Anasayfa | Türkçe | Ahmat Altan:Bu`da Öyle Bir Başbakan

Ahmat Altan:Bu`da Öyle Bir Başbakan

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Ahmet Abi

Dün gece Genelkurmay Başkanlığı Askerî Mahkemesi"nden iki ayrı kâğıt geldi bize. Biri Aktütün"le ilgili yayınları yasaklıyordu. Niye yasaklıyor? Devlet sırrıymış. Sır olan ne? O çocukların nasıl öldüğü. Bu neden sır olsun?

 

 

 

Böyle ülkeye Bir baskının geleceği belli.

Günler önceden bilgiler akmaya başlamış, istihbarat raporları yazılmış, görüntüler alınmış.
Ama baskın önlenmemiş.
On yedi çocuk ölmüş.
Kim yargılanmalı şimdi?
Mahkeme kime kâğıt göndermeli?
O çocukları korumayanlara, onları ölüme terk edenlere değil mi?
Onlara gitmiyor ama o mahkeme kâğıtları.
Kime gidiyor?
Bu gerçekleri açıklayanlara.
Dün gece Genelkurmay Başkanlığı Askerî Mahkemesi"nden iki ayrı kâğıt geldi bize.
Biri Aktütün"le ilgili yayınları yasaklıyordu.
Niye yasaklıyor?
Devlet sırrıymış.
Sır olan ne?
O çocukların nasıl öldüğü.
Bu neden sır olsun?
Tam aksine bunun açıkça tartışılması, gerçeklerin ortaya çıkarılması gerekir ki daha fazla çocuk ölmesin.
Ama o çocukların nasıl ölüme terk edildiği anlaşılmasın istiyorlar, sorumlulardan hesap sorulmasın istiyorlar, halk gerçekleri bilmesin istiyorlar.
Kendi günahlarını “devlet sırrı” kalkanının arkasına saklıyorlar.
Mahkemeden kâğıt gönderiyorlar.
Buna hukuk mu denir Allah aşkına?
Bu zorbalıktan başka nedir?
Bir ülkede normal yargının yanında bir de askerî yargı olursa tabii hukuk adına böyle tuhaflıklar yaşanır.
Ortada bir dava yok ama yasaklama var.
İkinci mahkeme kâğıdı daha da tuhaf.
O kâğıt, Aktütün olayıyla ilgili olarak “tutuklanacak” olan sanıkların avukatlarının bu olayla ilgili belgeleri inceleyemeyeceğini söylüyor.
Kimi tutuklayacaklar peki?
O çocukları orada bırakanları mı?
Hayır.
Akıllarındaki “müstakbel tutuklular”, gerçekleri açıklayanlar.
“Alıp götürsek iyi olur” diye düşünüyorlar herhalde.
Alıp götürüp yargılayacaklar ama yargılama nedeni olan olayla ilgili hiçbir belge mahkemede konuşulmayacak.
Ne hukuk ama...
Hukuka postal giydirip apolet takarsan, karşına çıkacak olan da bu ucubedir işte.
Halkın gerçekleri öğrenmesini önlemek için her türlü zorbalığı hukuk kisvesi altında yapabilirsin.
Bu utanç verici zorbalığı önleyecek olan kim?
Türkiye"ye gerçek bir hukuk sistemi getirmesi gereken, bunun için halkına söz veren siyasi iktidar elbette.
Askerî yargıyı, dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi sadece askerî disiplin cezalarına bakan bir kuruluş haline getirecek.
İktidardakiler böyle bir şey yapıyorlar mı?
Yapmıyorlar.
Onun yerine başbakan kalkıyor, parmağını sallayarak kendi halkını tehdit eden genelkurmay başkanını destekliyor.
Ne ölen çocukların hesabını soruyor, ne çarpık bir hukuk sistemini düzeltmek istiyor.
Tehditkâr bir generalin tehditlerine kendi tehditlerini ekliyor.
O generalin üslubuyla, “gerçekleri öğrenmek isteyenlere” karşı çıkıyor.
Paşasıyla iyi geçinecek.
Geçen yıl başbakana verilen muhtıranın altında o paşanın da imzası vardı.
O zaman o muhtıraya başbakan cesaretle karşı çıkmıştı.
Arkasında bulduğu halk desteğinin nedenleri arasında, gösterdiği o cesaret de bulunuyordu.
Kendisini ve iktidarını cesaretle korudu ama iş çocukları korumaya gelince o cesaret uçtu gitti.
Çocuklar ölüversin ne olacak, iktidardan önemli mi?
Daha önce de böyle yapmıştı.
Şemdinli"de suçluların ortaya çıkarılmasını engellemiş, olayı aydınlatmaya çalışan savcının meslek hayatını sona erdirmişti.
Askerle anlaşmanın kendi iktidarına yardım edeceğini sanmıştı.
Ne kadar yanıldığını cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yediği muhtırayla gördü.
Askerle işbirliği yapmaya çalışan her politikacı sonunda bu gerçekle karşılaşır.
Ama anlaşılan gördüğünü pek algılamamış.
Şimdi aynı şeyi bir daha deniyor.
Ölen çocuklara, özgürlüğe, halkının gerçekleri öğrenme hakkına, demokrasiye, hukuka değil, bir generalin tehditlerine, gerçeklerin saklanmasını isteyen zorbalığa sahip çıkıyor.
Çıksın.
Kendisine muhtıra verenlerle işbirliği yapsın.
Onların, gazetecilere verdiği muhtırayı desteklesin.
Katılsın muhtıracıların arasına.
Bu ülke, bu halk özgürlüğü hak ediyor.
Tehditkâr generaller, işbirlikçi politikacılar elele verseler de bunu engelleyemezler.
Her firavunun bir Musa"sı vardır.
Buranın Musa"sı, buranın özgürlüğe acıkmış halkıdır.
Gün gelir, devran döner, bu Musa bu firavunlara bunun hesabını sorar.


17.Ekim.2008 Taraf

Yorumlar (4 gönderildi):

Sidar Bagasi. .. 17 Oct, 2008 10:47:43
avatar
Haydi Başbakan.
Haydi,Aslanlar gibi şu generale haddini bildirsene.''Al ananı da git desene''.
Diyemezsin değil mi.diyemezsin.
Çünkü sende bu yürek yok.
Zavallı savunmasız halka dayılanmak kolay.
Onları,kasımpaşalı jargonuyla sindirmek kolay.
Tanrım!.
Kimlerin eline kalmışız.
Bir tarafımızda ceberrut generaller.
diğer tarafımızda yüreksizler ordusu AKP.
Seç bakalım.
Kimi seçeceksin.
Ceberrudu mu.?
Yüreksizi mi.?
Ve biz Sofinin seçiminden daha zor bir seçimle karşı karşıyayız.
B. Rênas .. 18 Oct, 2008 12:35:17
avatar
Söylemlere katiliyor, destekliyorum !

Yaşasin Anne-babasının evladi, özgürükçü demokrasi, hukuk devleti kalemşörü, halkların dostu, insan sevdalısı, halkının sevgilisi !

Tüm dayanışmalar, dostluklar, destekler sizin olsun TARAF ve Ahmet bey !

Galiba bay Erdoğan Avrupa yolunda ürktü, kılıç ve silah kuşanmışlardan korktu. Artık ülkesinde olup bitenlere bir stadyumdaki hakem gözü ile bakar oldu, santraç seyicisi olarak görüş belirtir durumda kaldı. Seçimler uzak değil, kan kaybina kendisi ve partisi uğrar, halk ve ülke zarar görür.
Cevdet Akbay .. 18 Oct, 2008 03:40:56
avatar
Basbakan ve Genelkurmay'in haksiz ve cirkin cikislarina karsi Taraf'in ve Ahmet Abi'nin arkasindayim.

Basbakan topuguna kursun sIkIyor; sicakligindan dolayi siktigi topugun acisini hissetmiyor simdi. Kendisinin cesaretsizliginden cesaret alan Ergenekoncular “Cumhuriyet Mitingleri” gibi yeni sokak mitingleri duzenleyip AK Parti'yi istifaya davet etmeye basladiklarinda akli basina gelecek, gozleri kendisine destek olacaklari arayacak.

O zaman yaninda Ilker Basbug ve kontrolundeki "Embedded gazeteciler"i bulamayacak. Ergenekonculara verdigi bunca cesarete ve demokrasiden attigi geri adimdan dolayi, kendi adima soyleyeyim, bizleri de bulamayacak. Cunku dostuyla dusmanini hala secebilmis degil; veya dusmanlarinin sirtini sivazlayarak onlari dost yapabilecegini saniyor. Ona Ebu Müslim Horasani’nin su tesbitini hatirlatmali birileri: “Onlar zararlarından emin oldukları için; dostlarını uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de; düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu!”

Seyh Edebali’den, “Insani yasat ki devlet yasatsin” alintisini yapiyor ama ayni Seyh Edebali’nin mesela su nasihatini gormemezlikten geliyor: “Ey oğul, Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın! Ama; bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener.”

Seyh Edebali’nin, “Ey oğul! unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir” nasihatini daha dikkatli dinlemesinde fayda var; cunku sirtini halk yerine darbecilere dayayan herkes er veya gec yikilmaya mahkumdur.

Demokrasiyi guclendirmeye devam etmez, AB’den yuzunu cevirir, yeni sivil bir anayasa cikartmazsa AK Parti’nin akibeti de ANAP’inki gibi olur. Sunu iyi anlamalari gerekir, Turkiye’deki iyilesmeler salt onlarin urunu degil, aksine kendileri Turkiye’deki iyilesmenin urunudurlar. Kendileri sivil sapkayi cikartip asker kepi giyerlerse bu halk onlari da barajin altina atip demokrasi bayragini eline alacaklari iktidara getirecektir. Apoletliler ne yaparsa yapsin, demokrasi yolunda zerre kadar geri adim atilmayacaktir; hersey daha iyi olacaktir. Bu iyilesmeler AK Partisiz ve Erdogan’siz da olacaktir, hatta onlara ragmen de olacaktir.

Onun icin hayt-hoyt ceken apoletlilerden tirsmanin, onlara sirin gorunmenin kendisine hicbir faydasi yoktur aksine bunun zararini gorecektir. Fazla beklemesine gerek yok, birkac gun daha Basbug’un agziyla konussun, akibetinin ne kadar kotu olacagini kendi gozleriyle konusur.

Ergenekon gibi kandan beslenenlerden korkarar onlarin serrinden uzaklasacagini saniyorsa Bediuzzaman’in su tesbitine kulak versin: “Aç canavara karşı tahabbüb (sevgi gosterisi), merhametini değil, iştihasını açar; (hem parcalar) hem de (geri donup) diş ve tırnağının kirasını ister.” Bunun misallerini anlatmaya gerek yok saniyorum. Karsisinda dik duramadigi Semdinli saniklari kendisine 27 Nisan bildirisi ve Cumhurbaskanligi secimini sabote etmekle ortaya ciktilar. 27 Nisan bildirisine karsi cikarak halktan yuzde 47 oy aldi ama halk bundan sonra yapmacik oyunlara gelmez, kendisini eski siyasetcilerin bulundugu tarihin tozlu sayfalarina atip yeni birilerini iktidara getirmesini bilir.
seyit dersimi .. 18 Oct, 2008 09:29:19
avatar
Taraf gazetesi Fetullah Gulen cemaati tarafindan finanase ediliyor diyen Kemalist Turk Solu nerede?
Ahmet abinin bu yazisiyla onlarin palavrasi da suya dustu.
Ahmet Abi acikca takkiyeci Tayyib`i mahkum ediyor "pasasinin basbakani" diyor.
Oyle anlasiliyor ki ;degisim ruzgari satatukocu Turk solundan degil ,liberal kesimden bekleniyor.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin