Ölüm Makinası TÜRK KONTR-GERİLASI!..
Serdar ÇELİK, yani diğer adıyla Selahattin ÇELİK tarafından yazılıp, Ülkem Presse yayınevinde ilk baskısı Nisan 1995’de basıldı. Çelik’in bu belgesel çalışması içinde; uzun bir dönem boyunca işlenen faili meçhul olayların hemen hemen tümünü kapsamaktadır. Ancak ne ilginçtir ki; ne bu işin asıl faili TC Devleti, ne karşı olduğunu iddia eden Öcalan’ın Ankara PKK’sı, ne de bu iki tarafın basını yeterince işledi.Üzerinde hiç durmadı. Ve kitap sadece raflarda kaldı.
Ne Selahatttin ne de Serdar’a başvuruldu.
Şimdi biz bu kitabın bir SUÇ DUYURUSU olarak görülmesini tekrar ileri sürüyoruz. Ve sayın ÇELİK eğer bu konuda konuşmak, yazmak ve açılan Ergenekon Hikayesi’ne bir yeni boyut katmak istiyorsa; onu Nasname’ye davet ediyoruz.
Kitap bir belgedir.
Yazar tanıktır.
Belgeleri sunalım.
Tanıklara söz hakkı verelim.
Selam ve saygıyla
Nas-Edi



Yorumlar (3 gönderildi):
Kirli savaşta 'faaili meçhul' (aslında gün gibi aşikar) cinayetlerde hayatını kaybeden insanlara Allahtan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı ve sabırlar dilerim.
Daha önce çeşitli basın yayın organlarında tanık olduğum ve bilgim dahilindeki tüm faaili meçhul cinayetleri anlattım.Krokilerle yerleri gösterdim.Bunlardan birçoğu
göstermiş olduğum yerlerden çıktı.Buna rağmen samimiyetimden hala şüphe edenler var.Artık kimin ne düşündüğü umurumda değil.Ben sadece insani bir görevi yerine getirmeye çalıştım.
Kendimle bir vicdan muhasebesine girdim. Biliyorum hiçbir şey gidenleri geri getirmeyecek. Fakat en azından hiçbir suçun ebediyete kadar gizli kalmıyacağı anlaşılsın.
Suçlular ellerini kollarını salayarak ortalıkta serbestçe dolaşmasınlar. Her suçun bir bedeli vardır gerçeğini öğrensinler ve bir daha aynı suçları işlemesinler.
Nasname'de adı geçen sağlıkçılardan sadece Necati Aydın'ın akibeti hakkında bilgim vardır. Diğerlerini kimlerin katlettiğini tahmin ediyorum fakat tahminle fikir yürütmek doğru olmaz.
Aslında bu cinayetlerin adresi aynı fakat; her cinayet ayrı ekip ve kişilerce işlenmiştir.Amaç aynı, teşkilat aynı...
Necati Aydın ve iki arkadaşı Diyarbakır DGM de yargılanıyorlardı.Bu şahısların mahkemeye sevk edilecekleri bilgisi D.bakır Emn. Müdürlüğü TEM şubede görevli Komiser Numan tarafından JİTEM' e verildi. Muhtemelen bu şahıslar (Necati Aydın,Ramazan keskin ve Mehmet Ay) muhtetemelen mahkemece serbest bırakılacaklardı.
O esnada JİTEM grup Komutanı J.Bnb.Abdulkerim Kırca idi.Komutan bir ekip görevlendirdi.Şahıslar mahkemeden çıktıktan sonra alınıp JİTEM' e getirileceklerdi.Ertesi gün ekibe emir verildi.
Bu ekipte; ben,Oğuz astsubay kod Nuri Ateş, Şehmuz kod J. uzm.Çvş Yüksel Uğur, Cemal kod sivil memur ve itirafçı Kemal Emlük, işçi kadrosundaki Hasan Adak,Uzm. Çvş Abdulkadir Öztürk
görevlendirildi.İki araçla DGM savcılığı binasının yakınına gittik. Beklemeye başladık. Bir süre sonra Necati Aydın,Mehmet Ay ve Ramazan Keskin Mahkemeden çıkıp, bulunduğumuz yöne doğru geldiler. Yüksel Uğur ve Nuri Ateş şahıslara giderek (ellerinde telsiz vardı) ''emniyete kadar gideceklerini, bir evrak unuttuklarını ' söylediler. Şahısların koluna girerek JİTEM arabalarına bindirdiler.
O esnada Nöbetçi polisler sadece bizi seyrediyorlardı. Herhangi bir müdahelede bulunmadılar.Necati ve arkadaşları da itirazda bulunmadan araçlara bindiler.
Onları Saraykapı'daki JİTEM karargahına getirdik.Hücrelere alındılar.
Bir iki gün işkenceli sorgu sürdü.Bu şahıslar hakkındaki istihbari bilgileri,sivil memur ve itirafçı Serpil Toprak veriyordu.Necati ile bizaat ben ilgilendim.Onunla başbaşa kaldığımda bildiklerini anlatmasını ve dayak yememesini tavsiye ettim.İşkence görmesini istemiyordum.Neden olduğunu bilmiyorum fakat ona kanım ısınmıştı.Efendi bir duruşu vardı.Necati ikna oldu ve bildiklerini anlattı. Böylece işkenceden kurtulmuştu.Sorular daha çok SES(sağlık Emekçileri Sendikası) hakkındaydı.İstenilen bilgiler alındıktan sonra Şahıslar arabalara bindirilerek Silvan istikametine gittik.
Kağıtlı karakolunu geçtikten sonra bir dere içerisinde araçları yoldan araziye sürdük.Diyarbakır-Silvan karayolundan 200-300 metre uzaklaştıktan sonra arablar durduruldu. Necati ve arkadaşlarının gözleri ve elleri bağlıydı.Onları arabalardan indirerek biraz ilerideki araziye götürdük.Çevrede kimsenin olmadığından emin olunduktan sonra başımızda ki JİTEM komutanı şahısları yere diz üstü oturtmamızı istedi.Şahıslar yanyana birer metre aralıklarla yere diz çöktürüldü.Binbaşı Abdulkerim Kırca belinden tabancayı çıkrarak( sanırım kendisinin zimmetli tabancası değildi.Ayrı bir tabancaydı) arkadan Necati ve diğer gençlerin ensesıne birer el atei etti.Gençler cansız yere yığıldılar.Alınlarından kan fışkırıyodu.Bu manzara karşısında en cani insanın bile tüyleri diken diken olurdu.İnfazdan sonra komutan Kırca bize emir vererek onları toprağa gömmemizi istedi.Beraberimizde getirdiğimiz küreklerle üzerlerine toprak atıp oradan uzaklaştık. Arabalara binip Jİtem' e gittik.
Böyle bir olaya tanık olduğum ve katıldığım için kendimi asla ve asla affetmeyeceğim.Allah ve O gençler affetse bile...O manzarayı hatırladıkça kendimden ve tüm JİTEM'cilerden nefret ediyorum.
JİTEM' e girmeme sebep olanlardan daha çok nefret ediyorum.
Yukarıda anlattığım olaya karışanlar;JİTEM grp komutanı binbaşı Abdulkerim Kırca,Tim komutanı yüzbaşı Tunay Yanardağ,Uzm.Çvş. Yüksel Uğur,Astsb.Nuri Ateş,Ben,Kemal Emlük, Hasan Adak, Uzm. çvş.Abdulkadir Öztürk.
Tahminleriniz de onemlidir.
Bu cinayetlere iliskin Kek Serdar Celik`in aciklamalari elbette var ve kendi bazinda oneme sahip.
Ancak Kek Serdar`in bilgi kanallari ile sizinkiler farkli.Kek Serdar yuzlerce Kurd insaninin katlinin her birinin onlarca dosya tutarak ayrintisini bilemez.Dolayisiyla sizin vereceginiz ya da duzelteceginiz en ufak ayrintilar cok onemli.Unutmamak lazim "Seytan ayrintida gizlidir".
Isim isim belirtebilir misiniz?
Tabii tahmin cercevesi icinde!
Pir Spas,
Yorum yaz