Anasayfa | Türkçe | Halil Wezrîn : Şoreşgerê Bênav’ı Taktimimdir

Halil Wezrîn : Şoreşgerê Bênav’ı Taktimimdir

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image 'Ez derim Kurdistanê.. De bi xatire we!..'

Kendilerine 'Şoreşger' diyorlardı. Ülkelerinde 'Şoreş' yapacaklardı. Bin yılların makus talihini yeneceklerdi. Feleği tuşa getirip, dünyaya gururla bakacaklardı. Dedelerinin, babalarının yapamadıklarını yapacak, ve bu 'Şoreş'i çocuklarına amenet edeceklerdi. Feleğe ters papuç giydirdiler. Yapılmayanı yaptılar. Dünya ölçekli bir harekete imza atılar. Vurdular. Vuruldular. Kırıldılar ama eğilmediler. Onların adına birileri fena eğildi ve bellerini doğrultamadılar. Dünyaya kayıp birer tesbih tenesi oldular. İşte bunlardan biri Şorelgerê Bênav...

 

Memleketim Mardin’e ben, 1975’lerde gitmiştim.
Tainim oraya çıkmıştı. Arabamız bozulmuştu. Ben yol kenarında bir taşa oturup; günlüğüme kurşun kalemle notlar tutuyordum. O günlükten ve geçmişimden eser kalmadı. Hayal meyal aklımda. Neler yazdığımı da unuttum.
Ancak, arabamızın bozulması, benim oturmam ve günlüğümü karalamam bir gerçekti. Şu an gibi hatırlıyorum.
Dile kolay!..
Eradan 33 yıl geçti.
Mehmet Kurşunoğlu’nun çiziktirdiği şu sözde kaldı her şey:
‘Ankara nire, Zara nire
Dayan bire dayan
Dayanmaktır marifet.’
Ben şimdi Almanya’dayım. Ve o günleri anıyorum.

Mardin
Asuri hattatlar elinden çıkmış
Dağ yamacına kazılmış
İçinde mahsur olan
Mariya şehrim.

Size o şehrin en güzel insanını anlatmaya çalışacağım.
Adı yok bu insanın.
Binlerce adsız kahramanım gibi
Şoreşgerê Bênav!...

*
Aslında bizim Şoreşger’in elbette bir anası/babası/adı-soyadı vardı.
O bunu kullanmaya gerek görmüyordu.
Çünkü aynen isimi gibi Şoreşgerê Bênav’dı.
Öyle bilinsin, öyle tanınsın istiyordu.
Aslı adı: Abdulkadir AKSIN’dı.
Mardin’den önce Derik’liydi.
Bir köylüydü.
Saftı.
Temizdi.
Simsiyah gözleri
Saçları
Gür bıyıkları
Kamburlaşmış beliyle
Kelimenin tam anlamıyla bir emekçiydi.

Okula gitmiş, alfabeyi sökmüştü.
Hemdusena olsun, babasından da iyi Türkçe bilirdi.
Lakin Türklüğe içi ısınmamıştı.
O okumaya ve bu yolla yükselme yerine, kendini devrime adamıştı.
Onun işi basındı.
Dağ başlarında
Mağara kovuklarında
Ordan oraya ya kağıt taşır ya basılan bildirileri taşırdı.
Bastığı hel bildiri onun göz nuruydu.
Sonra yönünü Suriye’ye, Lübnan’a, Filistine sürdüler.
Teksir makinası yerine, eline silah verdiler.
Filistinlilerin saflarında, ‘İsrail Sionizmine karşı’ savaştı.
Savaşı
Tutsaklığı
Muhacirliği
Ve şimdi de gurbeti tattı.
O bu faslı kendi lisan ve anlatım şekliyle Metin Hoca’ya anlatacak. Metin Hoca da ona yazacak. Biz bu ‘NAFİLE HİKAYE’yi geçelim. En iyisi onun anlatımı ve Metin hoca’nın enfes anlatımıyla dinleyelim.
Dün onunla beraberdim.
Yakında başlayacaklar.
Ben size en yeni ve en taze bir hikayesini analatayım.

KÜRDİSTAN’A GİDİYORUM KURDİSTAN’A!..

Bir tütün sardı Şoreşger.
Dumanını savurdu odasının içine.
Dumanlar rakkase bir kadın gibi dolandı durdu.
‘Halla halla...
Bu ne iş..
Ne güzel dans ediyor bu dumanlı peri’ dedi kendi kendine.

17 yıllık arkadaşına yalvaran bir bakış fırlattı.
‘Senden ayrılacam..’
‘Neden?’
‘Hani hep düş kurarım ya.. Kurdistana gitmek için...’
‘Eeee...’
‘Olmuyor. Gidemiyorum. Sen de bana yardımcı olmuyorsun.’
‘Nasıl yardımcı olayım’
‘Paran var. Bana para ver.’
‘Olur. Ne kadar?’
‘Mesela 3 BİN...’
‘Tamam yarın. Yarın verecem söz. Al şimdi masraf için yüz Euro. Yarın bankadan çekelim’
‘Sahi mi? Gerçekten mi?’
‘Tabi...Neden olmasın’
‘Sağol’ dedi ve çocuklar gibi sevindi.
Beraber çıktılar. Şoreşger şehre, kadın evine gitti.
Şoreşger doğru berbere gitti.
Koltuğa oturdu.
Saç tıraşı oldu.
O ara gözü gazeteye ilişti.
Bilet sonuçlarını ilan etmişti gazete.
Aklına geldi.
Bir bilet satın almıştı.
Biletine baktı.
Numaralara göz  attı.
Hayret etti.
Bileti tutmuştu.
Berber farkına vardı.
‘Abi gözün aydın. Toto vurdu bakalım.’
‘Yok canım nerde bizde o şans...’
‘Hadi hadi vurmuştur. Baksana seviniyorsun.’
‘Ehhh.. bir kaç kuruş alacaz...’
‘Ne kadar...’
‘500 Euro...Sana da 50 verecez nafile!..’
Gerçekten de bileti vurmuştu.
Berbere elli Euro hemen verdi.
Biletçiye gitti. Biletini verdi. Oda doğruladı.
Ve bizim Şorşeger 10 BİN 5 CENT parasını aldı.

Dayanamadı.
Arkadaşına telefon etti.
‘Çabuk gel. Ve para çekme. Hemen yanıma gel. Sana bişey söyliyeceğim.’
Arkadaşı geldi.
‘Ne oldu Abdulkadir? Nen var?’
‘Bişey sorma.. Doğru bankaya gidelim.
Orda 3 BİN Euro borcum var. O parayı yatıralım.’
Kadın sustu. Denileni yaptı.
Parayı yatırdılar.
Beraber lüks bir lokantaya gittiler.
Şorşeşger üçüncü dünya savaşının sırlarını anlatır gibi olayı arkadaşına anlatıyordu. Arada da tembihliyordu. ‘Sakın ha sakın kimseye söyleme. Bu parayı sen ben ve Xoce bileceğiz. Kalk şimdi hazırlık yapalım’
Kadın sevindi.
Beraber çıktılar.
Şoreşger Güney Kürdistan’a gidiş için tüm hazırlığını yaptı.
Biletini aldı.
Her şeyini tedarik etti.


XOCE MUTLAKA GÖRÜŞELİM...

Şoreşger Almanya Düsseldorf’tan Hewlêr’e uçacaktı.
Arkadaşı Xoce’ye telefon etti.
‘Xoce...
Hemen gorüşelim.’
‘Olur. Nerde?’
‘Düsseldorf’ta.’
‘Niye orda ki?’
‘Gelecem. Gelince her şeyi anlatacam.
Kürdistan’a gidecem.’
‘Ya deli misin? Paran var mı? Çok masraf ister...’
‘Sen merak etme. Ben biyerden buldum.’

Aklına yatmadı Xoce’nin ama ne yapacak?
‘Tamam’ dedi.
Buluştular.
Gözlerinin içi gülüyordu Şoreşger’in.
İçi içine sığmıyordu.
Daha vakit vardı.
Beraber şehirde gezdiler.
Üç tane pasaport kopisi yaptı.
Her birini bir çantasına koydu.
Birini Xoce’ye verdi.
Xoce, ‘Buna ne gerek var?’ dediğinde
Şoreşger ‘Arkadaşım öyle dedi. Bu çok önemli. Çalarlarsa, bununla gelebilirler. Sonra ben orda kalırım.’
‘İyi’ dedi Xoca.
Kopi kağıdını katladı.
Cebine koydu.
Düsseldorf hava alanına geldiler.
Lüks bir lokantaya oturdular.
Şorşeger yemek ısmarladı.
Oturup yemek yediler.
Şoreşger hesabı ödedi.
Xoce’ye baktı Şoreşger:
‘Ha sana auırdığım para arkadaşımda. O hesabına yollayacak.’
‘Olur ama keşke beraber getirseydin.’
‘Olmaz!.. Fazla para iyi değil.’
‘Ne fazlası, altı üstü 250 Euro.’
‘Olsun.. O öyle dedi.’
‘Tamam. Neyse biz çıkalım.’
‘Peki sana ne getireyim ordan?
‘Kendini sağlam getir yeter.’
‘Ben gelirim sen merak etme.
‘O zaman bir şal û şepik getir.’
‘Tamam. Oldu. Zaten boyumuz posumuz aynı. Bir sana bir kendime alacam. Söz...’
Şoreşger bu. Söz verdi mi yapar. Kendi gelmese bile Şal û Şepik’i getirecek. Öpüşüp vedalaştılar. Şoreşger Kürdistan’a, Xoce evine doğru yol aldı.
Fotolar çektiler.İşte sureti hakikati Şoreşgerê Bênav’ın.
Ve Şoreşger Kürdistan’a gitti.
Hele bakalım ne görecek, nelerle dönecek?

Devem Edecek

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin