Gökhan Özgün-Radikal
Eğer Ergenekon'un sırlarını İlhan Selçuk'u 'içeri almadan' çözemiyorsanız, çözmeyin daha iyi. PKK'nın sırları için Ahmet Türk'ü gözaltına almaktan bir farkı yok bunun.
Ben Ergenekon denilen şeyin, bir 'çete'nin çok ötesinde, çok büyük ve tehlikeli bir yapılanma olduğuna inanıyorum. Ucu bucağı olmayan bir teşkilat. Öyle kolay kolay çökertileceğine de inanmıyorum.
Bu tür uçsuz bucaksız örgütlenmelerin kimi noktalarında çok gevşek, kimi noktalarında çok sıkı örgütlü olduğunu ben bu yaşımda artık biliyorum. Bu tür örgütlenmeler hayatın bir parçası olur. İnsanların yolu üzerinde durur. Kimi insanlar neyin içine girip çıktığını fark etmeden bu tür yapıların içine girer çıkar, hatta içinde bile yaşamaya başlar.
Hiçbir kadraja sığmayacak kadar geniş ve derin yapılanmalardır bunlar. Türkiye'de sayısız masum insan hayatının bir döneminde büyük resmi göremeyen birer zayıf halka olarak böyle yapıların içine girmiş çıkmıştır. Bu insanlara başbakan ve cumhurbaşkanı da belki dahildir.
Ergenekon, maalesef 'halk desteğiyle' varolan illegal bir yapılanmadır. Ve içindeki bazı odaklar silahlı mücadeleyi, derinden savaşı, meşru görmektedirler. Bu tür örgütlenmelerin odağında olanları, 'baş'larını ömür boyu içeri atsanız köklerini kurutamazsınız. PKK'lıları öldürürken olduğu gibi kendinizi sayılarla avutursunuz. Önemli ve zor olan bu 'hakiki' yapılanmaları meşru bir zemine geçmeye zorlamaktır.
Kök kurutma edebiyatı patolojik militer bir edebiyattır. Genelkurmay Başkanı'nın ağzında ne kadar hastalıklıysa, Başbakan'ın ağzında da o kadar hastalıklıdır. Ve bu ifadede çok acı bir gerçek gizlidir. Kökü olanı kurutamazsınız. Ya da kurutabilirsiniz, ama yaşla birlikte kuruyu da yakarsınız. Ormanı ateşe verirsiniz.
Artık hukukun zerresi olmayan bir ülkede hukuk varmış oyununu oynamak istemiyorum. Bu ülkede hukuk yok. Nokta. Birtakım kanunlar elbette var. O kadar. Kanunlar Hammurabi'den beri var.
Kanunun gücünü hukukun üstünlüğü diye yutturmaya çalışan, bunun için bütün zekâsını kullanan, ezelden ebede devlete uşaklık eden gazeteciliği de, akademisyenliği de, bu ülke için Ergenekon'dan bile tehlikeli görüyorum. Bir devletimiz var, kendimize millet diyoruz diye kanunlarımızın ve anayasamızın arkasında hukuk olması gerekmez.
İlhan Selçuk'u tanımam. Uzaktan bildiğim kadarıyla günahım kadar sevmem. Yazılarını bir gazetecilik hevesiyle bile okuyamam. Yazıları vücut kimyamı altüst, tüylerimi diken diken eder. Ama İlhan Selçuk'un gerçekten 12 Eylül'ü hatırlatan bir yöntemle 'içeriye alınmasını' kabul edemem, hazmedemem.
Bunun bir 'şıklık' meselesi, bir teferruat olduğunu da düşünemem. Benim gibi doğduğu günden beri bu memlekette her bulunduğu ortamın tefferuatı olan birinin teferruatlara takıntılı olmasını sanırım anlayışla karşılarsınız.
Sabaha karşı baskınla İlhan Selçuk'un evinde yapılan üç saat aramada bulunanları gerçekten merak ediyorum. Çünkü bunu merak eden milyonlar var bu ülkede. Eğer Ergenekon'un sırlarını İlhan Selçuk'u 'içeri almadan' çözemiyorsanız, çözmeyin daha iyi. PKK'nın sırları için Ahmet Türk'ü gözaltına almaktan bir farkı yok bunun. Bu tür insanlara yapılan bu tür muamele, adı gözaltı bile olsa, infazdır.
Yargısız infazdır. Kimse bana kanunlardan bahsetmesin. Kanunların arkasındaki akıl, izan, vicdan ve felsefeye hukuk adı verilir. Bu gözaltı kanuni ve/fakat hukuksuzdur. Tıpkı AKP'ye yapılan 'yargı darbesi' gibi. Bu tür hukuksuz girişimler, gayrimeşru zemine meyilli yapıların gayrimeşru zemine çekilmesini hızlandırır, o kadar.
Belli ki Türkiye'de yargı denen başbelası bölünmüştür. Benim yargım, senin yargın haline gelmiştir.
Son sözüm AKP'ye. Ortada bir savaş olduğu doğrudur. Ama bu savaşı yargı zemininde yapılan bir gerilla savaşına döndürmektense, gerçek bir hukuk savaşına çevirmek sizin vicdanınıza kalmıştır.
Evet, risk almanız gerekiyor. Evet, çok geniş konsensüsle yenilenecek bir anayasa hiçbir işe yaramaz.
MHP anayasası olur. Evet, bu hukuk savaşını bir tarafın kazanması bir tarafın kaybetmesi gerekiyor. Yeni demokrat bir anayasa hazırlayın ve halkoyuna sunun. Bunun için ne gerekiyorsa yapın. Kanunları bunun için kullanın. Alınacak bütün riskler, gerçek bir hukuk savaşı için alınsın.
Böyle bir risk almak söz konusu olduğunda benim gibi basit ve sade demokratlar sonuna kadar yanınızda olacaktır. Yoksa babam yaşında bir gazeteciyi 'içeriye atmanın' kök kuruttuğu masalına beni inandıramazsınız.
Türkiye için iki referandum hayatidir. Biri anayasa referandumu. İkincisi AB referandumu. Herkes silahlarını bıraksın, kozlarını siyaset yaparak bu referandumlarda paylaşsın.
Yoksa herkesin silahı kendi elinde patlayacak. Memleket MHP'ye kalacak.
Artık halka gitmeye mecburuz. Bütün bu felaketin ortasında hâlâ sükûnetini koruyabilen bu 'cahil' halkın belli ki epey bir 'hukuku' vardır. Azdıkça azan 'okumuş' devletin ise hukukla uzaktan yakından alakası yoktur.
Hukukun olmadığı yerde, siyaset bitmiştir. Hepimiz vicdanımızla baş başayız.



Ekli dosyayı indir >>
Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz