Osman Ferid :Öcalan`la Resmi İlişki Başladı
Değerli yazar ve gerçek aydın İsmail Beşikçi hocanın ‘’Öcalan neden Kürd devletine karşı’’ile ilgili makalesine karşı cezaevinde sözde tecrit altında olan Öcalan nasıl oluyor da bu kadar hızlı ve geniş bir cevap verebiliyor? Bu makalenin tümünü tam okumadan, sadece Avukat grubunun söylemi ile bu konuda görüş belirtmek ve saldırmak mümkün değildir. O zaman akla başka bir şeyler geliyor. Öcalanın ya bilgisayarı var ve internete bağlıdır,ya da devlet her gün düzenli bir şekilde bu bilgileri sunuyor.
Devlet artık resmen ve alenen PKK nin başını muhatap olarak kabul etmeye başladı. Aslına bakılırsa ta Ankara çıkışından beri Öcalan muhataptı ve ilişkiler bu minval üzere devam ediyordu. Fakat bu ilişkiyi her nedense iki taraf da inkar ediyordu. Yapılan savaş da estirilen terör de Kürdistanın kurtuluşu için değildir. Amaçları Kürd ulusal kurtuluş mücadelesini başarısızlığa uğratmak ve Kürdistan devrimci dinamiklerini yok etmekti. Kürd halkını kandırabilmek için savaşıyorlarmış gibi bir görüntü sergiliyorlar.
T.C devletinin adalet bakanın son açıklaması ile Öcalan artık resmen muhatap durumundadır. Bundan sonra da DTP, BDP gibi aracı durumunda bulunan örgütçüklere de ihtiyaç kalmamaktadır. Zaten DTPliler irademiz Öcalandır demiyorlar mıydı? Onun yanına gönderilecek kişiler de PKK örgütünün kurmaylarından seçilecektir. Yani öcalanın emirerleri gidecektir. Kim bilir belki de Duran Kalkan, Cemil Bayık da oraya gelecektir. Ne de olsa emeklilikleri gelmiştir. Yaptıkları hizmetin karşılığı olarak deniz,kum ve bol güneşi hak ediyorlar herhalde. Şimdi adalet bakanı Mehmet Ali Şahin ne diyor: Eğer Öcalan ‘’kavgayı bırakın bombaları atın’’derse savcılar gereğini yapar. Yani Öcalanın iyi haline dayanılarak kumsalda top oynayacak, güneşlenecek ve Kürdlerin kaderleri ilgili devlete raporlar sunacaktır. Aslında bakanın bu açıklaması ile hükümet de resmen ilişkiye geçmiş bulunmaktadır.
Yukarıda da değindiğim gibi Öcalanla ilişki hep vardı ve Öcalan hiçbir zaman tecrit yaşamamıştır. Sanki hep tecrit edilmiş, dış dünya ile ilişkisi kesilmiş gibi bir manzara çiziliyor. Ama işin aslı öyle olmadığı 19 kasımdaki Av. Görüşmelerinde daha da net ortaya çıktı. Tecrit altında ise nasıl oluyor da yalnız internette yazılan yorum ve tespitlerden bilgi sahibi olabiliyor? Dışarıda serbest olan,bir çok imkanı kullanabilme şansına sahip insanların bile bu kadar hızlı erişemediği yorum ve tartışmalara, nasıl oluyor da Öcalan aynı gün veya 1-2 gün sonra ulaşmış oluyor.
Değerli yazar ve gerçek aydın İsmail Beşikçi hocanın ‘’Öcalan neden Kürd devletine karşı’’ile ilgili makalesine karşı cezaevinde sözde tecrit altında olan Öcalan nasıl oluyor da bu kadar hızlı ve geniş bir cevap verebiliyor? Bu makalenin tümünü tam okumadan, sadece Avukat grubunun söylemi ile bu konuda görüş belirtmek ve saldırmak mümkün değildir. O zaman akla başka bir şeyler geliyor. Öcalanın ya bilgisayarı var ve internete bağlıdır,ya da devlet her gün düzenli bir şekilde bu bilgileri sunuyor.
Değerli Beşikçi hocaya saldırı ve ihbarı, garipsenecek bir olay değildir. Daha önceki Av. Görüşmelerinde de benzer ihbar ve tehditlerde bulunmuştu. Aynen şöyle diyordu: ‘’Devlet nasıl buna (İsmail Beşikçi) izin veriyor. Bu hem benim kişilik haklarıma, hem de devletin manevi şahsiyetine bir saldırıdır. Devlet neden gerekli önlemi almıyor.’’ Son avukat görüşmelerinde söyledikleri ile devlet erkinin ve MHP ideologlarının söylemleri uygunluk arz etmektedir. DTP yöneticilerinin Bahçeli sevgisi nereden geldiği belli olmuyor mu? DTP liler boşun mı Bahçelinin elini sıkmak için sıraya dizildiler? Öcalan 14 kasım 2008 deki Av. Görüşmelerinde bakın MHP ve Bahçeliyi nasıl korumaya çalışıyor: ‘’Erdoğanın söylemi çok tehlikelidir.Ben MHP milliyetçiliğini biliyorum.Bu söylem (ya sev ya terk et) Bahçeli öncesine ait.’’ Tarih boyunca Kürd ulusal kurtuluş mücadelesine karşı en sistematik ve örgütlü savaşı bunlar vermedi mi? Fiziki imha dahil her türlü imhayı, bu ideoloji sahipleri kürdlere dayatmadılar mı? 1970 lerde Kürdler ve komünistler moskovaya diyenler bunlar değimliydi? Öbür yandan Kürd ulusunun kurtuluş mücadelesine destek veren, devlet kurma dahil tüm haklarını savunan namuslu Türk aydını İsmail Beşikçi’ye ağzından salyalar akarak saldırıyor. O vakit Öcalanın MHP den ne farkı var?
19 kasım 2008 deki Av. Görüşmesinde bakın nasıl Beşikçi şahsında Kürdlere ve Kürdi değerlere saldırıyor: ‘’İsmail Beşikçi Kürdlerin Ziya Gökalpıdır.Ziya Gökalp Türkler için ne ise İsmail Beşikçi de Kürdler çin öyledir.Şimdi Güneyde Kürd devleti kurmakla Kürdler özgürleşecek mi? Hayır. Amerika her şeye hakim. Bunlara göre Kürd mücadelesi eşittir Kürd milliyetçiliği, Kürd milliyetçiliği eşittir Kürd devleti. Her şeyi böyle görüyorlar. Ben Cumhuriyete karşı olmadığımı söyledim. Ne var bunda,yanlış mı? Yanlış bunun neresinde? İsmail Beşikçiye soruyorum, her bölünme devrim değildir. Güneyde kurulan devlet, gerçekten Kürd devleti mi olcak? Kürd devletini Amerika mı temsil edecek,Talabani, Barzani mi temsil edecek. Hayır hiç birisi Kürd halkını temsil edemez.’’
Öcalanın yukarıdaki hakaretlerine,Kürd değerlerine saldırmasına namuslu olan bir DTP li nasıl olur da ses çıkarmaz. Gözleri görmüyor, kulakları duymuyor,beyinleri çalışmıyor mu acaba? Şimdi Öcalanın bu söylemlerine kimler sahip çıkabilir? Tabi ki Kemalistler ve sömürgeci güçler sahip çıkar. Onlar kendi eserleri ile ne kadra iftihar etseler,azdır. Çünkü hiçbir Kemalist ve Türkçü güç, Kürdlerde bu kadar tahribata sebebiyet veremezdi. Cumhuriyete karşı değilim diyor. Hangi cumhuriye? Faşist, asimilasyoncu Kemalist cumhuriyet. Savunduğu cumhuriyet Halk Cumhuriyeti olsa ne ise.
Şimdi Kürdler şapkalarını önlerine koyup uzun uzun düşünmelidirler.Önümüzde bir yerel seçim var. Devrimci,yurtsever, milliyetçi ve dindar Kürdler bence bir yol ayırımındadırlar. Türk devletinin temelini teşkil eden Kemalist ideolojiyi savunan siyasi patilere karşı mücadele etmelidirler. Kürdler alternatifini yaratmalıdırlar. Bu konuyu yani seçimde izlenecek yol ile ilgili düşüncelerimi başka bir yazıda daha geniş bir şekilde paylaşmak istiyorum.
Osman FERİD



Yorumlar (5 gönderildi):
Derin devlet ne istiyorsa ''serok'' a iletiyor, o da verilen bu emirleri yerine getirmek icin, murid avukatlari araciligi ile, bu emirleri PKK'nin ust komuta kademesine iletiyor.
Su anda PKK'nin yaptigi seyler ne halkimizin ozgurlugu, ne de ulkemizin bagimsizligi icindir. Bu provakatif hareketleri'ni oncelikle eger bakilirsa, oncelikle bagimsizligini birazcik da olsa kazanmis olan ulkemizin guney parcasina karsi kullanmasi ve bunu ayni zaman'da da Turkiyede'ki gercek anlam da devrimci-demokratik olan guclere karsi bir pion olarak kulanmasidir. Boylece derin devlet bununla da gizli politikasini yururluge koymaga calismaktadir.
Zaten ''serok'' un bu derin devlet olan iliskileri taa Ankara Tuzlucayir, Cubuk, Dikmen ve de Ankara devrimci-demokratik yuksek ogrenci dernegi'de ki iliskilerin'den beri baslamis oldugu bir gercektir. Bu konuda birsuru taniklar, belgeler, dokumanlar vardir. Tabi'ki buna ek olarak da oncelikle MIT elemani olan kayin pederi ve esi Kesire Yildirim (Ocalan) da vardir.
Ben yurtsever bir Kurd insani olarak oncelikle derin devletin bu provakatif hareketi'nin ulkemizin guney parcasina karsi bosa cikarilmasi icin halkimizin durust insanlarini guc ve eylem birligine cagiriyorum.
size önerimiz biraz degisik cümleler kullanin ve öcalanin bu haftaki aciklamalarini okuyun.
yorumunuz yayin degeri bulmadigi icin yayinlanmamistir. Nasname.
Yorum yaz