Anasayfa | Türkçe | Yasemin Çongar : Ergenekon’un derinine inmek, geçmişine uzanmak

Yasemin Çongar : Ergenekon’un derinine inmek, geçmişine uzanmak

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

1993’ün ocak ayında soğuk bir akşamüstüydü. O zamanki eşim, gazeteci Ümit Aslanbay iyi hatırlayacaktır... BBC’de çalışmaya başlamak üzere Londra’ya gidişimizden bir gün önce, Uğur Ağabey’e uğramıştık; Cumhuriyet gazetesinde birlikte çalıştığımız Uğur Mumcu’ya “Allahaısmarladık” diyecektik. Uğur Ağabey, “Apo’yla ilgili kitabım için müthiş belgeler buldum; devletle bağlantısını gördüm” diye heyecanla anlatıyordu.

 

 

 

 

Soranı da şaşırtan sorular vardır.
Bir tür refleks gibi sorulan sorular...
Birisi bir sözle, bir bakışla sinir uçlarınıza dokunduğunda, ağzınızdan dökülüveren, planlamadığınız, önleyemeyeceğiniz sorular...
Ergenekon davası henüz açılmamış ve iddianame henüz açıklanmamışken soruşturmanın yetkili bir ismi bana, Danıştay cinayeti ile Ergenekon arasında bağlantı olduğu şüphesini aktarmıştı.
Durup düşünseydim “nasıl bir bağlantı” derdim herhalde; “Ergenekon sanıklarını Danıştay cinayetini planlamakla mı suçlayacaksınız” diye sorardım.
Soramadım; ağzımdan dökülen sorular başkaydı:
“Ya Hrant Dink cinayeti? Ya Malatya katliamı? Ya Sabancı suikastı? Ya Ahmet Taner Kışlalı? Ya Uğur Mumcu?”
Yetkili, Hrant Dink başta olmak üzere son birkaç yılın çözümsüz kalmış siyasi cinayetlerinin Ergenekon’la bağlantılı olabileceğini, ancak bu konuda somut delillere henüz ulaşmadıklarını söyledi bana.
Sonra da, gerek devam eden 86 sanıklı Ergenekon Davası’nın, gerekse diğer Ergenekon zanlıları hakkında açılması beklenen ikinci davanın sınırlarını itiraf eden şu sözleri söyledi:
“Biz ancak son dört-beş senenin faaliyetleri üzerinde yoğunlaşabiliyoruz. Oysa tabii, en az on-yirmi sene geriye gidiyor bu iş.”

* * *

İddianameye bakın; devletin içine yuvalanmış Ergenekon suç örgütünün varlığına kanıt gösterilen belgeler en fazla dokuz yıl öncesine uzanıyor.
Örgütün, kendisini yirmibirinci yüzyıl şartlarına uydurabilmek amacıyla hazırlık yaptığını ortaya koyan “Ergenekon’un Yeniden Yapılanması” ve “Lobi” başlıklı iki belge 1999 tarihli.
“Lobi” belgesi bu hazırlığı şöyle özetliyor:
“Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren Ergenekon’un kontrolünde, sivil unsur olarak çalışması plânlanan Kemalist/ sivil Lobi’ye ve yapacağı çok yönlü yararlı faaliyetlere yeni yüzyılda gereksinim vardır.”
Velhasıl, 1999 tarihli bu belgede karşımızda yeni bir örgüt yok; eski yüzyıldan kalma “yararlı” faaliyetlerine yeni yüzyılda da ihtiyaç olacağından emin bir örgüt var.
Ayrıca, Tuncay Güney’in Ergenekon’la ilgili bir dizi ifşaatta bulunduğu, sonradan yıllarca sümenaltı edilen ifadesinin 2001’de alındığını biliyoruz.
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Ergenekon adlı gizli yapılanmadan haberdar olduğu tarih de 2001...
Demek ki:
Ergenekon hakkında elde edilen en eski bilgiler henüz on yıllık bile değil; buna karşın, eldeki en eski belgeler örgütün “kuruluş”unu değil “reorganizasyon”unu anlatıyor ve örgütü soruşturanlar, Ergenekon’un “en az on-yirmi sene geriye gittiğine” inanıyorlar.
Keza, Ergenekon soruşturması sayesinde devletin derin dehlizlerinin aydınlatılabileceği umuduyla bir tür refleks gibi sorguladığımız “sır” cinayetler de en az onbeş yıl öncesine uzanıyor.

* * *

Ergenekon 1999’da doğmadı.
Soruşturmayı yürütenlerin tahminleri doğruysa, bu gizli örgütlenmenin geçmişi en az bir on yıl daha öncesine, yani Soğuk Savaş’ın sonuna, muhtemelen de çok daha gerilere gidiyor.
Türkiye’nin bir türlü çözemediği ve bu çözümsüzlüğün de bir sonucu olarak, çoğumuzun bir ucuyla devlete dayandığını düşündüğümüz siyasi suikastlar 1990’lara ve daha öncesine uzanıyor.
Fehmi Koru dün Yeni Şafak’ta bu karanlık geçmişle ilgili haklı sorular soruyordu:
“Devletin (Ergenekon’u soruşturma) kararlılığı yalnızca şu yakın dönemi mi kapsıyor? 1970’lerden 2000’lere uzanan çirkefliklerin karıştırılmaması da kararlılığın bir parçası mı?”
Fehmi Koru’ya bu soruları sorduran, yine kendi ifadesiyle, “ana özelliği kan ve gözyaşı olan bir dönemin hemen her yerinde ya güvenlik sorumlusu ya da politikacı olarak parmak izi bulunan” Mehmet Ağar’ın söyledikleriydi.
Ağar, kendisi Emniyet’i yönetirken Milli İstihbarat Teşkilatı’nın tepesinde görev yapan Mehmet Eymür’ün “O dönemle ilgili bildiklerini açıklasın” çağrısına, “Devletim isterse konuşurum” yanıtını verdi.
Fehmi Koru’nun sorduğu “Mehmet Ağar’ın kendisine ‘konuş’ demesini beklediği devlet acaba ne? Ya da kim o devlet?” sorusunu, Taraf Ankara Temsilcisi İsmet Demirdöğen, Ağar’ın kendisine yöneltti dün.
Ağar, önce “Kastım devletin adli ve idari makamlarıdır” dedi, sonra “Benim muhatabım MİT’tir, MİT sorsun cevap vereyim” diye kafasındaki adresi daha da belirginleştirdi.

* * *

1993’ün ocak ayında soğuk bir akşamüstüydü.
O zamanki eşim, gazeteci Ümit Aslanbay iyi hatırlayacaktır...
BBC’de çalışmaya başlamak üzere Londra’ya gidişimizden bir gün önce, Uğur Ağabey’e uğramıştık; Cumhuriyet gazetesinde birlikte çalıştığımız Uğur Mumcu’ya “Allahaısmarladık” diyecektik.
Uğur Ağabey, “Apo’yla ilgili kitabım için müthiş belgeler buldum; devletle bağlantısını gördüm” diye heyecanla anlatıyordu.
Uzun uzun dinledik onu; Güldal Abla’nın getirdiği çayları içtik; sonra vedalaşıp ayrıldık.
İki gün sonra, Londra'da, Uğur Ağabey’in arabasıyla birlikte havaya uçurulduğu haberini aldık.

* * *

Mehmet Ağar, eğer “devleti” kendisine “konuş” derse ne anlatacak?
“MİT sorsun cevap vereyim” derken, aklında Uğur Mumcu cinayeti de var mı?
1993’te Güldal Mumcu’yla, cinayet soruşturmasının önüne devlet tarafından örülen duvardan bir tuğla çekip çekmemeyi tartışan ve bu tartışmayı yıllar sonra yalanlama gereği duyan Ağar neden çekiniyor?
Arkadaşımız İsmet Demirdöğen’e “Beni Ergenekon’a yamamaya çalışıyorlar” diye yakınan Ağar, Ergenekon hakkında ne biliyor?
Ergenekon’un “en az on-yirmi yıl geriye giden geçmişinde” Mumcu cinayeti de var mı?
Ve bu karanlık örgütün karanlık geçmişi deşilmedikçe, bu devletin derinine inilmesi ne kadar mümkün?

Taraf/31.10.2008

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin