Anasayfa | Türkçe | 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

• Bir kadın hamileyken, bir diğeri de altı aylık çocuğuyla gözaltına alındı • 11 vakanın faili olarak polis, 25’inin jandarma ve asker, ikisinin özel tim, 24’ünün gardiyan, 24’ünün tutuklu, birinin belediye başkanı olduğu iddia ediliyor • Kadınlardan 28’si siyasi nedenle gözaltına alınmış. • 27’si kendisi siyasi olduğundan, biri ailesinin siyasi olması nedeniyle tacize uğradığını savunuyor.

 

 

 

Yıl 1960, yer Dominik Cumhuriyeti. 1930'da ülke yönetimini ele geçiren Rafael Trujillo diktatörlük yönetimini sürdürüyordu.

Dominik Cumhuriyeti'nin Cibas bölgesinde dünyaya gelen ve Mirabal Kardeşler olarak tanınan üç kızkardeş Patria, Minerva ve Maria Teresa, eşleriyle birlikte Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele veriyordu. Patria 1960 yılının Haziran ayında Clandestine Hareketini kurdu ve diğer kız kardeşler de bu harekete katıldı. Sembol haline geldikleri diktatörlük karşıtı mücadelelerinin çeşitli zamanlarında ağır baskılara maruz kaldılar ve hapis cezalarına çarptırıldılar. 1960 yılının Kasım ayı başlarında Trujillo ülkede iki tehlikenin varlığından söz etti: Kilise ve Mirabal Kardeşler!

Tarih 25 Kasım 1960'dı. Üç kızkardeş tecavüz edilip öldürüldüler. "Araba kazasında" öldükleri duyuruldu. Mirabal kardeşlerin öldürülmesinden bir yıl sonra Trujillo karşıtı hareket, diktatörlüğün sona ermesini sağladı.

Mirabal kız kardeşlerin anısı, özgürlük ve insan hakları için verdikleri mücadele, dünyada ve Türkiye'de insan hakları savunucuları ve kadın hareketleri için bir sembol haline geldi. 1999 yılında Birleşmiş Milletler, 25 Kasım'ın "Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü" olarak benimsenmesini karar altına aldı. Kadına yönelik şiddet, toplum içinde ya da özel hayatta cinsiyete dayalı olarak kadının fiziksel, cinsel ve psikolojik zarar görmesi ve/veya acı çekmesi ile sonuçlanan ya da bu tür sonuçlara yol açabilecek olan tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfi olarak engellenmesini kapsamaktadır. Şiddet hareketleri ve tehditleri, ister ev içinde ister toplumda meydana gelsin, veya Devlet tarafından uygulanmış, yapılmış ya da göz yumulmuş olsun, kadınların hayatına korku ve güvensizliği sokar . Taciz dahil şiddet korkusu kadının hareketliliğine sürekli baskı yapar ve haklarına erişimini kısıtlar.

a1a_738037601.jpg

Gelişen kadın hareketine ve insan hakları savunucularına rağmen dünya devletleri ve toplumları kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması konusunda başarısız kaldılar. Dünya ölçeğinde her 3 kadından biri bugün şiddetin değişik biçimlerine halen maruz kalmaktadır. Kadınlar yaşamın her alanında, evlerinde, işyerlerinde, kamusal alanlarda, mücadelelerinde şiddetin çeşitli biçimlerine maruz kalmaya devam ediyorlar. Dünyanın çeşitli yerlerinde sürmekte olan savaşlarda ve iç çatışmalarda kadınlar ve kız çocukları tecavüze uğruyor, öldürülüyor ya da insan ticaretinin öznesi haline getiriliyor. Avrupa ölçeğinde her yıl 200.000 kadının insan ticareti ağlarında cinsel sömürüye uğradığını bildiriyor araştırmacılar. Türkiye'de her gün dizinden vurulan, taşlanarak öldürülen, namus cinayetine kurban giden, tecavüze uğrayan, nedeni belirsiz bir biçimde intihar eden kadınlara ilişkin haberleri izlemeye devam ediyoruz. Bu haberler, kadın örgütlerinin yaptığı araştırmalarda ortaya çıkan sayılar kadına yönelik şiddet buzdağının görünen kısmının yalnızca bir kısmını oluşturuyor. Aile içi şiddet konusunda izlenebilen istatistiksel rakamların düşüklüğüne rağmen Türkiye sıralamanın en üstlerinde yer alıyor. Kamusal alanda yaşanan şiddeti ortaya çıkarmaya yönelik çalışmalar ve bu çalışmaları yapanlar da şiddete maruz kalıyorlar bizim ülkemizde. Gözaltında taciz ve tecavüz vakalarının üstü örtülmeye çalışılıyor.

İnsan Hakları Derneği, Tüzüğünün 2. maddesinde de yer aldığı gibi eşitlik ilkesini savunmakta ve hangi nedene dayanırsa dayansın her türlü ayrımcılığa karşı çıkmaktadır.

Kadın haklarının, evrensel insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğu kabulünden hareket eden İnsan Hakları Derneği, kadına yönelik şiddeti, kadınların insan haklarının korunması ve geliştirilmesinin önündeki en büyük engellerden biri olarak görmektedir. Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Ortadan kaldırılmasına yönelik BM Sözleşmesinde de tanımlandığı gibi kadınlara yönelik şiddet erkeklerin hakimiyetine ve kadınların ilerlemesini engelleyen, kadınla erkek arasındaki çağlar boyunca sürmüş eşit olmayan güç ilişkilerinin görünen yüzüdür. İHD, şiddete dayalı iktidar ilişkilerini şiddetle reddetmektedir. Bu çerçevede kadına karşı şiddet kullanımının ortadan kaldırılması için kadınların bilgiye, yardım ve korunma hizmetlerine ulaşabilirliğinin artırılmasını, kadına yönelik şiddeti etkin bir biçimde önleyecek yasaların çıkarılmasını, şiddetin nedenleri ve sonuçlarını ele alacak eğitsel araçların kamu eliyle geliştirilmesini savunmaktadır.

wan_newroz_terora_polisen_rom_765111292.jpg 

Bu çerçevede, Türkiye'de kadının insan haklarını kullanabilmesi için kısa dönemde,

1. Bekaret kontrolü, istem dışı kısırlaştırma gibi uygulamaların sona erdirilmesine yönelik olarak bir an önce etkin tedbirler alınmalıdır.

2. Namus cinayetleri ve buna bağlı olarak son zamanlarda geliştirilen intihara zorla teşvik etmeyi ortadan kaldırmak üzere, feodal uygulamalara karşı eylem planları geliştirilmeli, toplumsal ve kültürel tutum değişikliği yaratacak toplum temelli yaygın eğitsel ve hukuksal faaliyetler geliştirilmelidir.

3. Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik danışma merkezleri ve sığınma evleri açılmalıdır. Kadın örgütlerinin bu yöndeki girişimleri desteklenmelidir.

4. Türk Ceza Yasasında, kadına karşı işlenen suçlar ve cezalar yeniden gözden geçirilmeli, tanımlanmalı ve kadınlara yönelik şiddet kullanımı hukuksal temelde yasaklayıcı tedbirler geliştirilmelidir.

5. Kadının insan haklarına ve şiddetin önlenmesine yönelik kadın kuruluşlarının desteklenmesi ve etkinleştirilmesi için gerekli ulusal ve uluslararası altyapı ve destek programları geliştirilmelidir.

6. Henüz onaylanmamış olan BM Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmeleri bir an önce onaylanmalıdır.

7. Kadına Yönelik ayrımcılığın ve şiddetin ortadan kaldırılması konusunda onaylanan uluslararası sözleşme ve protokollerde yer alan hükümlerin uygulamaya aktarılması için gerekli tüm mekanizmalar bir an önce oluşturulmalıdır.

8. Şiddet ve kadın konusunda medya organları ve örgütlenmeleri bağlayıcı kurallar geliştirmeli ve kadını ve şiddeti medya nesnesi olmaktan çıkarıcı oto-denetim mekanizmaları geliştirmelidirler.

fft28_mf73121_212060584.jpg

Türkiyede 10 ayda 36 kadın gözaltında tacize uğradı

Bir grup kadın avukat ve insan hakları aktivistinin kurduğu ‘Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu’, ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ öncesinde açıkladıkları, yılın ilk 10 ayına ilişkin rapora göre, 24’ü cezaevlerinden, toplam 36 kadın gözaltında taciz ve cinsel taciz iddiasıyla başvuruda bulundu.
25 Kasım ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ için hazırlanan rapora göre 2008 yılının ilk 10 ayına ilişkin veriler şöyle:
• Bir kadın hamileyken, bir diğeri de altı aylık çocuğuyla gözaltına alındı
• 11 vakanın faili olarak polis, 25’inin jandarma ve asker, ikisinin özel tim, 24’ünün gardiyan, 24’ünün tutuklu, birinin belediye başkanı olduğu iddia ediliyor
• Kadınlardan 28’si siyasi nedenle gözaltına alınmış.
• 27’si kendisi siyasi olduğundan, biri ailesinin siyasi olması nedeniyle tacize uğradığını savunuyor.
• Sekizi adli nedenlerle gözaltına alınmış.
• Bunlardan biri 27 yıl önce de üç polis tarafından tecavüze uğradığını öne sürüyor.
• Bu yıl iddialarla ilgili 33 dava açıldı.
• Beş dava mağdurların lehine sonuçlandı.

Kaynak IHD.org

Radikal.

Nasnamenews (H.A)

Yorumlar (7 gönderildi):

Senem Diren .. 25 Nov, 2008 10:59:07
avatar
Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü!
Kadina dair yazan,kadinin kurtulusunu konusanlar,mangalda kül birakmiyanlar acaba kac tanesi kendi evinde demokrat, devrimci oluyor,bunu sorgulamak gerekir,bizce kadina dair nutuk atanlar biraz da bugün özelestiri vermeliler,yine nutuk var...
Aliser .. 26 Nov, 2008 12:34:16
avatar
Dogru bu gün gercek yasamda bir
cok erkek "arkadaslar"imiz maalesef eslerine karsi adeta fasistlere rahmet
okutacak düzeyde yöntemlere basvurmaktadirlar ve bunu yaparlarkende
yine fasistlerden ögrendikleri gücü yeten
yetene anlayisini kendilerine rehper
edindikleri icin onlara karsi örgütlü güc küc kullamida mesru ve haktir, onun
ötesi ise lafi güzaftir...selamlar
hawa .. 26 Nov, 2008 01:11:03
avatar
haklisiniz Aliser arkadas,hem de yerden göge kadar haklisiniz.disarda gücü düsmanina gitmiyen,ezilen erkek hep evine kosar ve gücsüz buldugu kadini döver,asagilar..kahrolasi bu gercek hic degismedi..üstelik en cok da hak-hukuk,devrim bilmem sosyalizm nutuklarini atanlar yapiyor...buna sasmak gerekir
Havva .. 26 Nov, 2008 01:40:18
avatar
resimde dayak yiyen kadina bakinca insanin yüregi aglar.. bu ne cahillik,despotluk ve barbarliktir diyecegi geliyor,ancak aklima su da geldi aniden sanki bu gariban kizcagiz apo denilen canavarin gercek yüzünü teshir ettigi icin aptal fuat tarafinda dayak yemis sanir..
ne bilem aklima geldi bir den.
Halis Acar .. 26 Nov, 2008 02:30:59
avatar
kadina yönelik siddete karsi mücadele günü.
Garip bir durum var bir cok siteyi dolastim özellikle Kürd ve Solcularin sitelerini.
Baktimki bu günü hatirlatan , gündeme getiren ve konu ile ilgili yazanlarin büyük cogunlugu erkek.
Nasnameye baktim buradada durum farkli degil.
bir an söyle düsündüm Nasname Erkektir.evet evet Nasname Erkektir ne yazikki bu böyle.
Arsive baktim kadin ile ilgili bir kac yazi gördüm o yazilara yazilan yorumlara baktim erkekler yazmis.
Hak verende erkek alanda erkek.
Güneydeki sorunda tamda bu. hamaset yapmayalim Leyla Qasim bir devrimciydi. saygi ile aniyorum ama unutmayin Leyla Qasim kadinin kurtulusu ve haklari icin degil Kürd özgürlügü icin destan yazdi.
simdi.
bir arkadas erkekleri elestirmis bir an o elestirye soyut bir sekilde bakinca hakli olur ancak olaylari somut yanlariyla ortaya koymakta yarar var.
eger yukarida yazdigim gibi Nasname ve diger sitelerin erkek olmasina izin verirseniz elbette bunun yasamdaki yansimasida farkli olmaz.
Kadin gününü yazan erkek , sideti yazan erken , mitinglerde kadindan cok erkek var. bu durumda nasil olurda erkek suclanabilirki.?
sinifsal , cinsel ve ulusal mücadele karekteristik olarak birbirinden farkli degildir.
eger mücadeleyi ezilen ulus bireyi olarak sen vermezsen kimse sana özgürlük vermez.
eger mücadeleyi ezilen sinifin bireyi olarak sen vermezsen kimse sana iktidar vermez.
eger mücadeleyi ezilen cins olarak sen vermez ve örgütlenmezsen kimse sana hak vermez.
bu yalin bir gercektir.
örnegin tanidigim bir iki site icin söyleyebilirim oralarda bayan yazarlar var ve kesinlikle biliyorumki o bayanlar sorunlarini yazsa kimse engel olmayacak.
Nasnamede hakeza .
kadinin kendi cinsel özgürlügü icin örgütlenmesinin birincil sorumlusu kendisidir.
Erkek egemen toplumun , helede Kürdler icindeki feodal yapinin uzantilarinin kadina özgürlük vs verecegi yok.
Sol sosyalist cevrelerde cokca rastlariz her kadin dayanisma mitingide en cok konusan slogan atanin ilginc bir sekilde kendi esi yada kizkardesi yoktur o mitingte.bütün olarak kastetmiyorum elbette ama olanda cok azdir.
o halde kadin tekrar tekrar edeyimki kendi sorunsalina kendisi sahip cikmalidir.
örnek yukaridaki haberi ben derledim. eger ben bunu haber yapmasaydim eminim hic bir kadin okurumuz yada arkadasimiz neden bu haber yok , neden kadina yönelik siddet karsiti bir sey yok Nasnamede diye sormazdi.
Neden.?
ve yine neden diyerek noktalayayim.
selamlar.
Senem Diren .. 26 Nov, 2008 01:14:21
avatar
Garip bir durum!
Kadina yönelik siddeti yapan erkek ve savunan, yine kurtarici rölünde erkek görünüyor!
Bunun sasilacak tarafi yok bizce.
Sayin Acar sizin de belirtiginiz gibi kadin dayanisma miting-panel-seminer yada günlerinden en fazla kadini savunan, „yok kadinlar neden kendi sorunlarina sahip cikmiyorlar“ diye tasladiklari kadin kurtarici demokrat-devrimci yada sol düsünceyi tasiyan kisiler kendi söylemlerinden ciddi olsalar yanlarinda esi-kizkardesleri de olur du, önlarida konustururdular, ancak yok.. hep geri planda tutulur ve lafi gelincede mangalda kül birakmiyacak sekilde konusurlar…iste bunlara kadinlarin hic mi hic inanmamalari gerekir…
Haa kadin neden kendi kurtaricisi rölünde degil! yada kim engel deniliyor?
Hayret ki hayret!
Gercekten hic mi engel yok!
Dünya kadar engel var.. her alanda.. bu dag-zindan-iskence yada böyle platformlarda kadin emek verir ancak sahibi degildir!
Ilginc, yani tüm suc kadinlarin mi oldu? Hem de bir cirpida..
kolay bir suclama olmadi mi?
Bence kadin neden kendi hakkinin yaninda degil, suskun derken düsünmek ve kendi suclarinida hatirlasalar ve bu konuda verilecek özelestirilerinin de oldugunu görürler.. Ancak hala kadin suclaniyor ki, neden tutuk!
Biraz insaf derler ya, aynen öyle iste, biraz insaf.
Kadin mücadele icinde yer alirken, bu her alan icin gecerli, önce „özgürlük“ demesinin acaba bir manasi yokmuydu? Kendi kurtulusu degilmiydi?

Örnegin sayin Acar daglara cikan, zindanlarda olan yada iskence tezgahlarindan en az erkek yoldaslari kadar direnen, kadin özgürlük icin yola cikandir.. inanki bu özgürlük kavraminda anladigi da kendi özgürlügü icinde oldugunu sanmasidir.
Ancak gelinen asamada hala kadinin emegi yok, yani „kendisi icin mücadele etmedi“ demek bence cok kolay sarf edilen bir ifade olmali.
Ha sizce degilmi?
Sevgili Leyla Kasim yada digerleri, yada özgür bagimsiz bir ülke, bir dünya düsliyenler ve bu temelde yola cikanlar, bas koyanlar, can verenler düsündüler ki, bagimsiz bir ülke-dünya olusunca kendi özgürlügüde gerceklesir..
Yoksa yanildilar mi sizce?
Ben de bu bayan yoldaslarima inanlardanim, insanlik yada ülke yada dünya özgürlesmese kadinin özgürlesmesi-sömürülmesinin önüne gecilmesi biraz hayaldir.
Hani o meshur kadin haklarini hep ilk sirada savunan, „kadin neden konusmiyor, neden örgütlenmiyor, hani kadin yok, burasi erkek“ diyen sevgili erkek yoldaslarimiz acaba kendi yanibaslarinda, kendi yakinini ne kadar bu ortama dahil etti? Tesfik etti motive etti?
Bakiniz iste sorular kendiliginde bir cirpida soruluyor!
Kolay yargilamak dogru degil ve dogru sonuclarada götürmiyor..
Biliriz ki kadin tutuk, kadini bagliyan kahrolasi toplumsal degerler yargilar, tabular bagliyor.
O kadin haklarini savunan ve „kadin neden kendi kurtulusu icin yok“ diyen yoldaslarimiz ne kadar kolay klaviye basinda yaziyorlar
Hani derler ya „el insaf“

Senem Diren
ekrem .. 26 Nov, 2008 03:30:31
avatar
kadına şiddet uygulayanlar insan olmasını bırak,yaratık bile demek yanlış olur.bugün iran güya islam cumhuriyeti,türkiye güya demokrasi ve cumhuriyet laik türkiye veya atatürk ün kurduğu ülke ve atatürkün kadına verdiği bir değer varmış,bazen düşünüyorum hangi değer.ülkemde kadın işkencede polis dayağında,zindanda elleri kelepçeli,koca dayağından kaçan kadın bu yetmiyormuş diye birde karakolda saldırı,taciz,bu böyle gitmeyecek biliyorum ülkemde erveya geç demokrasi halkın ayağa kalkması ile gelecek ve kadın da özgürlüğüne kavuşacak.insan iradesi eninde sonunda işkenceyi yenecek ve işkencecileri cezalandıracaktır.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin