öcalan`dan itiraflar...(I)
HADEP'in faaliyetlerinde ve icraatlarında söz sahibi oldukları doğrudur. Yurtdışındaki ve özellikle Romanya'da ki eğitim çalışmalarını Mehmet Hoca Kod CEVAT SOYSAL yürütmüştür. MEHMET HOCA Kod CEVAT SOYSAL benimle telefonla irtibat kurarak görüş ve talimatlarımı alıyordu.
ÖCALAN'IN SORUŞTURMA KOMİSYONUNA VERDİĞİ SORGU İFADESİ
A. KANADA
Bazı sempatizan gruplar var. Özellikle İran'dan giden Nüfus vardır. Küçük bir temsilciliğimiz bulunmaktadır.
B. ABD
Amerika bizi ve Türkmenleri ezdi. Barzani ve Talabani'yi devlet yapmaya çalışıyordu. Amerika 40 yıldır Kürtler üzerinde Barzani'yi yüceltmeye destek çıkıyor. Barzani ve Talabani beni kesinlikle istemiyorlardı. Bu konuda Suriye'de destekledi.
Irak'ta Başbakan Yardımcısı kanuna göre Kürt olur. Amerika yardımcıyı destekler ve öne çıkarır. Irak'ta bir Kürt Devleti'nin kurulması bütün çevre ülkeleri etkiler. Amerika'nın Irak'ta Saddam'ı devirmesi için Kuveyt destek veriyor.
Benim buraya gelmemde Amerika çaba gösterdi ve Yunanistan'ın da bariz desteği vardır. Bu da Amerika ve Yunanistan'a Türkiye ile 50 yıl daha bunun politikasını yapma imkanı sağlayacaktır.
PKK olarak Amerika ile ilişkilerimizi geliştirmek için Akın (k) Kani Bulan tarafından teklifler ****ürüldü. Amerika bizim tekliflerimize ılımlı yaklaşmadı.
Amerika'dan Şam'a Senatör eşi bayan Portır 1996 yılı içerisinde geldi. Bizimle görüştü. Mesajlarımı kendisine ilettim ve Amerika'ya mesaj yolladım. İlişkileri geliştirmek istiyordum. Bu ikisinden mesaj gelmedi. Daha sonra bunlar K. Irak'a gittiler.
PKK'dan en uzak duran, mesafeli olan ülkedir. Ama üst düzeyde bir politik olay olarak değerlendirip bir politika çizgisi belirlemektedir.
Eski bir büyükelçi olarak Irak'ta çalışmış bir diplomat son günlerde benim yanıma geldi. Mesajlarımı anında ABD ve İngiltere'ye bildireceğini belirtti.
ABD'de Akın Derneği iyi işliyor. Ayrıca Kani'nin enformasyon bürosu var. ABD'deki kuruluşlar Kürt politikasında raporlar düzenlemek için çalışıyor. Ermeni Lobilerini çalıştırın dile çok uğraştık. Ancak olmadı. Yunanistan'la da bu konuda çok tartıştık.
Washington Anlaşması bu sefer çok ciddidir. 1992'deki uygulanmamış olabilir. Ancak bu sefer çok ciddidir. Anlaşma temelinde benim bertaraf edilmemdi. Çünkü PKK mirası ile boşluğu doldurma, böylelikle Türkiye'nin kızıp savaş açmasını önlemiş oluruz şeklinde bir politika izlenmiştir. ABD bununla aynı zamanda Türkiye'nin dayatmalarını göz önüne almıştır. Buna Türkiye'nin çıkarları ile ABD'nin stratejik çıkarları temelinde yaklaşılmıştır. ABD politikalarını Kürtlere yönelik olarak anlaşmayı kalıcı, köklü bir oluşum ile işler hale getirmek için kullanılacaktır.
C. KÜBA
Bir iki defa kültürel etkinliklere bir grup genç gönderdik. İlişki bu kadardır.
D. GÜNEY AMERİKA
15. TÜRKİYE
A. STRATEJİK HEDEFİ
B. SİYASİ İLİŞKİLER
(1) YASAL PARTİLER
(2) DİĞERLERİ
C. ÖRGÜTÜN TÜRKİYE İÇERİSİNDEKİ ASKERİ VE SİYASİ YAPILANMASI
D. METROPOL İLİŞKİLERİ
E. BAZI ÖNEMLİ KİŞİLER VE ŞAHSİ İLİŞKİLER
(1) SİYASİLER
1993'te gazeteci Hasan Cemal yanıma geldi. Bana İsmet Sezgin'den "üslubunu düzeltsin, hükümetin söylediklerini de fazla hesaba almasın" şeklindeki notunu getirdi.
Özal'ın ölümünden sonra Semra Hanım'a başsağlığı mesajı gönderdim. Sağlığında benim için söylediği "söyleyin ona yaptığın her şey yanlış değildir." Bu söz beni çok etkiledi.
(2) SANATÇILAR
Ahmet Kaya, Şivan Perver, Gülistan, Şahturna (bana MED TV'ye çıkmak istediğini ve yardımcı olması yolunda mektup yazmıştı). Bu sanatçılar programlara ücret almaksızın MED TV ve diğer etkinliklere katılarak örgüte katkı sağladılar.
(3) ZENGİN İŞ ADAMLARI
Tatlıses Turizmin İstanbul bağlantılı ve gönüllü yardımlarını gördük.
Toprak Holding (Halis Toprak)'in parasal yardımlarını zaman zaman gördük.
Batman'da petrol sendikaları iyi dosttur. Örgüte zaman zaman yardımları oldu.
Antalya'da da geniş yatırımlara giren Ceylan Holdingin bir çok yardım ve katkılarını gördük.
(4) EĞİTİMCİLER
Haluk Gerger bizi yani örgütü yazılarıyla desteklemektedir.
Doğu Ergil örgütü yazılarıyla ve bize yaklaşımlarıyla desteklemektedir.
(5) MEDYA GRUBU
- Yeni Ülke, Özgür Gündem gibi gazeteler istediğim çizgide olmasalar da destekleri fazladır.
- En son görüştüğüm Tayfun Talipoğlu bana dosttu. İtalya'da bana bunu belirtti.
- Ben Mehmet Ali Birand'ın yaklaşımlarını çok olumlu buluyordum. Türkiye'de yanıma gelmeye cesaret eden ilk gazeteciydi. Bekaa'ya geldi. Kendi görüş açısına göre yazardı.
- 1991'de Güneri Civaoğlu, Ramazan Öztürk ile yanıma geldi. İyi bir röportaj yaptık.
- İsmet İmset yanıma geldi. Hatta HADEP'ten aday olma çabaları oldu. MED TV'nin kuruluşunda yardımcı oldu. Şu an nerede olduğunu bilmiyorum.
- Hasan Cemal yanıma geldi. 1993'te Bekaa'da görüştüm. Devlet katında olup biteni bana aktardı. İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'den üslubuna dikkat etsin diye mesajını da getirdi. İsmet Sezgin o mesajında Türkiye sert konuşursa dikkate alma da demişti. Şam'da Türk televizyonlarını seyredebiliyordum.
- 1993 sürecinde Cengiz Çandar, İsmet İmset, M. Ali Birand, Güneri Civaoğlu bizle Türkiye arasında elçilik yapan gazetecilerdir.
(6) SOL ÖRGÜT LİDERLERİ
(7) KİŞİLER VE AŞİRETLER
- PKK'ya Türkiye içerisinde destek olanlar bellidir. Çoğu HADEP çatısı altında toplanmıştır. En büyük destek tabanımız üzerinde siyaset yapan HADEP'tir.
- Mardin'de başında Piling'in bulunduğu aşiretin ve Türk ailesinin destekleri vardı. Karşılıkların alıyorlardı.
- Botan'da Babatlar, Osman Demir (önceleri adam verme, erzak ikmali gibi yardımları var) gibi aşiretlerin yardımları çok olmuştur.
- Ben ilk çıktığımda bölgede çok etkili bir kişilik olan Yüksekovalı Cihangir Ağa'nın destekleri olmuştur.
- Bucak Aşiretinden dostlarımız vardır.
- Suruç'ta Kılıçların dostlukları vardır.
- Nusaybin'de 1994 yılı öncesi Belediye Başkanı bize dosttu. Daha sonra korkup Mersin'e kaçtı. Belediyede kadro verme yardımları olmuştur.
- Adıyaman'da Kavi'ler dosttur.
- Siirt'te Mamkuran aşireti dosttur.
- Bitlis'te bulunan Şeyh Muhyettin Mutlu 1992 yılında Mahsum Korkmaz Akademisi'nde yanıma geldi. Yanımda bulunan oğluna karşılık bana yardım teklifinde bulundu. Ben de oğlunu verdim ve yardımlarını gördüm.
- Batman'da Raman Aşireti ile dostluğumuz son zamanlarda gelişti.
- Diyarbakır Silvan'da Azizoğulları ile dostluğumuz çok iyidir. Ergani Hazro hattında Ensari'ler ve Aksu'ların zaman zaman yardımlarını gördük.
- Bingöl'de Bilginler (Şeyh Sait'in akrabalarıdır) ailesinin çok yardımlarını gördük.
- Elazığ Karakoçan'da Okçiyen Aşireti bolca yardımlarda bulundu. Palu'da Septioğullarının zaman zaman olumlu yardımlarını gördük, zaman zaman da ters düştük.
- Tunceli bölgesinde tüm ilçeleri ile her zaman yardımlar görmekteyiz.
- Ağrı'da Öztürk ailesinin, Ağrı Dağı eteklerinde Öztürk ailesinin yardımlarını görmekteyiz.
- Van'da Kartal'lardan Remzi Kartal başta olmak üzere yardımlarını gördük.
- Hakkari Yüksekova'da Cananlar, Buldanlar, Herkiler ile dostluklarımız iyidir.
- Malatya'da alevi kesimden söz etmek gerekir. Alevi kesimle genelde aramız iyidir. Kürecik ve
- Doğanşehir bölgelerinde yardım fazladır.
- Koçgiri'de Koçgiri Aşireti ile görüşmelerimiz iyidir.
- Bizim kitle potansiyelimizin HADEP'e yansıyan bölümü 1/4'tür. Gerisi gizli sempatizandır. 4-5 milyon civarında duygular civarında da olsa HADEP'in oy potansiyeli vardır.
(8) DERNEKLER
- Mezopotamya kültür derneğinin desteği büyüktür. Kültürümüzü yansıtmaktadır.
- İstanbul Kürt endüstrisi(İsmail Beşikçi)nin desteği olmuştur.
(9) DİĞERLERİ
- Genelkurmay başkanı Doğan Güreş'in kahvesine zehir katarak öldürme teşebbüsünde bulunan askere talimatı Avrupa'dan Cemal (K) Murat KARAYILAN verdirmiştir. Daha sonra bu asker bize katıldı ve Gaziantep yöresinde bir çatışmada öldü.
- Genelkurmaydan bir albay Avrupa'dan Şahin(K) ile 1997 yılı içerisinde, ayrıca Bursa cezaevindeki Sabri OK ile de görüşme yaptığını biliyorum. Bu albayın isminin Osman olduğunu hatırlayabiliyorum. Ancak soyadını tam olarak hatırlamıyorum. Aydın olabilir.
F. KARADENİZ VE AKDENİZ AÇILIM POLİTİKASI
Karadeniz'e açılımda amaç TİKKO, TDP, DHKP/c ve PKK'nin müşterek eylem kararı alınmasıyla bu bölgeye açılım yapıldı.
G. ÖRGÜTÜN YAN KURULUŞLARI, İTTİFAKLARI, SİVİL TOPLUM DERNEKLERİ İLE İLİŞKİLERİ
- Karadeniz bölgesinde DHKP-C ile bir anlaşmamız oldu. Bu anlaşma Avrupa'da yapıldı. Ancak yürümedi.
- Roma'da bulunduğum zaman Mehmet Yılmazer, Suat Bozkuş gibi sol örgütlere ait dergilerin temsilcileri ziyaretime geldi.
(9) BELEDİYE BAŞKANLARI
- Diyarbakır eski belediye başkanı Fuat Atalay bize yakındı.
- 1994 öncesi Lice belediye başkanı iyiydi.
- 1994 öncesi Dersim'in belediye başkanı aktif olmamakla birlikte yardımcı oluyordu.
- 1994 öncesi Siirt belediye başkanı Ekrem Bilek ile de dostluğumuz iyiydi.
16. FİNANS KAYNAKLARI
Örgütün mali kaynakları halktan toplanan bağışlardan oluşmaktadır. Avrupa'da yapılan küçük çaplı ticaret hareketleri başarılı olamamıştır. Avrupa'daki halk para kaynağının özünü teşkil etmektedir.
Suriye bankalarında örgüte ait para bulunmamaktadır. Bu ülkede bankalara güvenilmez.
PKK'nin uyuşturucu ticaretinden para sağladığı gerçek dışıdır. Uyuşturucu ticareti yapılmasını tamamen yasakladım. Sınırlarda kaçakçılardan vergi adı altında para alınmaktadır. Bunun haricinde İran/Makü bölgesinden uyuşturucu ticaretinin iyi para getirdiği bildirilmesine rağmen kabul etmedim. Eğer uyuşturucu ticareti yapıldığı konusunda bir bilgi olursa bu örgütü ortadan kaldırırım. Çünkü uyuşturucuya karşıyım. Buna rağmen başta kardeşim olmak üzere bazı kadroların İran, Zağros ve Romanya üzerinden Avrupa'ya uyuşturucu sevk ettiğini öğrendim. Bu işlerle uğraşmamalarını tembih ettim. Ancak belli bir noktada örgütü tam kontrol edemediğim aşikardır.
Avrupa'da toplanan paralar kuryeler vasıtasıyla İran ve Irak'taki örgüt mensuplarına aktarılıyor. Avrupa'dan yılda 30 milyon mark aidat toplanıyor. Avrupa-Suriye-Ortadoğu ve Türkiye'deki örgüt mensupları ile kendi kendilerini finanse edebiliyor.
1990'lı yıllarda Buldan'ların destekleri oldu. Urfa'lı İnci Babanın aldığı ihalelerden % 3 vergi verme konusu vardı. Bunun alınıp alınmadığını bilmiyorum. Yüksekova'da Cihangir ağa, Mardin'de Ahmet Türk ve ailesi yardımda bulunuyorlardı. Ayrıca Lice'li Behçet Cantürk ve ailesi, Ceylan Holding, Halis Toprak ve ailesi, Rıza Septi isimli şahıslarda yardımlarda bulunuyorlardı.
Özellikle K. Irak'ta lojistikle uğraşanlar parayı gördükleri zaman kaçtılar. Kaçanlar hemen hemen yüz binlerce dolar parayı beraberinde ****ürdüler. Paris'te bir dostumuz bizi 500.000 mark dolandırdı.
Kafkaslardan Nahçıvan, Azerbaycan, Ermenistan'dan silah satın alındı. Ancak alınan malzemelerin büyük bir kısmı bozuk çıktı. Bu ülkelerde bizi dolandırdılar.
Finans kaynağı sağlamak amacıyla Bakû'daki Kadir (K) isimli bir arkadaş uyuşturucu ticaretinin burada yaygın olduğunu ve çok iyi para getirdiğini söyledi. Ben bunu kesinlikle yasakladım. Ancak gruplar gümrük adı altında kaçakçılar ve tüccarlardan para topluyorlardı.
Son dönemlerde evimde bulunan kasadan 20 milyon dolar vardı. Bunun büyük bir kısmını K. Irak'a gönderdim. En son olarak kasada 2.250.000 dolar bulunuyordu. Bu arayı Delil(K)'e bıraktım. Oradan ayrıldıktan sonra ihtiyaçlarım Avrupa'da bulunan örgütlerin bütçelerinden karşılandı. Eyaletlerden Dersim, Erzurum, Diyarbakır, Mardin kendini finanse ediyor Botan çok masraflıdır. Yıllık 2 milyon dolar harcanıyor. Zağros kendini finanse ediyor. Gümrük vergisi alınıyor. Behdinan yılda 5 milyon dolar harcıyor. Soran'ın yıllık 5 milyon dolar gideri vardır.
Para kaynağının büyük bir bölümü halktır. Lecolar'dan bir miktar para geliyor. küçük çaplı iş yerlerimiz var. Fabrika ve banka düzeyine ulaşabilecek bir kurumlaşmayı yakalayamadık. Küçük çaplı işyerleri ile yetindik. Bunlar dükkan, lokanta gibi yerlerdir. Dış devletlerden fazla bir mali yardım görmüyoruz. İsviçre'de büyük işyerleri (fabrika) ve banka açma çalışmaları yapıldı, ancak başarılamadı.
Uyuşturucu ticaretini ben kesinlikle yasakladım. yapılıyorsa benim bilgim dışında yapılmıştır. Ben Baybaşin'i şahsen tanırım. Ama uyuşturucu işinden dolayı tanımam. Uyuşturucudan elde ettiği büyük bir mali gücü bulunmaktadır.
Halkın bize bir inancı doğmuştur. Herkesten gücüne göre bağış veya vergi adı altında para toplanmaktadır.
Uyuşturucunun Türkiye'deki en önemli merkezi Van'dır. 20 yıl önce Kulp, Lice bölgeleriydi. Şimdilerde Yüksekova'nın yeri de önemlidir. Yüksekova'nın denetimi Buldan'lardadır.
Benim nazarımda Zağros önemlidir. Burada ticaret çok belirleyicidir. Üçgendedir. Manevra özelliği verir. Hangi devlet saldırırsa diğer tarafa geçerdik. Bu bölge kaçakçılığın da merkezidir. Burada bulunan sorumlu devletlerle, kaçakçılarla ve ticaret yapanlarla ilgisi ve irtibatı vardır.
Zağros eyaletinin yağlı, ballı olması ticaretidir. Araziyi, parayı sorumlular ve görevliler tatlı bularak büyümüşler ve bana kafa tutmaya itmiştir. Necdet Buldan bize yardımcı olmuştur.
Örgüt içerisinde oluşan rant çetesinin varlığı mevcuttur. Üzerine gitmek için çok uğraştım. Tam anlamıyla başaramadım. Eğer Suriye'den çıkmam söz konusu olmasıydı üzerine gidecektim.
17. ÖRGÜTÜN ALT YAPILANMASI
18. DHP., İSLAMİ HAREKETLERİ HAKKINDA BİLDİKLERİN NEDİR?
Dev-Sol'dan Bedri Yağan ile 1992 yılında Lübnan'da ilişki kurduk. İttifak olma yolunda görüşmelerde bulunduk. Aksi bir durum ortaya çıktı. Anlaşamadık. Sol içerisinde bize aşırı tepki duydular. Bizim yardımımız ile bir kamp kurdular. Kampa çok büyükçe sloganlar yazınca karşı çıktık, ilişkiler bunun üzerine koptu.
1996 yılında TİKB, TDP ve KIVILCIM ile bir platforma girdik. Ortak kararlar aldık. Birleşik Devrimci Cephesini kurduk.
Avrupa'daki sol örgütlerle aramızda Güç Birliği anlaşması bulunmaktadır. Bu anlaşma Brüksel'de Kani ve Şahin'in katılımı ile yapılmıştır. Karşıdan ise Mehmet Yılmazer, Suat Bozkuş, Fehmi Erbaş(DHP) gibi kişiler katılmıştır.
Yasal platformda 1995 yılında sol blok ile seçimlere girildi. bu seçimlerde de özellikle ÖDP ile bir çalışma var. Ancak gerektiği gibi gelişmedi.
TDP'nin bir grubu bizim tarafımızdan eğitildi. Ancak Kuzeye doğru giderlerken öldüler. bunlar Lübnan'da bizimle birlikte idiler.
HDÖ isimli örgütün Avrupa'da 4-5 kişilik bir oluşumu 2 yıl önce bizim tarafımızdan eğitildi. Daha sonra gittiler. Şu anda da ne olduğunu bilmiyorum.
19. ÖRGÜTÜN YAPTIĞI İNFAZLAR NELERDİR?
İsveç'te Mahmut Baksi isimli yazarın kardeşi Doktor Lamia Baksi yanıma geldi. Ülke içerisinde faaliyet göstermek için gönderdik. Bu bize Avrupa'dan ilk katılımdı. Bu kıs Erdal (K) Mustafa Yöndem ile duygusal ilişkiye girmiş. Bunu çekemiyorlar ve Lamia'ya kulp taktılar. Daha sonra bu kız grup sorumlusu Kör Cemal tarafından yargılanıp öldürülmüş olduğunu öğrendim.
Şahin Baliç'in öldürülmesi emrini ben verdim. Ülkede sıradan halktan çok kişiyi kampta da bir çok kadroyu öldürdü. Ayrıca benim köylüm olan Hasan Aktaş'ı kampta öldürdü. Bunu eğitim esnasında kasayla oldu dedi. Ancak yaptığımız araştırmada bunun kaza olamayacağını, kasten yapılmış olduğunu anlayınca hemen öldürülmesi emrini verdim.
1992 Güney savaşında (Çelik Harekatı) 18 yaralı kadro Cuma'nın talimatı, grup sorumlusu Cemal'in ses çıkartmaması sonucu Adnan(K) tarafından ele geçmelerini engellemek üzere öldürülmüştür.
20. YAKALANMANIZIN SONUCUNDA ÖRGÜT İÇERİSİNDE DAĞILMAYA NEDEN OLUP OLMAYACAĞI KONUSUNU AÇIKLAYINIZ?
Dağılma olacağını sanmıyorum. Dağılmayı beklemeden ziyade "siyasi Çözüm" ile "Dönüştürme" politikaları izlenebilir. Siyasi çözüm olarak kültür, Kürtçe eğitim yapan okulların kurulması, Kürt kimliğinin tanınması önemlidir.
Benden sonra örgüt içerisinde kolektif bir yönetim olur. İçlerinden birinin sivrilip lider olacağını sanmıyorum. Herhalde yine bana bağlı kalırlar. Cuma (K) Cemil Bayık'ın lider olabileceği konusunda spekülasyonlar yapılıyor. Mustafa Karasu kendisini geliştiremedi. Parmaksız Zeki (K) Şemdin Sakık örgüt içerisinde kalsaydı PKK Vejin'e kayacaktı. PKK'dan kim koparsa kopsun tek başına gider. Arkasından kimse gitmez. Ben son iki yıldır örgütle Türkiye arsında ilişkiyi işledim. Örgütte şu anda bu zihniyet bulunmaktadır.
21. 1986 YILINDA İSVEÇ DEVLET BAŞKANI OLEF PALME'NİN ÖLDÜRÜLMESİ OLAYI İLE İLGİLİ DİYECEKLERİNİZ?
Olef Palme'yi PKK öldürmedi. Hatta bu olayı duyunca bir bildiri ile PKK'nın olayı şiddetle kınadığının bildirilmesi talimatını verdim.
22. PKK'NİN SİLAH KAYNAKLARI NELERDİR?
Silahlar Körfez Savaşı sonrasında Irak'ta meydana gelen pazarlardan sağlanıyor. Körfez Savaşı hemen öncesinde Irak yönetiminden hediye olarak çok az miktarda silah yardımı aldık. Körfez Savaşı sonrası ise silah kaynağı oluşan pazarlar ile Türkiye'ye gelen peşmergelerdir.
SAM-6/SAM-7 Füzeleri 1990'dan sonra Körfez savaşında alındı. Diğer füzeler Yunanistan aracılığı ile (Sterella) alındı. Füzeler gemilerle tüccar malı içerisinde Körfez üzerinden K. Irak'a getiriliyordu. Sırbistan'da Strella (Kosova-Bosna) eğitim kampları var. 20 adet Strella alındığını biliyorum. SAM-6 ve SAM-7 füzeleri sağlıklı kullanılamadı. Strella'ların tanesi 18.000 dolar karşılığında satın alındı.
23. GENEL KURMAY BAŞKANLIĞINDA BİR ALBAY İLE İLİŞKİNİZ OLDUĞU HUSUSUNDA BİLGİLER HAKKINDA DİYECEKLERİNİZ NELERDİR?
Avrupa sorumlusu Kani Yılmaz bu kişi ile irtibat kuruyordu. Şu anda bu albayın ismini hatırlayamıyorum. Ancak ilerde hatırladığım zaman ismini bildireceğim. Ben bu albaya Eylül ayında ilan edilen ateşkes ile ilgili hususların genelkurmay başkanlığında ele alınmasını sağlaması konusunda haber gönderdim. Ancak ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum.
24. ÖRGÜTÜN HATAY BÖLGESİNDE SON DÖNEMDE VERDİĞİ ÖNEMİN NEDENİNİ ANLATINIZ?
Hatay'a ağırlık vermemizin nedeni buradan Malatya ve Elazığ bölgelerine kolay açılım yapma isteğidir. Bunun için Parmaksız Zeki (K) Şemdin Sakık bana teklifte bulundu, diğer alanların tamamını bildiğini yeni alana açılım yapmak istediğini söyledi. Daha sonra Hatay alanına faaliyet için bu bölgeye gittiler. Bu bölgede Acilciler örgütü vardır. Kürt nüfus yoktur. Acilciler örgütü bu alana açılım yapmamıza rağmen bize yardımı olmadı. Bu alana açılım yapmamızda Suriye'nin herhangi bir etkisi yoktur.
26. YAJK HAKKINDA DİYECEKLERİNİZ NELERDİR?
Kadın örgütlenmesini erkek feodalizminden kurtarmak, güçlü bir kadın yaratmak istediğim için oluşturdum. Bol bol tartışmalarını istedim. Sorumlusu Sakine(K) Fatma Altın(Batmanlı) ve Helin(K) idi. 6. kongrede değiştirilmişler. Yerlerine Fatma(K) ve Karakoçanlı Sakine (K) Fatma Gönül Tepe getirilmiş. Ayrıca bu örgütlerden Sara(K) Sakine Polat da hatırladığım isimler arasındadır.
Görevden alınan Sakine Avrupa'dadır. Fransa tarafından kendisine pasaport verilmiştir. Kapalıdır. Duygu ve düşüncelerinde partiye bağlıdır.
YAJK içerisinde 1.500 civarında eleman mevcuttur. İntihar eylemlerinde neden kadın olduğu, bu tür eylemlere karşı olduğum kendi bireysel düşünceleri ile bölgelerde eğitim alıp eylemi gerçekleştirdiklerini düşünüyorum. Askeri çizgi öğrenmelerini her zaman söyledim Sivilleri öldürmek askeri değildir. Tasvip etmedim. Şahısların metropollerdeki eylemleri için eğitim görüp (Yunanistan'da) eğitimlerin halen devam etmektedir.
27. ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ ARASINDAKİ YAPILANMAYI AÇIKLAYINIZ?
Üniversite kesimindeki grupların yurtsever gençlik adı altında bir dergi çatısında toplanmaları var ben onlara dernekleşin talimatını verdim. Dağ kadrosuna katılımlar kendi hür iradeleri ile olmaktadır. Bunlar bizim için çok önemlidir. Dağda bulunan geri köylülük yapısını, düzeyini aşmak için okuyan gençliği dağ kadrosuna istiyordum. 1998'deki Romanya'da Bükreş'te eğitim gören 5-6 kişilik öğrenci grubuyla görüştüm. Üniversitelerde örgütlenme çalışmalarına ağırlık vermelerini istedim. YCK(Yurtsever Gençlik Birliği) faaliyetlerine ağırlık vermelerini istedim. Bizde bulunan köylü kesiminin aydınlatılması ve siyasi alanda yetişmesi için üniversite gençliğinde katılımları büyük önem arz etmektedir.
28. ŞAM'DA TÜRK ASKERİ ATEŞE İLE KARŞILAŞTINIZ MI?
Şam'da kaldığım binada Türk ataşesi ile bir gün tarihini hatırlamıyorum asansörün içerisinde karşılaştık. Yanında küçük kızı vardı. Benim yanımda korumam vardı. Aslında diyalog kurmak istiyordum. Ancak El muhaberattan çekindiğim için konuşamadım.
21 Şubat 1999
İfadeyi Alan Hazır Bulunan İfadeyi Veren
İstihbarat İstihbarat Abdullah Öcalan
Sorgu Amiri Sorgu Subayı Sanık
Ali Fırat ve APO(K)
A. KANADA
Bazı sempatizan gruplar var. Özellikle İran'dan giden Nüfus vardır. Küçük bir temsilciliğimiz bulunmaktadır.
B. ABD
Amerika bizi ve Türkmenleri ezdi. Barzani ve Talabani'yi devlet yapmaya çalışıyordu. Amerika 40 yıldır Kürtler üzerinde Barzani'yi yüceltmeye destek çıkıyor. Barzani ve Talabani beni kesinlikle istemiyorlardı. Bu konuda Suriye'de destekledi.
Irak'ta Başbakan Yardımcısı kanuna göre Kürt olur. Amerika yardımcıyı destekler ve öne çıkarır. Irak'ta bir Kürt Devleti'nin kurulması bütün çevre ülkeleri etkiler. Amerika'nın Irak'ta Saddam'ı devirmesi için Kuveyt destek veriyor.
Benim buraya gelmemde Amerika çaba gösterdi ve Yunanistan'ın da bariz desteği vardır. Bu da Amerika ve Yunanistan'a Türkiye ile 50 yıl daha bunun politikasını yapma imkanı sağlayacaktır.
PKK olarak Amerika ile ilişkilerimizi geliştirmek için Akın (k) Kani Bulan tarafından teklifler ****ürüldü. Amerika bizim tekliflerimize ılımlı yaklaşmadı.
Amerika'dan Şam'a Senatör eşi bayan Portır 1996 yılı içerisinde geldi. Bizimle görüştü. Mesajlarımı kendisine ilettim ve Amerika'ya mesaj yolladım. İlişkileri geliştirmek istiyordum. Bu ikisinden mesaj gelmedi. Daha sonra bunlar K. Irak'a gittiler.
PKK'dan en uzak duran, mesafeli olan ülkedir. Ama üst düzeyde bir politik olay olarak değerlendirip bir politika çizgisi belirlemektedir.
Eski bir büyükelçi olarak Irak'ta çalışmış bir diplomat son günlerde benim yanıma geldi. Mesajlarımı anında ABD ve İngiltere'ye bildireceğini belirtti.
ABD'de Akın Derneği iyi işliyor. Ayrıca Kani'nin enformasyon bürosu var. ABD'deki kuruluşlar Kürt politikasında raporlar düzenlemek için çalışıyor. Ermeni Lobilerini çalıştırın dile çok uğraştık. Ancak olmadı. Yunanistan'la da bu konuda çok tartıştık.
Washington Anlaşması bu sefer çok ciddidir. 1992'deki uygulanmamış olabilir. Ancak bu sefer çok ciddidir. Anlaşma temelinde benim bertaraf edilmemdi. Çünkü PKK mirası ile boşluğu doldurma, böylelikle Türkiye'nin kızıp savaş açmasını önlemiş oluruz şeklinde bir politika izlenmiştir. ABD bununla aynı zamanda Türkiye'nin dayatmalarını göz önüne almıştır. Buna Türkiye'nin çıkarları ile ABD'nin stratejik çıkarları temelinde yaklaşılmıştır. ABD politikalarını Kürtlere yönelik olarak anlaşmayı kalıcı, köklü bir oluşum ile işler hale getirmek için kullanılacaktır.
C. KÜBA
Bir iki defa kültürel etkinliklere bir grup genç gönderdik. İlişki bu kadardır.
D. GÜNEY AMERİKA
15. TÜRKİYE
A. STRATEJİK HEDEFİ
B. SİYASİ İLİŞKİLER
(1) YASAL PARTİLER
(2) DİĞERLERİ
C. ÖRGÜTÜN TÜRKİYE İÇERİSİNDEKİ ASKERİ VE SİYASİ YAPILANMASI
D. METROPOL İLİŞKİLERİ
E. BAZI ÖNEMLİ KİŞİLER VE ŞAHSİ İLİŞKİLER
(1) SİYASİLER
1993'te gazeteci Hasan Cemal yanıma geldi. Bana İsmet Sezgin'den "üslubunu düzeltsin, hükümetin söylediklerini de fazla hesaba almasın" şeklindeki notunu getirdi.
Özal'ın ölümünden sonra Semra Hanım'a başsağlığı mesajı gönderdim. Sağlığında benim için söylediği "söyleyin ona yaptığın her şey yanlış değildir." Bu söz beni çok etkiledi.
(2) SANATÇILAR
Ahmet Kaya, Şivan Perver, Gülistan, Şahturna (bana MED TV'ye çıkmak istediğini ve yardımcı olması yolunda mektup yazmıştı). Bu sanatçılar programlara ücret almaksızın MED TV ve diğer etkinliklere katılarak örgüte katkı sağladılar.
(3) ZENGİN İŞ ADAMLARI
Tatlıses Turizmin İstanbul bağlantılı ve gönüllü yardımlarını gördük.
Toprak Holding (Halis Toprak)'in parasal yardımlarını zaman zaman gördük.
Batman'da petrol sendikaları iyi dosttur. Örgüte zaman zaman yardımları oldu.
Antalya'da da geniş yatırımlara giren Ceylan Holdingin bir çok yardım ve katkılarını gördük.
(4) EĞİTİMCİLER
Haluk Gerger bizi yani örgütü yazılarıyla desteklemektedir.
Doğu Ergil örgütü yazılarıyla ve bize yaklaşımlarıyla desteklemektedir.
(5) MEDYA GRUBU
- Yeni Ülke, Özgür Gündem gibi gazeteler istediğim çizgide olmasalar da destekleri fazladır.
- En son görüştüğüm Tayfun Talipoğlu bana dosttu. İtalya'da bana bunu belirtti.
- Ben Mehmet Ali Birand'ın yaklaşımlarını çok olumlu buluyordum. Türkiye'de yanıma gelmeye cesaret eden ilk gazeteciydi. Bekaa'ya geldi. Kendi görüş açısına göre yazardı.
- 1991'de Güneri Civaoğlu, Ramazan Öztürk ile yanıma geldi. İyi bir röportaj yaptık.
- İsmet İmset yanıma geldi. Hatta HADEP'ten aday olma çabaları oldu. MED TV'nin kuruluşunda yardımcı oldu. Şu an nerede olduğunu bilmiyorum.
- Hasan Cemal yanıma geldi. 1993'te Bekaa'da görüştüm. Devlet katında olup biteni bana aktardı. İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'den üslubuna dikkat etsin diye mesajını da getirdi. İsmet Sezgin o mesajında Türkiye sert konuşursa dikkate alma da demişti. Şam'da Türk televizyonlarını seyredebiliyordum.
- 1993 sürecinde Cengiz Çandar, İsmet İmset, M. Ali Birand, Güneri Civaoğlu bizle Türkiye arasında elçilik yapan gazetecilerdir.
(6) SOL ÖRGÜT LİDERLERİ
(7) KİŞİLER VE AŞİRETLER
- PKK'ya Türkiye içerisinde destek olanlar bellidir. Çoğu HADEP çatısı altında toplanmıştır. En büyük destek tabanımız üzerinde siyaset yapan HADEP'tir.
- Mardin'de başında Piling'in bulunduğu aşiretin ve Türk ailesinin destekleri vardı. Karşılıkların alıyorlardı.
- Botan'da Babatlar, Osman Demir (önceleri adam verme, erzak ikmali gibi yardımları var) gibi aşiretlerin yardımları çok olmuştur.
- Ben ilk çıktığımda bölgede çok etkili bir kişilik olan Yüksekovalı Cihangir Ağa'nın destekleri olmuştur.
- Bucak Aşiretinden dostlarımız vardır.
- Suruç'ta Kılıçların dostlukları vardır.
- Nusaybin'de 1994 yılı öncesi Belediye Başkanı bize dosttu. Daha sonra korkup Mersin'e kaçtı. Belediyede kadro verme yardımları olmuştur.
- Adıyaman'da Kavi'ler dosttur.
- Siirt'te Mamkuran aşireti dosttur.
- Bitlis'te bulunan Şeyh Muhyettin Mutlu 1992 yılında Mahsum Korkmaz Akademisi'nde yanıma geldi. Yanımda bulunan oğluna karşılık bana yardım teklifinde bulundu. Ben de oğlunu verdim ve yardımlarını gördüm.
- Batman'da Raman Aşireti ile dostluğumuz son zamanlarda gelişti.
- Diyarbakır Silvan'da Azizoğulları ile dostluğumuz çok iyidir. Ergani Hazro hattında Ensari'ler ve Aksu'ların zaman zaman yardımlarını gördük.
- Bingöl'de Bilginler (Şeyh Sait'in akrabalarıdır) ailesinin çok yardımlarını gördük.
- Elazığ Karakoçan'da Okçiyen Aşireti bolca yardımlarda bulundu. Palu'da Septioğullarının zaman zaman olumlu yardımlarını gördük, zaman zaman da ters düştük.
- Tunceli bölgesinde tüm ilçeleri ile her zaman yardımlar görmekteyiz.
- Ağrı'da Öztürk ailesinin, Ağrı Dağı eteklerinde Öztürk ailesinin yardımlarını görmekteyiz.
- Van'da Kartal'lardan Remzi Kartal başta olmak üzere yardımlarını gördük.
- Hakkari Yüksekova'da Cananlar, Buldanlar, Herkiler ile dostluklarımız iyidir.
- Malatya'da alevi kesimden söz etmek gerekir. Alevi kesimle genelde aramız iyidir. Kürecik ve
- Doğanşehir bölgelerinde yardım fazladır.
- Koçgiri'de Koçgiri Aşireti ile görüşmelerimiz iyidir.
- Bizim kitle potansiyelimizin HADEP'e yansıyan bölümü 1/4'tür. Gerisi gizli sempatizandır. 4-5 milyon civarında duygular civarında da olsa HADEP'in oy potansiyeli vardır.
(8) DERNEKLER
- Mezopotamya kültür derneğinin desteği büyüktür. Kültürümüzü yansıtmaktadır.
- İstanbul Kürt endüstrisi(İsmail Beşikçi)nin desteği olmuştur.
(9) DİĞERLERİ
- Genelkurmay başkanı Doğan Güreş'in kahvesine zehir katarak öldürme teşebbüsünde bulunan askere talimatı Avrupa'dan Cemal (K) Murat KARAYILAN verdirmiştir. Daha sonra bu asker bize katıldı ve Gaziantep yöresinde bir çatışmada öldü.
- Genelkurmaydan bir albay Avrupa'dan Şahin(K) ile 1997 yılı içerisinde, ayrıca Bursa cezaevindeki Sabri OK ile de görüşme yaptığını biliyorum. Bu albayın isminin Osman olduğunu hatırlayabiliyorum. Ancak soyadını tam olarak hatırlamıyorum. Aydın olabilir.
F. KARADENİZ VE AKDENİZ AÇILIM POLİTİKASI
Karadeniz'e açılımda amaç TİKKO, TDP, DHKP/c ve PKK'nin müşterek eylem kararı alınmasıyla bu bölgeye açılım yapıldı.
G. ÖRGÜTÜN YAN KURULUŞLARI, İTTİFAKLARI, SİVİL TOPLUM DERNEKLERİ İLE İLİŞKİLERİ
- Karadeniz bölgesinde DHKP-C ile bir anlaşmamız oldu. Bu anlaşma Avrupa'da yapıldı. Ancak yürümedi.
- Roma'da bulunduğum zaman Mehmet Yılmazer, Suat Bozkuş gibi sol örgütlere ait dergilerin temsilcileri ziyaretime geldi.
(9) BELEDİYE BAŞKANLARI
- Diyarbakır eski belediye başkanı Fuat Atalay bize yakındı.
- 1994 öncesi Lice belediye başkanı iyiydi.
- 1994 öncesi Dersim'in belediye başkanı aktif olmamakla birlikte yardımcı oluyordu.
- 1994 öncesi Siirt belediye başkanı Ekrem Bilek ile de dostluğumuz iyiydi.
16. FİNANS KAYNAKLARI
Örgütün mali kaynakları halktan toplanan bağışlardan oluşmaktadır. Avrupa'da yapılan küçük çaplı ticaret hareketleri başarılı olamamıştır. Avrupa'daki halk para kaynağının özünü teşkil etmektedir.
Suriye bankalarında örgüte ait para bulunmamaktadır. Bu ülkede bankalara güvenilmez.
PKK'nin uyuşturucu ticaretinden para sağladığı gerçek dışıdır. Uyuşturucu ticareti yapılmasını tamamen yasakladım. Sınırlarda kaçakçılardan vergi adı altında para alınmaktadır. Bunun haricinde İran/Makü bölgesinden uyuşturucu ticaretinin iyi para getirdiği bildirilmesine rağmen kabul etmedim. Eğer uyuşturucu ticareti yapıldığı konusunda bir bilgi olursa bu örgütü ortadan kaldırırım. Çünkü uyuşturucuya karşıyım. Buna rağmen başta kardeşim olmak üzere bazı kadroların İran, Zağros ve Romanya üzerinden Avrupa'ya uyuşturucu sevk ettiğini öğrendim. Bu işlerle uğraşmamalarını tembih ettim. Ancak belli bir noktada örgütü tam kontrol edemediğim aşikardır.
Avrupa'da toplanan paralar kuryeler vasıtasıyla İran ve Irak'taki örgüt mensuplarına aktarılıyor. Avrupa'dan yılda 30 milyon mark aidat toplanıyor. Avrupa-Suriye-Ortadoğu ve Türkiye'deki örgüt mensupları ile kendi kendilerini finanse edebiliyor.
1990'lı yıllarda Buldan'ların destekleri oldu. Urfa'lı İnci Babanın aldığı ihalelerden % 3 vergi verme konusu vardı. Bunun alınıp alınmadığını bilmiyorum. Yüksekova'da Cihangir ağa, Mardin'de Ahmet Türk ve ailesi yardımda bulunuyorlardı. Ayrıca Lice'li Behçet Cantürk ve ailesi, Ceylan Holding, Halis Toprak ve ailesi, Rıza Septi isimli şahıslarda yardımlarda bulunuyorlardı.
Özellikle K. Irak'ta lojistikle uğraşanlar parayı gördükleri zaman kaçtılar. Kaçanlar hemen hemen yüz binlerce dolar parayı beraberinde ****ürdüler. Paris'te bir dostumuz bizi 500.000 mark dolandırdı.
Kafkaslardan Nahçıvan, Azerbaycan, Ermenistan'dan silah satın alındı. Ancak alınan malzemelerin büyük bir kısmı bozuk çıktı. Bu ülkelerde bizi dolandırdılar.
Finans kaynağı sağlamak amacıyla Bakû'daki Kadir (K) isimli bir arkadaş uyuşturucu ticaretinin burada yaygın olduğunu ve çok iyi para getirdiğini söyledi. Ben bunu kesinlikle yasakladım. Ancak gruplar gümrük adı altında kaçakçılar ve tüccarlardan para topluyorlardı.
Son dönemlerde evimde bulunan kasadan 20 milyon dolar vardı. Bunun büyük bir kısmını K. Irak'a gönderdim. En son olarak kasada 2.250.000 dolar bulunuyordu. Bu arayı Delil(K)'e bıraktım. Oradan ayrıldıktan sonra ihtiyaçlarım Avrupa'da bulunan örgütlerin bütçelerinden karşılandı. Eyaletlerden Dersim, Erzurum, Diyarbakır, Mardin kendini finanse ediyor Botan çok masraflıdır. Yıllık 2 milyon dolar harcanıyor. Zağros kendini finanse ediyor. Gümrük vergisi alınıyor. Behdinan yılda 5 milyon dolar harcıyor. Soran'ın yıllık 5 milyon dolar gideri vardır.
Para kaynağının büyük bir bölümü halktır. Lecolar'dan bir miktar para geliyor. küçük çaplı iş yerlerimiz var. Fabrika ve banka düzeyine ulaşabilecek bir kurumlaşmayı yakalayamadık. Küçük çaplı işyerleri ile yetindik. Bunlar dükkan, lokanta gibi yerlerdir. Dış devletlerden fazla bir mali yardım görmüyoruz. İsviçre'de büyük işyerleri (fabrika) ve banka açma çalışmaları yapıldı, ancak başarılamadı.
Uyuşturucu ticaretini ben kesinlikle yasakladım. yapılıyorsa benim bilgim dışında yapılmıştır. Ben Baybaşin'i şahsen tanırım. Ama uyuşturucu işinden dolayı tanımam. Uyuşturucudan elde ettiği büyük bir mali gücü bulunmaktadır.
Halkın bize bir inancı doğmuştur. Herkesten gücüne göre bağış veya vergi adı altında para toplanmaktadır.
Uyuşturucunun Türkiye'deki en önemli merkezi Van'dır. 20 yıl önce Kulp, Lice bölgeleriydi. Şimdilerde Yüksekova'nın yeri de önemlidir. Yüksekova'nın denetimi Buldan'lardadır.
Benim nazarımda Zağros önemlidir. Burada ticaret çok belirleyicidir. Üçgendedir. Manevra özelliği verir. Hangi devlet saldırırsa diğer tarafa geçerdik. Bu bölge kaçakçılığın da merkezidir. Burada bulunan sorumlu devletlerle, kaçakçılarla ve ticaret yapanlarla ilgisi ve irtibatı vardır.
Zağros eyaletinin yağlı, ballı olması ticaretidir. Araziyi, parayı sorumlular ve görevliler tatlı bularak büyümüşler ve bana kafa tutmaya itmiştir. Necdet Buldan bize yardımcı olmuştur.
Örgüt içerisinde oluşan rant çetesinin varlığı mevcuttur. Üzerine gitmek için çok uğraştım. Tam anlamıyla başaramadım. Eğer Suriye'den çıkmam söz konusu olmasıydı üzerine gidecektim.
17. ÖRGÜTÜN ALT YAPILANMASI
18. DHP., İSLAMİ HAREKETLERİ HAKKINDA BİLDİKLERİN NEDİR?
Dev-Sol'dan Bedri Yağan ile 1992 yılında Lübnan'da ilişki kurduk. İttifak olma yolunda görüşmelerde bulunduk. Aksi bir durum ortaya çıktı. Anlaşamadık. Sol içerisinde bize aşırı tepki duydular. Bizim yardımımız ile bir kamp kurdular. Kampa çok büyükçe sloganlar yazınca karşı çıktık, ilişkiler bunun üzerine koptu.
1996 yılında TİKB, TDP ve KIVILCIM ile bir platforma girdik. Ortak kararlar aldık. Birleşik Devrimci Cephesini kurduk.
Avrupa'daki sol örgütlerle aramızda Güç Birliği anlaşması bulunmaktadır. Bu anlaşma Brüksel'de Kani ve Şahin'in katılımı ile yapılmıştır. Karşıdan ise Mehmet Yılmazer, Suat Bozkuş, Fehmi Erbaş(DHP) gibi kişiler katılmıştır.
Yasal platformda 1995 yılında sol blok ile seçimlere girildi. bu seçimlerde de özellikle ÖDP ile bir çalışma var. Ancak gerektiği gibi gelişmedi.
TDP'nin bir grubu bizim tarafımızdan eğitildi. Ancak Kuzeye doğru giderlerken öldüler. bunlar Lübnan'da bizimle birlikte idiler.
HDÖ isimli örgütün Avrupa'da 4-5 kişilik bir oluşumu 2 yıl önce bizim tarafımızdan eğitildi. Daha sonra gittiler. Şu anda da ne olduğunu bilmiyorum.
19. ÖRGÜTÜN YAPTIĞI İNFAZLAR NELERDİR?
İsveç'te Mahmut Baksi isimli yazarın kardeşi Doktor Lamia Baksi yanıma geldi. Ülke içerisinde faaliyet göstermek için gönderdik. Bu bize Avrupa'dan ilk katılımdı. Bu kıs Erdal (K) Mustafa Yöndem ile duygusal ilişkiye girmiş. Bunu çekemiyorlar ve Lamia'ya kulp taktılar. Daha sonra bu kız grup sorumlusu Kör Cemal tarafından yargılanıp öldürülmüş olduğunu öğrendim.
Şahin Baliç'in öldürülmesi emrini ben verdim. Ülkede sıradan halktan çok kişiyi kampta da bir çok kadroyu öldürdü. Ayrıca benim köylüm olan Hasan Aktaş'ı kampta öldürdü. Bunu eğitim esnasında kasayla oldu dedi. Ancak yaptığımız araştırmada bunun kaza olamayacağını, kasten yapılmış olduğunu anlayınca hemen öldürülmesi emrini verdim.
1992 Güney savaşında (Çelik Harekatı) 18 yaralı kadro Cuma'nın talimatı, grup sorumlusu Cemal'in ses çıkartmaması sonucu Adnan(K) tarafından ele geçmelerini engellemek üzere öldürülmüştür.
20. YAKALANMANIZIN SONUCUNDA ÖRGÜT İÇERİSİNDE DAĞILMAYA NEDEN OLUP OLMAYACAĞI KONUSUNU AÇIKLAYINIZ?
Dağılma olacağını sanmıyorum. Dağılmayı beklemeden ziyade "siyasi Çözüm" ile "Dönüştürme" politikaları izlenebilir. Siyasi çözüm olarak kültür, Kürtçe eğitim yapan okulların kurulması, Kürt kimliğinin tanınması önemlidir.
Benden sonra örgüt içerisinde kolektif bir yönetim olur. İçlerinden birinin sivrilip lider olacağını sanmıyorum. Herhalde yine bana bağlı kalırlar. Cuma (K) Cemil Bayık'ın lider olabileceği konusunda spekülasyonlar yapılıyor. Mustafa Karasu kendisini geliştiremedi. Parmaksız Zeki (K) Şemdin Sakık örgüt içerisinde kalsaydı PKK Vejin'e kayacaktı. PKK'dan kim koparsa kopsun tek başına gider. Arkasından kimse gitmez. Ben son iki yıldır örgütle Türkiye arsında ilişkiyi işledim. Örgütte şu anda bu zihniyet bulunmaktadır.
21. 1986 YILINDA İSVEÇ DEVLET BAŞKANI OLEF PALME'NİN ÖLDÜRÜLMESİ OLAYI İLE İLGİLİ DİYECEKLERİNİZ?
Olef Palme'yi PKK öldürmedi. Hatta bu olayı duyunca bir bildiri ile PKK'nın olayı şiddetle kınadığının bildirilmesi talimatını verdim.
22. PKK'NİN SİLAH KAYNAKLARI NELERDİR?
Silahlar Körfez Savaşı sonrasında Irak'ta meydana gelen pazarlardan sağlanıyor. Körfez Savaşı hemen öncesinde Irak yönetiminden hediye olarak çok az miktarda silah yardımı aldık. Körfez Savaşı sonrası ise silah kaynağı oluşan pazarlar ile Türkiye'ye gelen peşmergelerdir.
SAM-6/SAM-7 Füzeleri 1990'dan sonra Körfez savaşında alındı. Diğer füzeler Yunanistan aracılığı ile (Sterella) alındı. Füzeler gemilerle tüccar malı içerisinde Körfez üzerinden K. Irak'a getiriliyordu. Sırbistan'da Strella (Kosova-Bosna) eğitim kampları var. 20 adet Strella alındığını biliyorum. SAM-6 ve SAM-7 füzeleri sağlıklı kullanılamadı. Strella'ların tanesi 18.000 dolar karşılığında satın alındı.
23. GENEL KURMAY BAŞKANLIĞINDA BİR ALBAY İLE İLİŞKİNİZ OLDUĞU HUSUSUNDA BİLGİLER HAKKINDA DİYECEKLERİNİZ NELERDİR?
Avrupa sorumlusu Kani Yılmaz bu kişi ile irtibat kuruyordu. Şu anda bu albayın ismini hatırlayamıyorum. Ancak ilerde hatırladığım zaman ismini bildireceğim. Ben bu albaya Eylül ayında ilan edilen ateşkes ile ilgili hususların genelkurmay başkanlığında ele alınmasını sağlaması konusunda haber gönderdim. Ancak ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum.
24. ÖRGÜTÜN HATAY BÖLGESİNDE SON DÖNEMDE VERDİĞİ ÖNEMİN NEDENİNİ ANLATINIZ?
Hatay'a ağırlık vermemizin nedeni buradan Malatya ve Elazığ bölgelerine kolay açılım yapma isteğidir. Bunun için Parmaksız Zeki (K) Şemdin Sakık bana teklifte bulundu, diğer alanların tamamını bildiğini yeni alana açılım yapmak istediğini söyledi. Daha sonra Hatay alanına faaliyet için bu bölgeye gittiler. Bu bölgede Acilciler örgütü vardır. Kürt nüfus yoktur. Acilciler örgütü bu alana açılım yapmamıza rağmen bize yardımı olmadı. Bu alana açılım yapmamızda Suriye'nin herhangi bir etkisi yoktur.
26. YAJK HAKKINDA DİYECEKLERİNİZ NELERDİR?
Kadın örgütlenmesini erkek feodalizminden kurtarmak, güçlü bir kadın yaratmak istediğim için oluşturdum. Bol bol tartışmalarını istedim. Sorumlusu Sakine(K) Fatma Altın(Batmanlı) ve Helin(K) idi. 6. kongrede değiştirilmişler. Yerlerine Fatma(K) ve Karakoçanlı Sakine (K) Fatma Gönül Tepe getirilmiş. Ayrıca bu örgütlerden Sara(K) Sakine Polat da hatırladığım isimler arasındadır.
Görevden alınan Sakine Avrupa'dadır. Fransa tarafından kendisine pasaport verilmiştir. Kapalıdır. Duygu ve düşüncelerinde partiye bağlıdır.
YAJK içerisinde 1.500 civarında eleman mevcuttur. İntihar eylemlerinde neden kadın olduğu, bu tür eylemlere karşı olduğum kendi bireysel düşünceleri ile bölgelerde eğitim alıp eylemi gerçekleştirdiklerini düşünüyorum. Askeri çizgi öğrenmelerini her zaman söyledim Sivilleri öldürmek askeri değildir. Tasvip etmedim. Şahısların metropollerdeki eylemleri için eğitim görüp (Yunanistan'da) eğitimlerin halen devam etmektedir.
27. ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ ARASINDAKİ YAPILANMAYI AÇIKLAYINIZ?
Üniversite kesimindeki grupların yurtsever gençlik adı altında bir dergi çatısında toplanmaları var ben onlara dernekleşin talimatını verdim. Dağ kadrosuna katılımlar kendi hür iradeleri ile olmaktadır. Bunlar bizim için çok önemlidir. Dağda bulunan geri köylülük yapısını, düzeyini aşmak için okuyan gençliği dağ kadrosuna istiyordum. 1998'deki Romanya'da Bükreş'te eğitim gören 5-6 kişilik öğrenci grubuyla görüştüm. Üniversitelerde örgütlenme çalışmalarına ağırlık vermelerini istedim. YCK(Yurtsever Gençlik Birliği) faaliyetlerine ağırlık vermelerini istedim. Bizde bulunan köylü kesiminin aydınlatılması ve siyasi alanda yetişmesi için üniversite gençliğinde katılımları büyük önem arz etmektedir.
28. ŞAM'DA TÜRK ASKERİ ATEŞE İLE KARŞILAŞTINIZ MI?
Şam'da kaldığım binada Türk ataşesi ile bir gün tarihini hatırlamıyorum asansörün içerisinde karşılaştık. Yanında küçük kızı vardı. Benim yanımda korumam vardı. Aslında diyalog kurmak istiyordum. Ancak El muhaberattan çekindiğim için konuşamadım.
21 Şubat 1999
İfadeyi Alan Hazır Bulunan İfadeyi Veren
İstihbarat İstihbarat Abdullah Öcalan
Sorgu Amiri Sorgu Subayı Sanık
Ali Fırat ve APO(K)
oOo
"GİZLİ"
T.C
İçişleri Bakanlığı
Jandarma Genel Komutanlığı
ANKARA
TERÖRİSTBAŞI ABDULLAH ÖCALAN'IN 16-21 ŞUBAT TARİHLERİ ARASINDA ALINAN İFADESİNE İLİŞKİN TUTANAK
(İfade tutanağı Teröristbaşı A.Öcalan
tarafından imzalanmıştır)
"GİZLİ"
DGM SAVCILIĞI TARAFINDAN ALINAN İFADE
ÖCALAN’IN SANIK İFADE TUTANAĞI
SANIK: ABDULLAH ÖCALAN Ömer ve Üveyş oğlu 1949 doğumlu, Halfeti ilçesi, Ömerli köyü. nüfusuna kayıtlı olup, silahlı çete PKK'nın başı,
SORULDU -Türkiye toprakları üzerinde müstakil bir Kürdistan devleti kurmak için silahlı eylemlerde bulunan PKK örgütünün eylemleri sonucunda 30.000 küsür güvenlik görevlisi ve sivil insanın öldüğü, bu ölümlere kurucusu olduğunuz örgüt militanlarına çeşitli kanallardan talimat vererek sebep olduğunuz anlaşılmıştır.
CEVAP - PKK örgütünün kurucusu olduğum doğrudur. Yine bu örgütün önderliğini yaptığım, benim önderliğimde Türkiye toprakları üzerinde silahlı bir mücadele başlattığımda doğrudur. Başlangıçta gerçekten Kürdistan devleti kurmak gibi bir kavramımızda vardı. Bu da doğrudur, ancak gelişen süreç içerisinde müstakil bir Kürt devleti kurmak değil de Kürtlerin de Cumhuriyetin kuruluşunda rol almış bir halk olarak özgür olduğun bir ortam içerisinde birleştirilmesi sonucuna vardım. Bu temelde ekonomik, sosyal ve siyasal ve kültürel özgürlüğünü elde etmiş olarak bir arada yaşayabileceği sonucuna vardım. Yakma eylemleri ile ilgili olarak kendini yakanlara ben kızıyorum öfke duyuyorum bunu terk etmelerini önemle vurguluyorum,
SORULDU -Yakılacak bir şey varsa o kutsal canınız değil yakılması gereken kişiler ve kurumlardır demişiniz bu konuşmayı MED televizyonunun 13. 12. 1998 günü yaptığı programda yapmışsınız. Bu konuşmanızın arkasından Van ilinde Hamidiye KAPAN isimli PKK militanı Van orduevinden geçmekte olan ve il jandarma asayiş komutanlığı personelini taşıyan askeri servis aracına intihar türü saldırı düzenlemiş 14 asker ve 10 vatandaş yaralanmış 1 vatandaşımızda ölmüştür. Şimdi kendinizi yakmayın sizi yakanları yakın demeniz özgürlük temelinde bir arada yaşama düşüncenize aykırı değil midir.
CEVAP - Benim MED Televizyonunda yakmayın sizi yakanları yakın dediğim doğrudur bu konuşmada bana aittir. Bu konuşmamın özgürlük temelinde bir arada yaşama düşüncesine de aykırı olduğunun farkındayım ama ağır bir ortam içerisindeyim ve konuşmamda kastettiğimde Türk Güvenlik Kuvvetlerine saldırı eylemi düzenlenmesi değildir. Nitekim bu eylemi düzenleyen mahalli sorumlular ile görüştüm. Bu kabil eylemlerin yapılmamasını istedim. Bu talimatımı yani Türk Güvenlik Birimlerine saldırı düzenlenmesi talimatını Hakkari ilinde olan kadın bölge sorumlumuz Pelçin Koda verdim. Pelçin kodun açık kimliğini gerçekten bilmiyorum dedi. Ayrıca ben bu konuda intihar eylemlerine girişmeyin diye genel bir talimatta verdim dedi.
SORULDU - Hamdiye KAPAN'ın Van orduevinde yaptığı saldırıdan sonra örgütün bölge kadın sorumlusu Pelçin Kodla konuştuğunuzu ve bir daha bu şekilde Türk Güvenlik Birimlerine saldırı yapılmaması talimatını verdiğinizi söylüyorsunuz ancak bu tarihten sonra 25.12.1998 günü yine MED televizyonunda yaptığınız bir konuşmada "Bu işler böyle gelişir ve onlar Türkiye metropollerinde olacaktır, ben böyle sivil insanlara zarar gelmesin diye canına bağlayıp bir işgal sürüsü ortamında patlatana yarın onu duyarsız ve faşist hükümetleri destekleyen Türklerin ortasında patlatacaklar bu böyledir ve yüzlerce de patlatılacaktır dediğiniz ve bu konuşmanın arkasından 15.01.1999 günü İstanbul Emniyet Müdürlüğünce Yücel LİKBAY sahte kimlikli Adem LİKBAY ve Zeki BİLİCİ sahte kimlikli şahısların yakaladığı şahısların yapılan sorgulamalarında yine bu tür intihar eylemlerini gerçekleştirmede kullanacakları 8 adet fabrikasyon yapımı TNT kalıbı, ayrıca 3 adet el yapımı TNT, 6 adet TG-7 anti personel roket mermilerinde kullanılan patlayıcı bloğu yakalandığı anlaşılmıştır.
CEVAP - 25.12.1998 günlü MED televizyonu programında şimdi bana okuduğunuz konuşmayı yaptım bu doğrudur. İtalya'da yakalanmamdan sonra ortam bizi çok bunalttı, bizi çiğ çiğ yiyeceklerine dair haber aldım. Bu konuşmamı duygusallıkla yaptım, ama bu konuşmamdan sonra ayrıca böyle bir eylem yapın diye talimat vermiş değilim.
SORULDU- 18.06.1996 günlü Panel programında önümüzdeki aylar sıcak geçebilir, öz savunmalarını evlerinde mahallelerinde köylerinde yapmalarını diliyorum. Bu ara korucuların çok dikkatli olmalarını söylüyorum..... Onlara yönelik bir af çağrımız vardı. İlişkilerini geliştirirlerse bizimle onları olduğu gibi Güneye de çekeriz ve gerilla savaşı saflarına da alırız. Hiç çekinmelerine de gerek yoktur. Ayrıyeten savaşta da üzerimize gelmezlerse onları hedeflemek gibi durumumuz olmayacaktır, en azından ateş etmezlerse bizde kendilerine yönelmeyeceğiz ama çok azılı olan ısrarlı üzerimize gelenlerinde, bu halk içinde asla yerinin olmayacağını bilmeleri gerektiğini vurguluyorum dediğiniz bu konuşmanızdan sonra koruculara yönelik saldırıların arttığı mesela 08.11.1996 günü Hakkari Çukurca'da militanlarınızın yaptığı saldırı sonucu 12 geçici köy korucusunun şehit olduğu bunlarla birlikte 5 vatandaşımızın da hayatını kaybettiği 9 geçici köy korucusunun yaralandığı anlaşılmıştır.
CEVAP- Korucular üzerimize en çok gelen bir gruptur. Bana okuduğunuz konuşmayı Panel programında yaptığım doğrudur. Konuşmamda da üzerimize gelmedikleri taktirde onlara saldırmayacağımızı belirtmiştim. Onlar bize saldırdıkları için korucular hedef alınmıştır dedi.
SORULDU- Saldırı olduğu taktirde koruculara saldırılacağını söylüyorsunuz ancak olayımızda korucuların size tevcih edilmiş bir saldırısı yoktur. Normal vatandaşlarla birlikte minibüse binmişlerdir, muhtemelen köylerine gitmektedirler.
CEVAP- PKK'nın şiddet anlayışında şimdi bahsettiğimiz olay gibi sivil vatandaşlara doğrudan yapılan saldırılarda çok olmuştur Bilhassa 1987 yılından sonra bu yoğunlaşmıştır. Ben bu saldırıları tasvip etmiyorum yarı çete anlayışıdır önüne geçmek için büyük mücadele verdim ancak başarılı olamadım.
SORULDU- 17.04.1998 günü panel programında kasap et derdinde koyun kendi derdinde şimdi bizim turist hedeftir değildir demeyeceğim ama şüphesiz Türkiye'de bir savaş var özel turist hedefleri diye bir hedef yok ama ekonomide bir hedeftir tabii bu arada Turist ekonomisi de hedeftir eğer işler daha da kısışırsa bu tür hedeflere insan demiyorum turist demiyorum Turizm ekonomisine elimizden geldiğince turiste zarar vermemeyi amaç edinerek bu günlerde bunun arayışı içindeyiz dediğiniz ve militanlarınıza Türkiye'nin ekonomisini felce uğratacak hedefler gösterdiğiniz bu konuşmanızın hemen ardından 30.04.1998 günü bir grup PKK militanı tarafından merkez Raman petrol sahasında bulunan Petrol toplama istasyonuna, Roketatarlı saldırı yapıldığı tesisin gasp edildiği 28.03.1998 günüde Batman Beşiri Dayılar köyü Baltakışla bölgesinde bulunan 25 numaralı yer üstü petrol kuyusuna yine militanlarca sabotaj yapıldığı ve kullanılmaz hale getirildiği anlaşılmıştır.
CEVAP- 17.04.1998 günü panel programında şimdi bana okuduğunuz konuşmayı yaptım. Savaşı besleyen ekonomiyi felç etmek gibi bir düşüncem var bu düşünceye her zaman sahip oldum. Konuşmamda da belirttiğim gibi Turistleri ayrı tutarak turistlere ve turist hedeflerine saldırı olacağını belirttim.
SORULDU-Yine bir talimatınızda dün kendi cephenizin örgütlemenin kendi Útavrınızla ve doğru bulduğunuz içinde savaşmanın günüdür..... halkımızın büyük bir kısmı metropollerdedir. Antalya'da İzmir ve İstanbul'dadır. Fakat gelsin parti büyük eylem yapsın diyorlar peki sizler orada yüz binler varsınız bir kibrit kıvılcımı sıkıp orman yakmak zor mudur bir küçük patlayıcı fabrikaya atmak zor mudur dediğiniz bu talimatınızdan sonra Türkiye'nin hemen hemen her bölgesinde İstanbul, İzmir ve Antalya'da Orman yakmalarının çoğaldığı anlaşılmıştır.
CEVAP- Bu talimatımı inkar etmiyorum. Bu talimatı verdiğim doğrudur. Ancak özel olarak orman yakma yönünde verilmiş talimatım yoktur. Bu talimatı ferdi olarak verdiğimden şu anda pişman olduğumu söyleyebilirim.
SORULDU- PKK saldırılarından çoğunda Kürt asıllı vatandaşlar ölmüştür Saldırıların büyük çoğunluğu Kürt asıllı vatandaşlara yönelmiştir. Hem Kürt asıllı vatandaşların öldürüldüğü için ortaya çıktığınızı söylüyorsunuz hem de Kürt asıllı vatandaşları öldürüyorsunuz buna ne diyorsunuz.
CEVAP- dedikleriniz doğrudur terör eylemlerinden dah doğrusu PKK saldırılarından en fazla zararı bölge halkı görmüştür. başlangıçta bölgenin özgürlüğü için ortaya çıktığımızda doğrudur ancak daha sonra bize büyük katılımlar oldu bölgede eskiden beri süre gelen düşmanlıklarda vardı Şemdin SAKIK gibi Kör CEMAL gibi Şahin BALİC gibi Cemil IŞIK gibi PKK'dan yönetimi ele geçirenler baskılarını ve eylemlerini daha duyarlı bölge halkı üzerinde yoğunlaştırdılar ben buna sonuna kadar karşı koydum hatta bu şekil eylemleri gerçekleştirenlerden bazıları KÖR CEMAL KOD HALİL KAYA HOGİR KOD CEMİL IŞIK METİN KOD ŞAHİN BALİC gibilerini cezalandırdım ŞEMDİN SAKIK'ıda cezalandıracaktım ancak tutuklu bulunduğu sırada elimizden kaçtı.
Cezalandırmalar Merkez Komitesince suçu görülen şahıs yargılanır. Yargılanma sonucunda benim özel onayımla cezaları infaz edilir. Benim özel onayım önemli kişiler için alınır diğer kişilerde benim özel onayım aranmaz kendi yetkilerince infaz edilir Cezalandırmalar ARGK yönetmeliği çerçevesinde yapılır Bu üç şahıs öldürmeyle cezalandırılmıştır. Ancak başka cezalarda vardır.
SORULDU- 1998 yılında Viranşehir Belediye Başkanı İbrahim Keleş ABDİOĞLU'nu hedef gösterdiğiniz anlaşılmıştır. Bu belediye başkanını niçin hedef gösterdiniz?
CEVAP- 6 Mayıs 1996 senesinde Şam'da ki evimin önünde bir tonluk bir bomba patladı. bombayı dolmuş içine yerleştirmişlerdi. Burada hedef benim öldürülmemdi. Bu olay üzerine örgüt olarak biz araştırma yaptık. Suriye Kürtlerinden olan Malasino ailesinden bir gencide yakaladık onu sorguya çektik. Bu gencin ismini hatırlayamıyorum. Yalnız bana verilen bilgide evimin önünde bomba ile patlayan aracı bu gencin kullanmış olduğudur. Bizde araştırma yaptık yaptığımız araştırmalar sonucunda Siverek Viranşehir ve Suriye'de Haseki şehri hattında Sedat BUCAK. Viranşehir Belediye Başkanı Keleş ABDİOĞLU ve Malasino ailesinden o gencin bana suikast düzenlemek üzere hazırlık yaptıklarını ve anlaştıklarını tespit ettik. Hatta örtülü ödenekten de 50 milyon doların bu iş için ayrıldığını öğrendik. Aynı olay Susurluk raporunda da anlatılmıştır. Benim Keleş ABDİOĞLU'nu hedef göstermemin asıl sebebi budur. Yani bana yapılan suikast teşebbüsüdür.
SORULDU- 6 Mayıs 1996 tarihinde Suriye'de evinizin yakınına patlayıcı madde dolu bir kamyonun bırakılmasından ve patlamanın meydana gelmesinden evvel Yalçın KÜÇÜK'ün bu girişimi size haber verdiği iddiası var. Yalçın KÜÇÜK Ankara DGM'de bir yargılaması nedeniyle verdiği ifadesinde bir siyasi Úparti liderinin bu durumu kendisine haber verdiğini, kendisinin de kaçması için size haber verdiğini söylemiştir.
CEVABEN- Yalçın KÜÇÜK'ün bana telefonla -bugünlerde Size karşı bir saldırı gerçekleştirilecek hazırlıklı olun- dediği doğrudur. Ancak herhangi bir siyasi parti mensubu veya lideri bunu haber verdi diye bir şey söylemedi. Ancak normal olarak muhalefetteki siyasi partilerin bu haber vermesi normaldir. Çünkü bu saldırı gerçekleşseydi iktidardaki parti puan kazanacaktı. Ancak dediğim gibi isim vermemiştir. Ayrıca ben Yalçın KÜÇÜK'ün HABER vermesi nedeniyle özel bir tedbir almadım zaten her zaman tedbirli idim.
SORULDU- Zaman zaman ateşkes ilan etmektesiniz 1 Eylül 1998 günü ateşkes ilan ettiniz. ancak 4.10.1998 günü Mardin eyalet sorumlusu Felat kod Mehmet AZAYDIN ile yaptığınız telefon görüşmesinde "şimdi bilemiyorum bu bölge herhalde önemli yalnız eyalet üzerinde biraz bu çizgiyi oturtma işinde şey etmeniz lazım, birde beklenmedik bu operasyonlar oluyor zaten bundan sonra bu ateşkes hikaye yani bunların öyle aldırış ettiği bir şey yok her tür tedbir alınır, yaniher tür eylem her tür karşı koyma her tür ilerleme her tür bilmem öngörülen velhasıl gelişme adına ne varsa yapılır- dediğiniz bu talimatından sonra 17.11.1998 günü bir kadın militanın Yüksekova ilçesinde Jandarma Komutanlığı önünden geçmekte olan askeri konvoya bombalı intihar saldırısında bulunduğu, saldırıda İrfan Türker isimli bir astsubayın şehit olduğu 2 astsubay ve 2vatandaşımızın yaralandığı, yine 01.12.1998 günü Lice ilçesinde Can Market adı altında faaliyet gösteren ve tüp satılan markete Binevş Amed Kod HÜSNİYE ORUÇ'un el bombası pimini çekerek intihar türü saldırı eylemi gerçekleştirdiği ikisi asker 10 kişinin yaralandığı anlaşılmıştır. Yani hem ateşkes sürecini başlatıyorsunuz ve ardından da bu tür eylemlere talimat veriyorsunuz. Bu konuda söyleyecekleriniz nelerdir.
CEVABEN- Bu ateşkes konusunu biraz açmak istiyorum. Ateşkes önerisi bize Avrupa temsilcimiz KANİ YILMAZ ve ŞAHİN KOD Ferhat ABDİ ŞAHİN isimli arkadaş tarafından getirildi. ABDİ ŞAHİN isimli arkadaşımıza da SELİM OKÇUOĞLU isimli ve avukatlık yapan HADEP'te de faaliyet gösteren kişi getirmiş bana getirilen ateşkes önerisi çok kapsamlıydı, Olağanüstü halin kaldırılacağının geçici köy koruculuk sisteminin kaldırılacağının Türkiye'nin üniter yapısına halel gelmemek kaydıyla bir takım düzenlemelere girişileceğini belirtmişti. Bu belge sanırım şimdi Avrupa arşivimizdedir, fırsat olursa ileride bu belgeyi getirtiriz. Aynı konuda cezaevleri temsilcimiz SABRİ OK'la da bir görüşme yapılmış ben SABRİ OK'la telefonla konuştum. SABRİ OK kendisi ile de görüşüldüğünü ve aynı önerilerin kendisine de yapıldığını söyledi.
Ben de bu konuda anlaşma yapmak istiyordum. Önerileri doğru olarak kabul etmek durumundaydım. Yine sanırım Genelkurmayın Toplumsal İlişkiler Başkanlığında çalışan bir Albay Brüksel'deki temsilciliğimize kadar gelmiş ve aynı önerileri getirmiş. Ben önerilerin ciddiyetine inandım, 1993'tede Özal'ın bu çeşit düşünceleri vardı ancak o zaman ordu bu konuya hazır değildi. Bana getirilen önerilerde artık ordunun da bu konuya hazırlandığı belirtiliyordu. Bu sebeple ben ateşkesi tek taraflı olarak ilan ettim. Bana söylenen resmen olmasa bile fiilen ateşkes şartlarına bağlı kalınacağı ve aşama aşama önerilerin gerçekleştirileceği idi. Ben SELİM OKÇUOĞLU ile 2 yıldır görüşmekteyim. Arabulucu durumunda idi. Kendisi ile telefonda görüşmelerim oldu dedi.
SELİM OKÇUOĞLU beni Avrupa'dan aradı Türkiye'den aramadı dedi.
MED televizyonunda SELİM OKÇUOĞLU ile yaptığım konuşmanın ses bandı yayınlandı. Benim karşımda konuşan şahıs SELİM OKÇUOĞLU'ydu.
Demin bana okuduğumuz Yüksekova ilçesindeki askeri araca ve Lice ilçesindeki Can markete yapılan saldırı olayının benim verdiğim emir ile ilgisi yoktur. Bu olay ben İtalya'da yakalandıktan sonra yapılan olaydır. Gerillanın tepkisidir. Kendiliğinden yapılan bir eylemdir. Benden müstakil olarak emir veren bölge sorumlusu YAJWK sorumlusu PERÇİN KOD'dur.
SORULDU- Eylemlere dönük olarak verdiğiniz emir ve talimatlardan birkaçı seçilerek bize okunmuştur. Dosyamızda bunun gibi verdiğiniz yüzlerce emir ve talimat ve bunların kasetleri mevcuttur. Ancak verilen bu eylem talimatları sonunda toplam 5346 güvenlik görevlisinin şehit olduğu 10730 güvenlik görevlisinin yaralandığı ve birçoğunun sakat kaldığı. 4471 vatandaşımızın hayatlarını kaybettikleri, 5816 vatandaşımızın yaralandıkları ve bir kısmının sakat kaldığı, ayrıca yine Türk vatandaşı olan 18073 militanın öldürüldüğü 50146 kişisinin de tutuklandıkları veya mahkum oldukları anlaşılmıştır. Bütün bu olayların nedeni verdiğiniz emir ve talimatlardır.
CEVABEN: Bilanço doğrudur. Belki ölü ve yaralı sayısı şimdi bana okuduğunuz rakamlardan da fazladır. Bu olayların benim eğilimlerime göre gerçekleşip gerçekleşmediği münakaşa edilir ancak bu olayların sorumlusu benim doğrudur. Şunu da belirteyim ben silah kullanmadım. Emri ben verdim sorumluluk bana aittir dedi.
Doğu PERİNÇEK ilişkisi SORULDU
CEVAP- Doğu PERİNÇEK'in 1991 yılında kampımıza geldiği ve benimle görüşmeler yaptığı doğrudur. Ancak bizim örgütümüzde gizli lider konumuna getirildiği doğru değildir. Doğu PERİNÇEK bana siz bu şekilde muvaffak olamazsınız benim siyasi yapılanmam içinde yer almanız daha doğru olur şeklinde telkinlerde bulunuyordu, 1993 yılında ateşkes devam ederken Bingöl ilinde 33 askerin vurulması ateşkese indirilen büyük bir darbe olmuştur. Bu olayı Diyarbakır bölge temsilciliği yapmıştır, Diyarbakır sorumlusu ŞEMDİN SAKIK tarafından gerçekleştirilmiştir. ŞEMDİN SAKIK'ın eylem anlayışı çerçevesinde yapılmış bir olaydır. Bir silahlı çatışmada köye giden 16 gerillanın öldürülmesi üzerine bu eylemi misilleme olarak yaptıklarını yani otobüsten indirdikleri 16 sivil askeri öldürdüklerini söylediler. Biz muhtelif çatışmalarda 14-15 askeri esir aldık. Bunlar silahlıydı. Buna rağmen iki sene yanımızda tuttuk. ARGK yönetmeliği ve benim anlayışım ve talimatlarım çerçevesinde iki sene sonra hepsini teslim ettik. Hiçbir kötü muamele yapmadık.
SORULDU- Genel Başkanlığını Akın Birdal'ın yaptığı İHD bize yakın bir kuruluştur. Ancak organik bağımız yoktur diyorsunuz?Oysa İHD Diyarbakır Şube Başkanı Mahmut Şakar Avrupa ERNK cephe merkezinin talimatıyla İstanbul HADEP il Başkanlığına getirildi. Onun yerine de yani Diyarbakır İHD Şube Başkanlığına Osman BAYDEMİR atandı. Yine ERNK'nın talimatıyla Eren KESKİN İHD Genel Merkez teşkilatına getirildi. Böylece Akın BİRDAL desteklendi.
CEVABEN- Avrupa ERNK cephe teşkilatının bu tür faaliyetler gösterdiğini, atamalar yaptığını duydum karşı çıkmadım. Çünkü gerek HADEP olsun gerek İHD olsun bize yakın teşkilatlardır. Her ne kadar bu tanınan şahıslar PKK örgütü mensubu olacak kapasitede değillerse de bize sempatizandılar ve böylece bir iş birliği içini girilmiş oldu. Bizim elimizde bulunan askerleri 1996 yılı zannederim Eylül ayında K. Iraktaki kampımıza gelen İHD Başkanı Akın BİRDAL, kapatılan RP Van Milletvekili Fethullah ERBAŞ ve yine bize yakın bir kuruluş olan MAZLUM-DER Genel Başkanı İhsan ARSLAN'ın ricalarını da göz önünde bulundurarak teslim etme sürecine girdik.
Necmettin ERBAKAN'ın Başkanlığı dönemindeki ilişkileri soruldu.
CEVABEN- Necmettin ERBAKAN 1996 yılında başbakan olduktan sonra bana Suriye de bulunan ve Suriye devletine yakın olduğunu bildiğim Ağa Kod Mervan ZERKİ ile Suriye de benim temsilcim olarak bulunan Delil Kod vasıtasıyla Erbakan'ın mesajı geldi, Necmettin ERBAKAN bu şahıslar vasıtasıyla bana ulaştırdığı notta "Güneydoğuya siyasi ekonomik, kültürel açılımlarda bulunmak istediklerini, bu nedenle barışın sağlanmasını, ateşkesin ilanını" öneriyordu. Bende bu görüşü olumlu bularak yine aynı şahıslar vasıtasıyla kendisine mektup yazdım ve bu önerisini kabul ettiğim yolunda mesaj gönderdim. İsmail Nacar isimli şahıs zaman zaman yine RP iktidarı zamanında benimle telefonla görüştü ve arabuluculuk tekliflerini iletti. O da benim yaptığım görüşmelerde, görüştüğüm kaynaklarla sizi bir araya getirebilirim diyordu.
SORULDU- İstanbul'da Özgür Gündem gazetesi el değiştirmesi ve bu gazetenin örgütle ilişkileri, Behçet CANTÜRK'ün örgüte yardımları konusunda diyecekleriniz nedir?
CEVABEN- Ben Özgür Gündem gazetesinde Ali FIRAT kod adıyla yazı yazıyordum. Behçet CANTÜRK'ün gazete yüzde yirmi beş hissesi vardı. Gerisi tamamen bazı ortakları olmakla birlikte örgütün inisiyatifindeydi. Bizim kontrolümüzdeydi. Avrupa temsilcimiz ERNK Bürosuna bağlı olarak çalışıyordu. dedi.
SORULDU- İstanbul da Özgür Gündem gazetesinin çıkarılması ve bunun örgütle ilişkisi ve bu ilişkileri daha ziyade PKK uyuşturucu bağlantısını ortaya atan gazete yazarlarına daha sonra saldırı olmuştur. Bunlardan bir tanesi de yazar Uğur Mumcudur. Bu konularını açıklayınız.
CEVAP- Yazar Uğur Mumcu'nun benimle ilgili örgütle ilgili yazıları yayınlanmıştır ve kitapları da vardır. Bunu biliyorum ve kendisini de tanıyorum. 12 Mart 1972 tarihinde Mamak askeri cezaevinde tutuklu olarak birlikte kalmıştık. Ugur Mumcu'nun eserleri örgüt, çeteler ve bunların devletle ilişkisi, yani devletten yararlanmaları konularını içeriyordu. Ölmeden önce Yalçın KÜÇÜK kanalıyla, benimle görüşmek istedi, zaman yetmediği için görüşemedik. Kendisi taktir ettiğim bir gazetecidir. Örgütün gelişiminin kendisine anlatmaktan sevinç duyarım, çünkü iyi bir araştırmacıydı. Kendisinin "bizim devlet mi Apo'yu büyüttü" söylemi vardı. Öldürme olayında benim bilgim yoktur ve bizim örgütümüzün de bu olayla herhangi bir irtibatı yoktur. Olsaydı benim mutlaka haberim olurdu.
Sanığa KÜRT-HA ajansının beyanı okundu soruldu.
CEVAP: Bu haber ajansı örgüte aittir, ancak verdiği haber saptırmadır. Daha sonra da yalanlanmıştır ve kesinlikle bizim örgütümüzün öldürme olayıyla hiç bir irtibatı yoktur, dedi.
SORULDU: 1993 yılında yine bir ateşkes ilanınız vardı, size öneri getiren mi oldu, yoksa kendi düşüncenizle mi tek taraflı olarak ateşkes ilan ettiniz?
CEVAP: 1993 yılında Celal Talabani bana geldi, onunla olan görüşmemizde Özal'ın ateşkes konusunda talebi olduğunu iletti. Böyle bir beklentisi olduğunu söyledi. Daha önceden de ben Türk gazetecilerinden Mehmet Ali Birand, Güneri Civaoğlu, İsmet İmset'le aynı konuda röportaj yapmıştım. Ben bu Türk gazetecilerine Özal'ın ateşkes isteğinde samimi olup olmadığını sordum. Bu gazeteciler bana Turgut Özal'ın Kürt meselesine çözüm arayışı içinde olduğunu ve bu işi yapacak cesaretinin de bulunduğunu söylediler.
Aynı soruyu Celal Talabani'ye de yönelttim. Celal Talabani de bana samimi gördüğünü ve bu konuda cesareti olduğunu söyledi, ben de amaç olarak olayı siyasi platforma ****ürmek istiyordum. Benim düşünceme uygun geldiğinden 15 Mart 1993 günü Celal Talabani'yle birlikte ateşkesi ilan ettim, ateşkes ilan ettiğimizde HEP milletvekilleri Ahmet Türk, Hatip Dicle, Sedat Yurttaş ve Sırrı Sakık da oradaydılar. Celal Talabani benimle görüşmesinde Turgut Özal'dan başka devlet içinde çeşitli kademelerde kişilerle görüştüğünü bu arada siyasi parti liderleriyle de görüştüğünü, izlenimlerinin olumlu olduğunu söylemişti. Hatta sonraki görüşmemizde Talabani, Özal'ın benim ateşkes ilan etmemden sonra rahat bir uyku uyuduğunu söylediğini iletti. İngiltere'de Arapça yayımlanan bir gazetede, gazetenin ismi El Vasaf'tır, Talabani'nin bir açıklaması oldu, bu açıklamasında Talabani görüştüğü isimlerle ilgili bazı isimler vermiştir. Ben bu açıklamayı okumadım, yalnız münderecatı hakkında bana bilgi verdiler, açıklama doğrudur.
1993 yılı Mart ve Nisan ayında olabilir Hasan Cemal Cumhuriyet Gazetesi adına benimle röportaj yapmaya gelmişti. Hasan Cemal'le yemek yerken Hasan Cemal bana o günkü İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'in benim için üslubunu biraz yumuşatsın, bizim de onun hakkında sert konuştuğumuzda aldırış etmesin dediğini iletti. Celal Talabani'yle olan ateşkesle ilgili konuşmalarımız ve gazeteci Hasan Cemal'le yemek esnasında yaptığımız konuşma, ikisi de benim evimde gerçekleşmiştir. İlk görüşme Şam'daki evimde gerçekleşmiştir. Hasan Cemal'le olan görüşme ise Lübnan'daki evimde olmuştur.
1993 yılı Martında ateşkes ilan ederken PSK Başkanı Kemal Burkay da yanımızdaydı, o da ateşkese destek veriyordu, o gün aramızda birlikte hareket etmek için Kemal Burkay'la birlikte hareket etmemiz için bir protokol imzaladık. Bu protokol halen geçerlidir.
SORULDU: 1993 seçimlerinde HEP, SHP ile ittifak ederek seçimlere girdi, seçimler sonucunda 20'den ziyade HEP kökenli milletvekili parlamentoya girdi, HEP kökenli milletvekili adaylarının sizin tarafınızdan tespit edildiği ve tespit edilen adayların milletvekili olduğu konusunda ne diyorsunuz?
CEVAP: HEP'le SHP'nin ittifak ederek seçimlere girmesini fiilen destekledim. Bildiğiniz gibi SHP, Cumhuriyet Halk Partisinin mirasını almıştır. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin en köklü partilerinden biridir. Kürt meselesini bu partiyle çözebiliriz diye düşündüm. Esasında SHP'nin de Kürt meselesiyle ilgili hazırladığı rapor vardır. Bu sebeple HEP'le SHP'nin ittifak yapmalarını destekledim, ittifakın ortamının hazırlanması için çaba sarf ettim. Dolayısıyla gösterilen HEP kökenli milletvekili adaylarının bir kısmını tanımamakla beraber adayların seçiminde etkili oldum ve seçilenlerin adaylıklarını onayladım. Seçimlerden evvel Zübeyir Aydar, Ahmet Türk, Hatip Dicle, Leyla Zana, Sedat Yurttaş, Sırrı Sakık'la görüştüm. Bunların bir kısmıyla bizzat yüz yüze görüştüm. Yüz yüze görüştüğüm kişiler arasında Leyla Zana, Ahmet Türk, Sedat Yurttaş, Zübeyir Aydar vardır. Diğer milletvekili adaylarıyla telefon ile görüştüm. Yüz yüze görüşmeler Suriye ve Lübnan'daki evimde olmuştur.
Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığı zaman Kürt milletvekilleri de meclise kendi kıyafetleriyle gelmişlerdi ve kendi dilleriyle Úkonuşuyorlardı. Esasen bunların çoğu Türkçe'yi bilmiyordu. Ben o zaman seçilen milletvekillerine meclise kendi kıyafetlerinizle gidebilirsiniz. Mecliste Kürtçe konuşabilirsiniz, yani Kürt olduğunuzu belirtebilirsiniz şeklinde talimat verdim, daha sonra onlara böyle bir görüş ilettim. Yoksa kesin kes yemin merasiminde şu işleri yapacaksınız diye talimat vermedim.
SORULDU: HEP-SHP ittifakında SHP adına kimlerle konuştunuz ve konuşmalar sırasında SHP tarafından size bazı vaatlerde bulunuldu mu?
CEVAP: HEP-SHP ittifakında SHP'lilerle görüşmeleri HEP'e bırakmıştım. SHP adına görüşmelerin kimler tarafından yapıldığını bilemiyorum. Yapılan görüşmelerde vaat edilen menfaatler partinin yani SHP'nin içinde kalın, konuyu bizim partinin görüşlerine göre çözelim şeklindeydi. Sanırım hükümet olduklarında HEP kökenlilere bakanlık veya HEP'e genel müdürlükler verilmesi vaat edilmişti.
asli gibidir.
T.C
İçişleri Bakanlığı
Jandarma Genel Komutanlığı
ANKARA
TERÖRİSTBAŞI ABDULLAH ÖCALAN'IN 16-21 ŞUBAT TARİHLERİ ARASINDA ALINAN İFADESİNE İLİŞKİN TUTANAK
(İfade tutanağı Teröristbaşı A.Öcalan
tarafından imzalanmıştır)
"GİZLİ"
DGM SAVCILIĞI TARAFINDAN ALINAN İFADE
ÖCALAN’IN SANIK İFADE TUTANAĞI
SANIK: ABDULLAH ÖCALAN Ömer ve Üveyş oğlu 1949 doğumlu, Halfeti ilçesi, Ömerli köyü. nüfusuna kayıtlı olup, silahlı çete PKK'nın başı,
SORULDU -Türkiye toprakları üzerinde müstakil bir Kürdistan devleti kurmak için silahlı eylemlerde bulunan PKK örgütünün eylemleri sonucunda 30.000 küsür güvenlik görevlisi ve sivil insanın öldüğü, bu ölümlere kurucusu olduğunuz örgüt militanlarına çeşitli kanallardan talimat vererek sebep olduğunuz anlaşılmıştır.
CEVAP - PKK örgütünün kurucusu olduğum doğrudur. Yine bu örgütün önderliğini yaptığım, benim önderliğimde Türkiye toprakları üzerinde silahlı bir mücadele başlattığımda doğrudur. Başlangıçta gerçekten Kürdistan devleti kurmak gibi bir kavramımızda vardı. Bu da doğrudur, ancak gelişen süreç içerisinde müstakil bir Kürt devleti kurmak değil de Kürtlerin de Cumhuriyetin kuruluşunda rol almış bir halk olarak özgür olduğun bir ortam içerisinde birleştirilmesi sonucuna vardım. Bu temelde ekonomik, sosyal ve siyasal ve kültürel özgürlüğünü elde etmiş olarak bir arada yaşayabileceği sonucuna vardım. Yakma eylemleri ile ilgili olarak kendini yakanlara ben kızıyorum öfke duyuyorum bunu terk etmelerini önemle vurguluyorum,
SORULDU -Yakılacak bir şey varsa o kutsal canınız değil yakılması gereken kişiler ve kurumlardır demişiniz bu konuşmayı MED televizyonunun 13. 12. 1998 günü yaptığı programda yapmışsınız. Bu konuşmanızın arkasından Van ilinde Hamidiye KAPAN isimli PKK militanı Van orduevinden geçmekte olan ve il jandarma asayiş komutanlığı personelini taşıyan askeri servis aracına intihar türü saldırı düzenlemiş 14 asker ve 10 vatandaş yaralanmış 1 vatandaşımızda ölmüştür. Şimdi kendinizi yakmayın sizi yakanları yakın demeniz özgürlük temelinde bir arada yaşama düşüncenize aykırı değil midir.
CEVAP - Benim MED Televizyonunda yakmayın sizi yakanları yakın dediğim doğrudur bu konuşmada bana aittir. Bu konuşmamın özgürlük temelinde bir arada yaşama düşüncesine de aykırı olduğunun farkındayım ama ağır bir ortam içerisindeyim ve konuşmamda kastettiğimde Türk Güvenlik Kuvvetlerine saldırı eylemi düzenlenmesi değildir. Nitekim bu eylemi düzenleyen mahalli sorumlular ile görüştüm. Bu kabil eylemlerin yapılmamasını istedim. Bu talimatımı yani Türk Güvenlik Birimlerine saldırı düzenlenmesi talimatını Hakkari ilinde olan kadın bölge sorumlumuz Pelçin Koda verdim. Pelçin kodun açık kimliğini gerçekten bilmiyorum dedi. Ayrıca ben bu konuda intihar eylemlerine girişmeyin diye genel bir talimatta verdim dedi.
SORULDU - Hamdiye KAPAN'ın Van orduevinde yaptığı saldırıdan sonra örgütün bölge kadın sorumlusu Pelçin Kodla konuştuğunuzu ve bir daha bu şekilde Türk Güvenlik Birimlerine saldırı yapılmaması talimatını verdiğinizi söylüyorsunuz ancak bu tarihten sonra 25.12.1998 günü yine MED televizyonunda yaptığınız bir konuşmada "Bu işler böyle gelişir ve onlar Türkiye metropollerinde olacaktır, ben böyle sivil insanlara zarar gelmesin diye canına bağlayıp bir işgal sürüsü ortamında patlatana yarın onu duyarsız ve faşist hükümetleri destekleyen Türklerin ortasında patlatacaklar bu böyledir ve yüzlerce de patlatılacaktır dediğiniz ve bu konuşmanın arkasından 15.01.1999 günü İstanbul Emniyet Müdürlüğünce Yücel LİKBAY sahte kimlikli Adem LİKBAY ve Zeki BİLİCİ sahte kimlikli şahısların yakaladığı şahısların yapılan sorgulamalarında yine bu tür intihar eylemlerini gerçekleştirmede kullanacakları 8 adet fabrikasyon yapımı TNT kalıbı, ayrıca 3 adet el yapımı TNT, 6 adet TG-7 anti personel roket mermilerinde kullanılan patlayıcı bloğu yakalandığı anlaşılmıştır.
CEVAP - 25.12.1998 günlü MED televizyonu programında şimdi bana okuduğunuz konuşmayı yaptım bu doğrudur. İtalya'da yakalanmamdan sonra ortam bizi çok bunalttı, bizi çiğ çiğ yiyeceklerine dair haber aldım. Bu konuşmamı duygusallıkla yaptım, ama bu konuşmamdan sonra ayrıca böyle bir eylem yapın diye talimat vermiş değilim.
SORULDU- 18.06.1996 günlü Panel programında önümüzdeki aylar sıcak geçebilir, öz savunmalarını evlerinde mahallelerinde köylerinde yapmalarını diliyorum. Bu ara korucuların çok dikkatli olmalarını söylüyorum..... Onlara yönelik bir af çağrımız vardı. İlişkilerini geliştirirlerse bizimle onları olduğu gibi Güneye de çekeriz ve gerilla savaşı saflarına da alırız. Hiç çekinmelerine de gerek yoktur. Ayrıyeten savaşta da üzerimize gelmezlerse onları hedeflemek gibi durumumuz olmayacaktır, en azından ateş etmezlerse bizde kendilerine yönelmeyeceğiz ama çok azılı olan ısrarlı üzerimize gelenlerinde, bu halk içinde asla yerinin olmayacağını bilmeleri gerektiğini vurguluyorum dediğiniz bu konuşmanızdan sonra koruculara yönelik saldırıların arttığı mesela 08.11.1996 günü Hakkari Çukurca'da militanlarınızın yaptığı saldırı sonucu 12 geçici köy korucusunun şehit olduğu bunlarla birlikte 5 vatandaşımızın da hayatını kaybettiği 9 geçici köy korucusunun yaralandığı anlaşılmıştır.
CEVAP- Korucular üzerimize en çok gelen bir gruptur. Bana okuduğunuz konuşmayı Panel programında yaptığım doğrudur. Konuşmamda da üzerimize gelmedikleri taktirde onlara saldırmayacağımızı belirtmiştim. Onlar bize saldırdıkları için korucular hedef alınmıştır dedi.
SORULDU- Saldırı olduğu taktirde koruculara saldırılacağını söylüyorsunuz ancak olayımızda korucuların size tevcih edilmiş bir saldırısı yoktur. Normal vatandaşlarla birlikte minibüse binmişlerdir, muhtemelen köylerine gitmektedirler.
CEVAP- PKK'nın şiddet anlayışında şimdi bahsettiğimiz olay gibi sivil vatandaşlara doğrudan yapılan saldırılarda çok olmuştur Bilhassa 1987 yılından sonra bu yoğunlaşmıştır. Ben bu saldırıları tasvip etmiyorum yarı çete anlayışıdır önüne geçmek için büyük mücadele verdim ancak başarılı olamadım.
SORULDU- 17.04.1998 günü panel programında kasap et derdinde koyun kendi derdinde şimdi bizim turist hedeftir değildir demeyeceğim ama şüphesiz Türkiye'de bir savaş var özel turist hedefleri diye bir hedef yok ama ekonomide bir hedeftir tabii bu arada Turist ekonomisi de hedeftir eğer işler daha da kısışırsa bu tür hedeflere insan demiyorum turist demiyorum Turizm ekonomisine elimizden geldiğince turiste zarar vermemeyi amaç edinerek bu günlerde bunun arayışı içindeyiz dediğiniz ve militanlarınıza Türkiye'nin ekonomisini felce uğratacak hedefler gösterdiğiniz bu konuşmanızın hemen ardından 30.04.1998 günü bir grup PKK militanı tarafından merkez Raman petrol sahasında bulunan Petrol toplama istasyonuna, Roketatarlı saldırı yapıldığı tesisin gasp edildiği 28.03.1998 günüde Batman Beşiri Dayılar köyü Baltakışla bölgesinde bulunan 25 numaralı yer üstü petrol kuyusuna yine militanlarca sabotaj yapıldığı ve kullanılmaz hale getirildiği anlaşılmıştır.
CEVAP- 17.04.1998 günü panel programında şimdi bana okuduğunuz konuşmayı yaptım. Savaşı besleyen ekonomiyi felç etmek gibi bir düşüncem var bu düşünceye her zaman sahip oldum. Konuşmamda da belirttiğim gibi Turistleri ayrı tutarak turistlere ve turist hedeflerine saldırı olacağını belirttim.
SORULDU-Yine bir talimatınızda dün kendi cephenizin örgütlemenin kendi Útavrınızla ve doğru bulduğunuz içinde savaşmanın günüdür..... halkımızın büyük bir kısmı metropollerdedir. Antalya'da İzmir ve İstanbul'dadır. Fakat gelsin parti büyük eylem yapsın diyorlar peki sizler orada yüz binler varsınız bir kibrit kıvılcımı sıkıp orman yakmak zor mudur bir küçük patlayıcı fabrikaya atmak zor mudur dediğiniz bu talimatınızdan sonra Türkiye'nin hemen hemen her bölgesinde İstanbul, İzmir ve Antalya'da Orman yakmalarının çoğaldığı anlaşılmıştır.
CEVAP- Bu talimatımı inkar etmiyorum. Bu talimatı verdiğim doğrudur. Ancak özel olarak orman yakma yönünde verilmiş talimatım yoktur. Bu talimatı ferdi olarak verdiğimden şu anda pişman olduğumu söyleyebilirim.
SORULDU- PKK saldırılarından çoğunda Kürt asıllı vatandaşlar ölmüştür Saldırıların büyük çoğunluğu Kürt asıllı vatandaşlara yönelmiştir. Hem Kürt asıllı vatandaşların öldürüldüğü için ortaya çıktığınızı söylüyorsunuz hem de Kürt asıllı vatandaşları öldürüyorsunuz buna ne diyorsunuz.
CEVAP- dedikleriniz doğrudur terör eylemlerinden dah doğrusu PKK saldırılarından en fazla zararı bölge halkı görmüştür. başlangıçta bölgenin özgürlüğü için ortaya çıktığımızda doğrudur ancak daha sonra bize büyük katılımlar oldu bölgede eskiden beri süre gelen düşmanlıklarda vardı Şemdin SAKIK gibi Kör CEMAL gibi Şahin BALİC gibi Cemil IŞIK gibi PKK'dan yönetimi ele geçirenler baskılarını ve eylemlerini daha duyarlı bölge halkı üzerinde yoğunlaştırdılar ben buna sonuna kadar karşı koydum hatta bu şekil eylemleri gerçekleştirenlerden bazıları KÖR CEMAL KOD HALİL KAYA HOGİR KOD CEMİL IŞIK METİN KOD ŞAHİN BALİC gibilerini cezalandırdım ŞEMDİN SAKIK'ıda cezalandıracaktım ancak tutuklu bulunduğu sırada elimizden kaçtı.
Cezalandırmalar Merkez Komitesince suçu görülen şahıs yargılanır. Yargılanma sonucunda benim özel onayımla cezaları infaz edilir. Benim özel onayım önemli kişiler için alınır diğer kişilerde benim özel onayım aranmaz kendi yetkilerince infaz edilir Cezalandırmalar ARGK yönetmeliği çerçevesinde yapılır Bu üç şahıs öldürmeyle cezalandırılmıştır. Ancak başka cezalarda vardır.
SORULDU- 1998 yılında Viranşehir Belediye Başkanı İbrahim Keleş ABDİOĞLU'nu hedef gösterdiğiniz anlaşılmıştır. Bu belediye başkanını niçin hedef gösterdiniz?
CEVAP- 6 Mayıs 1996 senesinde Şam'da ki evimin önünde bir tonluk bir bomba patladı. bombayı dolmuş içine yerleştirmişlerdi. Burada hedef benim öldürülmemdi. Bu olay üzerine örgüt olarak biz araştırma yaptık. Suriye Kürtlerinden olan Malasino ailesinden bir gencide yakaladık onu sorguya çektik. Bu gencin ismini hatırlayamıyorum. Yalnız bana verilen bilgide evimin önünde bomba ile patlayan aracı bu gencin kullanmış olduğudur. Bizde araştırma yaptık yaptığımız araştırmalar sonucunda Siverek Viranşehir ve Suriye'de Haseki şehri hattında Sedat BUCAK. Viranşehir Belediye Başkanı Keleş ABDİOĞLU ve Malasino ailesinden o gencin bana suikast düzenlemek üzere hazırlık yaptıklarını ve anlaştıklarını tespit ettik. Hatta örtülü ödenekten de 50 milyon doların bu iş için ayrıldığını öğrendik. Aynı olay Susurluk raporunda da anlatılmıştır. Benim Keleş ABDİOĞLU'nu hedef göstermemin asıl sebebi budur. Yani bana yapılan suikast teşebbüsüdür.
SORULDU- 6 Mayıs 1996 tarihinde Suriye'de evinizin yakınına patlayıcı madde dolu bir kamyonun bırakılmasından ve patlamanın meydana gelmesinden evvel Yalçın KÜÇÜK'ün bu girişimi size haber verdiği iddiası var. Yalçın KÜÇÜK Ankara DGM'de bir yargılaması nedeniyle verdiği ifadesinde bir siyasi Úparti liderinin bu durumu kendisine haber verdiğini, kendisinin de kaçması için size haber verdiğini söylemiştir.
CEVABEN- Yalçın KÜÇÜK'ün bana telefonla -bugünlerde Size karşı bir saldırı gerçekleştirilecek hazırlıklı olun- dediği doğrudur. Ancak herhangi bir siyasi parti mensubu veya lideri bunu haber verdi diye bir şey söylemedi. Ancak normal olarak muhalefetteki siyasi partilerin bu haber vermesi normaldir. Çünkü bu saldırı gerçekleşseydi iktidardaki parti puan kazanacaktı. Ancak dediğim gibi isim vermemiştir. Ayrıca ben Yalçın KÜÇÜK'ün HABER vermesi nedeniyle özel bir tedbir almadım zaten her zaman tedbirli idim.
SORULDU- Zaman zaman ateşkes ilan etmektesiniz 1 Eylül 1998 günü ateşkes ilan ettiniz. ancak 4.10.1998 günü Mardin eyalet sorumlusu Felat kod Mehmet AZAYDIN ile yaptığınız telefon görüşmesinde "şimdi bilemiyorum bu bölge herhalde önemli yalnız eyalet üzerinde biraz bu çizgiyi oturtma işinde şey etmeniz lazım, birde beklenmedik bu operasyonlar oluyor zaten bundan sonra bu ateşkes hikaye yani bunların öyle aldırış ettiği bir şey yok her tür tedbir alınır, yaniher tür eylem her tür karşı koyma her tür ilerleme her tür bilmem öngörülen velhasıl gelişme adına ne varsa yapılır- dediğiniz bu talimatından sonra 17.11.1998 günü bir kadın militanın Yüksekova ilçesinde Jandarma Komutanlığı önünden geçmekte olan askeri konvoya bombalı intihar saldırısında bulunduğu, saldırıda İrfan Türker isimli bir astsubayın şehit olduğu 2 astsubay ve 2vatandaşımızın yaralandığı, yine 01.12.1998 günü Lice ilçesinde Can Market adı altında faaliyet gösteren ve tüp satılan markete Binevş Amed Kod HÜSNİYE ORUÇ'un el bombası pimini çekerek intihar türü saldırı eylemi gerçekleştirdiği ikisi asker 10 kişinin yaralandığı anlaşılmıştır. Yani hem ateşkes sürecini başlatıyorsunuz ve ardından da bu tür eylemlere talimat veriyorsunuz. Bu konuda söyleyecekleriniz nelerdir.
CEVABEN- Bu ateşkes konusunu biraz açmak istiyorum. Ateşkes önerisi bize Avrupa temsilcimiz KANİ YILMAZ ve ŞAHİN KOD Ferhat ABDİ ŞAHİN isimli arkadaş tarafından getirildi. ABDİ ŞAHİN isimli arkadaşımıza da SELİM OKÇUOĞLU isimli ve avukatlık yapan HADEP'te de faaliyet gösteren kişi getirmiş bana getirilen ateşkes önerisi çok kapsamlıydı, Olağanüstü halin kaldırılacağının geçici köy koruculuk sisteminin kaldırılacağının Türkiye'nin üniter yapısına halel gelmemek kaydıyla bir takım düzenlemelere girişileceğini belirtmişti. Bu belge sanırım şimdi Avrupa arşivimizdedir, fırsat olursa ileride bu belgeyi getirtiriz. Aynı konuda cezaevleri temsilcimiz SABRİ OK'la da bir görüşme yapılmış ben SABRİ OK'la telefonla konuştum. SABRİ OK kendisi ile de görüşüldüğünü ve aynı önerilerin kendisine de yapıldığını söyledi.
Ben de bu konuda anlaşma yapmak istiyordum. Önerileri doğru olarak kabul etmek durumundaydım. Yine sanırım Genelkurmayın Toplumsal İlişkiler Başkanlığında çalışan bir Albay Brüksel'deki temsilciliğimize kadar gelmiş ve aynı önerileri getirmiş. Ben önerilerin ciddiyetine inandım, 1993'tede Özal'ın bu çeşit düşünceleri vardı ancak o zaman ordu bu konuya hazır değildi. Bana getirilen önerilerde artık ordunun da bu konuya hazırlandığı belirtiliyordu. Bu sebeple ben ateşkesi tek taraflı olarak ilan ettim. Bana söylenen resmen olmasa bile fiilen ateşkes şartlarına bağlı kalınacağı ve aşama aşama önerilerin gerçekleştirileceği idi. Ben SELİM OKÇUOĞLU ile 2 yıldır görüşmekteyim. Arabulucu durumunda idi. Kendisi ile telefonda görüşmelerim oldu dedi.
SELİM OKÇUOĞLU beni Avrupa'dan aradı Türkiye'den aramadı dedi.
MED televizyonunda SELİM OKÇUOĞLU ile yaptığım konuşmanın ses bandı yayınlandı. Benim karşımda konuşan şahıs SELİM OKÇUOĞLU'ydu.
Demin bana okuduğumuz Yüksekova ilçesindeki askeri araca ve Lice ilçesindeki Can markete yapılan saldırı olayının benim verdiğim emir ile ilgisi yoktur. Bu olay ben İtalya'da yakalandıktan sonra yapılan olaydır. Gerillanın tepkisidir. Kendiliğinden yapılan bir eylemdir. Benden müstakil olarak emir veren bölge sorumlusu YAJWK sorumlusu PERÇİN KOD'dur.
SORULDU- Eylemlere dönük olarak verdiğiniz emir ve talimatlardan birkaçı seçilerek bize okunmuştur. Dosyamızda bunun gibi verdiğiniz yüzlerce emir ve talimat ve bunların kasetleri mevcuttur. Ancak verilen bu eylem talimatları sonunda toplam 5346 güvenlik görevlisinin şehit olduğu 10730 güvenlik görevlisinin yaralandığı ve birçoğunun sakat kaldığı. 4471 vatandaşımızın hayatlarını kaybettikleri, 5816 vatandaşımızın yaralandıkları ve bir kısmının sakat kaldığı, ayrıca yine Türk vatandaşı olan 18073 militanın öldürüldüğü 50146 kişisinin de tutuklandıkları veya mahkum oldukları anlaşılmıştır. Bütün bu olayların nedeni verdiğiniz emir ve talimatlardır.
CEVABEN: Bilanço doğrudur. Belki ölü ve yaralı sayısı şimdi bana okuduğunuz rakamlardan da fazladır. Bu olayların benim eğilimlerime göre gerçekleşip gerçekleşmediği münakaşa edilir ancak bu olayların sorumlusu benim doğrudur. Şunu da belirteyim ben silah kullanmadım. Emri ben verdim sorumluluk bana aittir dedi.
Doğu PERİNÇEK ilişkisi SORULDU
CEVAP- Doğu PERİNÇEK'in 1991 yılında kampımıza geldiği ve benimle görüşmeler yaptığı doğrudur. Ancak bizim örgütümüzde gizli lider konumuna getirildiği doğru değildir. Doğu PERİNÇEK bana siz bu şekilde muvaffak olamazsınız benim siyasi yapılanmam içinde yer almanız daha doğru olur şeklinde telkinlerde bulunuyordu, 1993 yılında ateşkes devam ederken Bingöl ilinde 33 askerin vurulması ateşkese indirilen büyük bir darbe olmuştur. Bu olayı Diyarbakır bölge temsilciliği yapmıştır, Diyarbakır sorumlusu ŞEMDİN SAKIK tarafından gerçekleştirilmiştir. ŞEMDİN SAKIK'ın eylem anlayışı çerçevesinde yapılmış bir olaydır. Bir silahlı çatışmada köye giden 16 gerillanın öldürülmesi üzerine bu eylemi misilleme olarak yaptıklarını yani otobüsten indirdikleri 16 sivil askeri öldürdüklerini söylediler. Biz muhtelif çatışmalarda 14-15 askeri esir aldık. Bunlar silahlıydı. Buna rağmen iki sene yanımızda tuttuk. ARGK yönetmeliği ve benim anlayışım ve talimatlarım çerçevesinde iki sene sonra hepsini teslim ettik. Hiçbir kötü muamele yapmadık.
SORULDU- Genel Başkanlığını Akın Birdal'ın yaptığı İHD bize yakın bir kuruluştur. Ancak organik bağımız yoktur diyorsunuz?Oysa İHD Diyarbakır Şube Başkanı Mahmut Şakar Avrupa ERNK cephe merkezinin talimatıyla İstanbul HADEP il Başkanlığına getirildi. Onun yerine de yani Diyarbakır İHD Şube Başkanlığına Osman BAYDEMİR atandı. Yine ERNK'nın talimatıyla Eren KESKİN İHD Genel Merkez teşkilatına getirildi. Böylece Akın BİRDAL desteklendi.
CEVABEN- Avrupa ERNK cephe teşkilatının bu tür faaliyetler gösterdiğini, atamalar yaptığını duydum karşı çıkmadım. Çünkü gerek HADEP olsun gerek İHD olsun bize yakın teşkilatlardır. Her ne kadar bu tanınan şahıslar PKK örgütü mensubu olacak kapasitede değillerse de bize sempatizandılar ve böylece bir iş birliği içini girilmiş oldu. Bizim elimizde bulunan askerleri 1996 yılı zannederim Eylül ayında K. Iraktaki kampımıza gelen İHD Başkanı Akın BİRDAL, kapatılan RP Van Milletvekili Fethullah ERBAŞ ve yine bize yakın bir kuruluş olan MAZLUM-DER Genel Başkanı İhsan ARSLAN'ın ricalarını da göz önünde bulundurarak teslim etme sürecine girdik.
Necmettin ERBAKAN'ın Başkanlığı dönemindeki ilişkileri soruldu.
CEVABEN- Necmettin ERBAKAN 1996 yılında başbakan olduktan sonra bana Suriye de bulunan ve Suriye devletine yakın olduğunu bildiğim Ağa Kod Mervan ZERKİ ile Suriye de benim temsilcim olarak bulunan Delil Kod vasıtasıyla Erbakan'ın mesajı geldi, Necmettin ERBAKAN bu şahıslar vasıtasıyla bana ulaştırdığı notta "Güneydoğuya siyasi ekonomik, kültürel açılımlarda bulunmak istediklerini, bu nedenle barışın sağlanmasını, ateşkesin ilanını" öneriyordu. Bende bu görüşü olumlu bularak yine aynı şahıslar vasıtasıyla kendisine mektup yazdım ve bu önerisini kabul ettiğim yolunda mesaj gönderdim. İsmail Nacar isimli şahıs zaman zaman yine RP iktidarı zamanında benimle telefonla görüştü ve arabuluculuk tekliflerini iletti. O da benim yaptığım görüşmelerde, görüştüğüm kaynaklarla sizi bir araya getirebilirim diyordu.
SORULDU- İstanbul'da Özgür Gündem gazetesi el değiştirmesi ve bu gazetenin örgütle ilişkileri, Behçet CANTÜRK'ün örgüte yardımları konusunda diyecekleriniz nedir?
CEVABEN- Ben Özgür Gündem gazetesinde Ali FIRAT kod adıyla yazı yazıyordum. Behçet CANTÜRK'ün gazete yüzde yirmi beş hissesi vardı. Gerisi tamamen bazı ortakları olmakla birlikte örgütün inisiyatifindeydi. Bizim kontrolümüzdeydi. Avrupa temsilcimiz ERNK Bürosuna bağlı olarak çalışıyordu. dedi.
SORULDU- İstanbul da Özgür Gündem gazetesinin çıkarılması ve bunun örgütle ilişkisi ve bu ilişkileri daha ziyade PKK uyuşturucu bağlantısını ortaya atan gazete yazarlarına daha sonra saldırı olmuştur. Bunlardan bir tanesi de yazar Uğur Mumcudur. Bu konularını açıklayınız.
CEVAP- Yazar Uğur Mumcu'nun benimle ilgili örgütle ilgili yazıları yayınlanmıştır ve kitapları da vardır. Bunu biliyorum ve kendisini de tanıyorum. 12 Mart 1972 tarihinde Mamak askeri cezaevinde tutuklu olarak birlikte kalmıştık. Ugur Mumcu'nun eserleri örgüt, çeteler ve bunların devletle ilişkisi, yani devletten yararlanmaları konularını içeriyordu. Ölmeden önce Yalçın KÜÇÜK kanalıyla, benimle görüşmek istedi, zaman yetmediği için görüşemedik. Kendisi taktir ettiğim bir gazetecidir. Örgütün gelişiminin kendisine anlatmaktan sevinç duyarım, çünkü iyi bir araştırmacıydı. Kendisinin "bizim devlet mi Apo'yu büyüttü" söylemi vardı. Öldürme olayında benim bilgim yoktur ve bizim örgütümüzün de bu olayla herhangi bir irtibatı yoktur. Olsaydı benim mutlaka haberim olurdu.
Sanığa KÜRT-HA ajansının beyanı okundu soruldu.
CEVAP: Bu haber ajansı örgüte aittir, ancak verdiği haber saptırmadır. Daha sonra da yalanlanmıştır ve kesinlikle bizim örgütümüzün öldürme olayıyla hiç bir irtibatı yoktur, dedi.
SORULDU: 1993 yılında yine bir ateşkes ilanınız vardı, size öneri getiren mi oldu, yoksa kendi düşüncenizle mi tek taraflı olarak ateşkes ilan ettiniz?
CEVAP: 1993 yılında Celal Talabani bana geldi, onunla olan görüşmemizde Özal'ın ateşkes konusunda talebi olduğunu iletti. Böyle bir beklentisi olduğunu söyledi. Daha önceden de ben Türk gazetecilerinden Mehmet Ali Birand, Güneri Civaoğlu, İsmet İmset'le aynı konuda röportaj yapmıştım. Ben bu Türk gazetecilerine Özal'ın ateşkes isteğinde samimi olup olmadığını sordum. Bu gazeteciler bana Turgut Özal'ın Kürt meselesine çözüm arayışı içinde olduğunu ve bu işi yapacak cesaretinin de bulunduğunu söylediler.
Aynı soruyu Celal Talabani'ye de yönelttim. Celal Talabani de bana samimi gördüğünü ve bu konuda cesareti olduğunu söyledi, ben de amaç olarak olayı siyasi platforma ****ürmek istiyordum. Benim düşünceme uygun geldiğinden 15 Mart 1993 günü Celal Talabani'yle birlikte ateşkesi ilan ettim, ateşkes ilan ettiğimizde HEP milletvekilleri Ahmet Türk, Hatip Dicle, Sedat Yurttaş ve Sırrı Sakık da oradaydılar. Celal Talabani benimle görüşmesinde Turgut Özal'dan başka devlet içinde çeşitli kademelerde kişilerle görüştüğünü bu arada siyasi parti liderleriyle de görüştüğünü, izlenimlerinin olumlu olduğunu söylemişti. Hatta sonraki görüşmemizde Talabani, Özal'ın benim ateşkes ilan etmemden sonra rahat bir uyku uyuduğunu söylediğini iletti. İngiltere'de Arapça yayımlanan bir gazetede, gazetenin ismi El Vasaf'tır, Talabani'nin bir açıklaması oldu, bu açıklamasında Talabani görüştüğü isimlerle ilgili bazı isimler vermiştir. Ben bu açıklamayı okumadım, yalnız münderecatı hakkında bana bilgi verdiler, açıklama doğrudur.
1993 yılı Mart ve Nisan ayında olabilir Hasan Cemal Cumhuriyet Gazetesi adına benimle röportaj yapmaya gelmişti. Hasan Cemal'le yemek yerken Hasan Cemal bana o günkü İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'in benim için üslubunu biraz yumuşatsın, bizim de onun hakkında sert konuştuğumuzda aldırış etmesin dediğini iletti. Celal Talabani'yle olan ateşkesle ilgili konuşmalarımız ve gazeteci Hasan Cemal'le yemek esnasında yaptığımız konuşma, ikisi de benim evimde gerçekleşmiştir. İlk görüşme Şam'daki evimde gerçekleşmiştir. Hasan Cemal'le olan görüşme ise Lübnan'daki evimde olmuştur.
1993 yılı Martında ateşkes ilan ederken PSK Başkanı Kemal Burkay da yanımızdaydı, o da ateşkese destek veriyordu, o gün aramızda birlikte hareket etmek için Kemal Burkay'la birlikte hareket etmemiz için bir protokol imzaladık. Bu protokol halen geçerlidir.
SORULDU: 1993 seçimlerinde HEP, SHP ile ittifak ederek seçimlere girdi, seçimler sonucunda 20'den ziyade HEP kökenli milletvekili parlamentoya girdi, HEP kökenli milletvekili adaylarının sizin tarafınızdan tespit edildiği ve tespit edilen adayların milletvekili olduğu konusunda ne diyorsunuz?
CEVAP: HEP'le SHP'nin ittifak ederek seçimlere girmesini fiilen destekledim. Bildiğiniz gibi SHP, Cumhuriyet Halk Partisinin mirasını almıştır. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin en köklü partilerinden biridir. Kürt meselesini bu partiyle çözebiliriz diye düşündüm. Esasında SHP'nin de Kürt meselesiyle ilgili hazırladığı rapor vardır. Bu sebeple HEP'le SHP'nin ittifak yapmalarını destekledim, ittifakın ortamının hazırlanması için çaba sarf ettim. Dolayısıyla gösterilen HEP kökenli milletvekili adaylarının bir kısmını tanımamakla beraber adayların seçiminde etkili oldum ve seçilenlerin adaylıklarını onayladım. Seçimlerden evvel Zübeyir Aydar, Ahmet Türk, Hatip Dicle, Leyla Zana, Sedat Yurttaş, Sırrı Sakık'la görüştüm. Bunların bir kısmıyla bizzat yüz yüze görüştüm. Yüz yüze görüştüğüm kişiler arasında Leyla Zana, Ahmet Türk, Sedat Yurttaş, Zübeyir Aydar vardır. Diğer milletvekili adaylarıyla telefon ile görüştüm. Yüz yüze görüşmeler Suriye ve Lübnan'daki evimde olmuştur.
Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığı zaman Kürt milletvekilleri de meclise kendi kıyafetleriyle gelmişlerdi ve kendi dilleriyle Úkonuşuyorlardı. Esasen bunların çoğu Türkçe'yi bilmiyordu. Ben o zaman seçilen milletvekillerine meclise kendi kıyafetlerinizle gidebilirsiniz. Mecliste Kürtçe konuşabilirsiniz, yani Kürt olduğunuzu belirtebilirsiniz şeklinde talimat verdim, daha sonra onlara böyle bir görüş ilettim. Yoksa kesin kes yemin merasiminde şu işleri yapacaksınız diye talimat vermedim.
SORULDU: HEP-SHP ittifakında SHP adına kimlerle konuştunuz ve konuşmalar sırasında SHP tarafından size bazı vaatlerde bulunuldu mu?
CEVAP: HEP-SHP ittifakında SHP'lilerle görüşmeleri HEP'e bırakmıştım. SHP adına görüşmelerin kimler tarafından yapıldığını bilemiyorum. Yapılan görüşmelerde vaat edilen menfaatler partinin yani SHP'nin içinde kalın, konuyu bizim partinin görüşlerine göre çözelim şeklindeydi. Sanırım hükümet olduklarında HEP kökenlilere bakanlık veya HEP'e genel müdürlükler verilmesi vaat edilmişti.
asli gibidir.
H.A Nasnamenews
Yorumlar (15 gönderildi):
kurde be deng
..
14 Aug, 2008 02:47:58
Acaba diyorum bunlari okuyan herhangi bir Kürd utanmadan durabilirmi..en güzel evladini özgür bir kürdistan icin sehit veren bir anne ne düsünüyor..?
yada APO müridleri , hic bir kötü muameleye maruz kalmadan , (iskence vs) bir "lider" nasil bu kadar düsebilir ve korkak olabilir.. U T A N I Y O R U M...
yada APO müridleri , hic bir kötü muameleye maruz kalmadan , (iskence vs) bir "lider" nasil bu kadar düsebilir ve korkak olabilir.. U T A N I Y O R U M...
Delil dersimi
..
14 Aug, 2008 03:08:08
apocu sürekasina sorsaniz,bu itirafcinin yaptigi itiraflar muhatap alinma adina yapilmistir diyecek.
itirafciligib adi olmus muhataplik
itirafciligib adi olmus muhataplik
seyit dersimi
..
14 Aug, 2008 07:32:12
Apo bu itiraflari yapti da ne oldu?
1-Apo ve O`nu izleyen PKK yonetimi ideolijik ve politik olarak Turk devletinin dumen suyuna girdi.
2-PKK ,Tc elinde rehine olan Apo sayesinde Kemalizmi ve uniter devlet modelini savunuyor.Misak-i Milliyi ve bir butun olarak Turk Egemenlik Sistemini benimsiyor.
3-Kandil daginda 3-5 bin kisiyi kuluckaya yatirarak ve en gereksiz -en hazirliksiz, psikoljik olarak en kotu zamanda kiymetli genclerimizi TC nin pusuda bekleyen Turk savas aparati onune olume surerek, tc `ye Guneye de yerlesme firsati yaratti ,yaratiyor.
4-Apo`nun teslim olmasi ,itirafciligi secmesi Kurd tabaninda buyuk bir umutsuzluk yaratmis,somurgeci fasist Tc devletinin yenilemeyecegi imaji kitlelerin hafizasina kazinmistir.
5-Kurd Sorununda ,siyasi ,kulturel,diplomatik gibi mucadele yontemleri terk edilmis ,sorun , Apo`nun burun akintisina ,balgamina,zehirlenmsine ,sac kesimine indirgenmis.Apo ve surakasi Kurd halkinin zamanini calmistir.
6-1.ci ve 2.ci "baris gruplari" denen teslimiyet gruplari ile onlarca gerilla ve politikaci tc`ye teslim edildiler.
7-Surgunde Kurdistan Parlamantosu,TC turizmini boykot komiteleri fes edildiler.
8-Adina "baris ve diyalog icin geri cekilme" denip gerillar sinir otesine(Kandil) cekildigi siralarda hudutlari ve gecis noktalarini tutan Turk Silahli Kuvvetleri 500`u askin gerillanin infazini gerceklestirdi.
9-Gerilla savasi denen savas, tek bir karargahtan yani Imrali-Genelkurmay tesislerinden duruma gore "savas" baslatiliyor ve bitiriliyor.
Imrali`da bulbul gibi oten Apo " 1 haziran 2004`ten sonra uzerlerinize gelirlerse ates ediniz" talimatini avukatlari daha dogrusu kuryeleri araciligliyla veriyor.!
Yureginde en ufak bir Kurdistan ozlemi duyan herkes bu gidisata dur demelidir.
Zararin neresinden donulurse donulse yine de kardir.!
1-Apo ve O`nu izleyen PKK yonetimi ideolijik ve politik olarak Turk devletinin dumen suyuna girdi.
2-PKK ,Tc elinde rehine olan Apo sayesinde Kemalizmi ve uniter devlet modelini savunuyor.Misak-i Milliyi ve bir butun olarak Turk Egemenlik Sistemini benimsiyor.
3-Kandil daginda 3-5 bin kisiyi kuluckaya yatirarak ve en gereksiz -en hazirliksiz, psikoljik olarak en kotu zamanda kiymetli genclerimizi TC nin pusuda bekleyen Turk savas aparati onune olume surerek, tc `ye Guneye de yerlesme firsati yaratti ,yaratiyor.
4-Apo`nun teslim olmasi ,itirafciligi secmesi Kurd tabaninda buyuk bir umutsuzluk yaratmis,somurgeci fasist Tc devletinin yenilemeyecegi imaji kitlelerin hafizasina kazinmistir.
5-Kurd Sorununda ,siyasi ,kulturel,diplomatik gibi mucadele yontemleri terk edilmis ,sorun , Apo`nun burun akintisina ,balgamina,zehirlenmsine ,sac kesimine indirgenmis.Apo ve surakasi Kurd halkinin zamanini calmistir.
6-1.ci ve 2.ci "baris gruplari" denen teslimiyet gruplari ile onlarca gerilla ve politikaci tc`ye teslim edildiler.
7-Surgunde Kurdistan Parlamantosu,TC turizmini boykot komiteleri fes edildiler.
8-Adina "baris ve diyalog icin geri cekilme" denip gerillar sinir otesine(Kandil) cekildigi siralarda hudutlari ve gecis noktalarini tutan Turk Silahli Kuvvetleri 500`u askin gerillanin infazini gerceklestirdi.
9-Gerilla savasi denen savas, tek bir karargahtan yani Imrali-Genelkurmay tesislerinden duruma gore "savas" baslatiliyor ve bitiriliyor.
Imrali`da bulbul gibi oten Apo " 1 haziran 2004`ten sonra uzerlerinize gelirlerse ates ediniz" talimatini avukatlari daha dogrusu kuryeleri araciligliyla veriyor.!
Yureginde en ufak bir Kurdistan ozlemi duyan herkes bu gidisata dur demelidir.
Zararin neresinden donulurse donulse yine de kardir.!
kurmanc iste
..
14 Aug, 2008 12:33:45
Ya pek bunlar dogrumudur ? Siz ordaymidiniz Apo oturupta bunlari tikir tikir söyledi ?
zinar
..
14 Aug, 2008 01:32:37
eyy xude ey xude sen neden bu insanlari yarattin.kürdün kaderimi böyle kör müridlerle olmasi kurmanc iste mahlasli ve ona benzer kürdler yüzünden degilmidirki bu Apo belasi evimizi veran etti.
lo ben ne diyem artik.adamin ismi imzasi var belge deniyor bu adam cikmis bunlar dogrumudur diyor sonrada siz ordamiydiniz diyor.ben ne diyem ..
lo ben ne diyem artik.adamin ismi imzasi var belge deniyor bu adam cikmis bunlar dogrumudur diyor sonrada siz ordamiydiniz diyor.ben ne diyem ..
Delil Dersimi
..
14 Aug, 2008 01:41:36
kurmanc adindaki bir türlü gaflet uykusundan uyanamayan mürdilerin haline baktikca,itirafci aponun neden asilamadigini cok iyi anliyorum.
kurmanc bu yazilanlar,kamera ile kayit altina alinmis,resmi olarak yaziya dökülmüs,öcalanin kendi verdigi iafedelerdir,altinda öcalanin bu ifadeyi kabul ettigine dair imzasi var.
bunlar resmi ifadelerdir be kardesim.
cevat soyasalin bu ifadeler neticesinde yakalanip türkiyeye götürldügünü her kes biliyor.
sizin günesimiz dediginiz itirafci öcalan ,megerse günesin bir yansimasi imis,ve bu yansimaninda belli bir zamandan sonra kayboldugunu ne zaman göreceksiniz.
bu ifadelerden dolayi avrupa insan haklari mahkemesi öcalanin davasini reddetti,avrupa insan haklari mahkemsinin davayi reddetme gerekcesinde öcalanin siyasi bir mahkum degil,itirafci oldugu bariz bir sekilde aciklanmisti.
avrupa insan haklari mahkemesinin kararini arsivimde bulamadim,bu karari bulursam buraya asacagim.
yani öcalanin itirafciligi resmen avrupa insan haklari mahkemsince tescil edilmistir.
sen yorma kendini,biliyorum hepiniz bu günes dediginizin,aslinda günesin bir yanismasi oldugunu ögrendiniz,ve hayal kirikligi yasadiniz,bu hayal kirikligini size yasatan öcalanin kendisidr.
öcalanin itirafciligini bile bile ondan kopmanin zor oldugunu biliyorum.
ama sizde artik uyanip ve bu gercegi kabul etmek zorundasiniz.
ben bir kac ay önce öcalanin itirafciligi ortaya ciktikca,karsimiza en az öcalan kadar büyük bir tehlikenin cikacagina hep isaret ettim,buda hayal kirikligi yasayacak apocularin terapi ve rehabilite sorunlari olacagini,öcalanin itirafciligi ortaya ciktikca apocular hayal kirikligi yasayacaklari ve bunlar icin rehabilitasyon merkezlerinde yer ayarlanmasi gerektigini hep söyledim durdum.
avrupadaki derneklerin böyle bir calisma baslatmasi gerektigini,derhal terapi merkezleri ayarlanmasi gerektigini,hayal kirikligina ugrayan apocularin intihar bile edecegini yazmis durmustum.
netice itibariyla gecenlerde kendini yakma olaylari oldu.
öcalan basini bu yakma olayini öcalanin saclari kazitildigi icin diye mansetler atsada,aslinda bunun böyle olmadigini biz biliyoruz.
tam aksine bu yakma olaylari öcalanin itirafciliginin ortaya cikmasi sonucu hayal kirikligina ugramanin bir sonucudur.
öcalan körü,körüne bagliligin sonuclaridir bunlar.
umarim akademisyenlerimiz,ve bilim adamlarimiz bu konuya duyarli olurlar
kurmanc bu yazilanlar,kamera ile kayit altina alinmis,resmi olarak yaziya dökülmüs,öcalanin kendi verdigi iafedelerdir,altinda öcalanin bu ifadeyi kabul ettigine dair imzasi var.
bunlar resmi ifadelerdir be kardesim.
cevat soyasalin bu ifadeler neticesinde yakalanip türkiyeye götürldügünü her kes biliyor.
sizin günesimiz dediginiz itirafci öcalan ,megerse günesin bir yansimasi imis,ve bu yansimaninda belli bir zamandan sonra kayboldugunu ne zaman göreceksiniz.
bu ifadelerden dolayi avrupa insan haklari mahkemesi öcalanin davasini reddetti,avrupa insan haklari mahkemsinin davayi reddetme gerekcesinde öcalanin siyasi bir mahkum degil,itirafci oldugu bariz bir sekilde aciklanmisti.
avrupa insan haklari mahkemesinin kararini arsivimde bulamadim,bu karari bulursam buraya asacagim.
yani öcalanin itirafciligi resmen avrupa insan haklari mahkemsince tescil edilmistir.
sen yorma kendini,biliyorum hepiniz bu günes dediginizin,aslinda günesin bir yanismasi oldugunu ögrendiniz,ve hayal kirikligi yasadiniz,bu hayal kirikligini size yasatan öcalanin kendisidr.
öcalanin itirafciligini bile bile ondan kopmanin zor oldugunu biliyorum.
ama sizde artik uyanip ve bu gercegi kabul etmek zorundasiniz.
ben bir kac ay önce öcalanin itirafciligi ortaya ciktikca,karsimiza en az öcalan kadar büyük bir tehlikenin cikacagina hep isaret ettim,buda hayal kirikligi yasayacak apocularin terapi ve rehabilite sorunlari olacagini,öcalanin itirafciligi ortaya ciktikca apocular hayal kirikligi yasayacaklari ve bunlar icin rehabilitasyon merkezlerinde yer ayarlanmasi gerektigini hep söyledim durdum.
avrupadaki derneklerin böyle bir calisma baslatmasi gerektigini,derhal terapi merkezleri ayarlanmasi gerektigini,hayal kirikligina ugrayan apocularin intihar bile edecegini yazmis durmustum.
netice itibariyla gecenlerde kendini yakma olaylari oldu.
öcalan basini bu yakma olayini öcalanin saclari kazitildigi icin diye mansetler atsada,aslinda bunun böyle olmadigini biz biliyoruz.
tam aksine bu yakma olaylari öcalanin itirafciliginin ortaya cikmasi sonucu hayal kirikligina ugramanin bir sonucudur.
öcalan körü,körüne bagliligin sonuclaridir bunlar.
umarim akademisyenlerimiz,ve bilim adamlarimiz bu konuya duyarli olurlar
Nemirdani
..
14 Aug, 2008 02:04:30
Ne direnmeymis bee..
Apo cu ruh denilen sey aslinda emek hirsizligi sahtekarlik ve itirafciligin ta kendisidir..
iste ucuz kahramanlik budur!!!
ITIRAFCI RUHUNU TA$IMAK ISTEYENLER APOCU OLUNUR...
Keke nemirdani mümkün se yorumlarinizi kücük harfle yapiniz .tesekkürler..Nasnamne
Apo cu ruh denilen sey aslinda emek hirsizligi sahtekarlik ve itirafciligin ta kendisidir..
iste ucuz kahramanlik budur!!!
ITIRAFCI RUHUNU TA$IMAK ISTEYENLER APOCU OLUNUR...
Keke nemirdani mümkün se yorumlarinizi kücük harfle yapiniz .tesekkürler..Nasnamne
kurmanc iste
..
14 Aug, 2008 02:21:10
"resmi ifadelerdir" çok komiksin bay çok bilmis delil dersimi. Turk resmiyeti ne zamandan beri dogrulari söyledi. Apo'ya karsi olsun kabagi bile salatalik yerine yersiniz. Ben kaset görmedim. Apo'nun imazsi varmis ? Ne zamandan beri bu ciddiyeten inaniyorsunuz beyler. Imza kopyalamak kolay degilmidir. Ne ise bosu bonusa sizinle tartismak. Simdi ne desem sas, çunku öcalan'a kusku hakkini taniyorum. Ben simdi burda o'na bu hakki tanimsaydim beni taktir ederdiniz. Olsun anlaysiniz oyle olsun. Bu "resmi ifadeleri" oldugu gibi kabul ederim. Kurdistan'da kurtulmus olur. Aksam hepinizi davet ediyorum bunun serefine parti veriyorum.
smail
..
14 Aug, 2008 03:14:54
kurmanc derdin ne senin? neyi kurtarmaya calisiyorsun. hersey ap acik ortada degilmi? bu itraflarin altinda ocalanin imzasi yokmu? tabi sen simdi cikip imzayi ilac etkisi altinda iradesi disinda atmis diyeceksin. geeec bunlari kardesim geeec ne kendini ne de bizi yor.
..
14 Aug, 2008 03:17:53
'kurmanc işte' nikli arkadaşın nikine dikkat etsin.kendi milletini aşagılayarak ne yapmaya çalışıyor. aponun sorgudaki lafları onun, ona yardım edenleri deşifre ettigini gösteriyor.ayrıca kürt davası için harıl harıl çalışan kürt önderlerini sevmedigi görülüyor.bir zamanlar bagımsızlık ugruna milleti daga çıkardı
şimdi demokrasinin gelişmesinde rol oynamak istedigini söylüyör.hani bagımsız kürdistan.madem bunun zor oldugunu anladın niye pkk nin kendini fes etmesini buyurmuyorsun.kendini yakan insanlar aponun düştügü hali görselerdi bunun ona degmiyecegini anlayacaklardı.apo, seyh saitlerden, ferzendedelerden, seyit rızalardan, cemilo çettolardan, mele mıstefalardan.... utansın.ne diyeyim.biz onların gençligiyiz.onun gençligi ancak kürdistan degil apo endeksli.hiçbir eylemde görmedim ki bunlar kürdistan bayragı açsın.apo ve pkk bayragı açarlar.bunların sevdası bu yönde.yukardaki kurmanc işte nikiyle kürdü aşagılaya
şimdi demokrasinin gelişmesinde rol oynamak istedigini söylüyör.hani bagımsız kürdistan.madem bunun zor oldugunu anladın niye pkk nin kendini fes etmesini buyurmuyorsun.kendini yakan insanlar aponun düştügü hali görselerdi bunun ona degmiyecegini anlayacaklardı.apo, seyh saitlerden, ferzendedelerden, seyit rızalardan, cemilo çettolardan, mele mıstefalardan.... utansın.ne diyeyim.biz onların gençligiyiz.onun gençligi ancak kürdistan degil apo endeksli.hiçbir eylemde görmedim ki bunlar kürdistan bayragı açsın.apo ve pkk bayragı açarlar.bunların sevdası bu yönde.yukardaki kurmanc işte nikiyle kürdü aşagılaya
smail
..
14 Aug, 2008 03:36:57
kurmanc iste. hala aponun neyini kurtarmaya calisiyorsun. hersey ortada. sen cikip ocalanin mahkemede kameralara bakip bana ne kotu laf soylendi ne de iskence yapildi laflarinida kesin dublajdir diye yutturmaya calisacaksin. ocalanin yazili ifadeleri avrupa konseyi iskenceye karsi komisyona verilmistir yine ayni komisyon ocalanin durumunu gunluk izlemektedir. bosuna ugrasma tc yalan soylese bile avrupa komisyonu yalan soylemez.
Bedran Kürt
..
14 Aug, 2008 06:49:11
Apo yakalanınca ne derece cüceleştiğini(Osman Ö. da aynı karakterdedir, hatta daha korkak ve rezildir) hepimiz gördük. Duyduk demiyorum, gördük diyorum tabi sözüm körleşmemiş ve hafızasını yitirmemiş olanlara. Yakalandığı andan itibaren, mahkeme savunmalarına dek herkesin izlediği fotoğrafları ve tv görüntülerini hatırlayalım. Onbinlerce insanın ölümüne neden olan -ki bunların çoğu Kürt gerillaları ve sivil insanlarıdır- bu adam hala lider havalarındaysa işte bu körleşmiş müritleri sayesindedir. Dünyanın hiçbir yerinde bir örgütten bu kadar ayrılma olduğunu sanmıyorum. Ölümü de göze alarak mücadeleye katılan insanlar birkaç yıl içinde Apo ve şürekasının ne mal olduğunu, özellikle 1999'dan sonra fark edince ve ortada Kürdistan, devrim diye bir mücadelenin olmadığını anlayınca ayrılmış, kurtulabilen kurtulmuştur. Hala değişik riskleri olduğu için kurtulamayan, bunun yolunu bulamayan birçok militan vadır.
Lideri korkak, düşkün bir itirafçı olan, bağımsız bir ülke ve bir devrim hedefi kalmamış bir örgütte yer almak, anlamsız bir savaşta ölmek bir değer ifade etmez. Ama Aziz Nesin'in dediği oranda aptal Türkler kadar aptal Kürtler de vardır maalesef ve bunlar sözde mücadele ettikçe Apo ve şürekası da kan üzerinde politika yapmaya devam edeceklerdir. Nereye kadar, tabi tüm despotların tarihte eninde sonunda ne mal olduğunu en aptal insan bile gün gelmiş anlamıştır ama bu müritlerin bir bölümü hala bu aşamadan uzaklar.
Lideri korkak, düşkün bir itirafçı olan, bağımsız bir ülke ve bir devrim hedefi kalmamış bir örgütte yer almak, anlamsız bir savaşta ölmek bir değer ifade etmez. Ama Aziz Nesin'in dediği oranda aptal Türkler kadar aptal Kürtler de vardır maalesef ve bunlar sözde mücadele ettikçe Apo ve şürekası da kan üzerinde politika yapmaya devam edeceklerdir. Nereye kadar, tabi tüm despotların tarihte eninde sonunda ne mal olduğunu en aptal insan bile gün gelmiş anlamıştır ama bu müritlerin bir bölümü hala bu aşamadan uzaklar.
Munzur mahmutoglu
..
15 Aug, 2008 12:50:35
"m.k ocalan"denen unsur gelmis gecmis en buyuk dusmanidir,harpagos"dan idrisi bitlisin daha namert bir insan.Ben halen umutluyum bedel odeyen aci ceken ama olup bitenleri bilince cikaran yurtseverlerimiz cogaldikca biz bu karanligi asacagiz.Tc denen mogol suruleri bizim basimiza bir devsirmeyi bela ettiler,aci cekecegiz,olecegiz ama karanligida zamani gelince yirtacagiz.Kahrolsun apocu guruh!Yasasin KURDISTAN!!
Kurmanc Kardesim,
..
15 Aug, 2008 04:16:49
Eskiden bende senin gibi bu ihtimali dusundum fakat biiyorsun her hafta avukat gorusmeleri oluyor. Avukat gorusmelerinde Ocalan istedigini soyleyebiliyor, mesela zehirlendigini, sacinin kazitildigini filan fistik fakat her nedense Ocalan bu ifadesini hic inkar etmedi, demekki Ocalan gercekten bu itraflarda bulunmus. Birde Apocular Imralidaki her soyleiklerini emir olarak kabul ettiklerinde aslinda onlarda Ocalanin bu laflari ozgur iradesi ile yaptigini onayliyor demektir. Sana bir soru sende sacini kazittinmi? Kazittiysan demekki Ocalanin imralida soylediklerine inaniyorsun, oyleyse bu itiraflarada inan ve dogru rehabilitasyon merkezine marsh marsh!
adem asa
..
15 Aug, 2008 05:37:22
kürdistan hayaliyle insanları dağlarda öldürten birisinden başka ne beklenirdiki apo ergenekonun kürt ucudur ve 1 numarasıdır verdiği ifadede bunun delilidir kendisine görev verenler yakaladıklarında neler yaptığını sormuş ve cevabını almışlardır halen ergenekonun kürt versiyonuna takılıp kalanlar varsa onların rehabilite edilmesi gerekir bakırköy ve elazığ müsaittir yada aklı başında ruhuspilerle görüşerek kendilerini rehabilite edebilirler yeter artık aklınızı başınıza alın apo ve şürekasından bu halka fayda gelmedi gelmez, kendinize çoluk cocuğunuza ve halkınıza karşı görevlerinizi adam gibi yapın öldürerek, keserek biçerek katlederek bir şey yapamazsınız yaptığınızda apo gibi bir ergenekoncu kalkar sizi ele verir ve perişen eder


