Nizamettin Taş : PKK’den neden ayrıldık?
Aslında PKK yönetimi, ne demokratik cumhuriyet ve nede Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için gerilla savaşı gerekmediğini gayet iyi bilmektedir. Ancak iki cepheden kuşatılan ve tuzağa düşürülen PKK’nın yönetim erki içerisinde, bu çıkmazdan kurtulmayı başarabilecek gerekli iradi yapı kesinlikle yoktur.
Bu konuda, daha önce sayısız makale yayınlanmasına karşın, aslında bölük-pörçük değerlendirmelerden ziyade PKK tarihinin yeniden yazılmasına şiddetle ihtiyaç vardır. PWD olarak, başından itibaren böyle bir öneride bulunmuştuk. Şimdi bu öneriyi tekrarlayan ve yeniden gündeme getiren arkadaşlar olmaktadır.
Aradan dört yıl geçti; mevcut durum ve geçmiş tecrübelere dayanarak, ayrılık konularını şimdi çok daha somut olarak ortaya koyabiliriz
PKK’nın mevcut yönetimi ile aramızda stratejik her konuda görüş ayrılıkları bulunmaktadır.
Ancak, güncelliğinden dolayı, sadece silahlı mücadele konusunda, neden görüş ayrılığına düştüğümüzü açıklamak istiyorum.
Biz silahlı mücadelenin artık miadını doldurduğunu ve Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesinden çok Türkiye’de şoven, militarist yapının güçlenmesine neden olduğunu söylüyoruz.
Yirmi yıldan daha uzun bir süre dağda kaldıktan sonra bu sonuca varmamızın son derece anlaşılır, haklı ve bilimsel nedenleri vardır.
Ancak asıl maksadım, bu temelde bir değerlendirme yapmak değildir.
PKK’nın ateşkesten sonra, 2004 yılında, yeniden başlattığı silahlı mücadelenin asıl görünmeyen yüzüne bakmanın daha acil ve çarpıcı olacağını düşünüyorum.
PKK ayrılma nedenlerimizi çok farklı bir mecraya çekmek istemektedir. Bizi ihanetle suçladıkları yetmiyormuş gibi, yorgunluğa yorumlayan çok gülünç değerlendirmeler bile yapılmaktadır.
Oysa, gerilla savaşının, ‘demokratik cumhuriyet’ ekseninde yapılacak kısa bir değerlendirmesi bile bizim neden bu savaşa karşı çıktığımızı bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.
PKK’nın gerilla savaşını, Kürdistan’ın bağımsızlığı ve Kürt halkının özgürlüğü için geliştirdiğini belirtmeye dahi gerek yoktur. Buna karşılık Abdullah Öcalan yakalandıktan sonra bağımsızlık çizgisinden vazgeçerek ‘demokratik cumhuriyet’ tezini savunmaya başlamıştır.
PKK’nın ‘demokratik cumhuriyet’ tezini benimsemesi, halk savaşı stratejisinden vazgeçtiği anlamına gelmektedir.
Demokratik cumhuriyet tezi; gerilla savaşını, sadece geçersiz değil, aynı zamanda gereksiz hale getirmiş bulunmaktadır.
Çünkü, Türkiye cumhuriyetinin demokratikleştirilmesi için gerilla savaşına ihtiyaç yoktur.
Gerilla savaşı ‘demokratik cumhuriyet’ stratejisinin temel mücadele yöntemi değildir.
Benimsediği stratejinin doğal sonucu olarak, daha değişik mücadele yöntemlerini esas alması gereken PKK’nın, gerilla savaşında ısrar etmesi, son derece tutarsız ve çelişkili bir tablo ortaya çıkarmıştır.
PKK’nın mevcut pratiğine bakıldığında bırakalım siyasal mücadele yöntemlerine stratejik değer vermesi, tali planda rol biçtiği bile tartışmalıdır.
Hedefler programına demokratik cumhuriyet tezini alan PKK’nın siyasal mücadele yöntemlerini bir tarafa bırakarak gerilla savaşında ısrar etmesi, aslında kendi stratejisini inkar etmekten başka bir anlam taşımamaktadır.
PKK yönetiminin iki arada, bir derede kalan beynamaz duruşu bu çelişkili yaklaşım tarzından kaynaklanmaktadır.
PKK’nın demokratik cumhuriyet adına geliştirdiği pratik, eski mücadele anlayışının utangaç ve karikatürize edilmiş tekrarından başka bir şey değildir.
Kürt halkının, PKK’nın, ‘demokratik cumhuriyet’ adına ısrarla sürdürmek istediği kör savaşı ve bu uğurda şehit düşen binlerce gerillanın döktüğü kanı anlaması mümkün değildir.
Zaten bu yüzden, PKK, demokratik cumhuriyet tezine denk düşmeyen bu çelişkili ve kafa karıştıran pratiğini izah etmekte hayli zorlanmaktadır.
Nitekim, savaşı yeniden başlatmanın gerekçeleri arasında demokratik cumhuriyet tezinin esamisi bile okunmazken; PKK yönetimi, son derece oportünist bir tavır takınarak, gerilla savaşını, sadece Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne indirgemiş bulunmaktadır.
Oysa, tarihte kim olursa olsun, peygamberler dahil, hiç kimsenin özgürlüğü için savaş verilmiş değildir. Bir kişinin kurtuluşu için, binlerce insanın ölüme gönderilmesi, özgürlük savaşı değil, insanlık suçudur.
Savaşlar ülke, ulus veya sınıfların kurtuluşu için verilir. Bireylerin özgürlüğü ulusal sorunun çözümü ve ülkenin kurtuluşuna bağlı olarak ele alındığı oranda anlam kazanır. Bu konuda PKK atların önüne arabayı alarak sadece Kürt sorununu değil, aynı zamanda uğrunda mücadele verdikleri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü de yokuşa sürmektedir.
Aslında PKK yönetimi, ne demokratik cumhuriyet ve nede Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için gerilla savaşı gerekmediğini gayet iyi bilmektedir. Ancak iki cepheden kuşatılan ve tuzağa düşürülen PKK’nın yönetim erki içerisinde, bu çıkmazdan kurtulmayı başarabilecek gerekli iradi yapı kesinlikle yoktur.Bu açıdan PKK’nın akıbetinde, kendisini tüketinceye kadar kör dövüşte ısrar etmekten başka bir seçenek görülmemektedir.
PKK; mevcut durumda, sadece gah-ı bulunan, ancak karar yetkisi kesinlikle olmayan iradesiz bir yönetime sahiptir. Bu açıdan PKK yönetiminden kişilikli bir duruş istemek, yıllardır bu beklenti içerisinde olan KDP ve YNK’nin yaptığı gibi kendini kandırmaktan başka bir sonuç vermeyecektir.
PKK’dan gerilla savaşını sürdürmesini isteyen Kürt halkı değildir.
Buna karşılık PKK’dan savaşmasını isteyen bir değil, pek çok güç odağı bulunmaktadır. Amerika, İran, kısmen Suriye ve PDK ile YNK’nin mevcut durumda savaşı durdurmak istediğini söylemek için zaman henüz çok erkendir.
Ancak PKK’dan savaşmasını isteyen asıl güç odağı, Amerika veya bölge devletleri değil, Türk devletinin kendisidir.
İki bin yılının Ağustos ayında, içerde bulunan tüm gerilla güçlerini Güney Kürdistan sınırına çekme kararı verdiğimizde buna Türk Genel Kurmay Başkanlığı tarafından itiraz edilmiş ve Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerden sonra beş yüz gerillayı kuzeyde bırakmak zorunda kalmıştık.
PKK’dan ayrılmamıza neden olan savaş kararı, bizzat kuzeyde kalması Türk ordusu tarafından istenen bu beş yüz kişilik gerilla gücüne karşı geliştirilen operasyonlar gerekçe gösterilerek alınmıştır. Üstelik savaş kararına, PKK yapısının karşı iradesine rağmen, Türk ordusunun izni dahilinde kongreye katılan ve Abdullah Öcalan adına konuştuğunu söyleyen avukatların dayatmaları sonucunda varılmıştır.
PKK yönetimi tarafından farklı izah edilmesine rağmen 2004 yılında alınan savaş kararının gerçek hikayesi budur. Bizim ulusal kurtuluş mücadelesi adına değil, Türk ordusunun dayatmaları sonucu başlatılan bir savaşa ve bu temelde işlenen cinayetlere ortak olmamız mümkün değildir.
Başka hiçbir nedenden dolayı değil, en başta Kürt halkının en dinamik gücü olan gerillanın demokratik cumhuriyet uğrunda ölmesini istemediğimiz için ayrılmak zorunda kaldığımızı, bilmem bir kez daha belirtmeye ihtiyaç var mıdır?
16 Kasım 2008 N.TAŞ (Botan Rojhılat)
PWD nerin



Yorumlar (18 gönderildi):
Kürt halkının yetiştirdiği yiğit savaşçılarımızda biri olan büyük komutan sayın BOTANIN Makalesini okuyunca hem duygulandım. bir nebzede sevindim.sevinmemin nedeni dile getirdiği konulardaki haklılığı ve objektif doğrularıdır.PKK ile arasındaki çelişkilerde bahs ederken her siyaset bilimcisininde sürekli tekrar etiği silahlı mücadelenin artık misyonunu doldurduğunu siyasi mücadeleye ağırlık verilmesi gerektiği söylemleriyle paralellik arzetmektedir.
geçmişte klasiklerde hep okumuşuzdur.silahlı mücadele siyasi mücadelenin anahtarıdır ulusal kurtuluş savaşlarında bu iki öge at başı gidilmeli salt silahlı mücadeleyi hedefleyen oluşumlar goşizmi yalnız siyasi mücadeleyide önüne koyanlarda reformmizmi doğurur onun için bu iki ögenin uyumuna önem verilmelidir.dönem dünem koşullara göre ögelerde birisi sürece damgasını vurar ama ikinci öge asla gözardı edilemez atbaşı yürütülür.
bu anlatıklarım toprak istemli mücadele veren hareketlerde geçerlidir üniter devlet yapılanmasını savunanlar silahlı mücadeleye kalkışmazlar proğramlarını politika ve diplomasi özerine inşa ederler ve bu doğrultuda çaba harcarlar şu andaki PKK nin temel stratejisine bakıldığında bağımsız kürdistan tezinde vazgeçmiş sistem içinde kalmayı kabulenmiş birlikte yaşamda karar kılmıştır onun için bence kopaenag kiriterleri PKKnin istemlerinde daha radikal ve daha sahicidir bu istemler için dağlarda kalmanın hiç bir manası yoktur.....
Oncelikle somurgeci fasist Turk devletine karsi verdiginiz direnisten ve onurlu durusunuzdan oturu sizi ve mucadele arkadaslarinizi hurmetle selamliyorum.
Ancak buyuk beklentiler icinde oldugumuz PWD bir turlu kitlesellesemedi,PSK ve PDK-Bakur ile yaptigi ittifakta tek bir eylem bile yapamadi.Partiniz kongresini bile gerceklestiremedi, Apocu ihanet $ebekesini teshir ve tecrid edemedi. PWD adeta marjinallesti .
Gerci 2004`den beri hareketinizin lider kadrolarinin alcakca katledilmeleri dolayisiyla sizleri tohmet altinda birakmak haksizlik olur ama 5 yil da az bir sure degil.
Kurd yurtsever hareketi sizlerden laf degil icraat bekliyor.
Siyasal mucadele yontemlerinden propaganda ,ajitasyon ,kitle calismasi
yapmaniz,gazete ve dergilerle ,uydu uzerinden televizyon yayinlari ile sonuc almak mumkundur.
Bu da en basta PKK ye karsi degil ,Tc`ye karsi kurulmus olmanizi gerektirir...
Değerli komutan, bu satırların yazarı sizin dağlara ömrünüzün yırmı yılını milletimizin özgürlüğü için verdiği konusunda hiç bir şüphe duymamaktadır.
Ayrılmanızın nedenlerinin oldukça mantıklı bir açıklamasını sunmuşsunuz. Zaten oldukça anlaşılabilir bir durumdur. Milletimizin sürüklendiği bu akıldışı mecranın ayrıntılı açıklamalarını uzun yıllardan beri şahsınızdan beklediğimi ve bu konuda bir hayli kırıklığına uğradığımı belirtmek istiyorum.
Değerli Komutan, eğerki sizler imralı sürecinin ayrıntılarını açıklamış olsaydınız yıllar önce belkide gençlerimizin birçoğu bu kadar zaiyat vermemiş olacaklardı. Mesala benim için o sözkonusu ettiğiniz savaş kararının alındığı kongre hala bir muammadır. Avukatlar kimlerdi ve kelimesi kelimesine ne dediler? Yine benim için muamma olan diğer bir konu geri çekilme sürecidir. Gerillalara geri çekilme emri direk imralıdan mı geldi? Eğer oradan geldiyse TC nin bilgisi dahilindedir. Böylece geri çekilme sırasında çıkış yollarının asker tarafından kesileceği hesaba katılmadı mı? Eğer hesaba katıldıysa geriye çekilirken neden beş yüzden fazla gerillamız imha edildi? Hala geç kalmış değiliz. Sizin imralı sürecinin başlangıcıyla ilişkin yapacagınız yorumlar aktaracagınız bilgiler binlerce gencimizin imhasına engel olabilir. Haksızmıyım sayın komutan?
Selam ve hürmetlerimle...
Not: Mümkünse bu mektubumun değerli komutanımıza ulaştırılmasını Nasnameden rica ediyorum.
bilmelisinizki Botan Nasname yazari degildir. okurlarimiz yararlansin diye PWDnerin sitesinden alinan bir yaziya ve yazara yönelik ithamlarinizi mümkünse botan arkadasa onun yazdigi sitede iletin.
Nasname.
iddialarinizin bir bölümüyle ilgili bize email adresimizden yazarsaniz sizinle iletisim kurmak isteriz.
Sayın xember,yazınızda ne bir değerlendirme nede bir eleştiri var.Buna rağrem bir sürü hakaret ve itham.Bilinçli bir tavır deyilse büyük bir viçdansızlık örneğidir.
Değerli komutan Botan ayrılma nedenlerini çok sade bir dille ve nedenleriyle açıklamaya çalişmi ve imralidaki ********* T.C eliyle kürt halkına karşı oynamakta olduğu oyunu izah etmiştir.katılırsınız katılmazsınız ayrı bir konu ve özgürsünüz,hatta sınırlarını ve ahlaki ölçüleri aşmadan eleştirebilirsinizde bu en doğal hakkınızdır.benimde eleştirilerim vardı ama yaklaşımınızı görünce eleştirilerimi sonraya erteledim.
Ne olur ihanet cephesine kahramanca tavır almış bu değerlerimize sahip çıkalım ve koruyalım varsa eleştirilerimizi de geliştirici olma adına yapalım.saygılarımla
Ben diyorum ki bu mesele genelkurmayin 500 kişi kalsindan kaynaklanmadi. Bunun gibi onlarca örnek verebiliriz. Yanliz bir tanesini herkesin kafasinin acilabilmesi icin örnek olarak veriyorum.
Ikinci 15 Agustusu düsmana karsi vermis bulunkatayiz. Öcalan bunu dedigi zaman Nizamettin Tas bu ayatlerini yerine getirkle yökümlüydü. O zaman neden ayrilmadiniz? Bir kemalist parti düsünün bir milli Kurd hükümrtine karsi ikinci savasini baslamistir. Bu yetmiyorsa ikinci bir örnek. Haburda bir-birbicuk aydan fazla resmen ambargu koyan ve onlarca fakirlerin yasam kaynagi konumundaki kamyonlarini yaktilar. Nizamettin Tas ve diyerleri hala ergenekon elemani olan Öcalanin talimatini harfiyen yerine getirmekle vazife basindaydilar.
Diyelimki N.Tas bu 500 kisi icin kizmis. Peki niye kizdin? Kalan 500 kiziyorsun , ama devletin emriyle korulan bir pkk ve gene onlarin karariylada Kurdleri katleden kararlarina neden karsi cikmadiniz ve ayrilmadiniz? Söyle soralim, Kendi basina mi siz oraya yerlestiniz? Ya da Genelkurmayin emriyledi? Iste asil mesele burda yatiyor. Ve ben samimi söyüyorum tc istedigi icin siz oraya medya savunma alani dediniz! Her halde Kurditanin ismini de bu kemalist sebekeye vermislerdi.
Devleti olmadan kendine bir diktator edinen, o diktatorun dayatmalari olan ucube degerlere karsi bogusan bir halkin evladi olarak; sinsi bir koseye cekilmis elde ettigim tek pencere olan bu siteden; korkarak, saklanarak yaziyorum ve de elestirmiyorum...
Bilakis direkmen sucluyorum.
Elestiri dedigin genelde dogru bir davranisin istenmeyen yanlislarina yoneltilir. Burda oylesi bir sey soz konusu degil ki.
Senin asil soylemek istedigin su olsa gerek (daha dogrusu oyle anlasiliyor): 'Bu adam ne yapmis da bunca saygisiz suclamalari yoneltiyorsun kendisine?' Diye...
Bunun cevabini benden beklemene ne gerek var ki; zira, bu konuda epeyce yayinlar oldu. Ta, Selim Curukkaya'nin 'Aponun Ayetleri' isimli kitabindan tut da Nasname'ye gelesiye kadar zaten bir suru seyler soylenip yazildi... Hatta yazila yazila bikkinlik yaratti, millete gina getirdi.
Senin bundan haberin yoksa, erisip onlari okumani tavsiye edebilirim ancak.
Cunku bunlari yazanlar olaylarin bizzat yasayanlari veya sahitleridirler. Tabi ki bunlari inandirici bulmuyorsan o ayri konu.
Ben ise o yazilanlari inandirici buluyorum. Hatta eksik bile....
Ve egerse bunlarin dedikleri dogruysa bizim binbir degerimiz o kisve altinda pervasizca car-cur edlip harcanmis, binlerce kahraman evlatlarimiz bilerek ve isteyerek oldurulmus veya dusmana hedef gosterilip telef edilmis.
Ve de bir suru erdemlerimiz ayak altina alinip ezilmis daha da otesi, evet daha otesi de var...
Oku guzel kardesim oku bunlari sen okumayip da acizane benim oturup da sana buncasini yazmami bekliyorsan bu hem haksizlik hem de sira bana dusmez.
Iste senin bu adamin da yirmi yil boyunca o suclarin birinci derece ortagidir. Yargilanmasi gerekir.tereddutsuz bu yargilanmayi hakketmistir ama n'edek onu da yapamiyoruz, o yanimizda bir cok yanlarimiz gibi eksiktir henuz.
Eger hala halkini sevdigini iddia ediyorsa bu iddiasini ispatlamak icin cikipda isledigi suclari tum detaylari ve yorumlariyla halkina anlatsin... Anlatsin ki halki bir daha kuzularini hayin cobanlara teslim etmesin... Etmesin ki o hayin cobanlar bir daha kuzulari kurtlara yem etme firsati bulamasin.
Bunu yapsa da halki ona madalya takmiyacak tabiki... Ancak yine de halkini hala sevebildiginin ispati olur bu davaranis, onun icin.
Lakin o kalkmis hala gozlerimizin icine baka baka kendi yigitligini ispata calisiyor ve de hala bu halktan kendisi icin saygi bekliyor.
Bu da olur mu be sevgili kardesim? Olur mu boyle?...
Biz bu kadar mazosist olmak zorundamiyiz?
Biz kendi sorumlulugunu yerine getirmeyenlere saygi duyabilirmiyiz?
Biz bu kadar beles ve bedavamiyiz?
Sen ne diyorsun kardesim? sen ne diyorsun?...
Sen diyorsun ki ihanet cephesine karsi kahramanca tavir almis bir degerimizdir biz bu degere sahip cikalim...
Wah benim bu zavalli halime?...
Yirmi sene o kanicicinin yaninda o erdem dusmaninin yaninda bulun ve bu yirmi senenin sonunda birgun digerleriyle kiyasladiginda adeta can sikintisina sebebiyet veren bir olay degerinde bir gerekceyle kal da benim canim sikildi ben biraz da kendi basima bu oyunu oynayayim dercesine milletinden oyun gerecleri ister gibi destek iste.
E be 'lawe kurd' kardesim bende oyuncak kalmadi varsa sen ver bu gede'ye biraz da kendi bir basina o oyuncaklarla eglensin....
ŞEYH SAİD: Dünya yaşantımın sonu geldi. Ulusum için kurban edildiğimden dolayı pişmanlık duymuyorum. Yeter ki torunlarımız bizi düşmanlarımızın önünde mahcup bırakmasınlar.
HINISLI XALİD CİBRİ BEY: Karşınızda yalnız değilim. Arkamda İran, Mezapotamya ve Türkiye'de muazzam bir Kürt ulusu bulunmaktadır. Bugün beni asıyorsunuz, fakat hiç şüphemiz yoktur ki yarın torunlarımız de sizleri yok edeceklerdir.
ŞEYH ABDÜLKADİR(SENATÖR): Zaten sizler yakma ve yıkma konusunda büyük bir şöhrete sahipsiniz. Burasını da Kerbela'ya çevirdiniz. Şunu biliniz ki dehşet ve insafsızca sömürü ile şan ve şeref kazanılmaz. ...
YUSUF ZİYA BEY(Bitlis Milletvekili): Bize mevki ve rütbe bahşetmek suretiyle bizi aldatabilirsiniz endişesi içindeydim. Şükür Allah'a ki bizi mermi ve iple karşılıyorsunuz ve bundan dolayı biz hiç pişman değiliz. Verdiğiniz ders sayesinde torunlarımız öcümüzü alacaklardır.
DOKTOR FUAD BEY (Diyarbekir'li): Vatanım için yiğitçe kurban olmayı daima düşünürdüm. Şüphesiz ki asılmakta olduğumuz bu toprağa bağımsızlık bayrağı dikilecektir.
AVUKAT TEVFİK BEY (Diyarbekir'li): Cesedimi bütün dünyaya gesteriniz ve herkes bilsin ki kişisel haklar için değil, ulusal haklar için savaşıyorum. Yaşasın Kürdistan!...
KOÇZADE ALİ RIZA BEY (Bitlis'li): Elimdeki silahı ulusuma karşı kullanmayıp düşmanımız türk'e karşı yöneltmiş olduğumdan dolayı mutluyum. İşte şimdi hayatımı Kürtlük için kurban ediyorum.
ŞAİR MOLLA ABDURRAHMAN (Siirt): Sefiller!... Sizi ayağımızın altında çok alçak ve küçük görüyorum. Biliniz ki Kürt bir ağaç değildir, ölür fakat eğilmez!..
HANİZADE ŞAİR KEMAL FEVZİ (Bitlis'li): Cennet Kürdistan bizimdir. Ev sahibi biziz ve kim ne derse desin biz yine içeri gireceğiz, buna hiç bir güç engel olamaz, çünkü O bizimdir....
Hazirlayan Dengê Mazlûma Basin-Yayin Bürosu
Kaynak: Garu Sasunî, Kürt Ulusal Hareketleri ve 15. yüzyıldan Günümüze Ermeni-Kürt İlişkileri.
Seyid Riza:75 yaşındayım, şehit oluyorum, Kürdistan şehitlerine karışıyorum. Dersim mağlup oluyor, fakat Kürtlük ve Kürdistan yaşayacaktır, Kürt genci intikam alacaktır, kahrolsun zalimler! Kahrolsun ***** ve yalancılar
bide unlu bi sozu vardir
"Biz Sizin Yalan ve Hilelerinizle Baş Edemedik Bu Bize Dert Oldu. fakat Bizde Sizin Önünüzde Egilmedik Buda Size Dert Olsun..
ABDULLAH ÖCALAN'''ANAM TÜRKTÜR. BENDE TÜRK DEVLETİNE HİZMETE HAZIRIM.''''
Nizamettin Tas`in yukaridaki yazisi PWDnerin den alinmistir.
Sayin Tas`a yönelik sorularinizi mümkünse yazari oldugu sitede yazip yanitini bekleyin.
Nasname Sayin tasin makalesini önemsedigi ve okurlarini bilgilendirme amacli sayfalarina almistir.
ayrica dün ve bu gün yazdiklarinizi mümkünse bize mail adresimizden iletin.
sizinle yazdiklariniz ile ilgili iletisim kurmak istiyoruz. selamlar. Nasname.
arkadaş,
belirtikleriniz bugün uygulanması gereken temel gerçeklerdır. katılıyorum. türkiyedeki siyasal mecra o kadar değişkenlik arz ediyor ki, anlayışlar o kadar çabuk saf değiştiriyor ki, ister istemez bizleri zorlamaktadır.
pkk nın çatışma ortamıı reaktive etmesi tamamıyla faşist türk ordusuna yardığı bir gerçektır. öyle çirkef bir politika güdülüyor ki türkiyede, mide bulandırıcı. ve kürt halkı mücadelenin hangi yelpazesinde yer aliyorsa alsın, mevcut oyunanan oyuna gelmemelrı gerekir. abdullah öcalan güneyde bağımsız bir kürdistana karşi, bu karşılığını türk ordusunun
kendini yatırarak idame ediyor. yani kürt halkın yıllarca verdiği mücadeleye taş koyarak engelemeye çalışıyor.
ordu ile ak parti kendi aralarınada görev bölümü yapmaya başladılar. ordu pkk ile çatışır gibi gözükecek, pkk yi çatiştıracak,aakparti de güney güçleriyle ilişki kurar gözükecek ve kürtleri birbirine düşürerek , türk ordusunu amarika destekli güney kürdüstana kaoaycaklardır. türkiye doğrudan yapamadığını şimdi kürt güçleri çatıştırarak kendisi kurtarıcı olarak güneye koymak istiyor.
kürt halkı bu politikalara karşı uyanık olmalı, gerek pkk gerekse tüm güçlerı bu yönde uyarılmalıdır. abdullah öcalalnın ne yapmak istediğini bütün aşikarlığıyla ortaya konulmalıdır.
Son mahkeme'sinde diktator mahkeme baskani yigit Kurd kizina soruyor;
"eger yaptiklarin'dan dolayi pisman oldugunu soylersen, seni afederiz''.
Ama yigit Kurd kizi Leyla Qasim ne soyliyor; ''Min bikujin, le ve rastiye ji bizanin ko bi kustina min bi hezaran Kurd de ji xewa giran da siyar bibin. Ez pir kef xwesim ko bi serfirazi u riya azadiya Kurdistane'da cane xwe fida dikim''.
''serok'' kemalist Ocalan son mahkeme durusmasin'da ne soyliyor; ''hatalarim'dan ve yaptiklarim'dan dolayi ozur diliyorum, eger bana firsat verilirse, ulkeme hizmete hazirim''. Iste Yigit Kurd gerilasi komutani Nizametin Tas ve diger durust onurlu ve namuslu yigit Kurd insanlari; isbirlikci ve ihanetci kemalist Ocalan'in bu teslimiyetci ve ihanetciligine karsi halkimizin uyarilmasi icin baslarini dusmana egmeyip, halkimiza olan gorevlerini yerlerine getirdiler.
Bu bilince nasıl ulaşılacak, halk nasıl hesap soracak ?Zor işler ,zor fakat değerli NAsname nin alternatifaçık bilgi ve Şükrü Hoca nın açıksözlü,açık yürekli özeleştirilerinden sözümona büyük komutanlar ders alsalar bir nebze ilerleme olur.Eğer iyi niyetli iseler öncelikle ve her açıklamalarının başında tüm Anadolu halklarından özür dilesinler yaptıkları cürümler nedeniyle....
Yorum yaz