Anasayfa | Türkçe | AK Parti:1 Ergenekon:1

AK Parti:1 Ergenekon:1

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Savcı-Emret Komutanımmmmmmmmm..........

Tolga Erden-Nasname Yazarı Bu iddianamede neler yok ki, Ramazan ayında kurulan iftar çadırından tutun bayramlaşmalara kadar her şey laikliğe aykırı olarak gösterilmiş. Erdoğan’ın 14 yıl önceki konuşmaları delil sayılmış. Peki madem öyle adama sormazlar mı niye 2002 seçimlerine girmesine müsaade ettiniz diye?

 

 

Yine muhteşem bir ilüzyon yaratıldı. Havalı cüppesi içinde Anayasa Mahkemesi Başbüyücüsü komik denilebilecek iddialarıyla hiç yoktan ülkeyi bir kaosun eşiğine getirmeyi başardı. Büyücü diyorum çünkü bu adam birçoklarını etkilemeyi ve inandırmayı başardı, hipnotik gözlerinden olsa gerek. Bu iddianamede neler yok ki, Ramazan ayında kurulan iftar çadırından tutun bayramlaşmalara kadar her şey laikliğe aykırı olarak gösterilmiş. Erdoğan’ın 14 yıl önceki konuşmaları delil sayılmış. Peki madem öyle adama sormazlar mı niye 2002 seçimlerine girmesine müsaade ettiniz diye?

Savcı, AKP’yi iktidarı yavaş yavaş ele geçiren Nazilere benzetmiş. Pardon acaba Akp SA’lar veya SS’ler gibi silahlı paramiliter gençlik örgütleri kurdu, nümayişler ve şiddet eylemlerine girişti, rakiplerini tasviye eden siyasi suikastlere girişti de bizim mi haberimiz yok? Bunu yapsa yapsa Kuvayi Milliye dernekleriyle Ergenekon yapmıştır. Peki ya herkesin özgürlüğünü kısıtlayacak kanunlar çıkartıp, başörtüsünü herkese zorunlu kıldı, alkolü yasakladı da biz mi duymadık? Devletin her 10 yılda bir doyuma ulaşan bu askeri-bürokratik-kemalist refleksi bu sefer biraz erken değil mi? Hayır hiçbir zaman erken değil.

Başbakan “katili maktülün ailesi affedebilmelidir” gibisinden sözler etmiş, güya şeriat hukukuna gönderme yapmış. Efendim öncelikle soruyorum, Kur’an’da doğru bir şey bulunamaz mı? Garip bir soru oldu bu. Başbakana katılıyorum; Kişi laik olamaz. Kişi inançları doğrultusunda yaşar ve doğru bildiğini yapmaya çalışır. Ben de böyle biriyim. İncil’de bir söz vardır. Kişi sadece ekmekle değil, Allah sözüyle yaşar. Ben de yıllar önce Genel Af çıktığı sırada kendi kendime sormuşumdur. “Yahu devlet ne hakla katilleri affediyor? Maktulun ailesine soruldu mu ki?” Evet bunu aynen sormuşumdur. Bunun Kur’an’da olup olmaması neyi değiştirir? Doğru olan doğrudur. Haktır. Türkçe’de olmayan Hak kelimesinin kaynağını da daha önce hatırlatmıştık, Kur’an’dır. Ne olur yani Kur’an’a bir atıf olsa. Kur’an, “hakkında kesin delilin olmadığı şey hakkında hüküm verme” diyen ayetlerle doludur. Bu açık delile de “beyyine” derler. Şimdi bu bilimsel değil midir? Bu hukuğun temeli değil midir? Hak Allah’ın sıfatıdır ve “mutlak gerçek” demektir, hukuk kelimesinin Hak’tan türemiş olması ne kadar anlamlıdır. Hukuk Gerçeğin üzerine bina edilmiş olmalıdır. Hak kavramı üzerine kitaplar yazılmaz mı? İnsan hakkı, insanın hakkını alması, kul hakkı yenmemesi, Gerçeğin tecelli etmesi değil midir, insanın gerçeklenmesi değil midir, “En el Hakk” diyen yüce insan aslında bilinç düzeyinde Gerçekliğinin farkına varmamış mıdır ve “ben Gerçeğim, ben Hakkım” diye haykırmamış mıdır, içindeki Tanrı’yı bulmamış mıdır? Siz bu köklerinden kesilmiş yapay, güdük ve yüzeysel kültürünüzle bunların ne kadarını takdir edebiliyorsunuz merak ediyorum.

O zaman hak ve hukuk kelimelerini literatürünüzden çıkarınız, çünkü Kur’an’dan kaynaklanmaktadırlar ve laikliğe aykırıdır. “Adalet” de demeyiniz, Arapçadır, “Adl” Allah’ın sıfatıdır. Mahkeme demeyiniz, hükümden türemiştir, Arapçadır, “Hakim” de Allah’ın sıfatıdır. O kalın hukuk kitaplarınızın yarısını oluşturan Hakikat, hakkaniyet, tahkikat, tahakkuk, tahakküm, muhakeme, tahkim, mahkum, vs. vs gibi kelimeleri de kitaplarınızdan lütfen ayıklayınız. Ama işin trajik ve komik yanı bu kelimelerin yerine de bir şey koyamazsınız.

Tabi ki şeriat uygulanamaz, bunu isteyen de yok zaten. Başbakan zaten zamanın nasıl değiştiğinden, değişen koşullara ayak uydurmak gerektiğinden, çağdaş bir hukuk devleti olmaktan bahsedip duruyor. Devlet tarafsız olmalıdır, kanunlar tarafsız olmalı, herkese eşit mesafede durmalı, akılcılığa ve bilime dayanmalıdır, evrensel normlara uygun olmalıdır, herkesi kapsamalıdır, herkesin haklarını ve özgürlüklerini güvence altına almalıdır. Zaten Hak olan budur. Makul olan da budur. Ama bir insan bir şeyin bilimsel doğruluğuna inanıyor, onu makul buluyorsa, ister dini referanslı olsun ister olmasın, bundan bahsedebilmelidir. İsterse İncil’e atıf yapsın, ister Tevrat’a, ister Roma hukukundan alsın, ister Babil, ister Yunan, doğrusu neyse onu alsın.

Bunu geçtim. Savcı neden Ergenekon savcısıdır? Çünkü danıştay saldırısının Ergenekon bağlantıları ortaya çıktığı halde ya da en azından sağlam bulgular ve bağlantılar olmasına ve konu halen araştırılmasına rağmen, bunu laik devlete bir saldırı olarak iddianameye koyabilmiştir. Savcının, hakkında kesin delil olmamasına rağmen Danıştay baskınını iddianameye sokması hukuktan, haktan ve bilimsellikten ne kadar uzak olduğunun göstergesi değil midir? Ayrıca en önemli husus; daha ortada bir şey yokken, devleti gizlice ele geçirme ve şeriatı ilan etme ihtimalinden yola çıkarak niyet okumanın hukukta ne kadar yeri vardır? Niyet okumanın hukukta yeri yoktur. Alparslan Aslan’ın mahkemede “Büyükanıt karışmasın, Erdoğan ve Gül’ün şeriatı ilan etmelerini istiyorum” diye bağırmasının nasıl bir tiyatro olduğu ve ne kadar gülünç olduğu görülmesine ve Ergenekon’un “son çırpınışları” olarak nitelendirilmesine rağmen bunu iddianameye koyabilmek ya gerizekalılık ya da kötü niyet işidir. Öyle ya ülkenin bir kaos ve içsavaş ortamına götürülmesinin Ergenekon’un başlıca planı olduğunu önceden biliyorduk. O yüzden bu nokta çok önemlidir.

Burada büyük bir tuzağa dikkat çekmek istiyorum. Bu sefer o kadar aptal olduklarını zannetmiyorum. Bence asıl amaç AKP’nin hukukun yetkilerini tırpanlayan bir anayasa değişikliğine gitmesini sağlamak olacaktır. Bu AKP için felaket olabilir. AKP asla bu tuzağa düşmemelidir, büyük konuşmamalıdır, itidalini bozmamalıdır. Eğer hukuka direkt olarak müdahale etmeye kalkarsa ki şu an böyle görünüyor. Hakikaten “diktatöryaya gidiyor” diyenlerin söylediklerini haklı çıkarak ve ordunun eline koz verecektir ve bir bahaneye bakan darbe için en sonunda zemin hazırlanmış olur. En çok korktuğum bir ihtimal daha var ki tam Ergenekon’a yakışan bir eylem türü. Danıştay’ı bastırttığı, Cumhuriyet’e bomba attırdığı, Ankara’nın göbeğinde bomba patlattırdığı kuvvetle muhtemel Ergenekon, kendi savcısını; başsavcıyı öldürttürebilir. O zaman kaymaklı kadayıf olur. Siz o zaman seyreyleyin gümbürtüyü. Yakışır mı yakışır. Böylece de başsavcı “başşehit” mertebesine ulaşıp, cumhuriyet şehitleri arasındaki yerini almış olur. Ama sonuçta bu adamlar amaca ulaşmak için herşeyi yaparlar. Önümüzdeki günler çok şeyler gösterecek, herkese hayırlı olsun…

Tolga Eren

 

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
5.00