Rasim Ozan Kütahyalı : Ergenekon evi
Ergenekon’u hafifseyen yaklaşımlar bu ülkenin hiçbir Ermeni ya da Kürt yurttaşında yok mesela... Hangi zihniyet yapısında olursa olsun solcu, liberal ya da muhafazakâr her Ermeni ve Kürt yurttaş bu mesele etrafında çok duyarlı... Genel olarak tüm gayrimüslim yurttaşlar da öyle...
Geçtiğimiz hafta içinde Ergenekon davası başladı... Bu dava her sağduyu sahibi insan için çok önemli...
Aslında kelime basit: Sağduyu... Ergenekon bağlamında bu hissediş sizde yoksa, geriye ne konuşulursa konuşulsun boş bence... Ergenekon’un toplum tarafından algısı bakımından altı çizilmesi gereken net bir durum var...
Ergenekon’u hafifseyen yaklaşımlar bu ülkenin hiçbir Ermeni ya da Kürt yurttaşında yok mesela... Hangi zihniyet yapısında olursa olsun solcu, liberal ya da muhafazakâr her Ermeni ve Kürt yurttaş bu mesele etrafında çok duyarlı... Genel olarak tüm gayrimüslim yurttaşlar da öyle...
Ergenekon denen sistematiğin doğrudan hedefleri olmuş yurttaşlarımızda etnik Türk solcularına has hafifsemenin zerresi yok... Hatta Türk soluna hâkim bu hafifseme onları çok rencide ediyor. Son dönemde bu tip bir sol anlayıştan onları tamamen uzaklaşma noktasına getiren de bu...
Ergenekon ve Türk solcusuİki üst düzey generalin tutuklandığı günün ertesinde sosyalist aydın Ahmet Çakmak bu tutuklamadan ötürü içinde bir üzülme ve rahatsızlık hislerinin uyandığını yazmıştı... Sonra bu rahatsızlık hissinden ötürü yeniden kendini rahatsız hissettiğini yazdı Çakmak... İçtenlikle ve dürüstçe ifade edilmiş bu hisler üzerine Türk solcuları düşünmelidir bence... Bu noktadan sonra sol meselesi polemik ve çatışma durumundan çıkarılmalı ve daha duygusal bir zeminde konuşulmalı artık...
Çakmak’ın hisleri ortalama Türk solculuğu bağlamında temsil kabiliyeti çok yüksek hisler, önce onu tespit edelim... O kadar görülen işkence, mahpus günleri, devletin yaşattığı sıkıntılar, acılar... Ama yine de Ergenekon bağlamında itiraf edilen bu hissiyat... Hiçbir Ermeninin, Yahudinin, Kürdün hissetmediği sadece etnik Türk solcularına ait bu garip duygular... Bir yandan “Hrant’a” hitabıyla Ermeni meselesi etrafında samimi ve vicdanlı bir kitap yazabilmek... Bir yandan Hrant’ın geride kalan tüm ailesinde (ve tüm Ermeni cemaatinde) korku ve ürküntü uyandıran bayrak mitinglerini izlerken derin bir haz duyabilmek... Bayrak mitinglerinin ruh haline etnik Türk solcusunun kendini ait hissetmesi...
Bunun esasen istemdışı yaşanan bir soyaçekim hadisesi olduğunu düşünüyorum... Türk solculuğunun özünde olan o İttihatçılığın –istenmese ve inkâr edilse bile- nüksetmesi ve adım adım Türk solcusunun ruhuna yeniden hâkim olması... Geçmişte yaşanmış, ortak bellekte duran hapis, işkence, dayak, aşağılanma, hor görülme... Ama yine de egemen unsur olarak kendini bu devletin aura’sına ait hissetme... O devlet bakışından kopamama... O devlete ait olmak, o devlete sahip olmak ve o devlet diliyle konuşabilme arzusu...
Baba ve evlatBir tip çok problemli baba-evlat ilişkisi, Türk solcusuyla Türk devlet zihniyetinin arasında yaşanan... Ama yine de baba-evlat... Evlat sık sık dayak yiyor ama babası biraz gülümsedi mi, biraz şöyle “Hadi gel yanıma bakayım” dedi mi, birden kendini o babanın kucağında buluyor... O evladın tüm sahte asiliğine rağmen engelleyemediği derin bir baba sevgisi var... O zalim kere zalim babaya karşı derinden bağlılığı ve dolaylı itaati var... Yine de Türk solcusu o babanın evladı çünkü... O babanın tamamen çıplak kalacağı bir durum olasılığı onları içten içe üzüyor... Hele ki o babanın üvey evlatlarının elinde olduğuna inandıkları bir dönem, o üvey evlattansa babalarını tercih ediyorlar içten içe... Ne Ergenekon Ne AKP... Yani “Ne babamız ne üvey evlat” deseler de babaları bir şekilde kazansın istiyorlar...
Her daim yetim olanlarİşte bu toprakların etnik olarak Türk olmayanlarının asla hissetmediği ve hissedemeyeceği duygular bunlar... Onlar evlat olmak istediğinde bile dışlanacaklarını biliyorlar çünkü... O babanın evinde sığıntı gibi, her an evden kovulmaya hazır yaşadıklarını biliyorlar çünkü... Babası arada dayak atsa da yine “Gel, sen benim evladımsın” diyecek, bunu biliyor Türk solcusu... Kürtler ve gayrimüslimler ise bu evin yetim olmaya mahkûm edilmiş iki mensubu... Bu babanın egemenliği sürdükçe de öyle olacağını biliyorlar...
Onları son süreçte evlat olan solla derinden ayıran, temelde bu bence... Türk solcularının son tahlilde baba evi burası... Sahte başkaldırılar, sanal isyanlar çıkarsalar da burası baba evi... Kürtler ve gayrimüslimler içinse sığıntı gibi yaşamak zorunda bırakıldıkları bir kâbus yuvası...
Aleviler ve Sünni-dindarlar ise bu evin üvey evlatları... İki düşman üvey evlat... Birbirilerinin başına gelenleri birbirinden bulan, üvey babalarını suçlamamak ve suçu birbirlerine atmak için türlü bahaneler üreten, bir gün bir şekilde “Ben de öz evlat muamelesi göreceğim” diye boş ve beyhude bir umutla bekleyen iki üvey evlat...
Bu evin hikâyesi her açıdan hazin yani...
Taraf/26.10.2008



Yorumlar (3 gönderildi):
merak ettiğim için soruyorum Apo nun marx ı aştım saçmalamasını her gün duyan sözüm ona solcularımızın hangisi buna karşı çıkıyor yani sizin kastettığiniz solcular. hemen hemen hepsi apo nun çatısına girmek için kuyruğa girmiş haa siz onlarda solcu değil diyorsanız onu bilemem bu durumda solcu kim diye sormam gerekecek.
Nasname çizgisi alabiidiğince nettir ve merak etmeyin solcuları en az sizin kadar tanır.
ve Nasname Demokratik bir platform olma özelliğini her şeye rağmen koruyacaktır bu bağlamdada kütahyalıda sizde burada yazabıleceksiniz.
iddiamız yeni bir dünya kurabilmektır bunun oluşması için üzerimize düşeni eksiklerine rağmen yerine getirme cabamızdır.
selamlar.
Ergenekon konusunda Türkler disinda herkesin duyarli oldugu yalan. Bizzat ergenekon icinde Türklerden baskalarinin da olmasi bunun kanitidir. Veya, diyebiliriz ki Kürtlerin cikarini savundugunu iddia eden bazilari, Kürtlerden olusan marabalarini zapt ü rapt altinda tutabilmek icin ergenekon ile kolkoladir. TBMM üyesi asiret reisleri yeterli kanittir.
Türklerin disinda herkesin ergenekona karsi duyarli oldugunu iddia edenler, biraz da hem tarihe hem günümüze baksalar iyi olur. PKK'nin kendi icinde 15 bin Kürt gencini öldürdügü burada da yazildi. Bugün apo'nun sirtina basilmis yalani ile sokaga dökülenler Türkler mi? Nerde PKK'nin öldürdügü 15 bin Kürt gencinin 'sahibi Kürtler'?
Etnik temelden siyaset yapmaya kalkan bu sorularin altinda kalir. Yapmayin böyle, ergenekonun ekmegine yag sürmeyin.
TR'de marksist sol, verebilecegi kadar mücadele verdi. Bunu yetersiz görenler varsa dönüp kendilerine bir baksinlar. MHP ile kolkola girenleri solcu olarak kabul ediyorlarsa kendileri bilir. O zaman hatirlatiriz, neden 'bir kedim bile yok' demek zorunda kaldilar kendileri? Tarih bazen bazilarini utandirir; Türk olmamak meziyet olsaydi Bucak asireti gibiler Kürt kanindan beslenemezdi. Soyadi Türk olanlar da önce kendi marabalarini özgürlestirirdi.
Siyasette soyacekim olmaz. Bunu iddia eden hem dangalak hem de irkcidir.
Dava konusu olan ergenekon, türk gladyosunun kücük bir parcasidir. Bunun yargilanmasiyla ergenekon'un tasfiye edilecegini sanan hem dangalak hem de siyaset biliminden uzaktir.
Türklerde sisteme karsi yeterli tepki olmadigi dogrudur. Bunu iddia edenlerin tarihte kendilerinin kac devlet kurabildigini, ne süre ile bu devletleri yasatabildigini sormak da edepsizlik olmasa gerek.
Demek ki neymis?
Yorum yaz