundan sonra Ortadoğu'da Kürtlerle ittifak yapılır, Kürtler dikkate alınır, Kürtler arkalanır. Ortadoğu'da beliren, gelişen Kürtlerdir. Kürtler siyasi olarak çok gelişmişlerdir”


“Amerika işin içindedir. AKP bu sorunu çözmezse ABD onun alternatifini hazırlar. Ondan sonra da Kürtleri destekler, İsrail de destekler. AKP Suriye, Suudi Arabistan ve İran'la ittifak yapmak istiyor. Bunu yaparsa ABD desteğini çeker, biterler bunlar”

“İtalya için Cossiga neyse, Türkiye için de Demirel odur. Demirel'e o görev verilmiştir. Türkiye derin devletinin siyasi temsilcisidir. Demirel Türkiye'nin Cossiga'sıdır. 70'lerden beri bu görevi yürütmektedir. Halen de etkili olmaya çalışıyor. ‘90'larda Doğan Güreş, çiller için ‘şak talimat verir tak yaparız' diyordu. Bu onun lafıdır. çiller bize karşı çok çalıştı. İngiltere'den yeşil ışık almışlardı.”

“özal, cesaretliydi. Kişisel cesareti vardı. Sorunu anlıyordu, biliyordu. Ama Ergenekon özal'ı bertaraf etti. O dönem Amerika'nın Ergenekon'a desteği vardı fakat Amerika 2007'de desteğini o kesimden çekti. Erdoğan ve Gül, Ergenekon mazeretine dayanamazlar.

Türkiye'de demokratik siyaset kanalları için zemin var. Fransız Devrimi Avrupa'daki demokratikleşme için nasıl rol oynadıysa, Rus Devrimi de tarihte nasıl bir etki yarattıysa bugün de Türkiye'de öyle bir toplumsal zemin var. Türkiye büyüyecek. Türkiye'nin öneminden bahsedilmesinin nedeni de budur. Şu an Türkiye'de laik kesim direniyor, bırakmak istemiyor. İslami kesim de tıkanmış, bir tıkanma yaşıyor. Her iki kesim de tıkanmış. Biz bu tıkanmadan demokrasiyi çıkarmak istiyoruz. Erdoğan'ın büyük halk desteği var. Türkiye'deki ekonomik bir kesim arkasında, Erdoğan bu kesimi temsil ediyor. TOBB da onu destekliyor, TüSİAD'ın önemli bir kesimi laikçileri, bir kesimi de Erdoğan'ı destekliyor. Biz bu nedenle demokrasinin kazanmasını istiyoruz.”

“Deniliyor ki Erdoğan laik hegemonyanın yerine İslami hegemonya kuracak. Biz böyle bir hegemonyayı kabul edemeyiz. Bizim istediğimiz demokrasinin kabulüdür. Ancak Türkiye böyle rahatlar. Her kesimin de buna, demokrasiye ihtiyacı var. En az Kürtler kadar Türkmenlerin de Türkiye halkının da demokratikleşmeye ihtiyacı var. Türkiye'de muhafazakâr demokratları AKP'nin bir kesimi parlamentoda, parlamento dışında da Saadet ve diğer bazı kesimler temsil ediyor. Liberal demokrat kesim de örgütlenmiş. Bunları da Taraf çevresi ve diğer bazı kesimler temsil ediyor. TüSİAD var, TOBB var. Radikal demokratlar var. Demokratik sol var. çatı Partisi çalışmaları yüzeysel, sıradan çalışmalar olarak görülmemelidir. Her gün çalışılmalı, ciddiyetle yaklaşılmalı.”

“Radikal demokratlar ve demokratik solun toplantılar yapmaları lazım, birlikte hareket etmeleri, birleşmeleri gerekir. Bu üç kesimi ben Demokratik Anayasacılar Bloğu olarak nitelendiriyorum. Bu üç kesim birlikte hareket ederlerse Türkiye'yi demokratikleştirebilirler. Demokratik Toplum Kongresi de sivil anayasa çalışmalarını yapmalıdır. Nasıl bir anayasa istediğini kararlaştırmalıdır.”

“AKP'nin ekonomik gücü var, siyasal gücü var ama yine de üç yüz tane akademisi var. AKP, benim fikirlerimden yararlanıyor ama bizimkiler yararlanmıyor.

Bölgede bir tane futbol takımını bile idare edemiyorlar. Kadınlardan oluşan bir folklor ekibi var mı, tiyatro grubu var mı? Bunlar demokratik faaliyetlerdir. Kürtlerin sporu, folkloru, tiyatrosu olacaktır elbette. Bu başarılabiliyor mu? Siyaset ciddiyet gerektirir.”

“Kadın toplumda bir nesne konumundadır. Toplumda böyle algılanıyor. Kadınlar daha çok çalışmalılar. Ben onları desteklemeye devam edeceğim. Kadınlar için yeni bir yaşam imkânı sunmaya çalışıyorum”

“Açıklayacağım yol haritasından sonra demokratik açılımlar, adımlar gelişmek zorundadır. Bazıları buna demokratik müzakere diyorlar, doğrudur. Müzakereler mutlaka başlamalıdır. Kürtlerle müzakereden korkulmamalıdır, biz Cumhuriyetin değerlerine karşı değiliz ki. Cumhuriyetin bütünlüğünden demokratik çözümden yanayız. AKP demokratik çözümü geliştirmezse ABD soruna müdahil olur ve AKP o zaman biter. Cumhurbaşkanı Gül, “ya çözülecek ya çözülecek” diyor. çiller de ‘ya bitecek ya bitecek' diyordu. çiller bunu imha için söylüyordu. Cumhurbaşkanı Gül'ün öyle değil.”

“Ben umutluyum müzakereler gelişebilir, kesin gelişir demiyorum ama gelişme ihtimali var. Başbakan da Cumhurbaşkanı da çözümün önünü açmalıdır. Eğer müzakereler başlarsa örgütün de beni dinleyeceğini düşünüyorum. çözüm gelişmezse o zaman ben çekilirim, kendi kararlarını kendileri verirler”

‘Toplumsal Lozan” diye adlandıran öcalan, şunları kaydetti: “Ben gelişecek çözüm için toplumsal Lozan diyorum. 1920'lerdeki Lozan, ulusal Lozan'dır. Bu Lozan'la, Cumhuriyet kuruldu. Bu cumhuriyet bugüne kadar demokratikleştirilmedi, şimdi demokratikleştirilmeye ihtiyacı var. Bu nedenle toplumsal Lozan diyorum. Bu toplumsal Lozan'la toplumun tüm kesimleri demokratikleştirilecek. Bugün bunun zemini de vardır.

Kürtler Toplumsal Lozan'a iyi hazırlanmalıdır. Bu Toplumsal Lozan'la, Kürtler demokratikleşmenin öncülüğünü yapacak. Kürtler, toplu halde, toplum olarak bir savaşa hazırlanır gibi Toplumsal Lozan'a hazırlanmalıdır. İşte bunun için Demokratik Toplum Kongresi her gün sürekli çalışmalıdır. Kürt Konferansı da bir an önce yapılmalıdır. Beş ilke, dört pratik önerim Konferans'ta tartışılmalıdır.”

“Amerika, 2007'de bazı kesimlerden desteğini çekti. Bu kesimin içinde Talabani ve Barzani de vardı. Amerika bazı konularda desteğini çekince bunlar da şaşkınlık içindeler. Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Güçlerinin azalacağından korkuyorlar. Kürtler kendi ulusal birliklerini mutlaka kurmalıdır. Kürtlerin kendi Ulusal Halk Kongresi oluşturulmalıdır. Güney'dekilerle beraber tüm Kürtler Ulusal Kongre'yi oluşturmalıdırlar. Bir de Güney'dekilerle beraber ulusal bir savunma birliği oluşturulabilir, oluşturulmalıdır. KCK benzeri bir yapılanma tüm Kürtler için kurulabilir, kurulmalıdır. Bu üç konuda Ulusal Kongre, Savunma ve KCK konusunda Kürtler ortak örgütlenmelerini gerçekleştirmelidir. Ortak stratejik planlamalar, hedefler oluşturmalıdırlar. Kürtler Ortadoğu'da geleceğini ancak böyle kurabilir, böyle garantiye alabilir. Güneylilerin güvencesi de budur.”

“Azınlıkların Kürdistan'da talepleri olmuş” “Ermeni ve Yahudilerin örgütlülükleri olabilir, olmalıdır da. Diyarbakır'da bir Süryani ve Ermeni Mahallesi olabilir, olmalıdır da. Urfa'da da Yahudiler için bir mahalle olabilir. Ama öyle gizli kapitalist oyunlarla olmaz. Açık bir şekilde yer edinebilirler, bir mahalleleri olabilir.”

“Gazeteler ve mektuplar sansürlenerek veriliyor”“Kadınlara, gençlere, cezaevlerine, halkımıza selamlarımı iletiyorum”

ANF NEWS AGENCY
Not:  ANF‘den aldık. Teşrifatçılıklarını kırptık.
Sade ve yorumsuz veriyoruz.
Nasnamenews/Haber

Yorumlar (8 gönderildi):

Semdin .. 04 Jul, 2009 03:09:55
avatar
Bu görü$me notlarini! okurken artik gina geliyor.Beton Misto kadar ba$ina tas dü$sün Awdo.Misto diyor ba$ka bir$ey demiyor.
Nasname sizden rica ediyorum artik bu görü$me notlarini yayinlamayin illede yayinlayacaksaniz $u Mistonun adina bir cizik cekerek yayinlayin.Sizdende artik $üphelenmeye ba$ladim.Awdo müritlerine sindirdi bu Mistoyu sizde okurlariniza mi sindirmeye cali$iyorsunuz yoksa.Kürt olmak Mistonun adini ezberlemekten gecer hesabina geldi bu i$ sanki.
Mahir .. 04 Jul, 2009 04:47:38
avatar
Yaziyi kaleme alan arkadas halk ve millet arasindaki kavrami galiba bilmiyor.Ibrahim kaypakkayanin secme eserlerini okursa bu farki anliyacagini sanirim
ali .. 04 Jul, 2009 09:26:09
avatar
bizim lisede osman hoca diye bir hocamız vardı...
her ders ama her ders edebiyat dersi olmasına rağmen 1850 den başlar 1950 kadar olan siyasi gelişmeleri anlatırdı. artık ne diyeceğini ezberlemiştik. kelimeyi söylerken ikinci kelimeyi artık ben tamamlıyordum. avdo da aynı kulvara girmiş. kafa sulanmış. mıstodan başka bir semayesi kalmamış... her kürt gencinin televizyondan elde ettiği malumatla yapacağı değerlendirmeleri yapıyor.

evdo değerlendirme değil, çözümleme değil bize hareket ve bereket lazım. onuda senin babanın kumşu köylerden görüp aşık olduğu türkmenlerden dayıların yüzünden sende yok zaten...

evdo valla senin yazılarını kendime keyiflenmek için bahane araken okurum. ne yapalım başka türlü bu kadar bağlantısız şeyleri ağlatılayıp kendince büyük düşünce adamı olduğunu sanamanın başka adını bilmirem valla kurban...

selamlarını aldım...kürt kadını mirin başkasının selamına iltifat etmez avdocan...senin eline kalem verip mıstoyu ezberletenlere söyleyeceğimiz komik olmayın...hiç komik olmayın...
ali sönmez .. 04 Jul, 2009 09:53:39
avatar
KIVIRTARAK KEMALE YAMANMAYA ÇALIŞANLARIN SURATINA SAİDİ KURDİDEN TOKATLAR...

2.Abdülhamit'e yazdığı dilekçenin metni dönemin Şark ve Kürdistan adlı gazetesinin birinci sayısında
şöyle yayınlanır:
"Şu medeniyet dünyasında ve bu ilerleme ve yarış çağında diğer arkadaşları gibi Kürtlerin de ilerlemeye
ayak uydurabilmesi için hükümetin yardımı ile Kürdistan'ın kasaba ve köylerindeki mekteplerin kurulmuş
olması memnuniyetle görülmekte ise de bu mekteplerden Türkçe'yi az da olsa öğrenmiş olan çocuklar
ancak yararlanabilmektedir. Türkçe'yi bilmeyen Kürt çocukları ise, medreselerde okutulan ilimleri terakki
etmenin biricik kaynağı olarak bilmektedirler. Yeni açılan bu mekteplerdeki öğretmenlerin mahalli dili
(Kürtçe) bilmemeleri dolayısıyla bu çocukları eğitim ve öğretimden mahrum bırakmaktadır. Bu ise vahşete, karışıklığa, dolayısıyla batının gürültü ve patırtı çıkarmasına sebep oluyor. Aynı zamanda
halkın devamlı olarak vahşet ve taklitte yerinde sayması, sürekli olarak vehim ve şüphelerin etkisi altında
kalmalarına sebep oluyor. Eskiden her yönden Kürtlerden geri olanlar bugün onların hala yerinde
saymalarından dolayı çeşitli şekillerde istifade etmektedirler. Bu ise, biraz olsun hamiyet duygusu
taşıyanları düşündürür. Bu üç nokta, Kürtler için gelecekte korkunç bir darbe hazırlıyor gibi ileri görüşlü
olan kimseleri yaralamıştır. Bunun çaresi, örnek olacak şekilde bu konuda teşvik ve rağbete öncülük
yapması için Kürdistan'ın farklı yerlerinde yeni medreselerin açılması ve bir kısım medreselerin de
canlandırılması, Kürdistan'ın maddi ve manevi olarak geleceğinin garanti edilmesi açısından önemlidir.
Bunun ile eğitimin temelleri atılmış olur. İşte o zaman herkesten çok adalete muhtaç ve medeni olmaya
müsait olan Kürtler fıtri cevherlerini göstereceklerdir."

Bediüzzaman Said-i Kurdî'nin bütün bu çabaları sonuçsuz kalır. Üstelik bu dilekçe ve istemi üzerine
tımarhaneye atılır. Tımarhanede muayene sırasında doktora şöyle der:
"Ey Tabip efendi! Sen dinle ben söyleyeceğim. Divaneliğime ait delilleri sana vereceğim. Beni muayene
ederken şu noktalara dikkat etmelisin :
Ben Kürdistan dağlarında büyümüşüm. Kaba olan hallerimi Kürdistan ölçüsü ile tartmalısınız. Çünkü
Kürdistan'da en değerli ahlak; cesaret, izzet-i nefs, salabiyet-i imaniye ve muvakkat-i kalb ve lisandır.
Medeniyette nezaket denen şey onlarda dalkavukluk sayılır.
Halim ve ahlakım elbisem gibi insanlara aykırıdır. Hakkı mihenk olarak alınız. Zamanın veya adetlerin
geçerli hale getirdiği ‘neme lazım başkası düşünsün' gibi kötü huyları kendinize görenek vasıtasıyla
uyulması zorunlu birer örnek ve ölçü yapmayınız. Bilakis şöyle denmeli; ‘müslümanım İslamiyet cihetiyle
manen görevliyim ve sadakatle mükellefim'.
Asabi bir adamım; özellikle benim gibi sinirli bir kimsenin telaşlanıp öfkelenmesi kaçınılmazdır. Bilhassa
yüksek bir fikri yani İslami manadaki bir hürriyet fikrini on beş sene hayal ettiği halde tam gerçekleşeceği
sırada büyük bir tehlike ile karşı karşıya bulunan ve bu inkılabı seyretmekten mahrum kaldığını gören bir
kimse nasıl telaşlanıp öfkelenmesin.
Eğer dalkavukluk, yaltaklanma, kedi gibi yalvarmak ve toplumsal yararı kişisel yarara feda etmek akıl ve
mantığın gerektirdiği bir şey sayılıyorsa şahit olunuz ki ben o akıldan istifa ediyorum ve divanelikle
övünüyorum.
Asıl hasta olan bizim doktorlarımızdır. Ki, kendi raporlarıyla mecnundurlar.
Ey doktor! Önce o bêçareleri tedavi et, sonra beni."
.............................
yorumcu .. 04 Jul, 2009 12:59:41
avatar
doğruları söyleyen ve dile getiren hiçbir şey herhangi bir şiddet ve güçle asla susturulmaz.eğer nasname de ezilen halktan yana konuşuyorsa susmasına bir neden olmadığı gibi de hiç kimsenin gücüde susturamaz.çünkü her gerçek konuşanın arkasında büyük halk güçleri var.zaten yanlış diyeninde br dinleyeni olmaz.Bakın trt bir kanal şeş'i var ben dinlemiyorum.Çünkü dinlerken onlar adına utanıyorum rezilliğin bini bir para derler ya o misal.bir program ne olduğu hangi dili konuştuklarını anlamak imkansız.ancak bir roj tv var bir mezopotamya tv ve radyosu 24 saat dinliyoruz.ancak şu nasname radyosunu ilk duyuyorum.türkiye istanbuldan o radyoyu nasıl dinleyebilirim.bir dinlesem ona göre not veriridim.bakalım gerçekten sayın Öcalan nın dedği gibi susturulması gereklimi değilmi yararlımı zararlımı.
baran .. 04 Jul, 2009 03:14:14
avatar
'Susturun şu nasname radyosunu' basligini atmissiniz. ama yazinin hicbir yerinde öyle bir söylem göremedim. rica etsem yazi icerisinde 'Susturun şu nasname radyosunu' kismini kalin puntolarla tekrardan yayinlayabilir misiniz?
Sava$ ve Finans .. 04 Jul, 2009 08:32:36
avatar
Awdocular silah birakma cizgisine gelir mi?
Gelirse Awdocu Finans endustrisi ne olacak?Eskiden beri silahli sava$ verildigi soylenerek halk koyun gibi sagiliyordu?

$imdi ne olacak?Paralar kime kalacak?Nasil bir ic kapi$ma olacak?

Bu konu de$ilmeye muhtaç...
Ali .. 05 Jul, 2009 03:07:49
avatar
M. Karayılan son konuşmasında "Kürdlerin birliği gerçekleşmezse çok ayıp olacak" miş... Diye bar bar bağırıyor. Peki, bunda hiç mi senin sucun Kek Murat!
Atatürk'e sahip çıkarak Kürd birliği gerçekleşir mi?
Şeyh Sait direnişini "gerici" diye halka anlatarak Kürd birliği gerçekleşir mi?
"Devlet istemiyorum" Güney Kürdistan'daki oluşumu "bölgede İkinci bir İsrail" olarak nitelemekle hiç Kürd birliği gerçekleşir mi?
Elleri Kürd kanına bulaşmış Ergenekoncularla içli dişli olmakla Kürd birliği nasıl gerçekleşecek?
TC devletinden görev ve hizmet beklemekle Kürd birliği gerçekleşir mi?
Bence her şeyden önce emirlerine itaat ettiğin, bir hafta Marx'ı, Lenin'i, bir hafta Mandela'yi, bir hafta Gandi'yi aştığını iddia eden şu "Kürd Halk Önderini" bir ayıplasan olmaz mı?

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: