Halis'in Kalemi Duran'ı da Etkiledi (!)
Deşifre ediyoruz. Delil Karakoçan (Şamil Batmaz) Selahattin Erdem (Duran Kalkan)'dır. Evet, onlar bize 'Alman Ajanı' diyor. Peki bizleri hedef gösterip, kendileri bin bir maske takınanları gereçek adıyla söyleyince 'Ajan Ötesi mi' olacağız.? El insaf, talimatlarınız İmralı'dan gelmiyor mu? Bu illegalite ayakları ne oluyor? Eşitleştik(!). Kalem kaleme, ada ad ve fotoğrafa fotoğraf. Bakın siz başçavuş Duran'a bu sefer Halis Açar arkadaşımızı taklit etmeye başladı. Peki hani ne oldu sizi zehirlemeye gelen 'ajanlar'ın akibeti.?Soran yok. Biz soruyoruz. Nas-Edi
Özgürlük çiçekleri
19 Eylül 2008
SELAHATTİN ERDEM (Duran Kalkan)
Herkes onu bir TV programında “ajan” olarak tanıdı. Midyat’lı Kürt kızı Çavrê, heyecan ve öfke ile kendisine yapılanları, İstanbul’da nasıl ajanlaştırıldığını anlatıyordu. Kendisine zorla verilen iki şişe zehiri dağa, gerilla ortamına kadar götürdüğünü, ancak onları kullanmaya eli ve yüreğinin bir türlü gitmediğini söylüyordu. Kendisi küçükken ailesi, Kürt coğrafyasında yaşanan savaş nedeniyle İstanbul’a göçmüştü. Son otuz yılda Kürdistan’da bu nedenle göçmek zorunda bırakılan yüzbinlerce aileden biriydi. Her şeyi yabancı olan bir ortamda bir de yoksulluk eklenince küçük Çavrê okula gidememişti. Okul yerine işe, tezgah başına gitmiş, daha küçücükken tekstil işçisi haline gelmişti. Evden çıkarak çevreyi tanıması, işi gidiş-gelişle başlamıştı. Bir de aile ve çevreden etkilenerek Kürt mücadelesini temsil eden bazı ortamlara katılmakla.
Gençliğinin baharında olan Çavrê, aile baskısı ve sıkıcılığına duyduğu tepkiyle de yeni arayışlara yönelmeye başladı. Her şey kendi arzusuna göre olsun istiyordu. Çevrede gördükleri kendisini böyle bir yöne daha fazla itiyordu, işi gidiyor olmak da daha fazla fırsat veriyordu. İşte böyle bir ortamda bazı gençlerle tanıştı. Onlar kendisini etkilemek ve duygularını yönlendirmek için birçok numara çevirdiler ve vaatlerde bulundular. Genç Çavrê bunlardan etkilendi ve söylenenlere aldanarak aradığını buldu sandı.
Çavrê’ye kurulan tuzak
İşte her şey, çok tehlikeli oyun böyle masumane başladı. Tanıştıklarından biri Çavrê’yi kandırabilmek için her şeyi yaptı. Evlenmekten, güzel yaşamdan söz etti. Bunlarla Çavrê’yi kendine bağladıktan sonra, onu kötü siyasi amaçları için kullanma safhasına geçti. Çavrê’yi tuzağa düşürenler sivil siyasi polistiler. Onu iyice etkilerine aldıktan sonra, ona “PKK’ye karşı istediklerini yapmasını” dayattılar. Genç Çavrê önce korkup reddetmeye çalıştıysa da, tehditle ve zorla bu isteklerini kabul ettirdiler. Kabul etmezse babasını öldürmekle tehdit ettiler, yine aralarındaki ilişkiyi aileye söylemekle tehdit ettiler. Çaresiz Çavrê, korkarak da olsa sonunda kabul etmek zorunda kaldı.
Ardından eğitim ve hazırlama dönemi başladı. Çavrê’ye psikolojik olanı da dahil çeşitli eğitimler verdiler. Zehirin nasıl kullanılacağını, insanını nasıl öldürüleceğini öğrettiler. Bir Kürt kızı olması nedeniyle gerilla ortamına rahat girebileceğini ve bu işleri rahat yapabileceğini söylediler. Sonunda eline iki şişe zehir tutuşturarak dağlara doğru yola çıkardılar. Başarıyla iş yapar da, başta yönetimler olmak üzere PKK’li öldürürse, karşılık olarak aileye para ve imkan vereceklerdi. Aksi halde ise, nerede olursa olsun kendisini de ailesini de öldürmekle tehdit etmişlerdi.
Gerilladan yaşmın O’nu çok etkiledi
Elbette bu, basit ve boş bir iş değildi. Bir taşla birçok kuşu birden vurmayı hedefliyordu. Bu yolla bir PKK’li öldürmek bile bu işi örgütleyenler için büyük bir kazançtı. Tersinden açığa çıkarda Çavrê öldürülürse, onu gönderenlerin herhangi bir kaybı olmuyordu. Sonuçta bir Kürt genci, potansiyel bir gerilla adayı ölmüş oluyordu. Kürt’ü birbirine kırdırmış olmakta işin cabası.
Bu temelde gerillaya ulaşmayı başaran Çavrê, uzun süre ölüm araçlarını yanında taşıdı. Kullanmak, öyle söylendiği gibi kolay değildi. Gerillanın da bir düzeni, disiplini, örgütlülüğü vardı. Bir de gerilla ortamı, kendisini gönderenlerin söylediği gibi değildi. Burada insanlar çok daha samimi, ciddi ve birbirlerine candan bağlıydı. Aç kalmamaları, üşümemeleri ve zorlanmamaları için yanlarında olanları kendilerinden önde tutuyorlardı. Kürt’ün özgür, iradeli ve demokratik olmasından, Kürt kadınının kurtuluşundan söz ediyorlardı. Bu ortam genç Çavrê’yi derinden etkiledi, duygu ve düşüncelerini altüst etti. Sonunda, kendisini gönderenlerin öldürmesini istedikleri kişilerden biri sırtından parkesini çıkartıp üşümesin diye Çavrê’ye verince her şey değişti. Kendisine verilen şişeleri atarak, tüm gücüyle kendisini bulunduğu ortamın işine, yani gerilla eğitimine verdi. Olması gereken yeri bulmuş, ruh ve duygu dünyası huzura kavuşmuştu.
Bunların sonucunda “ajan olduğunu ve şişeler içince zehir taşıdığını” gerilla yönetimine bizzat Çavrê’nin kendisi söyledi. Her türlü cezaya razı olduğunu, ancak bir şans verilirse kendisini aldatanlara karşı intikam savaşı vermek istediğini de ekledi. Bu isteğinin kabul edilmesi, gerilla saflarında özgürlük mücadelesi yürütme hakkı kazanması adeta onu dünyaya yeniden getirdi. Bunun verdiği coşku, heyecan ve öfke, söz konusu TV programındaki sözlerinden anlaşılıyor, gözlerinden okunuyordu.
Bir ajandan özgürlük savaşçılığına
Bu karar ardından geçen bir buçuk yıl boyunca Çavrê, Zagroslar’da gerilla savaşına katıldı. Beritan, Zilan, Viyan ve Nuda çizgisinin yiğit bir savaşçısı haline geldi. Bir ajandan bir özgürlük savaşçısı yaratılmıştı. Birliklerde ve yoldaşları arasında hep aranan kişilik oldu. Dürüst, çalışkan ve coşkulu hali kendisini hep sevilir kıldı. Ta ki Ağustos ortasında Türk savaş uçaklarının saldırısına kadar hep böyle yaşadı. Genelkurmay Başkanlığı’nın “Basya- Avaşin üçgenindeki büyük mağaraya başarıyla saldırı düzenlendi” diye basına övünerek açıkladığı saldırıda yaşamını kaybetti, özgürlük şehitleri kervanına katıldı. Zagroslar’ın her zaman yaşayan kızıl gülü haline geldi. Çavrê’nin hikayesi bir yerde Kürt’ün, Kürt gençliğinin hikayesi oluyor. Türk devletinin tüm gücünü kullanarak ajanlaştırmaya çalıştığı bu gençlik, yıllardır özgürlük destanları yazıyor. Önderlik ve PKK gerçeği bu gençliği yeniden yaratıyor. Bu realitenin artık görülmesi ve kabul edilmesi gerekiyor. Gerçek bu iken, İlker Başbuğ’un “gerillaya katılımları durduracağız” demesinin ne anlamı kalıyor?
Özgürlük sembolleri
Son günlerde, haftalarda Çavrê gibi onlarca özgürlük çiçeği toprağa düşüyor. Örneğin Vartolu Savuşka bunlardan biri. Kürt insanının ve kadınının canlı yaşayan özünü ve ruhunu temsil ediyor. Özgürlük aşkının sembolü oluyor. Yaşamın acı ve zorluğunu hep tebessümle karşılayarak şirin kılıyor. Zindana direnişin, halk içinde saygınlığın, gerillada uzmanlığı yaratıcı Savuşka. Garzan’da yoldaşlarıyla birlikte özgürlük çiçekleri kervanına katılırken yüzünde gülümseme olduğundan hiç kuşku duymamak gerekiyor.
Yine Savuşka’yla birlikte toprağa düşen Tatvanlı Şilan’ı tanımak ve anmak lazım. Acıların ve direncin kızını. Uzun yıllar gerilla saflarında mücadele edip, yaralanıp yıpranmasına rağmen kararlılığından bir milim bile gerilemeyen bu büyük ve yiğit insanı. Tatvanlı Şilan, Mizginlerin ve Delilaların takipçisi. Yani hem gerillacı, hem de sanatçı. Bundan sonra bu güzel insanın tatlı ve yanık sesini dinleyerek herkes onu tanıyacak.
Çavrê, Savuşka, Şilan! Kürt dağının üç kızıl gülü. Kürt özgürlüğünün üç taze çiçeği. Özgür Kürt kadınının üç yiğit temsilcisi. İnsanlık cennetinin üç tatlı ve fedakar meleği! Siz rahat uyuyun! Kürt halkı ve kadını şehitlerine, özgürlük çiçeklerine ölümüne sahip çıkıyor. Taşıdığınız özgürlük bayrağı daha yükseklerde dalgalanıyor. Cesur ve fedakar Kürt kızları her gün yeni Çavrêler, Savuşkalar, Şilanlar haline geliyor. Bu sonsuza kadar hep böyle olacak!
Okunma: 304
Özgür Politika'dan alınmıştır



Yorumlar (4 gönderildi):
yazı da duygusallıgı ön plana çıkarmışlar.peki bu adamlar her gün ölüyorda ne oluyor.bunu yazan sahsa diyorum, silahlı mücadeleyi savunan insanlara diyorum; oglunu kızına daga yollasana. gitsinler dagda savaşınlar..tabi başarıya ulaşacagını düşünüyorlarsa..
inan bana duran kalkan Halis arkadasin yazilarindan etkilenmez o vicdansiz bir katildir olsa olsa Halis arkadasin onlarin günahlarini desifre etme cabalarina karsin bu masali anlatma cabasidir onda oyun coktur.
eminim Apo ve ekibi Nasnamenin en iyi okurlaridir ve Nasname yazdikca bunlarin etekleri tutusuyor.
basarilar ve saygilar dilerim
Yorum yaz