"İlişki"
Şükrü Gülmüş- Politik Mizah Yazılarım Yan koğuşun duvarına vurdular. Duvara tırmandılar. ‘Heyyy.. Kimse yok mu? Biz devrimciyiz...Diyarbakır Zindanından sürgün geldik. Sizinle ilişkiye geçmek istiyoruz’ diyorlar. Ama kimse ses vermiyor.
İlişki kelimesini herkes bilir.
Ne sözlük ne de etimolojik anlamını açıklamama gerek var.
Hazret'in pek sık kullandığı bir kelimedir.
Mesela şunun şununla ilişkisi var diye bir ayet yazdı mı akan sular dururdu. "MİT'le ilişkisi var, Almanlar'la ilişkisi var, falanla ilişkisi var" onun için rutin terimlerdi.
Ne yana çekseniz gelir bu kelime ama ben size iki tane “ilişki” hikâyesi anlatacağım.
***
Hazretin Şam istirahatgahı zamanlarında, çok eski bir PKK kurucusuyla sohbet ediyordu. Bir ara hazret kurnaz kurnaz düşünüyor gibi yapıyor ve şeş-beş bakan gözleri fıldır fıldır dönüyordu.
-Söyle bakalım Hüseyin, şimdiye kadar kaç ilişki geliştirdin?
Bunu hiç beklemeyen Hüseyin aniden ve düşünmeden;
-Çok başkanım!...
-Öyle miiii? Mesela kaç?
-Vala sayısını bilmiyorum. Çok dolaştım. Çok gezdim ve belki binlerce ilişki geliştirdim. İşimiz halkı örgütlemek...
-Ben öyle ilişkiden bahsetmiyorum aptal...Yani karşı cinsten birileriyle ilişki kurdun mu?
-Yok başkanım öyle şey olur mu?
-İyi, iyi.....
***
Belli ki Hazret, kurduğu tuzağa avı çekememenin siniriyle ‘İyi, iyi’ demişti. Ve işi geçiştirdi. Biz onun ne türden ‘ilişki’den bahsettiğini gerçekten o zamanlar bilemiyorduk.
Size bir tane de cezaevinden bir “ilişki” örneği vereyim.
Diyarbakır Zindanı’nın en cavcavlı, en işkenceli dönemini geçirdik. Bir tünel kazdık. Biz “kaçacağız” diyoruz, devlet “kaçamazsınız” diyordu. Tam bu esnada bize sürgünü dayattılar. Açıkçası anlaştık. 40 kişinin sürgününe karar verdik. 20’si Urfa, 20’si Antep cezaevine.
Ben, Karasu, Çürükkaya ve bazı belalılar Urfa’ya sürüldük.
O zamanlar ben ve Cezaevi Örgütü, yani Karasu ile sorunluydum. Onlarla anlaşamıyordum. Tesadüfe bakın ki aynı grupta sürgün olduk. Eylemlerde her şeyi bir kenara atar, kavgayı bir kenara bırakırdık.
Diyarbakır’dan çıkar çıkmaz sloganlar attık. Pusulalarla arabadan yazılar fırlatıyoruz.
Urfa Cezaevine geldik. Bizi 1. koğuşa aldılar. Toplam mevcudumuz 18 kişi. Oysa Urfa bir adli tutuklu cezaevi. Nerdeyse 600 kişi var.
İlk toplantıda beni koğuş sorumlusu yaptılar.
Oysa ben sorunluyum onlarla ama sorunluyu sorumlu yapıyorlardı.
Yardımcım Mehmet Tanboğa, siyasi denetleyenim Çürükkaya, Karasu da büyük şef havalarında. Hele de Bedo ve Feyzo adındaki Karasu bodygardları var ki illallah... Benden izinsiz sağa sola sataşıyorlar, duvarları vuruyorlar ve kendilerince “ilişki” geliştirecekler.
Onlara ne kadar ‘durun’ desem de durdukları yok.
Yan koğuşun duvarına vurdular. Duvara tırmandılar.
‘Heyyy.. Kimse yok mu? Biz devrimciyiz...Diyarbakır Zindanından sürgün geldik. Sizinle ilişkiye geçmek istiyoruz’ diyorlar.
Ama kimse ses vermiyor.
Ben onlara dedim ki; “Arkadaşlar hele durun. Biraz sabırlı olun. Yan tarafta kim var hala bilmiyoruz.”
Bana “Sen karışma!.. Sen idareye karşı sorumlusun. Bu işlere biz bakarız.” dediler. “İyi” deyip kenera çekilmekten başka elimden bir şey gelmezdi.
Az sonra yine aynı terane:
“Hey kimse yok mu? Biz devrimciyiz. Sizinle ilişki kurmak istiyoruz!..” dediler. Duvara tırmandılar. Havalandırma görünüyordu.
Derken bir kadın çıktı orta yere. Tam bir Urfalı yosma edası vardı.
-“Ne istisen lan... Ne hırlisan?”
-“Sizinle ilişkiye geçmek istiyoruz!”
-“Ne yapmak istisen?”
-“İlişkiye geçmek istiyoruz.”
Kadın şöyle bir gerildi. Elini beline koydu. Ters ters baktı.
-“Get ananla ilişki kur ibne!... Buralara kedem gelmişsen, hala akıllanmamışsan... Devrimciymiş. Sıçarım devrimciliğine lan!..”
Tabi bizim Bedo suratı kıpkırmızı, süt dökmüş kedi gibi duvardan indi.
Yüzüne baktım, baktım.
-“Aldın mı cevabını. Al sana ilişki...” dedim.
24 Mart 08



Yorumlar (1 gönderildi):
Gülmekten perişan oldum. Ne diyeyim yaradan iyiliğinizi versin. Sevgiyle elinizden öpüyorum
Yorum yaz