Okurun Taraf’ı, sermayenin diğer tarafı
Bu ülkede sermaye sahibi olan zümrenin ‘Türkiye Türklerindir’lere, ‘K.Irak’a girelim işi bitirelim’lere, ‘411 el kaosa kalktı’lara verecek ilanı varsa, adalet ve hakkaniyet için mücadele edenlere de verecek ilanı var mıdır? Bunu zaman gösterecek. Ama biliyorum, bu çok kolay değil. Neresinden baksanız, sermaye sahipleri daha çok demokrasiyi değil, kendi çıkarını gözetiyor. Adaleti değil, zulmü onaylayan siyaseti desteklemek durumunda kalıyorlar.
Taraf’a gelen ilanların artması (azar azar da olsa) çok sevindirici. Ama asıl sevindiğim, okuyucu desteğinin artması. Bu ülkede sermaye sahibi olan zümrenin ‘Türkiye Türklerindir’lere, ‘K.Irak’a girelim işi bitirelim’lere, ‘411 el kaosa kalktı’lara verecek ilanı varsa, adalet ve hakkaniyet için mücadele edenlere de verecek ilanı var mıdır? Bunu zaman gösterecek.
Ama biliyorum, bu çok kolay değil. Neresinden baksanız, sermaye sahipleri daha çok demokrasiyi değil, kendi çıkarını gözetiyor. Adaleti değil, zulmü onaylayan siyaseti desteklemek durumunda kalıyorlar.
Statüko bu aslında: Süregelen zulüm. Bana, sana, onlara.
Ve bu statükoyu desteklemek zorunda kaldıkça da düzenden nemalanan, gayrımeşru yollardan gemisini yürüten birçok kurumu ve oluşumu destekliyorlar.
Taraf gibi çalıp çırpmayan, hırsızlık yapmayan, onu buna peşkeş çekmeyen, sadece hakikate yaklaşmayı ve adaletin tecelli etmesini isteyen bir gazeteyi desteklemek ise ‘dilsiz şeytan’ kılığına bürünmüş ve unvanı yerinde görünmez rakamlarla para miktarı yazan sermaye için neredeyse ‘resmî suç’ addediliyor.
İnsan hayatına önem vermekten, bireyselleşmekten, insana yatırım yapmaktan bahsedenler, eğer kendi alanlarında bir iktidar mücadelesi veriyorlarsa, adalet ile hakikat arasında bir terazi görevi gören vicdanın sesini işitmiyorlar. Bu yüzden de Taraf’ı değil, Taraf’ı hain, işbirlikçi vesaire gibi yaftalamaya kalkanları destekliyorlar.
Taraf’ı yaşatacağına inandığım, burada yazılıp çizilenleri ‘olduğu gibi’ değerlendireceğini sandığım kimi meslektaşlar bile daha ilk andan itibaren Taraf gazetesine çeşitli yaftalar yapıştırmaya başlamıştı.
Geçtiğimiz günlerde bu kişilerden biri bıyık altından sırıtarak şöyle diyordu: “Başbakan’ı eleştiren manşeti okuyunca biraz geç kalmadınız mı diye düşündüm.”
Bu yaklaşım karşısında dehşete düştüm. Sanki kendisi başından beri bu gazetede hükümetin birçok vukuatını eleştirmekte olan yazıların yazıldığını, başlıkların atıldığını bilmiyormuş gibiydi. Kendisi de Taraf’a atılan itiraflara inanıyormuş gibi, ilk kez görmüştü sanki bu eleştiriyi.
Taraf’ı diğer gazetelerden ayıran tam da buydu oysa: Siyaseten değil, vicdanen taraf olması.
Vicdanın üstüne sıçrayan kan, gündelik hayatın kendisinde, hepimizin dilinde. Ve bunun bedelini hesaplayacak bir birim yok insanın elinde. Bu kanı temizlemek için saf niyete dönmeliyiz. Kelimelerin yalın haline. Hayatı, insanı, özgürlüğü, bağlanmayı, ait olmayı, vicdanı unuttuğumuz boyutlarıyla yeniden okumalıyız. İlk kez gibi.
Altı küsur yıl önce Radikalİki’de yayınlanan bir yazımda, ‘makul çoğunluğun söylemedikleri’nden ve bu çoğunluğa söylenmeyenlerden dem vurmuşum.
“Makul çoğunluğun iş dünyasındaki sözcüleri, ülkenin muasır medeniyetler seviyesine gelmesi için borsaya, dövize, repoya bel bağladıkları ölçüde, neden adalete, hakka, vicdana mesafeli bakmakta direnirler?”
İlerleyen günlerde ise şöyle yazmışım: “Ülke çıkarlarından bahsederken cebindeki dövizle krizlerden nasıl kazançlı çıkacağını hesaplayan, insan haklarını borsanın iniş çıkışlarına göre tahlil eden bir kitle her seçim öncesi sitem etmeye başlar. Ve başa gelecek siyasinin her koşulda kendileriyle ‘uyum’ içinde çalışması için önkoşulları oluşturmaya çalışırlar böylelikle.”
Kimilerimiz ise dün olduğu gibi bugün de hiçbir siyasi cepheleşmeye dahil edilemeyecek denli her olayda hakkaniyet temelli bir yaklaşım sergiliyor. (Haksızlık nereden gelirse sorgulamak gerekir düsturuyla, hiçbir kurumu ve oluşumu putlaştırmadan.)
Adalet söz konusu olduğunda bunun ölçüsünü siyasi tanımlarla koymak imkansızdır zaten. İşte bu temel eksende düşünen, yaşayan, yazan çizen kişiler son bir yıldır Taraf’ta buluştu. Üstelik Taraf yalnız da değil bu anlamda. Geçtiğimiz günlerde Ferhat Kentel’in yazdığı gibi:
Henüz Özgür Olmadık hareketi var, Genç Siviller var, Mazlumder, İHD, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De, Darbeye Karşı 70 milyon Adım, Küresel BAK, Katılımcı Avukatlar grubu, Abant platformu, Agos, Barış Girişimi, Küyerel, Yüzleşme Derneği vesaire gibi hareketler, inisiyatifler, topluluklar, oluşumlar var.
Kendimi altı yıl öncesine göre çok daha çoğul hissediyorum ben de. Çünkü birlikte bir güzelliği yansıtabileceğimizi ve bunu çoğaltabileceğimizi biliyorum. Taraf’a geçmemin en büyük nedeni de buydu.
Keşke okur gücüyle Taraf ayakta kalabilse. Böylelikle büyük sermaye grupları, ifade özgürlüğüne karşı çıkan, Hrant Dink’i hedef gösteren gazetelerden esirgemedikleri ilanlarını, bizden istedikleri kadar esirgemeyi istedikleri kadar sürdürsünler.
Taraf



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz