Anasayfa | Türkçe | Osman Doğan:Çatı Partisi veya Teslimiyet Projesi !

Osman Doğan:Çatı Partisi veya Teslimiyet Projesi !

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Çatıcılar!..

Diyarbakır’daki konferansta alınan kararlar tam anlamiyle bir teslimiyeti ifade etmektedir. Birkaç iyiniyetli konuşma dışındaki belirlemeler ve tespitler tamamiyle ilhak olmaya yöneliktir. Tespit edilen en önemli husus,onlara göreçatı partisi girişimidir.Bu proje geçiktiği için özeliştiri verilmektedir. Bu özeliştiri Kürd halkına yapılmıyor.

 

 

 

Kürd siyasi gücü ve önderliği Kürd halkının önüne aslında çok eski olup sanki yeniymiş gibi bir hedef koymuştur. HEMDE STRATEJİK BİR HEDEF.Bu projenin en az 15 yıllık geçmişi vardır.Hatta daha da gerilere yetmişli yıllara dayanmaktadır. Günümüzde ise bu proje acil ve stratejik olarak Kürd halkına dayatılmaktadır.

Nedir bu proje? KÜRD ve Kürdistan sorununu sulandırmak, bütün dünya uluslarının sahip olduğu haklardan mahrum bırakmaktır. Kürdlerin Bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin içini boşaltmaktır. Kürdlerin Yurtseverlik duygularını yok etmektir.Eskiden beri yurtseverlik kelimesini ağzlarından düşürmeyenler,bugün buna karşı çıkarak muhatabı olmayan barış- marış diyerek teslimiyeti meşrulaştırmaktadırlar.Ulusal değerleri yavaş yavaş terk etmektedirler.

Bu projenin somutlaştırılmış biçimi Çatı partisi çalışmalarıdır. Başka bir deyişle birlikte yaşam-birlikte çözüm projesidir. Peki kimlerle beraber yaşamak? Eğer sözü edilen türk milleti ise, üzülerek belirtmeliyimki öyle bir irade gözükmemektedir.Türklerin hangi örgütsel,kurumsal yapıları özgür,eşit ve hakkaniyet temelinde birlikte yaşamayı önerdi de biz olmaz dedik? Yada bunu savunan beylerimiz bir şeyleri biliyorlarda biz mi göremiyoruz.? Türklerde böyle bir irade görülmediğine göre acaba bu sorumluluk ve görev Kürdlere mi yüklenmek isteniyor? Kürd siyasi önderliği durumunda bulunan partinin 13-14 temmuzda Amed’de düzenlediği konferansta bu proje daha da netleştirildi. 20 temmuzdaki 2.olağanüstü kongre ile Ankara’da egemen güçlere bu proje takdim edildi. Türk halkında böyle bir irade belirmediğine göre muhatap devlet güçleri ise durum çok sinsi ve tehlikelidir.

Diyarbakır’daki konferansta alınan kararlar tam anlamiyle bir teslimiyeti ifade etmektedir. Birkaç iyi niyetli konuşma dışındaki belirlemeler ve tespitler tamamiyle ilhak olmaya yöneliktir. Tespit edilen en önemli husus,onlara göre çatı partisi girişimidir.Bu proje geçiktiği için özeliştiri verilmektedir. Bu özeliştiri Kürd halkına yapılmıyor. Peki özeleştiri kimlere veriliyor? Malum güçlere tabiî ki. Deniliyorki bize emredilen ve sunulan birlikte yaşam-birlikte çözüm önerisini tam uygulayamadık.Bundan sonraki en can alıcı ve ivedilikli çalışmamız ile mücadelemiz bu olmalıdır.Diğer tüm sorunlar onlara göre ikincildir.

Diyarbakır’daki toplantının en önemli amacı da bu projeye uygun bir kadro yapısı oluşturmaktı. Sanırım bu amaca ulaşıldı. Yeni yönetim tamamiyle buna göre dizayn edildi. Bakın 30.07.2008 tarihli Gündemdeki köşesinde Delil Karakoçan diyorki:

1-Kürt demokratik güçlerinin (siyasi parti,sivil toplum örgütleri,yerel yapılanmalar,tüm konfederal yapılanmalar)yeni bir bakış açısına,bu doğrultuda zihniyet devrimine ihtiyaç var

2-Bu güncel ihtiyaç,kadro ve sevenlerinin Öcalan karşısındaki duruşunu netleştirdiği oranda karşılanacak;muğlak,belirsiz ve etkisiz kaldığı oranda da sorun devam edecek. . 3-Öcalan’ın Türkiye toplumu ve demokrasi için önemini anlatacak kadrolar ve kadroların eylemi gerekiyor.

4-Bilim aydınlanma amaçlı oluşturulacak akademiler stratejik bir çalışma ise,Türkiye toplumu ve ilerici aydın kesimiyle kurulacak ilişkiler de o kadar stratejiktir.belirleyicidir,bundan kaçınılmaz.

Bunu açmaya hiç gerek yok. Çünkü her şey yeteri kadar açık ve ortadır.Yukarıdaki belirlemeler de gösteriyorki bundan sonraki süreç Kürdler için daha sancılı ve acılı geçecektir. Kürdlerin egemen gücü de yeni stratejini belirlemiştir.1975-1978 dönemine denk gelecek bir kadro yaratma çabası en şiddetli bir şekilde devam edecektir.Misaki milli sınırları dahilinde Kürdlerin asimilasyonu ve entegrasyonu stratejisi yürürlüğe girmiştir.

20 temmuz Ankara’daki kongreye damgasını vuran en önemli özellik ne oldu dersiniz?Bence TC egemen güçlerine sadakat ve bağlılık yemini edildi. Kürtçe şarkılarla,Kürdi renklerle, Kürd diliyle sisteme bağlıyız denildi.Artık Türkiye’nin birliğini tartışmıyoruz denildi.

Şimdi bu ne anlama geliyor? Biz siyasi irade olarak celadımıza aşığız,biz siyasi irade olarak işkencecimize hayranız,biz siyasi irade olarak köle ruhluyuz demektir. Barış adı altında Kürdlere hergün teslimiyet dayatılmaktadır.Barış, en çok Kürd ulusu için gereklidir. Ama nasıl bir barış? Barış;eşit haklara sahip olunursa,ulusal ve demokratik haklar özgürce yaşanabilinirse anlamlıdır.Muhatabı olmayan,içeriği boş bir barış söylemi Kürdlere sadece enerji ve zaman kaybettirir.Kürdleri yurtseverlik duygularından uzaklaştırır.Belki de istenen budur. Sanki mezopotamyadaki bütün milletlerin ulusal ve demokratik haklarını kürdler gasp etmişler de barış isteminde ısrar ediyorlar. Halbüki asırlardır mağdur olan kürdlerdir,dünya kadar bedel ödeyen de Kürtlerdir.Fol yokken, yumurta yokken bu telaş,bu teslimiyet neden? Bir ‘kıl’için yığınları sokağa döken irade,ulusal ve demokratik haklar söz konusu olunca teslimiyeti önermekte,hatta dayatmaktadır.Bu amaçla günlerce kongre üzerine kongre,seminer üzerine seminer düzenlenmektedir.

Türk halkı cephesinde birlikte yaşam-birlikte çözüm,barış ve ortak parti gibi istemler henüz gündemde değildir.Kürdistanı sömürgeleştiren kendi egemen gücünü barışa zorlayacak bir istemi, bir mücadelesi de ufukta gözükmemektedir türk halkının.Bu halkta böyle bir irade görülmediğine göre,birlikte yaşamayı,ortak partiyi devletle yapmayı düşünüyor olabilirler.Partner, devletin yöneticileri ve sahipleridir herhalde.Türklerde böyle bir irade olmadığına göre, bayram değil,seyran değil Kürd halkının ulusal ve demokratik mücadelesinin ateşini söndürmek,mücadeleyi nadasa bırakmak neden?Çatıyla,zeminle,duvarla Kürdlerin yurtseverliklerini yok edeceğinize inanıyoysanız aldanıyorsunuz.Kürdler bu duruma halay çekerek,saç kazıtarak gelmediler.Can vererek,kan dökerek,zindanlara düşerek,yerlerini yurtlarını terk ederek,sürgünlük yaşayarak belli kazanımlar elde edebildiler.Kısacası büyük bedeller ödediler. Kendi kişisel kariyerleriniz için,bulunduğunuz mevkiler uğruna bunu tersyüz etmeye çalışmak sizleri hiç mi korkutmuyor?Tarihe verceğiniz hesap sizi endişelendirmiyor mu?Umarım tarih size uygun bir yer bulcaktır.Emin olun o yer efendilerinizin yanı olacaktır.Kürdlerin 40 yıldır bağımsız ve özgür yaşam için verdiği mücadeleyi yok saymak günahtır. Kürdler bunca yıldır kendi partisini, kendi örgütlüğünü oluşturmak için dünya kadar bedel ödedi.Bunca bedellere,bunca mücadeleye hiç mi saygınız yok? Nereden çıktığı belli olan ‘birlikte yaşam-birlikte çözüm’ve’çatı partisi’ gibi sahte projelerle kürdleri kandırmaya ne hakkınız var?

Devrimci,demokrat,yurtsever kürdler bu gibi sahte projelere karşı çok uyanık olmalıdırlar.Devletin Kürdlere dayattığı iki proje ile sonuna kadar mücadele etmk lazım. 1-Çatı partisi,2-islam ortak paydası projeleri ile kürdler sisteme entegre edilmek isteniyor.Birincisiyle demokrat,yurtsever kürdler,ikinci proje ile dindar kürdler sistemin kontrolu altına alınmak isteniyor.Kısacası ikisi de sisteme hizmet etmek için gündemleştirilmiştir.Bunları deşifre etmek,bunlarla savaşmak devrimci,demokrat,yurtsever bütün kürdlerin en acil ve ertelenemez görevleridir.

 

 Osman Doğan

 

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin