Osman FERİD : Öcalan'ın Kemalizm ve Kemalist Cumhuriyetle Dansı
‘’M.Kemal işe ittihat Terakkicilikle başlar. Cumhuriyetin kuruluşu ile yeni bir dönem gelişir. Buna karşı tepkiler gelişir. Zaten Ermeniler, Rumlar tasfiye edildikten sonra son olarak sıra Kürd’lere geliyordu. Onların kendi düzenlerini (dinsel yönü ağır bassa da) korumak adına geliştirdikleri isyanlar vesile edilerek acımasızca bastırılır. Bu bastırılmanın sonucunda bildiğimiz gibi tümüyle Kürd etnik özelliğini hedef alan bir soykırıma doğru yol alma sürecine girilir. Bu yeni bir süreçtir ve kesin ulusal imha amaçlıdır. Kemalist tarz isyan bastırılması ile Osmanlı tarz isyan bastırılması farklıdır.
Son 9-10 senedir M. Kemal’ın(Kemalizm’in) ve Cumhuriyetin savunucusu ve bekçiliğini yapan A.Öcalanın izlediği zikzakları ve ruh hali incelemeye değer bir durum arz ediyor. Her avukat görüşmelerinde, M.Kemali Kürd’lere sevdirmek için elinden geleni esirgemiyor. M.Kemali bölgenin kurtarıcısı ve bir dahi olarak kendi müritlerinin takdirine sunuyor. Beyin özürlüler de bunu sorgulama ihtiyacını hissetmiyorlar. Neredeyse Kürd’lerin M.Kemale ihanet ettiklerini söyleyecek kadar ileri gidebiliyor.
Fakat aynı Öcalan,10 sene öncesine kadar M.Kemal'in, Kemalist ideolojinin ve Cumhuriyetin en büyük düşmanı rolünü oynuyordu. 1995 yılında yapılan PKK nin 5.Kongresine sunduğu politik rapor incelendiğinde, M.Kemal ile ilgili bakın neler yazılıyor:
‘’M.Kemal’ın Kürd politikası ile ilgili Osmanlı sultanlariyle aynı politikayı sürdürdüğünü görüyoruz. Çünkü 1920 lerde Kürd’lere karşıtlık, kalan Türk devlet kalıntıların da yok olması demektir. Hatta ulusal tehlikenin gırtlağına kadar gelişmesidir. Bunu bildiği için, tüm gücüyle ‘Türk-Kürd kardeşliği, tarih boyunca birlik-beraberlik’ gibi bir safsata ile kendi faşist –milliyetçi amacını gizler. Ama gelişen yeni bir devlet biçimidir.(politik rapor s:100)
A.Öcalan o dönemde böyle bir söylem ve taktiğe neden başvuruyor? Ya da gerçeği ifade eden bu tespitten daha sonra neden yüz seksen derece dönüş yapıyor? Halbuki o zamanlar Kemalist hocası Yalçın Küçük de oralarda dolaşıyordu. Sanırım o zamanlar PKK içerisinde kendisine karşı gelişebilecek devrimci bir muhalefeti boşa çıkarmak; ulusal kurtuluşçu, anti Kemalist ve devrimci gerilayı kendi müridi haline getirmekti. Daha doğrusu Apoculaştırmaktı. Daha neler yazıyor, devam edelim:
‘’M.Kemal işe ittihat Terakkicilikle başlar. Cumhuriyetin kuruluşu ile yeni bir dönem gelişir. Buna karşı tepkiler gelişir. Zaten Ermeniler, Rumlar tasfiye edildikten sonra son olarak sıra Kürd’lere geliyordu. Onların kendi düzenlerini (dinsel yönü ağır bassa da) korumak adına geliştirdikleri isyanlar vesile edilerek acımasızca bastırılır. Bu bastırılmanın sonucunda bildiğimiz gibi tümüyle Kürd etnik özelliğini hedef alan bir soykırıma doğru yol alma sürecine girilir. Bu yeni bir süreçtir ve kesin ulusal imha amaçlıdır. Kemalist tarz isyan bastırılması ile Osmanlı tarz isyan bastırılması farklıdır. Kemalist tarzda isyanların ezilmesiyle birlikte dil yasağı, kültür yasağı konulur. Hatta her türlü topluluk (tekke ve zaviyelere kadar) yasaklanmıştır. İsim hakkı bile elinden alınır. Böyle bir geme vurulma dönemi başlar. Bu da tarihte belki de Hitlerin bile cesaret edemediği veya aklına getiremediği bir SOYKIRIMdır.
Yukarıdaki tespitlere katılmamak mümkün değildir. Öcalan, bu görüşlerini dillendirirken Türkiye’nin dışında olmasının bunda payı var mı? Neden bu görüşlerini sonradan inkar ediyor? Bunu da, o zamanlar Öcalan'ın yanında ve emrinde olanlar daha iyi izah edebilirler. Kemalizm’in ve Cumhuriyetin barbarlığını Kürd isyanlarına bağlıyor. Teslim olmadan dört yıl önceki görüşlerini incelemeye ve bugünkü görüşleriyle karşılaştırmaya devam edelim.
‘’Yunan işgali nedeniyle Anadolu neredeyse elden gitmeyle karşı karşıya iken, M.Kemal bunun büyük tehlikesini görüp, kendisinde yarattığı fobi ile ‘bir de Kürd’ler başkaldırırsa tekrar Türklük biter’ diye düşünerek isyanları şiddetle bastırmaya yönelmesidir. M.Kemalın Türklük dediği Osmanlı kalıntısı devletin resmi Türklüğüdür ve bunun bitmesi ona dehşet verici geliyor. O açıdan tıpkı bir yılan gibi adeta vurup öldürmekten, ısırmaktan başka bir politika aklına gelmiyor.’’(politik rapor s,104)
‘’Şimdi görüyorsunuz ki, bu düzene faşist demek bile yetersiz kalıyor. Türk egemen sınıfı hem kendi halkı için, hem de diğer halklar için imhacı bir sınıftır. Faşizmden daha beter, hatta ad vermekte güçlük çektiğimiz bir rejim söz konusudur. Bunun 12 martta,12 eylülde nasıl daha geliştiğini biliyoruz. Aslında Cumhuriyet tarihini tümüyle böyle KEMALİZMİN esas yönünü teşkil ettiğini de biliyoruz. KEMALİZM gerçekten Mussolin’iyi, Hitler’i de geride bırakan 1920’lerdeki Faşist dalganın en gelişkin örneğidir. Bu dalgada hiçbir eksime olmadığı gibi daha da katılaşarak, sertleşerek günümüze kadar devam etti.’’(politik rap.s:105)
Hani M.Kemalın elini kolunu bağlayan Kürd isyanlarıydı? Hani M.Kemal demokrat bir liderdi? Türkiyede Kemalizm bir rejim modelidir.1920 deki Kürd sorununa bakışı daha katı idi. Tek ulus, tek vatan, tek bayrak ile formüle edilmiş bir sistemin adıdır Kemalizm. Bugün ne ise, dün de öyle hatta daha da katı idi.
Mahmut Baksi ‘her kuş kendi sürüsü ile uçar’ adlı kitapta A.Öcalana yazdığı mektubu ve Öcalanın cevabını yazar. Baksi, Öcalanı M.Kemale benzetir. ‘Türkler için M.Kemal ne ise, sen de Kürd’ler için osun. Fakat Öcalan teşekkür ettikten sonra buna itiraz eder ve şöyle der: ‘M.Kemal emperyalizmin bir uşağı ve ajanı idi. Emperyalizm tarafından bölge halklarının başına bela edilmiş bir diktatördü.’Altı ay sonra Türk devletine teslim olduktan sonra O’nu yere göğe sığdıramaz. Kürdistan kurtuluş mücadelesinin anti Kemalist tezini yerle bir etmeye çalışır.
Öcalan kişiliği tahlil edildiğinde; zayıfı ezen, güce tapan bir kişilik karşımıza çıkar. Aslında bu kişilik yapısı PKK örgütünün çoğunda hakimdir. Bu örgütte zayıfı ezme, güçlüye boyun eğme kişiliği en baştaki adamdan en alt birime kadar kendini göstermektedir. Devletin eline düşer düşmez itirafname yazmaya başlıyorlar. Öcalan Suriye’de iken Esat’ların hizmetkarı idi. Türkiye’ye geldiği zaman da kendinden güçlü gördüğü Türk devletinin önünde hazırola geçti, ellerini önünde birleştirdi ve hizmetinize hazırım dedi. Devlet hiç boş durur mu? Ona üç önemli görev verdi:
1-Silahlı gerilayı sınır dışına göndereceksin.
2-Kürd özgürlük mücadelesini siyaseten bitireceksin
3-Kürd özgürlük mücadelesinin ideolojik temelini yıkacaksın.
Öcalan birinci görevini başarıyla tamamlamış gibi gözüküyor. Gerilayı T.C.nin ilgi alanı olan güney Kürdistan’a çekti. Kürdistan gerilası olmaktan çıkarıp, Apocu bir güç haline getirmiş gözüküyor. T.C.nin istediği zaman Güney Kürdistan’a girmesi için bahane uydurması gerekiyor. O bahane de silahlı güçlerin orada bulunmasıdır.
İkinci görevi ise Kürd siyasi mücadelesinin içini boşaltmaktı. Kürd’lerin ayrı bir partiye, ayrı örgütlenmeye ihtiyaçlarını olmadığını ve bunun gereksiz bir çaba olduğunu ısrarla söyleyerek bu görevini yerine getirmeye çalışıyor. Ayrı devlet, federasyon, otonomi gibi çözümlerin geçersiz olduğunu; Kürdlerin kurtuluşunun da ÇATI partisinden geçtiğini papağan gibi her hafta tekrarlamaktadır. Bunun olması için de kendisine müritçe veya başka bir nedenle bağlı birimleri tehdit ediyor. Sizi yalnız bırakacağım, sizi sırtımda taşımayacağım diye tehdit ederek işi hızlandırmaya çalışıyor. Her ne kadar öncü güçleri bunda ısrar etseler de,yurtsever Kürd halkı bu oyuna bir türlü gelmiyor.
Üçüncü görev ise ideolojik tasfiyeydi. Her avukat görüşmelerinde bu konuyu da özellikle işliyor ve avukatları, geciktiği için habire fırçalıyor. Kürd özgürlük mücadelesinin ideolojik temeli olan anti Kemalist tezini çürütmeye çalışıyor. M.Kemalın günahsız olduğunu, Kürd isyanlarının sonucunda katılaştığını savunarak kürdleri suçlu durumuna sokmaya çalışıyor. M.Kemalı, Cumhuriyeti ve misak’i milliye sahip çıkmanın asıl sebebi Kürd özgürlük mücadelesinin ideolojik altyapısını boşa çıkarmaktır. Bunu da henüz başarmadığı için çok acı çektiği belli oluyor.
Öcalan;2002 bilemedin 2005 yılnda salıverileceğini tahmin ediyordu. Çünkü o Kürd halkını aptal zanediyor ya. Büyük bir ihtimalle devlet ona, bu görevlerini yerine getirebilirsen içerde kalmana gerek kalmayacak demiş olabilir. Öcalan, kendine çok güvendiği ve kürd halkını da aptal yerine koyduğu için bu işi 3-5 senede halledebileciğini düşünerek 2002ye veya 2005 e kalmaz çok şeyler değişebilir demişti.(özgür halk 2000)
Fakat Öcalan’ın ve devletin umduğu olmadı. 2003 yılında ABD Irak’a tekrar müdahale etti. Kürd’ler için yeni bir fırsat doğarken, T.C. strateji değişikliğine gitti. Güney Kürdistan’a müdahale ve oradaki federe devleti tehdit edebilmesi için savaşan ve mayınlama işini yapabilecek bir PKK ye ihtiyaç vardı. Ateşkesi devam ettiren bir PKK’yi istemiyordu. Öcalan’a bir görev daha verildi. Ateşkesin bozulmasını emrettiler. 2004 yılında Av. Mahmut Şakar da (KURYE) gidip Öcalan adına savaşı başlattı. Anlaşılan Odur ki A.Öcalan’ın yapacağı hizmetler daha uzun süre devam edecektir.
16 Eylül 08



Yorumlar (6 gönderildi):
Bu yönlü çalışmalarında sosyalist çizgide yürütülmesi gerekir.
Ben 5 yildir bu ...............anlatiyorum anlamadiar gitti.Bu yaziyla artik ne anlarlar merak etmiyorum bile.Bana söyledikerini sizede söylerler;´Hewal Baskan apo(awdo) kemalizmi yeniden cözdü artik kemalizmi böyle anlamaliyiz diyorlar.
Bu mürit takimina ...............demek aslinda övgüdür; bunlarin tarifi söyle;
..............
İzninizle epeydir kafamı kurcalayan bir noktaya değinmek istiyorum.herkes öcalan'nın 9000-10 000 feet yükseklikteyken sergilediği perişanlığa işaret ediyor da esas benim zihnimden silinmeyen başka bir görüntü içime dert oldu.o da şudur:hatırlanırsa öcalan mahkeme salonlarına taşınırken sağına soluna izbandut gibi iki asker girmişti.bu bana devletin müthiş plamlı bir psikolojik hamlesi olarak çağrışım yapıyor.bilmem katılır mısınız,ruhen çökerttikleri büyük (!) réberi fiziken de heybetini tarumar etme taktiği.heybeti mi vardı ki diyenler çıkabilir.bence vardı,ya da oluşturulmuştu müritler tarafından.resimler,posterler vs sanal da olsa öcalan görünümüyle de hak edip etmediği bir yana,belirli bir karizmaya kavuşturulmuştu...malum,bilinir ki liderlerin karizma inşaası hal ve tavırların yanısıra fizyonomileriyle de
beslenir.mesela recep tayyip erdoğan'ı ele alın,herşeyi aynı kalsın ama diyelim,bizim hemşerimiz devlet bakanı mehmet şimşek'in bedenine oturtun;halkın teveccühü bu kadar pozitif olmaz sanırım.örnekler çoğaltılabilir.öcalan öyle ufak tefek biri değil,ama gerçekten o iki iri cüsseli askerin arasında cüceleşmiş bir figüre dönüşmüştü,yanılıyor muyum?pekiyi ne yapsın adam diyebilir yine kara sevdalı müritler.cin fikirli apo bunu farketmemiş olamaz,ama dik duramadı başta,teslimiyetin arkası gelmedi.şimdi saçımı traş ediyorlar diye salya sümük dert yanıyor,günaydın begim!..hatırlatmak istediğim kısmen bizim tarihimiz sayılan bir örnek var.üstad said-i kürdi,bir mahkemede hakimin sarığını başından çıkartması teşebbüsüyle karşılaşır.üstad,bu sarık ancak bu kafayla birlikte bu vücuttan ayrılır diye sert bir tavır koyar ve hakimin üstadı tabiri caizze madara etme hevesi kursağında kalır.hepimiz biliyoruz ki özellikle eski kürt alimleri için sarık bir bakıma kişiliklerinin bir cüz'ü durumundaydı.said-i kürdi tc mahkeme salonunda başı üryan resmedilip sırtlan sürüsü babialinin basınında manşetlere oturtulabilmiş olsa,zannediyorum karizması tuzla buz olurdu,en azından o günkü toplumsal değer yargıları muvacehesinde.şimdi öcalan'nın kenya sonrası seyir defterine bir göz atalım,zihinlerde canlı kalan kaç resim var?el cevap:3.bir,uçaktaki perişan hal ve küçültücü yakarış.iki,bayrak önünde sağa dön sola dön komutu ve gözleriyle ilgili,süt dökmüş kedi ruh haletiyle karşısında duran muhtemelen türk subayına hitaben sarfettiği merhamet dileme makamındaki ses tonuyla "güçlük çekiyorum" lafı.üç,bana göre ilk ikisinden daha aşağı olmayan,paçasını aşağı indirdikleri ve kendisinin de tavır koyma onuru gösteremediği camlı kafese seyir yolunda cüsse-heybet ilişkisi noktasında sergilenen psikolojik savaş hamlesine baş eğme durumu.evet apo'nun ruh portresini tablolaştıran bence bu 3 resimdir...kafes tiyatrosu ve sonraki sürece gelmeden bile,esasen abdullah öcalan kürt halkı nezdinde tarihin çöp tenekesinde münasip yerini bulmalıydı.fakat ne yazık ki bazen basiretin bağlanması olayı,bireysel bir kaderin ötesine geçip kitleselleşebiliyor.bütün dünya tarihi itibariyle,düşmanına (!) esir düşüp değer yargılarını o düşmanın değer yargılarıyla örtüştürme centilmenliğine soyunan ikinci bir örnek bulamazsınız.bu anlamda,sebeb-rahat bir hapis hayatı ya da bir gün özgürlüğe kavuşma-her ne olursa olsun;iddialarından vazgeçen ve temel hedef için ağır bedeller ödemiş bağlılarına da esasen egemenler tarafından sadaka niyetine bile verilebilecek ucuz beklentiler istikametine rota değiştirtebilen liderler arasında abdullah öcalan yine tek misaldir.gören gözlere tabii...slav u hurmet...
İŞTE BEN...
BİRE BİR 1958 AMED DOGUMLU
ORTADOGUNUN NAPALIM SICAGINDA
KÖK SALMIŞ BİR HURMA AĞACI
ALEV ALEV YANAN BİR KATREPETROL
YANİ BEN HİROŞİMA NAGAZAKİ YANGINI
NEYLEYİM DÖRT BİR YANIM İHANET
BEN HEP BÖYLE KOR YANGINLARDA YANAMAMKİ
BİR AŞİRET KIZI SAÇLARININ HER TELİNDE ÖFKE
GÖZLERİNDE SICAK SEVGİ YÜREĞİNDE KURŞUN TAŞIMASA SEVEMEMKİ...SÜRERİM SÜRERİM NAMLIYA SEVDİĞİM KIZI HÜRRİYET İÇİN
GÜL AÇAR KANSER MEMELER DOGURUR
BAGRINDA DEVRİMİN KIZGIN GÜNEŞİ
DAYAN BEBEGİMİN ANASI DAYAN
MÜJDELE ÇOCUGUMUN DOGUŞUNU BİR KEZ DAHA
CİHANA
YARGILANACAK BEDEVİ ŞARK ŞATOLARI
GENERAL FRANKO,FAŞİZM,EMPERYALİZM,SÖMÜRGECİLİK
YANİ İHANET......
İŞTE BEN BU VERİMLİ TOPRAKLARDA BAŞAK VERMİŞ BİR BUGDAY TANESİ
SEVDİKLERİMİN ÖZLEMİYLE YANIP TUTUŞAN
ÖZGÜR KÜRDİSTANDA KELEŞİNKOFLARIN ARPACIGINDAN BİR CANIM...............
KAHROLSUN İHANET
YAŞASIN KÜRDİSTAN
KAHROLSUN KÖLELİK
YAŞASIN ÖZGÜR BİREY
SERDEST AMED
Yorum yaz