Anasayfa | Türkçe | Sekiz Yıl Önce Ne Demiştik?

Sekiz Yıl Önce Ne Demiştik?

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Hafızalarımız tazeliyalim. Sadece sekiz yıl öncesine bakalım

Bazı okuyucularımız soruyor. Bu soruyu soranlar iki şekildedir. Bir kısmı sorduğu sorunun yanıtını biliyor, bir kısmı bilmiyor. Bir kısmı inanıyor, samimi ve dürüst... Ama bir kısmı; inanmıyor, kasıtlı soruyor. İlle de ille bizi bir siyasal oluşuma zorluyorlar. Peki...Buna da eyvallah.. Otuz yıllık bir Öcalan patantli tarihi irdeledik mi? Veya İmralı sonrasında neler yaptık, ona baktık mı? Hem otuz yıl öncesi ve daha Sekiz yıl öncesi için bazı belgelere bakmaya yüzümüz var mı? O zaman Öİ ve KUDİ neydi? Burdan başlayalım. Biz susalım. Belgeler Konuşsun!.. Nas-Edi

YAKIN GEÇMİŞİ HATIRLAMAK İÇİN BİR KAÇ BELGE
 

Kuşkusuz, burjuva tarihçilerinin ‘tarihi karizmatik liderler yapar’ safsatasına inanmıyorum. Ancak; gerekli zaman ve koşulda yetkin bireylerin, ileri öncü kadroların tarihin gidişatına müdahele etmede, eğer şartlar olgunlaşmış ve gerekli subjektif koşullar hazır olursa; yapacakları çok olumlu işlevler vardır.

Çok değil, daha bundan üç-dört yıl önce;  biz Kuzey Kürdistanlılar Öcalan’ın hiç de haketmesede ‘karizmatik’ liderliğinde çok önemli bir süreçten geçiyorduk. Oluup bitenlere –hele de bizim gibi insanlar- kayıtsız, tavırsız ve sessiz kalamzdık. Nitekim bunun için mevcut erki elinde bulunduran –düne kadar baş düşman ilan ettikleri TC’ye karşı olanlar hariç- herkes şu veya bu oranda bir hareketlilik içine girdi. Biz PKK’den –çeşitli nedenlerle- ayrılanlar bir araya geldik.

İsmimiz ve cismimiz kadar; cürmümüzün de ortada olduğu bir zamanda, bir bildiri ve bir BİLDİRGE kaleme aldık. Üzerinde konuştuk. Tartıştık. Tam da bunu imzalarımızla Kürd ve Dünya kamuoyuna açacakken; bir ‘arkadaşmızın ileri öngörüsü’ mü diyelim veya daha başka hinlikler mi vardı; son anda isimsiz çıkardık. Gerek internet vasıtasıyla gerekse basılı olarak dağıttık. 

Arkası neden gelmedi?

Neden isimler ilan edilmedi?

Büyük umutlar beslen Öİ (Özgürlük İnsiyatifi) neden işlevini ve sözünün gereklerini yerine getirmedi?

Daha onlarca soru ve tartışılması gereken, kısa ancak önemli bir zaman dilimi...

İşte yeni bir safhaya girilirken; dün ne söyledik? Ne oldu? Neler düşündük? Neleri gerçekleştirdik? Kendilerine karşı BİLDİRGE ile uyarıda bulunduklarımız ve bizim durumuz ne oldu?

Tüm bunları hatırlamak ve ilerde daha derinlikli ve sağlıklı bir tartışma için şu belgeleri de bikez daha yayınlamayı uygun gördüm.

20 Mayıs ‘03

Selamlarımla.

Nasname/ŞG

Belge 1

Bildirimiz

Kamuoyuna,

Bizler, ömrümüzü Kürt halkının ulusal kurtulu davasına adamı ve bu inançla
PKK’de yeralmış kişileriz. Çeşitli nedenlerle PKK’den ayrılmak durumunda
kaldık. Yine de PKK’nin örgütsel birliğini ve ulusal kurtuluşçu karakterini
koruması, geçmişteki yanlışlardan kurtularak Kürt ulusal güçleri arasında
birlikten yana tutum alması egemen isteğimiz oldu.

Yıllardır biriken sorunların ve yapılan yanlışların aşılmasını beklenirken,
PKK, Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesini büyük bir çıkmazın içine soktu:
Abdullah Öcalan’ı ele geçiren Türk devleti, PKK’nin ve Kürt halkının
kazanımlarını ortadan kaldırmayı hedefleyen tasfiye konseptini hayata
geçirdi. Bu konseptle; ulusal kurtuluş mücadelemizi dağıtmayı, Kürt
kurumlarını türkleştirmeyi, Kürt halkının uluslararası ilişkilerine darbe
vurmayı ve Kürt ulusal davasını kemalist yoruma tabi tutarak tarihe gömmeyi
hedeflemektedir. Bunlar Türk devletinin her zamanki amaçları olmasına rağmen,
ancak Öcalan’ı yakaladıktan ve tezlerine tabi kıldıktan emellerini daha fazla
gerçekleştirme ansışbulmu tur. Türk devleti yıllardır yapamadığını Öcalan
adeta bir günde yapmıştır.

Bizler, tüm ulusal değerlere ihanet anlamına gelen bu dayatmanın PKK
tarafından asla kabul edilmeyeceği umudu ve beklentisi içinde olurken,
maalesef tam tersi oldu: PKK Başkanlık Konseyi, Kürt halkını utanca boğan bir
sorumsuzluk sergiledi; PKK’yi İmralı’dan, daha doğrusu Öcalan yoluyla Türk
Genelkurmay talimatlarıyla yönlendirilen bir parti durumuna getirdi. Bu
ihaneti olmayan “gizli anlaşma”ya ve “demokratik cumhuriyet” gibi sloganlara
dayandırarak halkı aldatmaya çalıştılar. Bu oyun halen devam etmektedir.
Örgütte ve direniş kültüründe türkleştirme hamlesi başlatıp, bunu zorla ve
hileyle örgüte, aydınlara, diğer Kürt örgütlerine, HADEP’e ve halka
dayatıyorlar. Gerillayı Kuzey Kürdistan’daki mevzilerinden koparak, Güney
Kürdistan’a yığdılar ve burada Türk devletinin çıkarları için iç çatışma gücü
haline getirmek istiyorlar.

Bu ihanete karşı çıkmak Kürt halkına ve ulusal davasına bağlılığın da
ötesinde bir insanlık görevi olmakla birlikte, bizler, asıl görevin biz
PKK’lilerde olduğunun bilinciyle harekete geçmeye karar verdik. Biz bu çıkışı
geç kalmış bir görev olarak değerlendiriyor ve bunun için halkımızdan özür
diliyoruz. Ancak yine de gecikmenin nedenlerini birkaç cümle ile izah etmek
istiyoruz: Uzun süre PKK yöneticilerinin böyle bir utanca ortak olmak
istemeyecekleri beklentisi içinde olduk. Ancak geçen zaman içinde
beklentilerimizin tersi ortaya çıkınca, ister istemez uzun süredir örgüt
içinde ve dışında parti kadroları ve ulusal mücadelede anlamlı sorumlulukları
olan aydınlarla diyalog içinde yürüttüğümüz çalışmalarımızı örgütlü bir
niteliğe kavuşturmaya karar verdik. İmralı konseptine karşı halktan, örgüt
içinden ve cezaevlerinden yükselen tepki ve 19 Mayıs’ta örgütten kopan 50 kiş ilik gerilla grubunun çıkıiı (Özgürlük İnsiyatifi), bizi cesaretlendiren adımlar oldu. Dü üncelerimizi bir bildirge haline getirdik ve “KÜRDİSTAN ULUSAL DEMOKRATİK İNSİYATİFİ” imzasıyla kamuoyuna duyurmaya karar verdik.
Elinizdeki bildiri bu bildirgenin bir özetidir.


Taleplerimiz:

• İmralı konseptini Türk Genelkurmay konsepti olarak görüyor ve mahkum
ediyoruz. PKK’nin İmralı’dan yönlendirilmesini ulusal ihanet olarak görüyor
ve PKK’den bundan hemen vazgeçmesini istiyoruz.

• Öcalan, yeni kimliğiyle değerlendirilmelidir. Çünkü mevcut konumuyla Kürt
halkına değil, ırkçı ve katliamcı Türk devletine hizmet ediyor ve artık
ideolojik-politik bir itirafçıdır. Ayrıca bugünkü çıkmazda en büyük payı olan
Öcalan’ın tüm pratiğinin değerlendirmeye tabi tutulmasını görev olarak
görüyoruz ve bildirgemizde bunu yaptık.

• Bizler, demokratik yollarla mücadeleden yanayız. Ancak hiçbirşey elde
etmeden ve hiçbir güvence olmadan gerilla direni inin dağıtılmasını ihanet
olarak görüyoruz. Kürt halkının varlığını korumak ve ulusal haklarını almak
için örgütlenme ve direnme hakkını vazgeçilmez bir hak olarak görüyoruz.

• Devletin insafına ve Öcalan’a endeksli teslimiyet politikası hemen
terkedilmeli, yerine; Kürt halkının kaderini özgürce tayin etme hakkı
vazgeçilmez bir hak olarak formüle edilmelidir. Demokratik açılım, koşulsuz
genel af, köylere koşulsuz geri dönüş ve köylerin inşası, dil ve somut
kültürel haklar, ekonomik ve sosyal tahbiratın giderilmesi için önlemler, vb.
talepler bu isteme tabi kılınmalıdır. Ama bu istemler kağıt üzerinde
kalmamalı, yığınları demokratik örgütlenme ve eyleme seferber edilmelidir.
Türk devletinin asıl niyetini ortaya çıkaracak da bu yığın talebi ve eylemi
olacaktır. Demokrasiden demokrasi için direnme hakkını anlıyoruz.

• Tüm Kürt örgütlerinden ve özellikle PKK’den gerginlik, provokasyon, ve
sorunları şiddetle aşma politikasının hemen terkedilmesini istiyoruz.
Örgütler arası çatışmaları, nedeni ne olursa olsun, mahkum ediyoruz. Politik
görüşlerinden dolayı insan öldürmeyi cinayet ve insanlık suçu olarak
görüyoruz. Hangi taraftan olursa olsun hayatını kaybedenleri Kürt halkının
şehitleri sayıyoruz.

• Kürt halkının ulusal çıkarları temelinde tüm politik örgüt ve grupları
kapsayan ulusal birlik ve konsepti oluşturulmalıdır. Konsept iki aşamalı
olmalıdır; biri Kuzey Kürdistan için, diğeri tüm Kürdistan için. Bu
insiyatif, ulusal ve uluslararası alanda Kürt halkını tek temsil gücü olmalı,
çatışmaları durdurabilmeli, çatışanları yargılayabilmelidir. Bu vesileyle her
örgüt her parçanın ulusal ve demokratik hakları için örgütlenme ve mücadele
hakkını tanımalıdır.

• Şmralı konsepti doğrultusunda PKK, Güney Kürdistan’da karde kavgasının
gücü haline getirilmektedir. Buradaki her çatışma Türk devletine
yarayacaktır. Bunun önüne geçmek her Kürt için acil bir görevdir. PKK,
buradaki ulusal olu umlara saygılı olmalıdır. KDP ve YNK de zor durumda olan
PKK’nin bu durumunu suistimal politikasından vazgeçmeli, PKK’den ayrılanlara
sığınma hakkı vermeli ve Şemdin Sakık olayı örneği bir daha asla
tekrarlanmamalıdır.

• Kürt kurumlarını Türkleştirme politikası hemen durdurulmalıdır. Türk
devletinin ideolojik-politik ajanları konumundaki, İmralı sürecinin ürünü ve
tek görevleri Öcalan’ın konumunu Kürt halkına benimsetmek olan, ne idüğü
belirsiz ki iler (İmrotürkler) ulusal kurumlardan atılmalıdır. Halkı bunlara
ve bunların tahribatına karşı uyarıyoruz.

• Kişiye dayalı tarih yazımı hemen terkedilmelidir. PKK’nin direnişi
militanların ve hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan halkın desteğinin kollektif
ürünüdür. Tarihi ve direnişi kişiye maletmek hem yanlış , hem de bu mücadeleyi
kanlarıyla yaratanlara hakarettir.

• Örgüt içindeki cezalandırmalar, PKK’nin kamburu ve direniş tarihinin yüz
karasıdır. Öcalan’ın tekli yönetimini kabul etmedikleri için hayatını
kaybeden herkes ulusal kurtuluş şehididir. PKK, bu yanlışı hemen düzeltmeli,
ölenler için ailelerinden ve toplumdan özür dilemelidir. Cezalandırmalara yol
açan diktacı, muhbirliğe dayanan yönetim anlayışı mahkum edilmelidir. Yine
aynı nedenlerle örgütten atılan, ayrılan, halen izlenen ve haksız
nitelemelerle kamuoyunda itibarları sarsılan Kürt insanlarına yönelik
suçlamalara hemen son verilmelidir. Bu durumdaki insanlarımızla dayanışmak ve
güçlerini halkın ulusal davası için aktif olarak kullanmalarını için olanak
yaratmak, girişimimizin amaçları arasındadır.

• Almanya’nın Bremen şehrinde Ağustos 1999 ayı içinde bir savaş gazisi ve bir
Kürt kızına yönelik hunharca işlenmiş cinayeti -kimin tarafından yapıldığına
bakmaksızın- şiddetle protesto ediyoruz. Kürt halkını rencide eden bu
cinayetten ve aynı ekilde Kürt aydınlarına yönelik fiziki saldırılar ve teş hirden dolayı özür dilenmesini, sorumlularının teşhir edilmesini istiyor ve “muhalifi şiddetle tasfiye etme” anlayışını mahkum ediyoruz.

• PKK, HADEP’i Türkleştirme politikasından hemen vazgeçmelidir. Bu politika
HEP ve DEP’in, dolayısıyla demokratik yığın eyleminin ve yüzlerce şehidin
mirasçısı HADEP’e ve orada toplanan yığınlara hakarettir. Kendi ayakları
üzerinde duran ve kendi kaderi konusunda karar verme gücünde olacak legal
siyasal örgütlenme ve mücadele, ulusal kurtulu mücadelemizin büyük sorunlar
yaşadığı bu dönemde, bu sorunların aşılması için hayati önemde bir güvence
olacaktır. HADEP’in İmralı’dan, üstelik kimi devletle ikili anlaşmalar içinde
olan sözde avukatlar tarafından, yönlendirilmesini utanç verici görüyoruz. Bu
vesileyle İmralı’dan ölüm kararları getiren ve İmralı’ya kişiler ve örgütler
hakkında istihbarat raporları taşıyan “avukatlar!”a karşı halkımızı ve
uluslararası kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz.

• Uluslararası alanda Kürt halkının dayanışmacı güçlerine saygı
gösterilmelidir.Şimdiğe kadar gösterdikleri dayanışmanın anlamı
bilinmelidir. Onlarla zedelenen ilişkileri özeleştiri temelinde tekrar
restore etmek tüm Kürt politik güçlerinin acil bir görevidir. Çünkü Öcalan
uluslararası alanda Kürt halkını çok zor duruma sokmuştur. Ulusal kurtuluş
siyasetine uygun esnek bir uluslararası politika Kürt halkının çıkarlarını
yansıtan zorunlu bir politika olmakla birlikte, sınıf bakı açısı asla
yitirilmemelidir.


Bizler, yukarıda özetle sunduğumuz istemler doğrultusunda mücadele edeceğiz.
PKK’nin direnişçi çizgisinin ve kazanımlarının savunucusu ve takipçisiyiz.
Ancak tarihimizin yeniden değerlerdirilmesi gerektiğine inanıyoruz ve bunu
bildirgemizde yaptık.

Bir kez daha PKK yöneticilerinden kendilerini değerlendirmelerini,
izledikleri son derece yanlış ve tehlikeli politikayı hemen terketmelerini
istiyoruz. Bu politikada diretmeleri durumunda kendileri de zarar göreceği
gibi; halkımıza ve onun özgürlük mücadelesine en büyük zararı vermiş
olacaklardır. Olumlu adımların anlamını bilecek ve samimiyetle
destekleyeceğiz. Girişimimize sağduyulu yaklaşmalarını bekliyoruz. Ama
provokasyonlara başvururlarsa kendileri bilir! İnançlı kadroların ve halkın
duygularını ifade ediyoruz. Sorunların, tartı arak ve birbirimizin yaşam ve
farklı düşünme hakkına saygı duyarak çözebileceğimize inanıyoruz.

Kürt aydınları ve halkı arasında örgütlerden kaynaklanan husumetin aşılıp
birlik halinde hareket etmesinden yana olacağız. Bu yönlü her girişimi
destekleyecek ve temsilden kaçınmayacağız. Ama kimse girişimimizi PKK’yi
bölme hareketi olarak değerlendirmeye kalkışmasın. Böyle düşünenler varsa
hevesleri kursaklarında kalacaktır.
Bulunduğumuz ülkelerde genelde halkımızın ulusal sorunun, özelde de bu
ülkelerdeki Kürt yığınlarının sorunlarının çözümü temel uğraşımız olacaktır.
Kürdistan’ı denetiminde tutan devletlere silah satılmasına, baskı ve inkar
politikasının desteklemesine karşı çıkacak ve bu politikayı teşhir edeceğiz.

Türkiye’nin demokratik normlara uyması için baskıcı olacağız. Ancak geçmiş
deneylerden hareketle Kürt halkını kriminalize eden, Kürt ulusal davasına
zarar veren politika ve uygulamalara karşı olacak, halklar arasında özgür
siyasal, sosyal ve kültürel uyum ve dayanı madan yana olacağız. Biz
demokratik değerlerin ülkemizde ve insanlarımız arasında da yerleşmesinden
yana bir politika güdeceğiz.

Her eyi destekleriyle yaratan Kürt halkı:

Ulusal kurtuluş mücadelemiz, tarihinin en dramatik dönemini yaşamaktadır.
Bunun sebep ve sorumlularını başka yerde aramanın bir anlamı yok. Gerçek
sorumluları bellidir. Birbirimize tahammül etmesek, birbirimizi dinlemesek,
birbirimize destek olmasak nasıl kazanacağız? Demokratik hoş görünün olmadığı,
muhalefete tahammül edilmediği bir toplumda nasıl demokrasiden
bahsedilebilir? Doğru mücadele desteğinizle gelişti. Şimdi ise suskunluğunuz
size karşı bir politika olarak kullanılarak bu mücadele dağıtılıyor.
Biliyoruz çoğunuz bu ihanet politikasına karşısınız, ama ses çıkarmıyorsunuz.
Ses çıkarın! Eleştirin! Yanlış politikaya hizmet eden etkinliklere
katılmayın! Yardımlarınızın takipçisi olun! Girişimimiz sizin içindir,
destekleyin! Provoke edilmesi girişimlerine karşı durun! Teslimiyet
sloganları yerine ulusal çıkarlarımızı yansıtan sloganları yükseltin!

18 Ağustos 2000

KÜRDİSTAN ULUSAL DEMOKRATİK İNSİYATİFİ

Devemı var: KUDİ Bildirgesi

Yorumlar (2 gönderildi):

Hawar .. 18 Aug, 2008 03:22:45
avatar
Zahmetke$en Nasname
Bügün 30 yildir bi sava$tan sonra hala resmi dilimizin tirki olmasi beni uzuyor.tabii ki mecburluktan dolayi bizde yaziyoruz.10 yil önce Kurdi yazamayan biriydim çok $ükür kendimi yeti$tirdim.
Konuya gelince
nasname için tek diyecegim $u ki BI YANLI$ 4 DOGRUYU OLDürür.
nasname 4 dogruyu dile getiriyor fakat bi yanli$la hepsi ölüyor.
Nasilmi?Kendini sirf Apo sendromuna yakalatmi$.Buda apouya inanin daha fazla hizmet ediyor.
Ben anti apocuyum yanli$ anlama.bu halk gözlerine inanir.Belki bu Halki iyi tanirisin benden fakat genelde insan gözlerine daha cabuk inanir.
Pratiksiz dogrular ölmeye mahkumdur.
Tek çare alternativ güc olmadir.Bügün onbinler milyonlar gercegi artik görüyor.Dü$ünün bi avuç d.cumhuriyetciler yüzbinlerce Kurdün kanini satip imraliya döküyorlar.Bunlar %20 dir.
Tarihte hep oyle degilmiki?%20 herzaman %80 i yönetir.
sonuc güc olmaktir gerisi onlara güc vermektir.
Şükrü Gülmüş .. 18 Aug, 2008 08:13:12
avatar
Sevgili Hawar,
Biz Türkçe yazan Kurdi ve Kurdistanlılarız.

Kurmancilik yapılarak Kurdistan ülkesi ve davası savunulmaz.

İşin siyasal ve örgütsel/propram formulasyonu için daha epey zaman gerekir inancındayız.

Bakın bu KUDİ yazısına!..

Örgütlenme aşamaısında karşınızda kesin KORUCULARdan ve TC den önce Öcalancılar var.
Buyur bunu aşın bakalım.
Dün düşman birdi bugün iki, üç ve daha fazla.

Selam ve devamla.
Xoca

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin