Enis Berberoğlu : Barzani ile yakınlaşma PKK’nın kimyasını bozuyor.
Hürriyet yazarı Enis Berberoğlu`nun 25.10.2008 tarihli makalesinde bizimde katıldığımız ve öteden beri vurguladığımız tespitleri var ancak bize göre bu tespitlerde asıl vurgu eksiktir .TSK ve Öcalan ilişkisi ve yükselen savaşın kontrolünün TSK`da olduğu . Sarsılan Statükonun ve Kemalist Faşizmin İmralıyla eşgüdüm içerisinde korunma çabaları olduğu noktasında katkımızı yapalım istedik.
Hürriyet yazarı Enis Berberoğlu`nun 25.10.2008 tarihli makalesinde bizimde katıldığımız ve öteden beri vurguladığımız tespitleri var ancak bize göre bu tespitlerde asıl vurgu eksiktir .TSK ve Öcalan ilişkisi ve yükselen savaşın kontrolünün TSK`da olduğu . Sarsılan Statükonun ve Kemalist Faşizmin İmralıyla eşgüdüm içerisinde korunma çabaları olduğu noktasında katkımızı yapalım istedik.
Bu kirli oyunun elbette çeşitli nedenleri var.
Öcalan ve Ona komuta eden TSK cözüm istemediği gibi kamuoyunda Ergenekon ilişkilerinin açığa çıkması başta olmak üzere Kürd sorununun cözümünde Adresin Sayın Barzani ve AB olmasından kaygılanıyor.Kürdlerin Demokratik siyasi cözüm noktasında Kemalizmi ve Öcalanı red etmesi gibi bir kaygı kaos ve provakasyonların temel nedenidir.
Genelkurmay`in Demokrasi karşıtı konsepti Kürd cennahında Öcalan eliyle oluşturulmaya çalışılıyor.
Nasname
***
ÖNCE meselenin adını doğru koyalım: Türkiye’nin Kürt sorunu vardır. İkinci olarak ülkenin Güneydoğu sınırı Türkleri petrolden, Kürtleri soydaşlarından yoksun bırakıyor.
O yüzden Cumhuriyet tarihi, Türklerin petrol, Kürtlerin birlik özlemine tanıktır.
Bu sorunun Türkiye’deki muhatabı belli: Cumhuriyet hükümeti. Ama Kürt tarafına bakıldığında, dostun/düşmanın eşkali sürekli değişiyor. Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri son 20 yılda Barzani/Talabani ikilisi ile dalga boyu yüksek ilişki yaşıyor.
1990’ların başında Türk ordusu peşmerge güçleriyle birlikte PKK ile savaşıyor.
2000’lerin ortasında Kuzey Irak PKK için güvenli bölge ilan ediliyor.
Ama son bir yıldır, ABD’nin de baskısıyla Barzani Türkiye’ye yaklaşıyor.
İşin ilginç yanı, PKK’nın eylem grafiği de bu gelgitlere uygun düşüyor.
Aynı günlere rastlayan iki fotoğrafı gözünüzün önüne getirin lütfen...
1) Türkiye’nin Irak Özel Temsilcisi Murat Özçelik, Bağdat’ta Barzani ile görüşüyor.
2) Diyarbakır’da kepenkler iniyor, yasadışı gösteriler ve şiddet bölgeye yayılıyor.
Sizce arada hiç irtibat yok mu? PKK’nın acemi tuzağı bariz değil mi?
Türkiye tahrik olacak, Kuzey Irak’a girecek, ABD ve Barzani ile köprüleri atacak...
Ve ortada tek muhatap PKK olmasa bile siyasi uzantısı konumundaki partiler kalacak.
PKK’nın psikolojik algı ve yanılgısı "muhatap" kompleksinden kaynaklanıyor.
Türkiye’nin elbet bir gün Kürt meselesi için masaya oturacağını sanıyor/hayal ediyor. Bu nedenle Barzani’nin rol çaldığına inandığında tabir yerindeyse kimyası bozuluyor.
Bu tespiti uzun süredir yazıp çiziyor, TV programlarında dile getiriyorum.
Ama açık söyleyeyim, Zaman’daki haberi okuyunca çok kıskandım.
Türkiye-Barzani ilişkisi ile Apo’nun halleri arasında müthiş korelasyon yakalamışlar. (Zaman Gazetesi, Melik Duvaklı’nın haberi, 23 Ekim 2008)
1) 23 Şubat 2007 tarihinde toplanan MGK’dan "Kuzey Irak’la görüşülebilir" kararı çıkıyor.
1 Mart 2007 tarihinde avukatları, "Abdullah Öcalan zehirlendi" diye açıklama yapıyor.
2) 27 Haziran 2008’de Başbakan’ın Irak’ı ziyaret edeceği açıklanıyor.
4 Temmuz 2008’de Abdullah Öcalan’ın saçlarının zorla kazıtıldığı iddia ediliyor.
3) 10 Ekim günü Cumhurbaşkanı Kuzey Irak’la görüşüleceğini duyuruyor,
14 Ekim günü Murat Özçelik, Mesut Barzani ile Bağdat’ta buluşuyor.
16 Ekim günü avukatlar ve DTP Öcalan’ın fiziki şiddet gördüğünü ileri sürüyor.
Terör mutabakatı
GENELKURMAY’ın önerisi üzerine Orgeneral İlker Başbuğ ve ekibi pazartesi günü Bakanlar Kurulu’na terör brifingi verecek. Başbuğ daha önce MHP ve CHP’yi de ziyaret etti. Başbakan ve terörle mücadele konusunda birinci derecede sorumlu/yetkili hükümet üyeleriyle MGK ve/veya terör zirveleri vesilesiyle neredeyse her hafta görüşüyor. O zaman nereden çıktı bu brifing?
Mutlaka başka teknik izahı vardır. Ama kamuoyunda algılanacak fotoğraf bellidir: Hükümet ve asker arasında terör konusunda mutabakat tamdır.
25,10,2008/Nasnamenews(H.A)



Yorumlar (3 gönderildi):
Terörist Cumhuriyet, ismide üzerinde terörist ve barbar olduğu içindir ki kendisi gibi, güdümünde ve hizmetinde terörist ve barbar bir örgüt yarattı. T.C. Genelkurmay denetiminde iken, PKK da Apo hazretlerinin denetiminde, ancak Genlkurmay emrinde. İşte böyle, TERÖRİSTLER birbirlerine topu atar, kimileride saha da oynar.
BİRİFİNGLERE “beyin yıkama” derler, yeri geldiğinde “emir-komuta zincirine bakanların dahil edilmesi” olarak yorumlanır. Kemalizm ve T.C.’ye azbuçuk mesafeli olan AKP hükümet öylerinin kafalarını yıkama zamanı gelmştir, vatan-millet elden gidiyor naraları virtuel sunulacak.
TARAF ve NASNAME sayesinde ve ikisinden güç alan Zaman Gazetesi yayınları sayesinde TÜRK ve KÜRD taröristlerin maskeleri gün geçtikçe düşüyor, keza Kürd düşmanı Öcalan denen adamın maskesi de. O düsmanı, devrimcilik ve ilericilik anlayışından uzak bir tavırla “serok” diyenler, buyursun onun “Kürd halk ve yurtseverliğini ifade eden iki cümlesini” bulsunlar, kaynak göstersinler !
Deşifreler, “Türkiye Türklerindir” denen “kışkırtıcılık merkezi” sayfalarına da varmış ise, Kürd ve Türkiye muhalefeti adım-adım ilerliyor, barbar ve teröristlerin maskelerini düşürüyor demektir.
Qîre-qîr û qîje-qijên dawî !
Kê bi we re got ku hûn herin cem Tirkan, Abdullah Axa ? Hûn bi dilê xwe çûn wir, cem xwedîyên xwe. Xelkê dişinin şer, dişînin ser çiyan, bixwe jî wek Ergenekonîyên Anqerê yen wek Kuçuk, Kerînçîz û Perînçek li banî rûdinin, geh li Şamê geh li Îmralî kêfa xwe dikin, ferman didin; bi wê şiyasetê kesekî di dinyayê da hûn qebûl nekirin, çima ku hûn zalîm û zordar bûn, zalîm û zordaran wek Hafiz û Saddam dostên we bûn. Şerê dinya ya azadî û demokrasî kir, piştra jî bêbextî kir, li wan welatan mafê pênaberî xwest. Îsan wê çawa ewqas bêbext û bêrû bibe, lo ?
<br>Ka, li demekê (1 Adar 2007) “Jahr” dabûn we, ew çawa bû ?
<br>ka, li zemanekî (4 Tebax 2008) pore we hatibû qusandin ? Ji wê çi derket ?
<br> Erê, yên borî çi bûn, ya niha jî wê wiha bibe: PİŞTÎ ÇEND HEFTAYAN wê wer bîrkirin. LÊ, lê… heya hinge çend kes wek “golikê dîn” tevdigerin. Ewqas. Zaten armanc jî ew e. Gehurandina ROJEV. Ew sîyaseta bi destên Serokerkanî tê mêsandin. Hen Birîfîng didin, hen jî wek dînan tevdigerin. Kurd û Kurdistan hemû DEREW ! Goya Abdullah Efendi di bin şerê psikolojîk de ye:
Yorum yaz