'İşte Yeni Kalemimiz'
Kürd coğrafyası bombalanırken,yakılırken,talan edilirken,sadece Kürdler öldürülmedi,
birlikte yaşadıkları hayvanları dahi öldürüldü,katledildi.Bırakalım Kürd olmayı,bu Yerküre
de Kürdle yaşamak bile bir canlı için bu kadar pahalıdır.Belki komik sanılacak ama,o öldürülen
hayvanların siyasi bir duruşları da yoktu.
Her millet aslında bir ailedir,biz Kürdler ise parçalanmış bir aileyiz.
Bu durum,sevgimizin de bağlılığımızın da daha kuvvetli olmasını gerektirir.
Kürd coğrafyası bombalanırken,yakılırken,talan edilirken,sadece Kürdler öldürülmedi, birlikte yaşadıkları hayvanları dahi öldürüldü, katledildi.
Bırakalım Kürd olmayı,bu Yerküre de Kürdle yaşamak bile bir canlı için bu kadar pahalıdır.Belki komik sanılacak ama,o öldürülen hayvanların siyasi bir duruşları da yoktu.
Parçalanan Kürdistan’ın Kuzey’in de ki bizler, diğer kardeşlerimize de daha fedakar ve şefkatle yaklaşmalıyız,büyük kardeş olmak bunu gerektirir
Kuzey’de 1924’de Türkiye Cumhuriyeti adı altında bir devlet! kuruldu,fakat önemli bir detay,işlerin istedikleri gibi gitmesini engelledi.Kürdistan toprakları üzerine kurulan bu yapı ya Lozan Antlaşması referans gösterildi. Fakat Lozan o günün şartlarında on ülkeyi bile temsil etmiyordu.Bu gerçeklik Türkiye Cumhuriyeti ve onu yöneten Silahlı Kuvvetlerince
de bilindiği halde,hiç bir zaman kabul edilmedi.
Kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kürdistan toprakları üzerine kurulmuş bir -gecekondu- statüsünden ileriye gidemedi-gidememektedir.Lozan’ın ne bu yapı ya imar izni verme yetkisi, ve de Dünya ölçeğinde etkin bir kurum statüsü hiçbir zaman olmadı/olmamıştır.
Er veya geç bu gecekondu yıkılıp insanların daha sağlıklı-huzurlu yaşayabilecekleri güzel bir bina inşa edilecektir.
Bu binanın kurulması için iki Kürd bir araya gelse,gelmeye yeltense,sistem tarafından hemen dengellenir veya da dengelenir!
Kürdlerin bir arada mücadele etmesi sistem için sonun başlangıcı niteliğindedir.Haklarını teslim etmek gerek,Türk Silahlı Kuvvetleri bu gerçeği iyi analiz etmiş,kavramıştır.
Temel de hiç bir Kürd partisi veya hareketi Kürdlere zarar vermek için yola çıkmamıştır, bunu iddia etmek haksızlık olacaktır.Yapılan yanlışlar,benimsenen ideoloji veya kişisel hatalar ve zaaflar sonucu, Kürdler zararlı çıkmıştır.
Kürdler arasında her zaman iletişim kanallarının açık olması önemli bir gerekliliktir.
Nasname’nin az veya çok bu gerekliliğe katkı sağladığını ve bu yönde bütün gücüyle çalıştığını düşünüyorum.
31 Ağustos 08
Yorumlar (10 gönderildi):
Ama insan bir tras olur be birader. Bu sitede yeteri kadar sakalli takilan var zaten.
Basarilar vede yazilarinin devamini dilerim.
tekrar hosgeldiniz ve saygilar renkler dunyasi.
ve Bi heviya asitiyke serfiraz ji bo dinya u gele kurdistane ji ASITI PIROZ BE.
Nasname yazmaktan özgür bireyler topluluğunun bir üyesi olmaktan onur duydum bunu her fırsatta dile getirdim.
Keke Turçel Edip Karahan gibi büyük bir Devrimcinin oğluyla bir arada yazmak`ta Nasname`nin bana bahsettiği bir kıvançtir.
Eminim Turçel o büyük devrimcinin ardılıdır ve değerli bir mirastır , ilk yazısında o mirası ne kjadar özümsediğide satırların arasından basını uzatıyor.özgür bireyler bir renk daha kazandı , güzel ve değerli bir renk.
Keke delal sana hoşgeldin derken şahsında Sevgili Edip abıyı bir kez daha anıyor ve selamlıyorum.
iznin olursa Edip Abi hakkında küçük bir iki bilgiyide buraya ekleyeceğim.
saygılar.
EDİP KARAHAN (1930-1976)*
Dicle-Fırat’ın sahipliği ve yazı işleri müdürlüğünü yapmış olan Edip Karahan kimdir? Bu soruya layıkıyla cevap vermek daha uzun çalışmalar gerektirir. Ben sadece onun yaşamıyla ilgili kısa kronolojik birkaç hususu belirteceğim:
• 1930 Dêrika Çiyayê Mazî’de doğdu.
• Babasının amcası Derikli Êlas (İlyas) Efendi, 1925’te Şeyh Sait Davasında yargılanmıştı.
• 1953 Edip Karahan İstanbul’da komünistlik propagandası yapmak suçundan tutuklanır, fakat beraat eder.
• 1957 Forum dergisinde yayınlanmış olan yazılarından ötürü 6 ay cezaevinde yatar.
• İstanbul Hukuk Fakültesinde birkaç yıl okur, fakat tutuklanmalar ve diğer engellerden ötürü burayı bitiremez.
• 1960’lı yıllarda bir süre Türkiye İşçi Partisi’nin Eminönü Şube başkanlığını yapar.
• İlk sayısı 1 Kasım 1962’de yayınlanmış olan Dicle-Fırat gazetesinin sahipliği ve yazı işleri müdürlügünü üstlenir. Bu gazetede asıl adı olan Edip Karahan’dan başka şu imzaları kullanır: Edip Osmanoğlu, Hamit Mazıdağlı, Mahmut Bayraktar, Reşo. Dicle-Fırat’taki yazılarından dolayı 2 yıllık bir cezaya çarptırılır. Ankara ve İstanbul’da birer yıl tutuklu kalır.
• 6 Haziran 1963 Yirmiüçler Davası kapsamında tutuklanır.
• 3 Eylül 1967 Diyarbakir mitinginde bir konuşma yapar. Daha sonra, yaptığı bu konuşmadan ötürü 1 yıla mahkum edilir, 9 ay tutuklu kalır.
• Haziran 1970 "Irak’taki Kürt Milli Kurtuluş Savaşı ve Onun Başkomutanı General Barzani" başlıklı bir bildiri bastırarak dağıtır.
• 1971 Girdiği Sıkıyönetim tutukevinde 1,5 yıl tutuklu kalır ve yargılandığı DDKO davasından 8 yıla mahkum edilir. Aynı dönemde Türkiye’de Kürdistan Demokrat Partisi Davasında da yargılanır fakat DDKO Davasından aynı suçla suçlandığı için TKDP Davasından ceza almaz. DDKO Davasından 8 yıla mahkum edilmesi üzerine Güney Kürdistan’a gider.
• 8 Şubat 1971 Kozluk mitinginde bir konuşma yapar.
• 11 Nisan 1971 Diyarbakır DDKO’nda ulusal sorun konusunda bir seminer verir. Bu seminerdeki konuşması istihbarat elemanlarınca gizlice banda alınır ve daha sonra yargılanması sırasında suç kanıtı olarak mahkemeye iletilir.
• 1976 İstanbul’da vefat eder.
• Edip Karahan’ın üç çocuğu var. Şiyar, Welat ve Turcel.
Görüldüğü gibi Edip Karahan’ın yaşamı, takip, sorgu, tutukluluk ve mücadele ile geçmiştir.
Yazdıkları
• Şu dergi ve gazetelerde yazıları yayınlanmıştırı: Forum (1957), , Dicle-Fırat (1962-1963), Yenigün (1975), Yeni Ortam (1975),
• Hakkında yazılmış olan ve "gizli" kaydını taşıyan bir istihbarat raporuna göre, "Kürtlerin ayrı bir millet olduklarını, ayrı bir dile sahip bulunduklarını, bu dilleriyle her türlü edebi eserleri yazabileceklerini ıspatlamak düşüncesiyle" La Fontaine’in "Sümüklü Böcek ile Karınca" ve "Karga ve Tilki" manzum hikayelerini Fransızcadan Kürtçeye çevirerek dağıtmıştır.
• Sağlığında yayınlanmamış bazı yazıları da sonradan, "Bir Kürt Devrimcisi: Edip Karahan’ın Anısına" adlı kitapta yayınlandı. Edip Karahan’ın 1968 ve 1972’de mahkemelerde yaptığı savunmalar ve MİT’in onun hakkında yazdıkları için de aynı kitaba bakılabilir.
bunda böyle senin ümrünün kifayet etmediği yapmak isteyip yapamadığın veya yarım bıraktığın tüm istek ve arzuların kardeşim TURCEL tarafında tek tek icra edilecektir bundan hiç kuşkun olmasın ustadım. sevgili şükrü hocam böyle kişiliği kürtlere armağan etiğin için sonsuz şükranlarımı sunar mücadeleniz den muafak olmanızı dilerim
yayinlanmasinda hiçbir sakinca olmazdi!!
Aslinda hiçkimseye hakaret etmek istemem!Ama AYGAN'nin bize yaptigina baktigimda,inanki çok insani davrandim!!...Hakaret diye birsey yoktur o yorumda!!,
tabi Hoca sensin!!
Bi rastî, nivisa te ne dirêj e lê pir kûr u rast e.Bêbextiyê mezinê Kurd dest bi Lozan pê dike.Ez hevidarim ku tu le ser reya Mamoste Edip bi asaleta xwe dom bikî.
Bi silav u rez,
Yorum yaz