"Biz ecnebiden mi gelmişiz"?
"Diyarbakırlı Hasan Amca devlete soruyor. Mine Şenocaklı Diyarbakır izlenimlerini yazmaya devam ediyor"Gelelim meselemize bu huzursuzluk ona göre nasıl sona erer? Sinirli sinirli cevaplıyor “Gaffar Okkan’ı kim öldürdüyse, bu karışıklığı çıkaran da onlar. Bir dediler PKK öldürdü, bir dediler Hizbullah... Sonuç ne? Burada olan biten her şeyden devletin haberi var. İşte, PKK göstere göstere gelmiş Aktütün’e...
77 yaşındaki Hasan Amca’nın ne emekli aylığı var ne de bir işi. “Çocuklar mı bakıyor sana?” diye soruyorum, “Hayır, Allah bakıyor” diyor. Devlete küskün, “Kim başbakan olursa, gidip kendi memleketine fabrika yapıyor. Kim cumhurbaşkanı olursa, kendi memleketini ihya ediyor. Bir bizim Diyarbakır’a fabrika yapılmıyor. Biz ecnebiden mi gelmişiz? İş olmayınca, aş da yok. Aç kalan çocuk da dağa çıkıyor. Bu devlet, bize yaramıyor” diyor...
Ulu Camii’de cuma namazını kılmışlar, parkta çimlere yayılmışlar. Hepsi yaşlı... Ben de yerleşiyorum çimlere... En yakınımdaki amcaya yöneliyorum, bakışlarından konuşmaya hazır olduğu belli... Adını soruyorum önce ‘Hasan Demir’ diyor. 77 yaşında, çalışmıyor, sanıyorum ki emekli... Hayır, ne maaşı varmış, ne de bir güvencesi. Herhalde çocukları bakıyor, yok öyle de değilmiş. ’Allah bakıyor bana’ diyor!
Gelelim meselemize bu huzursuzluk ona göre nasıl sona erer? Sinirli sinirli cevaplıyor “Gaffar Okkan’ı kim öldürdüyse, bu karışıklığı çıkaran da onlar. Bir dediler PKK öldürdü, bir dediler Hizbullah... Sonuç ne? Burada olan biten her şeyden devletin haberi var. İşte, PKK göstere göstere gelmiş Aktütün’e... Niye devlet zamanında önlemini almamış? "Teröristler" nasıl bu kadar kolay vatandaşlarımızı öldürebiliyor? Bu böyle gittikçe, burada hiçbir şey çözülmez. Ne barışır, ne uyuşur, öyle gideriz.” Anlaşılan o ki Hasan Amca da, Taraf gibi düşünüyor... “Asker de, polis de namuslu vatan evladıdır. Biz akşama kadar yatağımızda yatiyik, onlar bizi koruyor. Onlara da günah değil mi? Gencecik çocuklar ölüyor. Asker de bizim çocuğumuz, oradaki de... Kim ki ölmüş, ’Vatan için öldü. Vatan sağ olsun’ diyorlar. Böyle vatanın içine edeyim! Ölen kim? Senin çocuğun, benim çocuğum. Hani başbakanın oğlu nerede?”
‘Artık Erdoğan’a oy vermem, hiçbir sözünde durmadı!’
Hasan Amca hararetli hararetli anlatırken yanımıza bir amca daha geliyor. Biraz kızgın mı ne? Başlıyor tehdide “Vallahi benim fotoğrafımı çekerseniz, hepinizi paramparça ederim. Hepiniz zararsınız!” “Ne konuştuğumuzu biliyor musun ki, bağırıp çağırıyorsun” diye bu sefer ben çıkışıyorum. O hâlâ İlker’e, “Çekme” diye bağırıyor. İyi de, İlker zaten fotoğraf çekmiyor ki! Hasan Amca giriyor araya, pek kaale almamış olacak diğerini. Sözünü kaldığı yerden sürdürüyor: “Biz devlet parçalansın istemiyoruz. Çünkü vatan parçalanırsa, gavur bizi rezil eder. Namusumuz, tıpkı Irak’taki gibi ayaklar altında ezilir.”
Yine sinirli amca giriyor araya... “Gavur kim? Sen ne diyorsun?” diye bu sefer Hasan Amca’ya bulaşıyor. Bizi sessiz sessiz izleyen biri var yakında, adı Süleyman... 73 yaşında... Bu hırgürden rahatsız, bizi rahatlatmaya çalışıyor “Kızım sen bakma onlara, ikisi de delidir. Siz olmasanız, gider çöpçüyle dövüşürler! Hem sen boşuna yorma kendini burada istese de insanlar doğruyu konuşamaz, korkar” diyor. Peki doğruyu nerede bulacağız?
Sözü yine Hasan Amca alıyor, bu kez bodoslamadan sistemi eleştiriyor: “Devlet buranın düşmanıdır, bu Kürtler de onun düşmanıdır. Başbakan, bize söz verdi. ’15 fabrika yapacağım’ dedi. Hani fabrikalar? Son seçimde Erdoğan’a vermiştim oyumu ama artık vermem. Sözünde durmadı... Kim başbakan olursa, gidip kendi memleketine fabrika yapıyor. Kim cumhurbaşkanı olursa, kendi memleketini ihya ediyor. Bir bizim Diyarbakır’a fabrika yapılmıyor. Biz ecnebiden mi gelmişiz? Ne oluyor, iş olmayınca aş da yok. Aç kalan çocuk da dağa çıkıyor. Bu devlet, bize yaramıyor!” Biraz haksızlık olmadı mı devlete? “İyi de amca, ’Devlet fabrika yapınca PKK basıyor, adam kaçırıyor, yakıyor, bombalıyor’ diyorlar...” Biraz daha sinirleniyor “Ara bakalım üzerimizi! Bomba mı bulacaksın. Bir bıçak bul, ’Sen haklısın’ diyeyim.”
‘Yapsınlar bakalım fabrikaları terör kalacak mı?’
Süleyman Amca biraz daha makul gibi, ona dönüyorum. “Süleyman Amca, senin soyadın neydi?” diye soruyorum. Cengiz’miş. Hasan Amca’nın soyadını unuttum, bir kez daha soruyorum, duraksıyor, meğer o da unutmuş! “Ne demiştim?” diyor. Anlaşıldı fazla rahat konuştu, şimdi biraz tedirgin! Yine uyduruyor bir soyadı... Tam o sırada genç, güzel bir kadın geliyor yanımıza. Hasan Amca’nın yeğeniymiş. Benden pek hoşlanmışa benzemiyor. “Ne konuşuyorsunuz?” diye soruyor amcasına. Ben elektiriği azaltayım diye işi şakaya vuruyorum “Hasan Amca yalan konuşuyor! Soyadını doğru söylemiyor” diyorum. Köpürüyor “Siz nasıl yaşlı bir adama ’Yalan konuşuyor’ dersiniz? Çelişkili konuşur, ama yalan konuşmaz” diye dikleniyor. Belli ki beni de devletin adamı gibi görüyor, tavrından o anlaşılıyor. Yine ortalığı Süleyman Amca yatıştırmaya çalışıyor ki, hızır gibi çaycı yetişiyor. Bu kez onunla sohbete başlıyoruz. Neyse ki sinir küpü kadın da uzaklaşıyor...
30 yaşındaki üç çocuk babası Sadık Atlı, meselenin ekonomik yanında “Başbakan, ’Bir daha seçilirsem 15 tane fabrika kuracağım’ dedi. Hani nerede? Yapsın fabrikaları, bakalım terör kalacak mı?” diyor. Sadık, çayı 30 kuruştan satıyor, bizim için sudan ucuz, ama Diyarbakır’da çoğu insanın cebinde o bile yok. Sadık, günde 10 çay sattı mı, “İyi iş yaptık” diyecek kadar zor durumda. Bazen bütün gün dolaşıp, eve beş parasız dönüyor. Birer çay söylüyoruz, stresimizi çimler alamadı, bari çay alsın!
YARIN: Diyarbakır’da AKP’nin hiç şansı yok mu?
Mine Şenocaklı/ Gazete Vatan



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz