O Şimdi Ülkesinde Asker
68 Fransız Devriminin coşkulu havası, dünyanın dört bir yayına yayıldı. Bundan Güney Kürdistan’daki öğrenciler de etkilendi. Onları da bu dalganın içine çekti. Onlar, Saddam gibi bir diktatörün hüküm sürdüğü bir ülkede nefes alıyorlardı. Okumak,
yükselmek ve bireysel kariyerlerini tamamalamanın şansını elde etmişlerdi. Ama halkları esaret altında, ülkeleri baskı cenderesindeydi. Tekmelediler okumayı da, kariyer kaygısını da. Sosyalist fikirler gereği; Güneydeki önderliği de beğenmiyorlardı. Beğenmiyorlardı ama yeni bir alternatif de yaratamıyorlardı.
Böyle bir ikilem içinde kulakları Kuzey Kürdistan’da gelişen özgürlük mücadelesi onları cezbetti. Karar verdiler. Ve bu harekete katılacağız, dediler. Bazı arkadaşları sendeledi. Karar vermekte zorlandılar. Katılmadılar ama özlerini de korumaya söz verdiler.
Mustafa bu grup içindeydi.
Doğrudan doğruya dağlara yöneldiler.
Lakin Şam’daki Şamdan bunu pek hayra yormadı. ‘Buraya gelsinler’ dedi. Gittiler. Gördüler ve karar verdiler. Artık o’nu somut olarak da görmüşlerdi. Ama Şamdan ustaydı. Uyanıktı. Onları tatmin etti. Zaten her nabze göre şerbet vermesini Esad Ustasından çoktan öğrenmişti.
Ve Güney Kürdistanlı bu küçük sosyalist grubu, bir çırpıda dağıttı. Her birini ayrı ayrı yere yolladı. Çeşitli hile ve desiseyle kendisine bağladı.
Mustafa ve arkadaşlar, orta kademe kadro olarak savaşın her safahasında at koşturdular. Tarihe imzalarını atacak eylemlere girdiler.
*
Nihayet gün geldi.
Şam’da oturan Şamdan da bir sınavla karşı karşıyaydı. Ya onların olduğu sahaya gelecek ya da Şam’da bulunan ‘Baba Esad’ yol veriyordu. ‘Çık artık. Zamanın geldi’ dediğinde Şamdan bir saniye bile tereddüt etmeden Abdulhalim Haddam’a ‘Misafir misafirliğini bilmeli. Benim çıkma zamanım. Sizi daha çok ne yoracak ne sorun olacağım. Durumun vahametini biliyorum. Alın size TSK’nin ülkeye giriş planı bile benden var’ dedi.
Ve Şamdan yola çıktı.
Tabi dağa değil, direk Avrupa’ya. Bu O’nun yanıltma ve mağduru oynama oyunuydu.
Düşünün ya dağ, ya Türkiye!..
Dağı asla düşünmedi.
Türkiye’ye böyle gitmek Haydar Kutlu olmak demekti. O zaman PKK=TKP olacaktı. Böyle olan bir PKK ne kendisine ne bir başkasına yarardı.
Ol riveyet...
Ne oldu?
‘Alçak TC, Önderliğimizi komployla yakaladı. Çarmıha gerdi. İmralı’ya koydu’ olmadı mı?
İşte plan bu. Şahane... Bu şahane hala devrede.
Mustafa ve arkadaşları tek tek de olsa kararlarını verdiler. Bu ‘Anam Türktür. Hizmete hazırım’ diyen lideri tanımayacaklardı.
Kendilerini Avrupa’ya atmayı becerdiler.
Buralarda da bir müddet kaldılar.
Ama Irak’a müdahele yeni bir görev yeni bir çağrı yapıyordu.
İşte onlar, Mustafa, Mehmet, Ali, Veli ve ne kadar Kürd varsa şimdi kendi ülkelerinde birer görevli. Bu bir kalem tutmadan bir memuriyete ve bir bilgi aktarımına kadar giden yeni bir görevdir.
O nedenle Mustafa’yı bu inüforma içinde görünce;
O, şimdi ülkesinde bir asker, demek geldi içimden.
Bence güzel ve onurlu bir görev.
İnsan ne olacaksa ülkesinde ve halkının yanında olur.
Kutluyorum!...
24 Mart 08



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz